Kerametlerinden dolayı kendisine gösterilen ilgiden rahatsız olan Emir Sultan, Gönüller Sultanı Allah Resulü Hz. Muhammed (sav)’in toprağının yolunu tutmuş.
İnsanlardan kaçıp Allah’a yakın olmayı ummuş. Anlatıldığına göre, Kâbe’de Hac ettikten sonra, peygamberimizin kabrinin bulunduğu Medine’ye varıp Seyyid’lere (peygamber efendimizin soyundan gelen kişilere) ayrılan bir misafirhaneye girip bir köşeye hasırını sermiş.
Demişler “Burası Seyyid’lere aittir.” “Ben de seyidim, Hz. Hüseyin’in soyundan geldim” dese de ispat etmesini istemişler. Etrafta tanıdığı olmayınca, delil bulmakta zorlanmış. Sonra “Buldum benim şahitliğimi yapacak birini” diyerek, misafirhane görevlilerinin kendisini takip etmesini istemiş. Mescid-i Nebi'ye gelip peygamberimizin kabrine dönerek “Esselamu âleykum ya ceddî!” deyince, kabirden çok tatlı bir ses duyulur “Ve âleyküm selâm ya veledî!”…
Dudaklar susar, mahcubiyetten başlar eğilir, gönüller konuşur. Gelen, Efendiler Efendisinin emanetidir.
bana bunu hatırlattı, olayın kaynağını bilmiyorum ama bu hep anlatılır.
böyle bi iddiayı insan nasıl atar ortaya, ne diye atar.. saçmalamaya devam k.k
Dilerim derdim affıma vesile olur..
Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..