Hadi, kendinizi tahlil edin bakalım, sizin dostluğunuz ve dostlarınız hangi gruba giriyor?Dostlarınız ne kadar çok olursa olsun katiyyen bezginlik göstermeyin.Dostları çoğumsamayacağız, bin dostumuz da olsa.Düşmanlarımızı da bir tane bile olsa azımsamayacağız.Dinimizin düşmanı câmi bile yapsa onu “Mescid-i Dırar” bileceğiz.Dostlarını asla üzmeyeceksin; nasıl olsa onlar sadık diyerek ihmâl de etmeyeceksin.Senin dostluğun eline geçen makam, mevki, şan ve şöhretle birlikte netleşir. Eba Müslim Horasanî’nin enfes bir tespiti vardır.Levha yapıp duvarlara asılması her gün de okunması gereken bir tespit.O diyor ki:“Onlar, zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular.Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar.Yakınlaştırılan düşman dost olmadı.Ama uzaklaştırdıkları dost düşman oldu.Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”Bu meyanda Hz. Ali (RA)’nin bir sözü burada yerini almalı.Diyor ki:“Dostların kâlbini kırmakla düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun…”Dostunu-düşmanını tanıyamamak denilen şey de bu olsa gerek.İmam-ı Şâfii rahmetullahi aleyh hazretleri de dostluk hakkında hep kulaklarımızda küpe gibi kalması gereken şu tespitinde der ki:“Zor günde faydası olmayan arkadaş,Düşmanına yakındır kıyaslanırsa,Hangi asırda yaşarsa yaşasınlar,Gerçek dostlar ve kardeşler,Ortaya çıkar o kederli ânlarda…”
Mevlayı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir...Bela, gam ve keder Mevlanın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır.Vurdukça kendine çeker.İmam-ı Rabbani(k.s)
kısa paylasımlar yerıne bu tur paylasımlar senı ve ıcındekılerı daha ıyı anlatıoyr bızlere