Müslümanlar olarak oluşturmamız gereken muhalefeti, şahısların veya partilerin fevkindeki küfri zihniyetler üzerinde yoğunlaştırmamız ve bu muhalefete, detaysız bir İslam’i içerik kazandırmak gerekir. Diğer beşeri hareketlerden farklı olan islami hareket, batıla muhalefetten veya bâtıla nefretten ziyade, hakka muhabbet temeline dayanan bir harekettir. Mesela Mekke döneminde inen ayeti kerimelerde Lât ve Uzza uzun uzadıya anlatılmamış, islami hareketin temilini bu putlara duyulan nefret değil, ALLAH’a duyulan muhabbet oluşturmuştur. Efendimiz sav’in davet mücadelesi; insanların öncelikle refah seviyelerini değil, dinlerini değiştirmeyi amaçlıyordu. İslamın ilk dönemlerindeki davetini kabul eden nice Müslümanın bu daveti kabul etmekle sosyal durumları değişmemiş veya geçim sıkıntıları giderilmemişti. İlahi davetin tabiatında, davetin kabul edilebilmesi için, dünyevi nimetlerin bir rüşvet gibi ön plana çıkarılması yoktu.
Toplumu ürkütmemek, toplumu dağıtmamak, toplumu cezbedebilmek için “uyarıp-korkutma” prensibine bağlı islami tebliğ “uyarıp-müjdeleme” şekline getirildi. Cenneti kazanmak, oy pusulasındaki cennetliklere! Mühürü basmak gibi kolay bir işti! Genellikle Müslüman olduklarını iddia eden bu politikacıların topluma yönelik dünyevi vaadleri ise dünya yaşantısını adeta cennete çevirecek vaadlerdi. Oysa değil bu toplum, canlarını dişlerine takarak mücadele eden asrı saadet Müslümanları dahi, vaadedilen böylesi refah ve rahatla karşılaşmamışlardı.
Dünya hayatı, imtihan ve meşakkat mücadele hayatıydı....İnsanlara “falanca işin gerçekleşmesi için kaba etinize ekmek bıçağı mı, çuvaldız mı, iğne mi batıralım?” sorusu yöneltilse, meseleyi genellikle bu üç alternatifler ile karşılaşan bu Müslümanlar, alternatiflerin hak mı, batıl mı olduğunu düşünmeden, bu alternatiflerin hangisinin ehven olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Nitekim bu ehven mantığa göre; monarşi yerine oligarşinin, oligarşi yerine demokrasinin tercih edilmesi ve ALLAH uzun ömürler verirse demokrasi yerine de islamın tercih edilmesi düşünülmektedir! Oysa ne bu kadar uzun ömrümüz ne de bu kadar çok seçim hakkımız vardır. Dünyevi kaygılar veya islami beklentiler ile batıl alernatiflerden herhangi birisini ehven mantığı ile tercih etmek, hakkı hak olan islamı tercih dışı bırakmak demektir...Kapitalizm adına Lenin’in çürüyen putlarının kırılması ile, demokrasi adına Türkiye’deki bazı eskimiş putların kırılması arasında önemli bir fark yoktur. Çünkü her iki eylem de, hak adına değil yeni putlar adına gerçekleştirilen eylemlerdir. Yapması gerekenleri yaparak, sakınması gerekenlerden sakınarak kendi kulluk farizasını yerine getirmeyen insanlar, kuracakları parti ile toplumu kurtarmaktan ve pratik düzlemde islami hizmetten bahsediyorsa, bu insanlar apaçık, bir nifak içinde olan münafıklardır.
(İki Fecr Arasından-Notlarım-)