Klinik çalışmaları, gönüllülerdeki çalışmalar ve hayvan çalışmaları kadınların yaşamları boyunca daha fazla, aha sık vücutlarının daha çok bölgesinde daha uzun süre ağrı çektiklerini gösteriyor.
Cinsiyet farkı, hem akut hem de kronik ağrıda görülüyor. Öyle ki benzer operasyonları geçiren kadınlarda, erkeklerle karşılaştırıldığında postoperatif ağrının daha şiddtli oluşu ve benzer düzeyde naljezi oluşturabilmek için yüzde 30 daha fazla morfin gerektiği gösterildi. (capeda ve ark. 2003)
Erken postoperatif dönemde kadınların yüzde 78’i erkeklerin yüzde 45’i orta ve şiddetli ağrıdan yakınırlar. Kadınlarda orta şiddetle ağrının erkeklere göre daha fazla olduğun (yüzde 84’e karşı yüzde 57) ve kadın olmanın erken postoperatif ağrı yönünden bir risk faktörü oluşturabileceği ileri sürüldü.( rosseland ve ark. 2004)
Bu durumun açıklanması daha çok genetik ve hormonal farklılıklar gibi biyolojik temellere dayandırılmaktaysa da, sosyal ve psikolojik faktörler de önemlidir. Kadınlar, ağrılarının daha çok duygusal yönlerine odaklanırlar.(Keogh ve ark 2004, Chen ve ark 2005)
Kadın ve erkeğin ağrı ile baş etme teknikleri de farklılıklar gösteriyor. Ağrı ile baş etmede farkla olduğu, epidural steroid enjeksiyonundan sonra elde edilen sonuçlarla gösterildi.( Imman ve ark 2004)
Kadın ve erkek kadavraların yüzlerinden elde edilen örneklerde sinir liflerinin sayısı farklı bulundu. Kadınlarda sayılan lif sayısı yaklaşık 34-19 iken erkeklerde bu sayı 17-8 olarak belirlendi. Buna göre kadınlarda ağrı algılamasındaki farklılıkların psikososyal nedenlerden çok fiziksel nedenlere bağlı olabileceği ileri sürüldü .(
__________________
