Ey nefsim, tövbende sebat etmeyip isyanına ve keyfî yaşantına döner ve o hâl üzere ölürsen vay senin hâline! Bugün tüm arzularını yerine getirdiğin miden, elin, ayağın ve tüm azaların o gün sana ihanet edecek ve senin aleyhinde şahitlik yapacaklar[1].
Dünyada tuttuğun yaşam tarzına o kadar pişmanlık duyacaksın ki, parmaklarını değil ellerini ısırıp “Keşke Peygamberin yolunu tutsaydım. Yazık bana, keşke falancayı dost edinmeseydim. Kur’ân bana gelmişken o beni ondan saptırdı” diyeceksin[2] peşinden gittiğin önder ve liderlerini, sözlerine uyduğun azgınları cehennemde görür görmez “İşte Allahım, bunlardı beni yoldan saptıranlar. Bunların cezasını kat kat ver” diyeceksin. Ama Allah (c.c.) “(Merak etme), herkese yaptığına göre kat kat azap var” diyecek. Peşinden gittiklerin de sana itiraz ederek, “Senin bir ayrıcalığın yok; çek işte yaptıklarının cezasını” diyecekler[3]. En yakınlarınla karşılaştığında onlar senden kaçacaklar, sen de onlardan: “O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak derdi vardır.”[4] Canın ciğerin olan annen, baban, eşin ve çocuklarından isteyeceksin de, bir tanecik sevabı bile senden esirgeyecekler. Hatta kendilerini kurtarmak için seni feda edecekler.
Ey nefsim! O gün dilindeki en çok sözcük “keşke” olacak: “Keşke dünyada iyi kimselerden olsaydım”, “Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!”[5] Keşke’yi sen daha ölür ölmez diyeceksin. Öldüğünde öbür dünyanın perdesi açılır açılmaz “Vay be, ne kadar da yanlış yapmışım” diye pişmanlık duyacaksın. O gün yüzünü keder bürümüş olacak ve hüzünden kapkara kesilecek[6]. O gün kimileri karanlık olan mahşerde, amellerinin verdiği önlerindeki ve arkalarındaki ışıkla giderlerken sen ve senin gibiler onlara “Bekleyin, ışığınızdan bir parça da biz alalım. Durun, nereye. Biz dünyada sizinle birlikteydik ya... Sizin gibi Müslümanlardık ya…” diyecekler. Ama araya bir set çekilecek ve onlar “Ancak siz kendinizi belaya soktunuz ve boş kuruntularla aldattınız.” diyecekler[7].
O gün hep ölümle birlikte yokluğa karışmış olmayı temenni edeceksin. Kitabın soldan verilince hüzünden eriyecek ve şöyle diyeceksin: "Keşke, bana kitabım verilmeseydi! Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi! Malım bana hiç fayda sağlamadı; saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.”[8] Cehennemde de “Keşke ölseydim, yok olup gitseydim” diyeceksin, ama sana “İstersen bir defa değil defalarca yok olmak iste,(boşuna)” denilecek[9]. Cehennemden çıkmak isteyecek ve belki kabul edilir ümidiyle: “Rabbim! Azgınlığım beni atletti de saptım. Rabbim, beni buradan çıkar. Eğer bir daha o yanlışlarıma dönecek olursam gerçekten zulmetmiş olurum” diyeceksin, ancak “Alçaldıkça alçal orada ve benimle bir daha konuşma” diyecek Yüce Allah[10].
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bkz, Yasin, 15.
[2] Bkz, Furkan:27-29.
[3] Bkz, A'raf, 38,39.
[4] Abese,34-37.
[5] Bkz, Zümer, 58.
[6] Abese, 38-41.
[7] Bkz, Hadid,13,14.
[8] Hakka, 25-29.
[9] Furkan,13,14.
[10] Bkz, Mü'minun, 106-108.
Kaynak: Ve Sana Döndüm / Salih Seçkin
SubHane RabbiyeL aLa...