You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Ortadoğu
ŞEYTANIN İKİ OĞLU-ABD RUSYA VE TERÖR

Etrafımızdaki kuşatmayı yarabilmek için birçok cephede birden mücadele vermek zorundayız. İçeride FETÖ kalleşliği ve PKK kahpeliğini amansız biçimde takip etmek ve bu hainleri bitirmek gibi bir gündemimiz var. Kolay iş değil, yılların yanlışları ve yetersizlikleri ile büyüdüler, yerleştiler, azdılar ve harekete geçtiler. Temizlenmeleri için zaman lazım, sabır gerekli ve kim bilir daha hangi bedelleri ödeyeceğiz.

Suriye bataklığından başımıza yağmur gibi bela yağıyor. Irak'ta IŞİD ve PKK kalleşliği her iki taraftan canımızı yakıyor.hem Suriye hem Irak bu ihanet yuvalarını bitirmek bir mecburiyetindedir Fırat Kalkanı operasyonu ile Cerablus'u temizledik, ama tehdit ve tehlike bertaraf edilmiş değil. Münbiç ve El Bab'ın da mutlaka kontrol altına alınması ve IŞİD'in sınırlarımızdan tamamen defedilmesi gerekiyor. Çok dikkatli bir mücadele yürütülüyor. Biraz yavaş ilerlese ve zaman alsa da bu hedeflere mutlaka ulaşılmalıdır

şu anda terör konusunda kararlılık gösterilmektedir. Türkiye'nin kendi işini kendisinin görmesi,kalleşliğin sahiplerini çok rahatsız ediyor. ABD'nin ipe un serdiğini, rezil tavırlara girdiğini ibretle izliyoruz. Rusya ile tepişmelerinin bizi nasıl etkileyeceğinin üzerinde durulması gerekir şahit olduk ki, şeytanın iki oğlu ABD ve Rusya için IŞİD ve PKK sadece piyondur ve piyonları menfaatlerini korumak için kullanıyorlar. terör örgütleri üzerinden varlıklarını sürdürüyor plan yapıyorlar. Olan bize oluyor, Müslüman kanı akıyor. 

Irak'ın Suriye'den farkı yok. Hatta, PKK kalleşliği önceliklidir.yıllardır buraya ağırlık koyamadık yanlış ve yetersiz politikalar yüzünden kaybeden taraf olduk. Şimdi Musul'un IŞİD'den temizlenmesi için hazırlık yapılıyor.ABD'nin Türkiye'ye biçtiği rolün anlaşılır ve kabul edilebilir hiçbir tarafı yok abd ırakta ve musulda kontrolü PKK ve uzantılarına vermek istemektedir burada abd ile göbeğimizi kesmek zorundayız. Musul'un IŞİD'den temizlenmesi ve hainlerin eline geçmemesi önemlidir. 

Türkiye Irak merkezi hükümetinin Barzani ile işbirliği yapmasından son derece rahatsızdır ve gerginlikler doğmaya başlamıştır. Irak Temsilciler Meclisinin Türkiye ile ilgili kararı düşmancadır. Binlerce kilometre öteden sorgusuz sualsiz ülkelerini işgal edip milyonlarca Irak'lının kanını akıtan ABD dururken, Türkiye'yi işgalcilikle suçlamaları, aslında niye bu durumda olduklarını belgelemektedir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
2.ĶÖRFEZ SAVAŞI EMPERYAL İŞGAL VE SÖMÜRÜ

Bağdat saati ile 20 Mart 2003 05:34’te Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulmuş Çok uluslu Koalisyon Kuvvetlerinin Irak’a askeri harekât başlatmasıyla Ortadoğu‘yu bataklığa sürükleyen ve istikrarsızlığa götüren ilk olay olarak kayıtlara geçen savaş, İkinci Körfez Savaşı, Irak’ın İşgali ve koalisyon ülkelerince Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu olarak da adlandırılmaktadır.

O gece tüm dünya televizyonları  Bağdat’ın Amerikan Savaş Uçakları tarafından bombalandığı anları canlı yayınlıyordu. Irak’lı bir general ”Uçaklar çok yüksekten uçuyorlar, elimizdeki uçaksavarlarla onları durduramıyoruz” dediğinde, bu başlangıcın bir savaş değil, tek taraflı kıyım olacağı anlaşılmıştı.

ABD, İşgalin Amaçlarını;  Saddam Hüseyin rejimini devirmek, Kitle imha silahlarına ulaşmak, Bölgedeki terörist grupları tasfiye etmek, Irak Petrollerini ve enerji yollarını kontrol etmek, Irak’ı Ortadoğu ülkelerine model yapmak gibi gerekçelerle açıkladı.

Karadan Kuveyte giren ABD birliklerinin ilk istikameti başkent Bağdat’tı bombardımandanla birlikte yaklaşık 6 km. uzunluğundaki askeri konvoylarla bağdata giriş yaptılar.hiç bir asker tam olarak ne olduğunu bilmiyor, kimi Bush’un açıklamarını savunuyor, kimileri görev ve iş olarak nitelendiriyordu. Subaylar ikariyerlerinin bir parçası olarak görüyordu savaşı.Sabah 06:00 sularında, Bağdat’ın kuzeyideki Al-Taci havaalanı ele geçirildi. Bu 4.cü piyade tümeninin Irak topraklarındaki ilk resmi göreviydi.

İşgalin ilk ayında Firdevs meydanı olayı patlak vermiştir. 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın Firdevs meydanında dikili Saddam Hüseyin heykeli, ABD ordusuna ait ağır ekipmanlarla devrilmiştir.Iraklılar sevinç gösterileri arasında heykelin başını keserek yerlerde yuvarlamıştır. Bu olaylar Saddam Rejiminin düştüğünü simgelemektedir.

Savaşa 2003 Aralık ayında sekiz ay kaçtıktan sonra Tikrit’te yakalanan Saddam Huseyin’in 30 Aralık 2006 tarihinde idam edilmesiyle devam etti. 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybetti. İnsanlar en ağır işkenceden geçirilip kötü muameleye maruz bırakıldı. ABD her sivili potansiyel bir suçlu gibi görüp, keyfi bombardımanlarla katletti. ABD Bağdat yakınlarındaki, mazlum Iraklılar’a yapılan sistematik işkenceler ve Ebu Gureyb cezaevinde, tarihin sayfalarına alçaklık olarak geçen bir çok savaş suçu işlemiştir.

savaş kaos ve işgalin yanı sıra, aynı zamanda Irak’ta yeni bir süreç başlatmıştır; Mezhep çatışması..Baas rejiminin hakim gücü olan Sünni Araplar, ABD işgali ve sonrasında Irak siyasetinden dışlandılar Şii Araplar ABD ve İran’ın desteği ile politik güç haline geldi. Sünniler ve Şiiler,laik ve liberal siyasi yapılanmalar altında bir araya gelmeye çalışsalar da gerginlik ortadan kalkmadı
Şii Başbakan Maliki‘nin görevde bulunduğu dönemde gerginlik had safhaya tırmanmıştır. Sünniler’e göre, Maliki kendilerini siyasetten dışlıyor ve haklarını görmezden geliyordu.

8 Eylül 2014’te başbakanlık görevine seçilen Ibadi maliki döneminden farksız geçmemekte. Sünni-Şii çatışmasının yanı sıra, Şii-Şii çatışması da körüklenmektedir yaşanan mezhep çatışmalarının yanı sıra, terör örgütü DAEŞ/IŞİD gibi, Irak ve Ortadoğuda faaliyet göstermekte olan örgütler ırakta istikrarı, basireti siyasi dengeleri etkileyen faktörlerden biri olmuştur. İstikrar sağlanamamakla birlikte, her gün onlarca terör ve intihar saldırısı olmaktadır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
MUSUL VE KERKÜK SORUNU

musul ve kerkük konusunda Türk-İngiliz anlaşmazlığına verilen isim Şark Meselesi olarak isimlendirilen, İmparatorluğumuzun parçalanması planlarının bir parçası olup, Musul ve çevresinin anavatandan koparılması ile sonuçlanmıştır.

Musula Abbasi İmparatorluğu’nun kuruluşundan itibaren Türkler yerleşmeye başlamış ve
uzun asırlar çoğunlukta olmuşlardır Musul ve çevresi Büyük Selçuklu Hakanı Tuğrul Bey’in 1055’te Bağdat’a girmesinden itibaren asrımıza kadar Türk bölgesi olarak ve daima Türk hakimiyetinde yaşamıştır

XIX. asrın sonlarına doğru musulda petrol yatakları keşfedilince, çevrenin tarihi stratejik ehemmiyeti arttı ve emperyalizmin kavga hedeflerinden biri haline geldi. İngilizler, Hindistan yolunun emniyeti ve petrol yatakları sebebiyle buraya göz dikmişti. Abdülhamit Han bölge devletin elinden çıksa bile, petrol yataklarında hak iddia etmek için musul sahasını “Mülk-i Şahane” padişahın hususi mülkü haline getirdi Ancak İttihad Terakki hükümeti bu davranışın maksadını anlayamadı Abdülhamit Han tahttan indirildikten sonra 1912 Musul petrol imtiyazını Maliye vekaletine devretti.

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanıp, silahlar bırakıldığında, Türk kuvvetleri Musul’un 30 km kadar güneyindeki Gayyare hattında bulunuyordu. İngilizlerin hedefi Musul olduğu için, mütarekeye rağmen Musul’a girdiler. Türk kuvvetleri Musul’u tahliye etti. İngilizler Musul’un işgalini harp olarak değil,emniyet hareketi olarak yaptıklarını açıkladılar. Bu durumda Musul, Misak-ı Milli içinde kalmıştı oluyordu.Lozanda Musul konusunda İngiltere görüşmeler yapıldı ancak sonuç alınamayınca Lozan Konferansı’nın 23 Ocak 1923 tarihli oturumunda tekrar gündeme getirildi.

İsmet İnönü, Musul’un Türklüğünün anlatarak bir başka ülkeye verilemeyeceğini kesin bir dille ifade etti. İngilizler ve müttefik delegeleri, bölgenin İngiliz himayesinde Irak’a verilmesinde ısrar ettiler. 
Lozan görüşmeleri kesintiye ugradiginda Musul çözülemeyen konular arasinda idi. Türk heyeti Ankara’ya dönünce Meclisde gizli oturum yapildi. Musul üzerinde kararli ve heyecanli konuşmalar oldu. Lozan görüşmelerinde bariş imzalanmiş, ancak Musul meselesi çözülememişti.

Haliç Konferansı sonuç vermeyince mesele Cemiyet-i Akvam’a götürüldü. Cemiyet-i Akvamdan 16 Aralık 1925’te Musul’u Irak’a bırakan ve Irak’ı da 25 sene müddetle İngiliz mandasına veren karar çıktı. Türk delegeleri karar çıkmadan önce toplantıyı ve terk etmişlerdi. Türk Hükümeti, Cemiyet-i Akvam’ın kararını tanımadı İngiliz-Türk münasebetleri gerginleşti; bir sene kadar hiçbir temas olmadı.1926’da Asuri ve Yezidi’ler isyan Güneydoğu’da hudut tecavüzlerine girdiler. Türk hükümeti ciddi bir telkin hareketi ile cevap verdi. İngiltere Hükümeti Türk-Irak hududu için yeniden müzakere istedi. 5 Haziran 1926’da Türkiye, İngiltere ve Irak bir anlaşma imzalayarak, hududu tespit ettiler ve “ Musul meselesi “ ne son verdiler.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
1.KÖRFEZ SAVAŞİ
Irak’ın Yenilmesinin Sebepleri

Savaş başlamadan Irak, dünyanın beşinci büyük kara ordusuna sahipti. Fakat bu durum Irak’ın çok kısa bir sürede yenilmesine engel olamadı. yenilginin en büyük sebebi, ABD ve müttefik ordularının Irak ordularına kıyasla çok üstün olmasıdır. Irak sekiz yıl süren Irak-İran Savaşı’ndan yorgun çıkmış, savaşma iradesi düşük ve klasik piyade savaşına göre eğitilmiş ordulardı ikinci büyük etken İkinci Dünya Savaşı’ndan beri bilinen savaş gerçeğiydi:Müttefikler hava-kara koordinasyonunu gerçekleştirirken Irak güçleri bu avantajdan yoksundu. Çölde saklanamayan ve korunamayan Irak ordusu, müttefik saldırıları karşısında yok oldular.

Irak’ın Yenilmesinin Sebeplerinden biride
vurucu gücü ne olursa olsun, tek bir silaha dayanmanın yarattığı aşırı ve yapay güvenlik duygusudur. Saddam, SSCB’den aldığı Scud füzelerine ve kimyasal ve biyolojik başlıklara güveniyordu. Ancak, füzeler savaş sırasında istenilen başarıyı gösteremedi. Füzeler ABD Patriot Hava Savunma Sistemi ile yok edildi.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
ABDNİN IRAK AMBARGOSU
ABD bu güne kadar 115 ülkeye ambargo uyguladı. hiçbiri Irak’a uygulanan ambargo kadar kapsamlı olmadı.ambargolar sonucunda Irak’ta çocuk ölümleri yükseldi. Bunun nedeni temel gıda maddelerinin eksikliği ve ilaç yetersizliğidir.1996’da BM petrol karşılığı gıda programını kabul etti. Iraka ambargo uygulanmaya başlandı 1997 de ise Irak, temel gıda maddelerini alabilmek için her altı ayda iki milyar dolarlık petrol satışı yapabilecektir.elde edilecek gelirin %30’u ise Körfez Savaşı mağdurlarına tazminat olarak verilecektir 1998 yılında iki milyar dolar, beş milyar dolara çıkarıldı.1999 yılında ambargo kaldırıldı.

Silah Denetimi
Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılmasıyla en önemli problemlerden birisi de Irak’ın sahip olduğu kitle imha silahlarının yok edilmesi yeni üretimlerin engellenmesidir.BM ateşkes ve silahların imhasını öngörmektedir.silahların imha ve denetim işlerini UNSCOM ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı yürütmektedir. Savaştan sonra zayıf düşen Irak, kararı 6 Nisan 1991’de kabul ettiğini BM’YE bildirdi. Irak 31 Ekim 1998’de kendisinden istenilen koşulları yerine getirilse bile ülkeye uygulanan ambargonun kalkmayacağını ileri sürerek UNSCOM ile işbirliği yapmayacağını açıkladı.11 Eylül’ün etkisiyle dünya uluslararası terörizm korkusuyla sarsıldı. ABD, Afganistan’dan sonra Irak’ı işgal etmiş durumda.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
1.KÖRFEZ SAVAŞİ
Körfez Savaşı Sonrasında Türkiye Dış Politikası

1. Körfez Savaşı’nın daha ilk gününden itibaren Turgut Özal Türkiye’nin çatışmaya aktif müdahalesini istedi, bu isteği dış politika bürokrasisi ve ekolü tarafından dirençle karşılandı. Özal istediği adımları atamadı, ancak klasik Türk dış politikasını da önemli değişikliklere uğrattı. statükodan vazgeçmiş görünmüş, Ortadoğu çatışmalarından uzak durma yaklaşımından da tavizler vermiştir.

Türk dış politikası açısından cumhurbaşkanı ile meclis farklı görüşleri savundu.Özal’a göre Türkiye uzun yıllar boyunca çekingenliği ile hep yenilen tarafta yer aldı, şimdi ise kazanan tarafta yer almalıydı Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın Özal’a kızarak istifa etmesi Özalcı yaklaşım ile klasik dış politika anlayışı arasındaki çekişmeyi ortaya koydu.geri çekilen sivil kanat değil, askeri kanat oldu. Menderes ve Demirel’in ordu muhalefeti karşısında çekingen davrandığı ve geri adım attığı hatırlanacak olursa Özal’ın tüm aktörler ve kurumlar karşısında göstermiş olduğu özgüven şaşırtıcıdır.

Özal’ın dış politikada Misak-ı Milli sınırlarını zorlayıcı bir dış politika izledi İsmet inönüye karşıt Atatürkü ise örnek aldı Özal Türkiye’si ‘’bir koyup üç alma ‘’ konusunda hayal kırıklığına uğradı Genel olarak Özal’ın Körfez Savaşı’nda beklentisi Musul petrolleri ve Kuzey Iraktır söylenir.Türkiye’nin güney sınırlarının yapay olduğunu düşünen Özal’a göre 1. Körfez Savaşı Türkiye’ye sınırlarının güneyine inme imkânını sağladı. Zayıflayan Irak sayesinde Türkiye bölgede ekonomik ve kültürel araçları ve Batı’nın desteğini kullanarak etkili olabilirdi.

1.KÖRFEZ SAVAŞİ
Özalın politikası

ABD’nin yeni Irak politikasında aktif rol almak isteyen Özal, Türkiye’nin Ortadoğu’ya yayılmasını istiyordu bu politikalardan Türkiye’nin kazancı şunlar olabilirdi:
 1.Kürt sorununu azaltarak Türkiye’yi güçlendirecek
2.Türkiye’nin güneydeki güvenlik hattını daha aşağıya çekmek.
3.Türkiye’nin etki sahasını arttırma.
4.Yeni ekonomik kaynaklar ve pazarlar bulmak.
5.Batı nezdinde artan önemini ranta çevirmek.
Özal’ın tartışmalı ABD eksenli dış politikasında hedeflediklerinin ne kadar gerçekçi olduğu açık olmamakla birlikte, Özal politikaları izlenseydi bu sonuçlara ulaşılabilir miydi sorusu da cevaplanmış değildir.

1.Körfez Savaşı’nda ABD öncülüğündeki müttefiklere karşı varlık gösteremeyen Saddam hezimetin acısını ülkenin kuzeyindeki Kürtler ve Türkmenlerden çıkarmak istedi. Halkın üzerine müttefiklerin füzelerinden sonra Saddam’ın bombaları yağdı. Halk çaresizlik içinde Türkiye’ye yöneldi. Saddam’ın ölüm kusan silahlarından kaçan yüz binler can havliyle yollara döküldü. Enselerinde Saddam’ın namluları 500.000 kişiyi Türkiye sınırına dayadı. Türkiye’ye de kapılarını sonuna kadar açmak düşüyordu. Ve öyle de yaptı. İşte yıllarca tartışılacak Çekiç Güç olarak adlandırılan uluslararası kuvvet böyle bir ortamda gündeme geldi.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
ÇEKİÇ GÜÇ

Çekiç Güç, Irak’ın askeri gücünün neredeyse çökertilmesinin sonucunda yaşanan ayaklanma ve onu takip eden kitlesel göçün sonucudur.
 Çekiç Güç’ü Türkiye’ye getiren ANAP, iktidar yıllarında savunduğu uygulamaları, muhalefet yıllarında eleştirdi, DYP ve SHP de değişen rollere paralel olarak bakış açısını değiştirmek durumunda kaldı. 1991’de Saddam Rejiminin, bağımsızlık arayışındaki Kürtlere saldırması, onların da Türkiye sınırına kitlesel bir göç dalgasıyla canlarını kurtarmaya çalışmaları Çekiç Güç diye bilinen ‘’Huzur Operasyonu-2’’ yi doğurdu
 
İktidardaki ANAP’ın başında Yıldırım Akbulut vardı. Muhalefet liderleri DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel SHP Genel Başkanı Erdal İnönü idi. TBMM’den asker  göndermek ve yabancı güçleri davet etmek için geniş yetkiler alan hükümet, Çekiç Güç konusunda ABD ile antlaştı muhalefet partileri böyle bir gücün ulusal egemenliğimizi zedeleyeceğini, Irak’ın toprak bütünlüğüne zarar vereceğini bağımsız Kürt devletinin yolunu açacağını ve otorite boşluğunun PKK’yı güçlendireceğini dile getirip Çekiç Güç’e karşı çıktı. çok geçmeden,1991 Ekim ayında seçim yapıldı; DYP-SHP koalisyon hükümeti kuruldu.
 
Dyp-shp koalisyon hükümeti ANAP’ın muhalefetlerine rağmen TBMM’den almış olduğu yetkiyi kullanıp Çekiç Güç’ün görev süresini uzatmakta sakınca görmedi. Refah Yol koalisyonu döneminde de Çekiç Güç’e veryansın eden Necmettin Erbakan’ın başbakan yardımcısı olduğu hükümet, Çekiç Güç’ün görev süresini uzatma kararlarının altına imza attı. ANAP ve SHP Çekiç Güç’e karşıydı.Çekiç Güç olmasaydı Kuzey Irak’ta rahat hareket edemezdik, Kuzey Irak’a operasyon yapamazdık anlamında genel bir yanılgı mevcuttu. Bu görüşü savunanlar  1. Körfez Savaşı sonunda PKK’nın daha da güçlendiğini görmezden gelmektedir. Bugün Kuzey Irak’ta kırmızı çizgilerimizin akıbeti belli değilse bunun temelinde Çekiç Güç yatmaktadır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
1.KÖRFEZ SAVAŞININ TÜRKİYEDE ETKİSİ

Körfez Savaşı’nda  Türkiye’nin Ekonomik Kayıpları
1. Körfez Savaşı petrol fiyatlarını sıçratması, kara taşımacılığı, ve ihracat üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Türkiye ekonomisini kayıplara uğrattı. 1. Körfez Savaşı’nın petrol üzerindeki etkileri Irak’ın Kuveyt’i işgal ettiği 1990da ve 1991de hissedildi. Kuveyt işgali öncesi 16 dolar civarında seyreden  ham petrolün 37,4 dolara kadar yükseldi. Türkiye’nin petrol faturası ciddi ölçüde kabardı. transit kara taşımacılığı ve ihracat faaliyetlerinin sona ermesiyle, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Kuzey  Irak arasındaki ticaret dibe vurdu. Geçimini sınır ticareti ve petroe bağlayan esnaf kepenk kapatmak zorunda kaldı.
 
Irak, savaş öncesinde Almanya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük ticari partneri ve Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısıdır. Savaş sonrası Irak bu konumunu yitirdi. Kerkük-Yumurtalık Petrol Hattı’nın kapatılması petrol ithalatını güçleştirirken, bir yandan da petrol gelirlerini ortadan kaldırdı, Ekonomik ambargolar Irak kamu kesiminin yatırımlarını sınırlandı, bu durum Türk müteahhitlerinin pazar kaybına yol açtı.Irak’ın kuzeyinde oluşan otorite boşluğu Güneydoğu sınırındaki risk ve tehditi arttı.
 
Türkiye’nin aldığı önlemler askeri harcama kalemini sıçratmıştır. Savaştan sonra Güneydoğu ekonomisine göç, işyerlerinin kapanması ve işsizlik şeklinde yansıyan olumsuz etkiler görüldü savaş ticari ve sosyal sorunu körükledi. Bölgede sanayi ve ticaret durma noktasına geldi, ihracat güçleşti. Güneydoğu’da duran yatırımlar, bölgenin geri kalmışlığını derinleştirdi, batıya göçü hızlandırdı, terörü  besleyen bir faktör haline geldi. Makro anlamda da Türkiye ekonomisi savaştan şiddetle etkilendi, ekonomik büyüme hızı bütçe açığı arttı, durgun ekonomiye karşın enflasyon yükseldi.Türkiye, 1.Körfez Savaşı’nda çok uluslu güce siyasi destek vermesine ve ABD’nin yanında yer almasına karşın savaş zararlarının tazmininde yeterli desteği bulamadı. Türkiye’nin savaş kayıplarını hesaplamak mümkün değildir
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
AMAÇ KUDÜS’Ü MUTLAK BAŞKENT YAPMAK!
HEDEF ARZ-I MEV’UD TOPRAKLARI! 70 YAŞINDA TEYZEYİ GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE ÖLDÜRDÜLER!
İNTİFADA YAPILMASIN DİYE KUDÜS’ÜN ETRAFINI DUVARLARLA ÇEVİRDİLER İSRAİL’İN 144 DÖNÜMLÜK MESCİD-İ AKSADA EMELLERİ VAR! HEDEF 2. MABEDİ YAPMAK İSRAİL’İN 144 DÖNÜMLÜK MESCİD-İ AKSADA EMELLERİ VAR! HEDEF 2. MABEDİ YAPMAK İNTİFADA YAPILMASIN DİYE KUDÜS’ÜN ETRAFINI DUVARLARLA ÇEVİRDİLER! ONLAR KUDÜSLÜLER. ÜLKESİ OLMAYAN ŞEHİRLİLER…

Talha uğurluel yeni şafak gazetesinden alıntıdır

Filistinde fakirlik ve işsizlik var.Ariel Şaron Kudüs’ün etrafını duvarlarla çevirdi Filistinliler intifada yapıp şehre yürümesinler diye Kudüs Müslümanlarını Kudüs’ten kopardılar. Filistin’deyken 70 yaşında bir amca  diyor ki duvar örüldüğünden beri 20 yıldır Mescid-i Aksa’yı görmedim. Kudüse özel izinlerle girebiliyor İçerideki Kudüs Müslümanları özel statüdeler. dışarıya çıkmaları ve girmelerinin izinleri var. her yönden hayatları zor.Filistinlilerin Bağlı bulunduğu ülke bağlı bulunduğun şehir… Ülkeleri yok .İsrail vatandaşı da değiller. Filistin devletini İsrail kabul etmiyor. Onlar Kudüslüler, ülkesi olmayan şehirliler… Ellerinde Ürdün’e ait bir kâğıt var. Ülke dışı seyahati bununla yapıyorlar ama o da pasaport değil.

ONLAR KUDÜSLÜLER. ÜLKESİ OLMAYAN ŞEHİRLİLER…BİZİ TÜRKİYE KURTARACAK!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ortadoğu
AMAÇ KUDÜS’Ü MUTLAK BAŞKENT YAPMAK!
Talha Uğurluel KUDÜS Özel Röportajı HEDEF ARZ-I MEV’UD TOPRAKLARI!

amaç belli. Arz-ı Mev’ud  toprak parçasını yutana kadar durmayacaklar. karşıt güçleri sindirecekler. Nüfusları az ve kıymetli.Müslüman nüfus fazla. İslam dünyasının derbeder başı bozuk ve ortak hareket etmemeleri, liderlerin kukla pozisyonları İsrail’in işine geliyor. Katar’a karşı bir araya gelen Arap dünyası, İsrail’e karşı gelemiyor.

Hamas ve El-Fetih’in bölünmüş çok kötü. Yaser Arafat döneminde Filistin birdi. göze dokunur işler yapıyorlardı. Arafat’tan sonra Hamas, El-Fetih’i kabul etmedi. Hamas dindar  El-Fetih laik Müslümanlardan oluşuyor. Ülke elden giderken laikim sdindarsın tartışmalarına girilmez, girilmemeli. İnsanlar birbirine düştü.

Hamas, Gazze’de devlet yönetimine büründü yalnız kaldı. El-Fetih Batı Şeria’da yalnız kaldı. Bu İsrail’in işine geldi, istediği gibi oynayabiliyor. Haliliye’ye, Eriha’ya, Beytüllahim %100 Müslüman iç işlerinde bağımsızlar, askerleri,var. İsrail askerleri Batı Şeriaya istediği dakika operasyon yapar. Filistin askerine çekilin dediği çekilirler, istediği yere girer.

İsrail’in Mescid-i Aksayı kapatması üzerine halk direniyor. Kudüs şehrindeki Müslümanlar çok önemli.şehirdeki Müslümanlar 1948 savaşı öncesi Müslümanlar. İsrail onlara dokunamaz, onları şehirden süremez. Dünya savaş hukukunda Kıbrıslılarımız gibi.hakları saklı Kimse  topraklarından sökemez onları.İsrail onların varlığından rahatsız göndermek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.