Daha 30-40 yıl öncesine kadar güzel kadın olarak topluma sunulan modellere bakılacak olursa bunların günümüzde fazla kilolu sınıfına sokulacak kadınlar olduğu görülecektir.
Günümüze geldiğimizde ise obezitenin; kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, inme, tip 2 diyabet, rahim, meme, prostat ve kalın bağırsak kanseri, osteoartrit (eklem kireçlemesi), varis, uyku-apne sendromu, doğum zorlukları, yumurtalık kisti ve depresyon gibi birçok hastalık için çok önemli risk faktörü olduğu kesin olarak kabul edilmiştir.
Ne yazık ki ülkemizdeki obez birey oranı bir hayli fazla.TÜİK(Türkiye istatistik kurumu)’in 2010 yılında yaptığı araştırmaya göre Türkiyen’in % 16,9’u obez ve % 33’ü fazla kiloludur.Yani insanımızın yaklaşık %50’si olması gereken kiloda değil.Obezite, daha önce yukarıda değindiğimiz hastalıklar silsilesininin hazırlayıcısı olması nedeniyle hem sağlık harcamalarını artırmakta hem insanımızın yaşamını tehdit etmekte ve yaşam
Obezite tanısının konulmasında pek çok yöntem olmasına rağmen klinikte sıklıkla beden kitle indeksi (BKİ) ve bel çevresi ölçümü yapılmaktadır. BKİ kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle [(Vücut ağırlığı/boy 2] kolayca hesaplanabilir. Bu yöntemle herkes kendi beden kitle indeksini hesaplayıp aşağıdaki tablodan durumunu öğrenebilir.
DURUMUNUZ BKİ
Zayıf <18,5 kg/m2
Normal 18,5-25 kg/m2
Fazla kilolu 25-30 kg/m2
Obezite evre I 30-40 kg/m2
Obezite evre II 40-50 kg/m2
Obezite evre III >50 kg/m2
Örnek: Boyu 1,80 m ,ağırlığı 87 kg olan bir kişinin kitle indeksini bulalım. 87: (1,80x1,80)=26,85 kg/m2
BKİ’nin önemli bir eksikliği vücut yağ dağılımı hakkında bilgi vermemesidir. Çünkü yalnızca yağ dokusunun artışı değil, aynı zamanda bu artan yağ dokusunun nerede biriktiği de önemlidir. Çünkü deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusu (armut tipi obezite) obezite ile ilişkili hastalıklarla çok sıkı ilişki göstermezken, yağ dokusunun göbek bölgesinde birikmesi ile oluşan elma biçimli obezite ,hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturmaktadır. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda 88 santimetrenin üstüne çıkmamalıdır.
Obez vakaların ancak %5’inin nedeni bulunabilmiştir.Bu bireylerin % 3 ‘ ü hormonal problemlerden , %2’si ise nadir görülen hastalıklar yüzünden obezdir.Geri kalan %95’inde ise obezite nedeni belli değildir,ancak genetik yatkınlık nedeniyle obez oldukları düşünülmektedir.Genetik yatkınlık kilo alma eğilimini artıran önemli özelliktir ve sadece uygun çevre koşulları ile birleştiğinde(aşırı beslenme,fast-food tarzı beslenme gibi)obeziteye neden olur.
Ayrıca araştırmalar, erişkinlerin büyük çoğunluğunda obezite başlangıcının çocukluk çağlarına kadar uzandığını göstermiştir. Özellikle 4-11 yaşlarında başlayan obezitenin erişkin dönemde de devam etmektedir ve daha geriye gidecek olursak bebeklik döneminde ailenin kazandırdığı beslenme alışkanlığının çocukluk dönemini etkilediği saptanmıştır. Kısacası obezite, bebeklik döneminden itibaren dikkat edilmesi gereken ve yaşamın herbir sonraki basamağındaki ‘kilo durumunu’ belirleyen ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.
Sonuç olarak obezite görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde gün geçtikçe artmakta ve insan sağlığını önemli derecede etkileyen birçok ciddi hastalığa zemin hazırlayarak bireylerde çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır ve sağlık harcamalarının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.