Alıntı: İbn Ömer'le yolda gidiyorduk, bir çobanın kavalım işitince, parmaklarını kulağına tıkadı ve sonra yolundan döndü, durmadan bana, ey Nâfî, kavalı işitiyor musun diyordu, ben artık işitmiyorum deyince, parmaklarını kulağından çıkardı ve ben Resûllülah ile beraber gidiyordum, birden bu şekilde kavalı işitince aynen böyle yaptı.""...şayet kavalın sesini dinlemek haram olsaydı, Resûlullah İbn Ömer'in dinlemesini mubah görmezdi. Dolaylı olarak İbn Ömer de Nâfi'nin dinlemesini mubah görmezdi. Aslında Resûlullah (S.A.V.), Allah'a yaklaşmaya uygun olmayan birçok mubahları da yapmaktan hoşlanmazdı. Meselâ: yaslanarak yemek yemeyi ve kurulanmak için hazırlanmış olan şeye banyodan sonra kurulanmayı, Hz. Aişe ve Fâtıma (R.A.)'nın kapıları üzerine işlemeli perde asmayı ve -özellikle çok kerih gördüğü şeylerden biri- yanında dirhem ve dinar olduğu halde bir gece geçirmeyi ve bunlara benzer pek çok şeyi nefsi için iyi görmemiştir. Çünkü Resûlullah münkerden uzaklaştırmak ve iyiliği emretmek için gönderilmiştir. Şayet bu haram olsaydı, Peygamber (S.A.V.), terk etmeyi emretmek ve ondan uzaklaştırmak varken, kulağını tıkamakla iktifa etmezdi. Peygamber bundan başka bir şey yapmadı, mûsikîyi takriri sünnetle onayladı fakat ondan uzak durdu. Böylece onun dinlenmesi mubah olarak kalmıştır. Şu var ki aralarında hiçbir fark olmayan dünyanın diğer mubah olan fuzûlî işleri gibi, kavalı dinlemeyi terk etmek de efdaldir."
Ebu Davud el edep 52
İbn Hazm - Muhalla -