Bence 5 döneme ayrılmalıydı.
1.Dönem için hazırlık süreci demiş ama yahudiler ile ilişkisini anlayamadım. Sanki yahudiler ile ilişkiye hiç girilmemiş ve ilişki için bir hazırlık dönemiymiş gibi algılanıyor. Halbuki onlar daha Peygamberimiz dünyaya gelmeden O'nu tanıyorlardı ve sabırsızlıkla gelmesini bekliyorlardı. Kendi soylarından gelmediği için O'nun peygamber olduğuna inandıkları halde iman etmemişlerdir. Bunun sebebi kendi ırklarını başka her türlü ırktan üstün görmeleridir. Hatta sadece yahudilerin insan olduğunu söylemektedirler. Bu insanlarla ilişki içinde olmak hiç de sanıldığı gibi kolay değildir.
2.Dönem. Evet sakin geçtiği söylenebilir. Peygamberimizin aleyhisselatu vesselam onlarla anlaşma sulh-barış-beraber yaşama hakkı-vatandaşlık anlaşması adını ne koyarsanız anlaşma yaptığı kısaca adam yerine koyup muhatap olduğu zamandır.
3.Dönem. Yahudilerin Müslümanlara ihanet ettiği, tabiri caizse rahat durmadıkları dönemdir. Uhud savaşında Müslümanlara karşı müşriklerden yana olup açıkça İslam'a savaş açtıkları zamandır.
4.Dönem. Ettikleri haltı yedirme dönemidir. Birçoğu öldürüldü ve etkisiz-güçsüz hale getirildiler.
5.Dönem. Zayıf düşen Yahudiler, Müslümanlara karşı baş kaldıramayacaklarını bildiklerinden başkaldırsalar 4. dönemde başlarına gelenleri bildiklerinden sessiz sedasız Müslümanların hakimiyetini kabul edip oturdular. Dolayısı ile bu son döneme sulh dönemi değil bastırılma dönemi diyebiliriz. Yahudiler tarafından bakarsak eğer mecburi sulh anlaşması diyebiliriz. Eğer bu son döneme bakılarak bir sonuç çıkarılacaksa, Yahudiler eğer güç ellerindeyse zapt edilemezler, kontrol edilemezle. Buldukları ilk fırsatta Müslümanları arkalarından hançerlelrler dolayısı ile bir an evvel birlikleri ve güçleri dağıtılmalı ki onlar ile birlikte yaşanabilsin.Yani eğer zayıf düşerlerse boyun eğerler ve zararsız olurlar.
İkinci meseleye yani Hz. Safiye'ye gelirsek. Hz.Safiyye'nin önceden yahudi olduğu doğrudur fakat yahudi iken Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam ile evlendiği doğru değildir. Hz Safiyye Hayber fethinde esir edilmişti ve cariye hükmündeydi, başkomutan Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam onun sahibiydi. Bu konu ile ilgili aşağıdaki rivayetler yeterli bilgi vermektedir.
-Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hz. Safiyye’ye İslam’ı anlattı ve “Eğer Müslüman olursan, ben seni kendime zevce edineceğim; şayet Yahudiliği tercih edecek olursan seni azat ederim, sen de gider, kavmine kavuşursun!”buyurdu.(Ahmed-i İbn Hanbel, Müsned, c. 3, s. 123.)
-Resûl-i Kibriya Efendimizle bir kerecik olsun görüşüp kendisinden birkaç kutsî kelâm duyan Hz. Safiyye, tercihini doğru yaparak, aynı zamanda kalbinin safiyetini ve derin anlayışını açıkça ortaya koydu: “Yâ Resûlallah! Siz beni İslamiyete davet etmeden önce, konak yerine geldiğimde, Müslümanlığı arzulamış ve seni tasdik etmiş bulunuyordum! Yahudilikle benim hiçbir ilgim kalmamış ve ona artık ihtiyacım da yoktur. Hayber’de de artık ne babam ne de kardeşim vardır! Sen, beni küfürle İslamiyetten birini seçmekte serbest bırakıyorsun! Allah ve Allah’ın Resûlü, bana azat edilmemden ve kavmimin yanına dönmemden daha sevgilidir! Ben onları tercih ediyorum!”(Ahmed-i İbn Hanbel, Müsned, c. 3, s. 123.)
Yazarın ikinci dipnotun son kısmında sanki Müslümanlar'ın bir Filistin sorunu varmış ve sanki Yahudilere düşmanmış gibi bir yorum yapmış. Bu çok yanlış bir düşünce. Bu düşünce Kudüs davası hakkında yazarın yeteri bilgiye sahip olmadığını gösteriyor. Çünkü sorun bizatihi Yahudilerdir. Sorun olarak daha sonradan ne çıkmışsa hepsinin müsebbibi Yahudilerdir. Çünkü Yahudiler Filistin'i işgal etmekle yetinmemiş Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı da işgal etmişler ve onların izin verdikleri dışında giriş çıkış dahi yapılamamktadır. Müslümanlar Mescid-i Aksa'da ibadet etmek için Yahudilerin izin vermesi gerekmekte. Sorun Müslümanların Yahudi düşmanlığı algısı değildir. Sorun Yahudilerin masum Müslümanların suçlu olduğu algısını yaygınlaştırmaya çalışmaktır. En kısa bir tabirle sorun Yahudilerin kahpeliğidir. güç ellerinde bulunduğunda her türlü kahpeliği yaparlar.
Erkeklerin 4 kadınla evlenmesine izin verilmesi Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam için de geçerlidir. O da 4 kadından fazlası ile aynı anda nikah yapmamıştır. 4 kadınla evlenmek meselesi bir erkeğin ömrü boyunca toplamda 4 kadınla evlenebilmesi değil aynı anda en fazla 4 kadınla evlenebilmesidir.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki yazarın Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam'ın bir yahudi ile evlenmiştir demesini hiç de masum görünmüyor.
Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.
Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana