You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

öfkeden sakınmak...

öfkeden sakınmak...

Profesör
öfkeden sakınmak...
İslam büyükleri hep öfkeden sakınmayı, öfkeli iken karar vermemeyi öğütlemişlerdir. Çünkü öfke aklı örter. Akılsız verilen kararlar insanın zararına olur. Öfke ile alınan kararlar insanın dünyasını ve ahiretini karartır. Allah adamları öfkeyi, ortalığı yakıp kül eden ateşe benzetmişlerdir.
İmamı Gazali hazretleri buyurdu ki: “Bil ki öfke, bir ateş kıvılcımıdır. Muhakkak ki öfke ateşi, küllerin altına gizlenen ateş közleri gibi, kalplerin kıvrımlarında gizlidir. Taşın, demirin ateş çıkarması gibi, bu öfke ateşini de inatçı ve zâlim olan kişinin kalbinde gizlenen gurur ve azamet dışarıya çıkarır. Öfke ateşi kimde galip gelirse, o kimse şeytana yakın olur. Nitekim şeytan şöyle demiştir: “Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın!” (A’raf/12)
Muhakkak ki çamurun durumu vâkar içinde sükûnettir. Ateşin durumu ise alevlenmek ve parlamak, hareket ve ızdıraptır. Kin ve hased, öfkenin doğurduğu kötü neticelerdir. Helâk olan kimseler bu iki kötü hasletten dolayı helâk olmuşlardır. Fesada uğrayanlar da onlardan dolayı fesada uğramışlardır.
Madem kin, hased ve öfke, kulu felâkete sevkeden âmil ve sebeplerdendir, öyleyse insan, öfkenin tehlikeli durumlarını, çirkin taraflarını bilmeye muhtaçtır ki öfkeden sakınıp, korunsun!
Eğer varsa, kalbinden silip söküp atsın. Eğer kalpte yerleşmiş ise, tedavi etmek sûretiyle sökülmesine çalışsın; zira şerri tanımayan bir kimse şerrin içine girebilir. Şerri tanıyana da, şerrin bertaraf edilmesinin ve uzaklaştırılmasının yolunu bilmedikçe sadece tanımak yeterli olmaz.
Kur’an-ı kerimde, “O zaman inkâr edenler, kalplerine öfke ve gayreti, o cahiliye öfke ve gayretini koymuşlardı, Allah da elçisine ve mü’minlere huzur ve güvenini indirdi.” (Fetih/26)
Görüldüğü gibi Allahü teâlâ, kâfirleri haksız öfke ve gayretlerinden dolayı zemm ve mü’minleri de Allah tarafından kendilerine gönderilen vâkar ve sekinetten dolayı medhetmektedir.
Hz. Ebu Hüreyre rivayet eder: “Bir zatın Hazreti peygambere ‘Ey Allahın Resûlü! Bana yapabileceğim bir ameli tavsiye et! Fakat az olsun!’ demesi üzerine Peygamber efendimiz, ‘Öfkelenme!’ buyurmuştur. Kişi aynı suali, başka bir zaman yine sordu. Resulullah efendimiz yine ‘Öfkelenme!’ cevabını verdi.”
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: öfkeden sakınmak...
İbni Mes’ud hazretleri rivayet eder: Hazreti Peygamber buyurdu ki: ‘Siz aranızda kimi pehlivan kabul edersiniz?’ Biz cevap olarak dedik ki: ‘Sırtı yere gelmeyen kimseyi pehlivan olarak kabul ediyoruz.’ Efendimiz, ‘O pehlivan değildir. Ancak öfkelendiği anda nefsine hâkim olan bir kimse pehlivandır’ buyurdu.”
Hz. İbni Ömer, Resulullah efendimize, ‘Bana bir söz söyle! Fakat az olsun. Umulur ki ben onu, tam mânâsıyla kavrayıp yaparım’ dedi. Resulullah ‘Öfkelenme!’ dedi. İbni Ömer aynı suali iki defa daha sordu. O da her defasında ‘öfkelenme’ diye karşılık verdi.
Hz. Abdullah bin Amr şöyle rivayet etmiştir: Resulullah efendimize, ‘Beni Allah’ın gazabından kurtaracak amel nedir?’ diye sordum. Hazreti Peygamber cevap olarak ‘Öfkelenme!’ buyurdu.
Hz. Ebu Hüreyre Peygamber efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Kuvvetli bir kimse, başkasının sırtını yere getiren kimse değildir. Kuvvetli o kimsedir ki öfke anında nefsine hâkim olur.”
İbni Ömer, Hazreti Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Kim öfkesini zapt ederse, Allahü azîmüşşân onun çirkin taraflarını örter.”
Dâvud aleyhisselam oğluna şöyle nasihat etmiştir: “Ey oğul! Fazla öfkelenmekten kaçın! Çünkü fazla öfke, halîm bir kişinin kalbini bile hafifletir.”
Ebu Derdâ hazretleri, Peygamber efendimize, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bana, beni cennete sokmaya vesile olacak bir amel öğret!’ dediğinde Peygamber efendimiz cevap olarak ‘Öfkelenme!’ buyurmuştur.
Yahya aleyhisselam, Hazreti İsa’ya şöyle demiştir: ‘Öfkelenme!’ İsa aleyhisselam cevap olarak ‘Öfkelenmemek benim gücüm dahilinde değildir. Ben beşerim’ dedi. Hazreti Yahya ‘O halde mâl edinme, ondan kurtulmaya çalış!’ deyince, Hazreti İsa ‘Bu umulur!’ demiştir.
Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: “Sabur denilen maddenin balı ifsad ettiği gibi, öfke de imanı ifsad eder.”, “Bir kimse öfkelendiği zaman muhakkak cehenneme yaklaşır.”
Bir kişi Resulullaha, ‘Hangi şey daha şiddetlidir?’ diye sorunca cevap olarak şöyle buyurmuştur: ‘Allah’ın gazabı!’ Kişi ‘Beni Allah’ın gazabından uzaklaştıran nedir?’ deyince, hazreti Peygamber ‘Öfke!’ buyurdu.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: öfkeden sakınmak...
Hasan Basrî hazretleri buyurdu ki: Ey Âdemoğlu! Hiddetle yerinden sıçradığın zaman, cehenneme düşecek şekilde oturmandan korkulur! Hazreti Zülkarneyn, meleklerden birine rastladı ve meleğe ‘İman ve yakîn bakımından ilerlemeye vesile olan bir ilmi bana öğret!‘ diye dilekte bulundu. Melek ona ‘Öfkelenme! Çünkü şeytanın insanoğluna en fazla hâkim olduğu zaman, öfkelendiği zamandır. Bu bakımdan öfkeni yut. Sevgi ile sükûnete kavuş! Acelecilikten sakın; zira sen acele ettiğin takdirde nasibini kaybetmiş olursun. Herkese karşı yumuşak huylu ol! Israrlı ve mütekebbir bir kimse olma!’ dedi.
Vehb bin Münebbih hazretlerinden şöyle rivayet ediliyor: Hazreti İsa zamanında, hücresinde ibadet eden bir râhib vardı. Şeytan onu saptırmak istediyse de bir türlü muvaffak olamadı. Mabedin kapısına gelip onu çağırdı. ‘Bana kapıyı aç’ dediyse de rahipten müsbet bir cevap alamadı. Sonra ‘Aç kapıyı! Eğer ben gidersem pişman olursun’ dedi. Buna rağmen rahib onun sözüne iltifat etmedi. İblis dedi ki: ‘Ben şeytanım! Seni saptırmak istedim, fakat muvaffak olamadım. Sana istediğin konuda sual sorman için gelmiş bulunuyorum. Sorduğun takdirde cevap alırsın!’ Rahib ‘Hiçbir şeyi senden sormak istemiyorum!’ dedi. Bunun üzerine şeytan gerisin geriye dönüp gitti. Rahib ‘Dinler misin beni?’ diye seslendi. Şeytan ‘Evet, dinlerim!’ dedi. Rahib ‘İnsanların aleyhlerinde sana en fazla yarayacak ve yardımcı olacak şeyleri bana haber verir misin?’ dedi. Şeytan ‘Hiddet ve öfkedir! Zira kişi katı kalpli olduğu zaman, çocukların oynadıkları topu evirip çevirdiği gibi biz de onu evirip çeviririz’ dedi...
Ensâr-ı kirâmdan bir zat şöyle demiştir: ‘Hamâkatın, ahmaklığın başı hiddettir. Sürücüsü öfkedir. Cehalete razı olan bir kimse halîm, sakin olamaz. Oysa halîm olmak kişinin süsü ve kazancıdır. Cehalet ise çirkinlik ve zarardır. Ahmağa karşı sükût etmek ise ona cevap vermektir.’
Cafer bin Muhammed hazretleri şöyle demiştir: ‘Öfke her şerrin anahtarıdır.’
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: öfkeden sakınmak...
İmam-ı Mücahid, İblis’in şunları söylediğini rivayet eder: Âdemoğulları beni üç haslette yormamış ve hiçbir zaman da yormayacaklardır:
1. Öfkelendiği zaman, bilmediğini söyler, pişmanlığını gerektiren hareketlerde bulunur.
2. Elinde bulunan mal hakkında onu cimri yapar, gücü yetmediği şeyler hakkında da uzun ümit ve emellere sahip kılarız.
3. Onlardan biri sarhoş olduğu zaman onun yularına yapışır, istediğimiz tarafa çeker götürürüz ve sevdiğimizi ona yaptırırız.
Bir hikmet ehline denildi: ‘Filan adam nefsine hâkimdir!’ O cevap olarak şöyle dedi: ‘O halde şehvet onu kul ve köle edinmiş değildir, nefis onu mağlup etmemiştir ve öfke de ona hakim olmamıştır.’
Seleften biri şöyle demiştir: ‘Öfkeden sakın! Zira öfke seni özür dilemek zilletine sürükler.’
Abdullah bin Mes’ud hazretleri şöyle demiştir: ‘Öfkelendiği zaman, kişinin halîmliğini deneyiniz! Tamahkârlığı anında da emin olup olmadığını tecrübe ediniz, kişi öfkelenmediği zaman, hilmini nereden bileceksin? Tamah sahibi olmadığı zaman emin olduğunu nereden anlayacaksın!’ Denildi ki: Öfkeden sakınınız! Çünkü sabur denilen acı maddenin balı bozduğu gibi, öfke de imanı bozar.’
Ömer bin Abdülaziz, bir valisine şöyle yazdı: ‘Öfkelendiğin anda herhangi bir kimseye ceza tatbik etme! Öfken geçinceye kadar onu hapset! Öfken geçtiği zaman, adamı hapisten çıkar. Suçu nisbetinde kendisine cezayı tatbik et.
Kureyş’ten bir kişi Ömer bin Abdülaziz‘e sert ve kaba çıkışlar yaptı. O ise uzun bir zaman başını eğerek düşündü. Sonra dedi ki: ‘Saltanat izzetiyle şeytan beni tahrik etmeye kalkıştı ve senin benden yarın alacağını bugün senden almış olmayı istedim! Fakat seni affediyorum.’
Seleften biri oğluna dedi ki: ‘Ey oğul! Akıl, gazap anında yerinde durmaz. Nitekim ısıtılmış fırın ve tandırlarda diri bir kimsenin durmadığı gibi...’ Bu bakımdan insanların öfkesi en az olanı, en akıllısıdır. Eğer dünya için az öfkeli olursa, bu deha ve hiledir. Eğer ahiret için olursa, hilm ve ilimdir. Denilmiş ki; öfke aklın düşmanıdır. Öfke aklın helâk edicisidir.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: öfkeden sakınmak...
Abdullah bin Mübarek’e şöyle denildi: “Güzel ahlâkı bizlere özetle söyle!” Cevap olarak şöyle buyurdu: “Öfkeyi terk etmektir.”
Hazreti Ömer bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Tamahkârlıktan, hevâ-i nefisten ve öfkeden korunanınız felâha kavuşmuştur.” Seleften biri de şöyle demiştir: “Şehvetine ve öfkesine itaat eden bir kimseyi onlar ateşe doğru sürükler götürür.”
Vehb bin Münebbih şöyle buyurdu: “Küfrün dört rüknü vardır: 1- Öfke, 2- Şehvet, 3- Ahmaklık, 4-Tamahkârlık, cimrilik.”
Hasan Basrî hazretleri buyurdu ki: “İmanda kuvvetli, yumuşaklıkta hazımlı, yakînde imanlı, ilimde halîm, şefkatte akıllı, hakta verici, zenginlikte iktisatçı, fakirlikte vakur, kudrette ihsan edici, arkadaşlıkta tahammüllü ve şiddette sabırlı olmak Müslümanın alâmetlerindendir. Böyle bir Müslümana gazap galebe çalmaz. Cahiliyye taassubu kendisini felâkete sürüklemez. Şehvet kendisine galip gelmez. Midesi kendisini rezil etmez. Harislik kendisini hafif düşürmez. Niyeti kendisini geride bırakmaz. Bu bakımdan mazluma yardım eder, zayıfa merhamet gösterir, cimrilik yapmaz. İsrafta bulunmaz ve sıkılığa kaçmaz. Kendisine zulmedildiği zaman affeder. Cahilin kusurundan vazgeçer. İnsanlar kendisinden ferahlık ve genişlik görür.
Peygamberlerden bir zat, eshâbına dedi ki: ‘Öfkelenmeyeceğine dair kim bana söz verir ki benim derecemde olmuş olsun ve benden sonra da halifem olsun?’ Onlardan bir genç ‘Ben söz veriyorum’ dedi. Sonra o peygamber, aynı suali ikinci bir defa tekrarladı. Genç ‘Ben onu herkesten daha iyi yerine getireceğim’ dedi. O peygamber vefat ettiği zaman, ondan sonra genç onun halifesi oldu. O genç Zülkifl’dir. Kendisine Zülkifl denilmesinin sebebi, öfkesine hâkim olacağına söz verdiğindendir. Bu vadini de yerine getirmiştir.”
Peygamber efendimiz, büyük taşları kaldırıp kuvvet denemesi yapan bir topluluğa rastladı. Onlara sordu:
- Bu taşı kaldırmaktan daha zorunu bilir misiniz? Bundan daha zorunu size bildireyim mi?
- Bildir yâ Resûlallah, dediler.
- Öfkeli bir kimse, öfkesini yener, sonra sabır yolunu tutarsa, sizin en ağır taş kaldırmanızdan daha zor bir işi yapmış olur.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
BOŞ ÇERÇEVE!
RE: öfkeden sakınmak...
cok dogru ya öfkeyle kalkan zararla oturur bosuna dememişler
Sükut eyledim, ''Kahrı var'' dediler.
Biraz söyledim, ''Zehri'' var dediler.
Sustum, kahrından susuyor dediler;
Biraz konuştum, zehrini kusuyor dediler...
MEVLANA
.
.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.