Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Muvahhid

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 33 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : karadamlalar
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
22-07-2012, Saat:06:58 PM
uzun bir kitap diyebiliriz,ama okuyun.önemli bilgiler.

1- İSLAM’A GİRİŞ “LA “ REDDİYETİYLE BAŞLAR

[Resim: tevhid.jpg]
Allah (c.c.) göndermiş olduğu bütün Rasuller, nebiler kavimlerini , insanları hep bir kelimeye , LA İLAHE İLLALLAH’a çağırmışlardır. Ve her toplumda bu davete karşı çıkmıştır. Hatta çok azı müstesna olmak üzere pek azı kabul görmüş , ve kavimlerine İslam’ı hakim kılabilmişlerdir. Peygamberlerin çoğu asılmış, kesilmiş, taşlanmış vs. öldürülmüşler, dışlanmışlardır. Acaba bu kelime ne anlama geliyordu ki bütün ağababalar , düzeni elinde bulunduranlar, insanları sömürenler, makam sahipleri , zalimleri , sülükler, belamlar, ben bu toplumun melikiyim , rabbiyim diyenler şiddele karşı çıkmışlar ve ellerinden geleni yaparak, hatta saf , cahil halkı da kandırarak ikna ederek Rasullerine saldırtmışlardır. Bunun sebebi tek bir kelime idi , o da LA İLAHE İLLALLAH . Acaba bu kelimeden ne anlıyorlardı ki ? Şimdi bu kelimeyi bir inceleyelim.
Bu düstur neden La ile başlıyor ve İlah’a neden la reddiyeti veriyor. İlah nedir ki onu reddediyor . Sonra da sadece ilah olan Allah’dır der. Niçin nefy ( olumsuzluk ) edatı “ LA “ Kelime-i Tevhid’in başına gelmiş. LA ile Tağut ve Tağut ahkamları inkar edilir. Peki kişi önce Allah ve Allah’ın ahkamlarını tasdik etse de sonra tağut ve hükümlerini inkar etse olmaz mı? OLMAZ ! Çünkü Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor :

“ Sizin ilahınız tek ilah’ (Allah )dır. O’ndan başka ilah yoktur ; O , Rahmandır Rahimdir.” (Bakara 163)
Bu ayet-i kerimede de görüldüğü gibi nefy edatı LA önce gelmiştir.

Dinsiz ve düzemece düzenleri inkar edip reddetmekle, Allah’ın mutlak hakimiyetine iman, etle kemik gibi birbirine bağlıdır. Çünkü nefysiz isbat , isbatsız da nefy olmaz.Bütün ilahları ayak altına almadan , tepelemeden Allah’a iman mümkün olmadığı gibi. Allah’a iman etmeden de diğer ilahları inkar mümkün değildir, daha doğrusu tüm dinsiz ve düzmece düzenlere ebedi bir red anlamına gelen LA İLAHE ‘nin bekasının teminatı ; Allah ve onun inzal ettiği düzene şeksiz ve mutlak evet anlamındaki İLLALLAH’tır. İLLALLAH’ın varlık teminatı da LA İLAHE ‘ dir .

Nefy edatı LA ‘nın kelime-i tevhidin başına gelmesi ; İslam’ın açık , net, takiyyesiz , izzetli , insanları aldatmaktan uzak bir sistem , inanış biçimi olmasındandır. İslam , beşeri rejimleri , tağuti düzenleri inkar ettiğini, reddettiğini ve bunlara karşı ilani harb ettiğini daha kapının girişinde ilk şart olarak beyan ediyor .
Bugün insanları tevhide davet eden muvahhidler bu noktada çok dikkatli olmalıdırlar. “ Kişi İslamı kabul ettiğini söylesin de bununla birlikte tabi olduğu beşeri rejimi de methu sena etsin önemi yoktur , ve yahut biz şimdi muhatabımızın tabi olduğu ideolojinin bir put olduğunu söylersek, muhatabımız bizden kaçabilir. Bu nedenle şimdilik bunları anlatmayalım. Kişi zamanla bu putlardan vaz geçer “ mantığı kelime-i tevhidin başındaki LA İLAHE ilkesine aykırıdır . LA buna müsaade etmez!
İslam’ın her türlü beşeri rejime karşı olduğunu , hiçbir beşeri ideolojiyi kabul etmediğini gizleyenler ve bunu islam’ın bir “sır“ı kabul edenler, tecdidi iman ile telafi edebilecekleri bir hata-i azimin içerisindedirler. Çünkü dinimizde hiçbir kimseden gizlenmesi gereken “sır” diye bir şey yoktur. Şer’i hükümleri bütün insanların bilmesi gerekir .

Kişi, LA İLAHE dediği andan itibaren İslam’a ters düşen her türlü kanunla ilişkisini kesmiş olmakla birlikte, aynı zamanda gayrı islami kanunları ayaklar altına almış olur. Bundan dolayıdır ki İslam’a ters düşen her kanun ayaklar altında çiğnenmelidir. Kafalardan sökülüp mezara gömülmelidir. Allah’a imandan önce; Allah’ın ahkamlarına rağmen ihdas edilmiş kanunların kafalardan sökülüp mezara gömülmesi İslam’ın değişmez isteği olması nedeniyle kelime-i tevhidin başında önce LA gelmiştir

İslam kahramanlar yoludur , pısırıkların yolu değildir . İslam kendisine intisab edenlere ilk başta LA İLAHE ibaresiyle bunu öğretiyor. Yani islam tüm beşeri ideolojilere açıkça meydan okuyan bir dindir . Bu dine girmek isteyen, ya da “mirasen müslüman “ olanlar gerçek manada İslam’a girmeye niyet eden bir kimse ilk başta pısırıklığa kahramanlığı tercih edecek LA İLAHE demekle vahiy nizamına ters düşen her kanun ve rejimi ayaklar altına alacaktır . Bunu Hz. Bilal Habeşi ( r.a. ) bir köle olmasına rağmen bu kahramanlığı göstermiş ve geceleri Kur’an dersini almaya gitmeden önce gidip Ka’be’deki putların yüzüne tükürüp , daha sonra Rasulullah’ın yanına gizlice giderdi. Kişinin içinde yaşadığı mekan nasıl olursa olsun, tevhid itikadına girmek isteyince mutlaka ! putları, azmanları, heykelleri , mozaleleri, ideolojileri , felsefi kuruntuları ilk etapta inkar, red etmelidir .

Geçmişte olduğu gibi bugün de kişi ile Allah’ın ahkamları arasında sayısız engeller vardır. Tağutlar dini, atalar dini , cahiliyye zannı, putlar, şeytandan gelen umniye , heykeller, kuru kalabalıklar hurafeler, nassa ters düşen örf ve adetler , gelenekler ve görenekler , bid’atlar , tağutlaşan ene ve tabiat , insan uyduruğu kanunlar, ideolojiler, izm ‘ler, felsefi kuruntular ALLAH’a iman etmek isteyen bir kimsenin önündeki engellerdir . Bir kişinin İLLALLAH diyebilmesi için bu engellerin tümünün kalkması lazımdır. İşte kelime-i tevhidin başındaki LA İLAHE ibaresi bu tüm engelleri parçalayan “Rahmani” bir kılıçtır.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
22-07-2012, Saat:06:59 PM
2- İSLAM’A GİRMENİN ŞARTI

[Resim: 216631_194385943931190_149273751775743_4...2055_n.jpg]
İman eden bir kimse kelimeyi şehadeti getiriken önce “LA“ der. Çünkü “LA İLAHE“ demeden sadece “ İLLALLAH “ ile iman tahakkuku etmez. Yani beşer güçler, tağuti düzenler , şeytani kanunlar, “ LA “ ile inkar edilmeden “ikrar “ meydana gelmez. LA deyip geçemeyiz. LA devrimdir , inkılaptır, ihtilaldir ve safi bir inkardır. Her şeyde bir tertip vardır. Kelime-i Tevhiddeki tertip de LA İLAHE düsturunun önce gelmesidir. Yani bir kişi önce İLLALLAH sonra da LA İLAHE diyemez. LA İLAHE düsturunun önce gelmesi bir sünnetullah ve bir tefsiri Kelamullah’tır.

Allah (c.c.) değişmez hayat rehberimiz Kur’an ‘da şöyle buyuruyor :

“ Dinde zorlama yok. Hak batıldan tamamen ayrılmıştır. Kim “Tağutu“ inkar eder de Allah’a iman ederse, O muhakkak ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuştur.” ( Bakara 256 )

Bu ayet LA İLAHE İLLALLAH ‘ın bir manasıdır. LA İLAHE İLLALLAH cümlesi de bu ayetin bir tefsiridir. Dikkat edilirse ayeti kerimede Tağut’u inkar etmek Allah’a iman etmekten önce gelir.Hiç kimse İLLALLAH ibaresini LA İLAHE ibaresinin önüne geçiremez. Geçirdiği takdirde iman etmemiş olur.

Bakınız Şibli (Rh.a.) “Allah” der, “La ilahe“ demezdi. Bunun sebebi sorulunca da şu cevabı verdi : “İnkar kelimesinde yakalanıp, ikrar kelimesine ulaşamadan duraklayıp kalmaktan endişe ediyorum “.

Kurtubi (Rh.a.)der ki : “Şibli’nin bu görüşü, hakikatı olmayan çok dakik bir ilimdir ki kendisine mahsustur. Çünkü kendi kitabında Nefy ve isbat için belirtmiş ve LA İLAHE İLLALLAH diyenlere , büyük sevaplar vereceğini vaat etmiştir. Bu mükafatın vaadi Nebi (s.a.v. ) lisanı üzere belirtilmiştir :
Muvatta, Buhari , Müslim ve diğerleri bu konuda hadisleri ortaya çıkarmışlardır.
Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kimin son kelamı LA İLAHE İLLALLAH olursa , o cennete girer.” Bu hadisi Müslim rivayet etti.
Bundan maksat, kalp ile inanmaktır. O halde “LA İLAHE“ dedikten sonra “İLLALLAH” demeğe vakit bulmadan ölen kimsenin amacı ALLAH’ın varlığını , birliğini dile getirmek olduğundan olumsuz kelime üzerimne kalmasına rağmen Ehl-i sünnet alimlerinin görüş birliğiyle o kimse cennet ehlindenir“
(el-Camiu Li Ahkam’ıl Kur’an (İmam-ı Kurtubi) : 2/ 191 , Mısır / 1967)

Fakat putları , beşeri ideolojileri , şeytani kanunları inkar etmeden sadece İLLALLAH deyip ve bu ahval içinde ölse ehli iman değildir. Çünkü beşeri sistemlere, şeytani kanunlara ve putlara muhabbetle birlikte ALLAH’ a iman olmaz.
Kelime-i Tevhid bir bütündür. Bu bütün evveli LA İLAHE , ortası İLLALLAH, sonu ise MUHAMMEDUR RASULULLAH ‘ dır.
İman etmeye kalkışan bir kimse şayet Tevhid’in ilk bölümü LA İLAHE’ yi yani , şeytani kanunları, putları , ideolojileri , izm’leri inkar etmeyi arka plana , sonraya bıraksa bu kişinin iman iddiası, abdestsiz namaz kılp da namazdan sonra abdest almaya kalkışan kişinin durumuna benzer.
Abdestsiz kılınan bir namazı sonra abdest sahihleştirmediği gibi , İLLALLAH ‘dan sonra ki vakit ve zuhuru meçhul LA İLAHE ‘de imanı sahihleştiremez. Bu nedenle diyoruz ki ; her çağ ve mekanda LA İLAHE düsturu İLLALLAH’ dan önce gelir. Bu geliş, bu tetib boşuna değildir . Bu tertibin içinde dünyaların tebdili , nizamların tağyiri , ideolojilerin kefene sarılması , putların devrilmesi, ruhların ve kalplerin arındırılması vardır. Tağutlara isyan etmek , tağutları reddetmek vardır . Esasen her şeyin şartları ve rükunleri vardır. Allah’a iman etmenin ilk şartı ve rüknu tağutlara isyandır. İşte bu inkar ve isyanın ebedi sembolü Kelime-i tevhid’in başındaki LA İLAHE ‘dir.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
22-07-2012, Saat:07:01 PM
3- ALLAH’A İMAN ETMENİN İLK ŞARTI : TAĞUT’UN REDDEDİLMESİ

[Resim: tagut_nedir.jpg]
İman ile Tağut zıt iki kavramdır. İman, Tağut’a düşman ; Tağut’ta imana düşmandır. Biri aydınlık diğeri ise karanlıktır. Yani iman aydınlık , Tağut ise serapa karanlıktır. Karanlık kaybolmadan aydınlık zühur etmez . Yani Tağut reddedilmeden iman tahakkuk etmez. Zaten imanın ilk anlamı tağut’u redd ve inkar etmektir.

Allah(c.c.) değişmez hayat mektebimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“ Kim TAĞUT’u inkar edip de Allah’a iman ederse, şüphesiz kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir”(Bakara 256)
[Resim: nemrut.jpg]

Görüldüğü gibi Tağut’a isyan etmek, Allah’a iman etmekten önce gelmiştir. Kur’an, Allah’a iman etmek isteyen Tağut’a isyan etmeyi ,Tağut’u inkar etmeyi emrediyor.
Bu ayetin tefisinde müfessirin ulemadan Fahreddini Razi ( Rh.a.) şöyle diyor :

“Kafir bir kimse için önce küfürden tevbe edip sonra Allah’a iman etmesi gerekir “(Tefsir-i Kebir -Fahreddin Razi : 2/ 320 , İst / 1308 )

Yani herhangi bir küfür çeşit ve nizamından islam nizamına girmek isteyen bir kimse önce üzerinde bulunduğu küfür çeşidini ve diğer küfür kapsamına giren her çeşit küfrü reddetmesi, veto etmesi gerekir. Şeytani kanunları, felsefi kuruntuları, ideolojileri, tüm ihdas edilmiş ve edilecek izm‘ leri veto etmeden , elinin tersi ile geri çevirmeden Allah’a iman edilmez.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Rh.a.) şöyle diyor :

“ Mu’min ; Muvahhid olmak için , Allah’a imandan evvel küfre tevbe etmek şarttır ve bu tevbenin şartı da tağutları asla tanımamağa azmeylemektir. Bu suretle Kim Tağutu inkar edip de Allah’a iman ederse ayeti LA İLAHE İLLALLAH kelime-i tevhidinin bir tefsiri demektir“ (Hak Dini Kur’an Dili(M.Hamdi Yazır:2/ 871,İst/ 1971)

Demek oluyor ki kişi LA İLAHE dediği zaman yeryüzündeki ALLAH düzeniyle çatışan tüm Tağuti idareleri, şeytani kanunları, beşer uyduruğu ahkamları bir anda hatır gönül dinlemeden , beklemeden inkar etmektir , tepelemektedir. Bu nedenle Allah’a iman etmek isteyen bir kimsenin önündeki en büyük engel tağuttur. Bu büyük engel LA İLAHE düsturu ile devriliyor . Bunun için kişi Allah’a iman etmeden önce yorulacak, LA kazmasıyla küfrün ve Tağuti hükümlerin kökünü kazıyacaktır.
LA İLAHE düsturu dil ucu ile telaafuz edilen düstur değildir. Şayet böyle olsaydı Ebu cehiller zorluk çekmeden LA İLAHE derlerdi. Amma onlar biliyorlardı ki , LA İLAHE düsturu dünyaları değiştirir , putları devirir ve Allah’ın ahkamlarına (hükümlerine) rağmen ihdas (konulmuş) edilmiş ahkamları ayaklar altında çiğnetir.

“Tağutları tasdik etmekle birlikte Allah’a iman ettiklerini iddia edenler, iman müessesesine iftira ediyorlar. Böyleleri namaz kılarlar, hatta nafile namaz bile kılarlar . Fakat böyleleri bütün taatleriyle (namazlarıyla, haccıyla, zekatıyla, tesbihiyle vs) gelseler, Allah’ı (Allah’ın hakimiyetini beşerin hakimiyet gücüne tercih etmedikçe ) tasdik etmedikleri müddetçe kafirdirler .” (Şerhul Emali : 44, İst. / 1014)

Beşeri sistemleri tasdik edenler dlleriyle Allah’a ve ahiret gününe iman etseler bile mü’min olamazlar. Allah (c.c.) buyuruyor ki :

“İnsanlardan bazıları “ Allah’a ve ahiret gününe iman ettik “ diyorlar. Halbuki onlar mü’min değillerdir. “(Bakara 8)

Fahreddin Razi ( Rh.a.) şöyle der :
“Şüphesiz iman mutlak tasdikten ibaret değildir. Şayet iman mutlak tasdikten ibaret olsaydı Cibt ve tağut’a iman edenin mümin olarak isimlendirilmesi gerekirdi“ (Tefsiri kebir: 1/ 174 , İst./ 1308 )

Bu nedenle tağuti güçleri inkar etmeyen ve beşeri düzenleri tasdik edenler ne kadar müslüman olduklarını iddia ederlerse etsinler mumin olamazlar.
Tağuta iman eden ve onun iktidarını meşru sayan bir kimse ; velev ki alnını secdeden kaldırmasa bile, ibadet etmiş sayılmaz ! Çünkü ibadetin kabulu için Allah’a iman lazımdır ! Allah’a iman içinde tağut’u inkar lazımdır ! TAĞUT’U İNKAR TEVHİDİN RÜKNUDUR! Yani Tağut inkar edilmeden Tevhid meydana gelmez .
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#4
22-07-2012, Saat:07:02 PM
4- TAĞUT
[Resim: %C3%9C%C3%A7%2520%C5%9Eeytan.jpg]

O halde tağut nedir?

Tağut; arapça bir kelime olup “tağa” (haddini aştı) kökünden türemiştir ve “haddini aşan mahluk” demektir. Azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü. Arapça "Teğa" kökünden türetilmiş olup kelimenin masdarı olan "Tuğyan" Allah Teâlâ'ya isyan etmek anlamına gelmektedir. Allah'ın indirdiği hükümlere muhalif olan ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tağuttur.
Tağut, Allah (c.c)'a karşı isyan etmekle beraber O'nun kullarını kendisine kul edinmek gayretinde olandır. Bu ise şeytan, papaz, dinî veya siyasî lider veyahut da kral olabilir.Bu sebepten bir insanın hakiki mümin olabilmesi için tağutu reddetmesi gerekmektedir.

Anlamının sınırları konusunda selefin görüşleri farklıdır.
Hz. Ömer (r.a.) "Tağut şeytandır" demiştir. Cabir (r.a.), şeytan kılığındaki kahinlerdir, demiştir.
Malik'e göre ise, tağut; Allah'tan başka ibadet edilen her şeydir. Bu görüşler, bazı tağut tipleri hakkında belirtilmiştir. Ancak, bütün çeşitlerine hasredilemez.
İbn-i Kayyımın (r.h.) tağut hakkında söylediği en güzel sözdür: "Tağut, kulun haddini aşarak, ibadet ettiği, tabi olduğu, itaat ettiği her şeydir. Her kavmin tağutu, Allah ve Rasûlü'nü bırakarak, muhakeme olmak istedikleri, Allah'tan başkasına ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaksızın izinden gittikleri, Allah'a itaat etmeleri gereken yerde, itaat ettikleri şeydir. Bunlar dünyanın tağutlarıdır. Onları ve onlarla birlikte insanların durumunu düşündüğün zaman, çoğunun Allah'a ibadetten uzak ve tağutlara ibadet etmekte olduklarını, Peygambere (s.a.v.) itaattan uzak, tağut ve izleyicilerine itaat ettiklerim görürsün."
Şer’i manası ise; Allah’ın koyduğu ölçüler dışında ölçüler koyan, insanı Allah’a ibadetten alıkoyan, Allah ve Rasulüne tabi olmayı engelleyendir. Bu insi ve cinni şeytan, nefis, hayvan, ağaç, para, taş, kadın, mezar olabileceği gibi; Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan zalim bir diktatör, halkın seçtiği seçkin bir zümre, bir meclis, bir grup bilim adamı veya Allah’ın kitabından kaynaklanmayan adet alışkanlık ve düşünce (ideoloji) de olabilir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Allah hüküm koymada kendisine ortak kabul etmez.” ( Kehf: 26 )
“Hüküm vermek yalnızca Allah’a aittir.”( Yusuf: 40 )

TAĞUT’A ÖRNEKLER


Tağutu daha iyi anlayabilmek için şöyle örnekler verebiliriz:

1) Allah (c.c) hırsızlık hakkında şöyle buyuruyor:
“Hırsızlık yapan erkek ve kadının Allah’ tan bir ceza olmak üzere yaptıklarına karşılık olarak ellerini kesin.” ( Maide 38 )

Allah (c.c) bu ayette hırsızlık yapanın elinin kesilmesi için emir veriyor. Bir kişi çıkar da: “Hırsızlık yapan kişinin elinin kesilmesi doğru değildir. Hapse atılması gerekir.” Veya “boynunun kesilmesi lazım.” derse bu kişi açık bir şekilde: “Ben Allah’ın koyduğu kanunları kabul etmiyorum, beğenmiyorum” demese bile Allah’ın kanunlarından başka kanunlar çıkardığı için sadece ve sadece Allah’a ait olan hüküm koyma yetkisini kendisine vermiş, ilahlık taslamış ve böylece tağut olmuş olur.
Her kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu kişi müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de kafirdir. Çünkü bu kişi Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemiştir.

2) Allah (c.c) faiz hakkında:
“Allah alış-verişi helal faizi haram kıldı.”(Bakara 275)
buyurarak faizi kesin olarak haram (yasak) kıldığını bildiriyor. Bir kişi çıkar da Allah’ın yasakladığı faizi serbest bırakırsa, faizle çalışan bankaların açılması için kanun koyarsa bu kişi açık bir şekilde: “faiz helal” demese bile Allah’ın haram kıldığı faizi helalleştirmiş olur. Bu kişi kendisinde bu yetkiyi gördüğü için: “Ben ilahım” demese bile ilahlık taslamış ve tağut olmuş olur.
Kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu kişinin kafir oluşunun nedeni tağutu inkar etmemesinden dolayıdır.

3) Allah (c.c) başörtüsü hakkında:

“(Ey Muhammed!) Mü’min kadınlara söyle! Baş örtülerini omuzlarına ve göğüslerinin üzerine indirsinler.” (Nur 31 )
buyurarak mü’min kadınların örtünmeleri için emir veriyor.
Bir kişi çıkar da: “Bu şekilde giyinmek şart değildir, isteyen istediği gibi giyinebilir” diyerek bir kanun koyarsa bu kişi Allah’ın koyduğu ölçüler dışında bir ölçü koyduğu ve yalnızca Allah’a aid olan bir sıfatı, yetkiyi kendisine verdiği için ilahlık taslamıştır. Bu kişi açık bir şekilde “ben ilahım” demese bile,bende müslümanım dese , namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de tağut olmuş olur.Çünkü Allah’ın (c.c.) kesin , muhkem hükmünü inkar ederek , küçümseyerek ,beğenmeyerek kendine ve sistemlere uydurarak fetva verdiğinden , Allah’ın (c.c.) “el Hakim”,yani hüküm koyucu sıfatını kendinde gördüğünden şirk koşarak kafir olmuştur .
Kafirin küfründe tereddüt göstermek ,ya da kafire mümin demek insanı dinden çıkarır .Kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu gibi kişiler müslüman olduğunu söyleseler, namaz kılsalar, oruç tutsalar, hacca gitseler bile yine de kafirdirler. Çünkü bunlar; Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemişlerdir.

4) Allah (c.c) gayb hakkında şöyle buyuruyor:
“Gaybın anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanı yalnız O bilir.” ( En'am 59 )

Yine bu konuyla ilgili bir başka ayette Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Görülmeyeni bilen Allah görülmeyeni kimseye muttali kılmaz (göstermez). Ancak elçileri (nebi ve rasulleri) içinde razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna. Çünkü O, bunların önüne ve arkasına izleyiciler (gözetleyiciler) dizer.” (Cin: 26-27 )

Allah (c.c) bu ayetlerde gaybı ve gayb ile ilgili tüm gerçekleri sadece kendisinin bildiğine ve bu konuda hiç kimsenin söz sahibi olamayacağına işaret ediyor. Ancak bazı gaybi bilgileri de seçmiş olduğu rasullerine sürekli olmamak suretiyle vahiyle bildirmiştir. Ve onlara inen vahyi de şeytanın etkisinden korumuştur. Yani rasullere gelen vahiy ve onlara bildirilen birtakım gaybi olayların gerçekliği muhakkaktır. Çünkü o, bizzat Allah tarafından bildirilmedir.
Öyleyse günümüzde her kim kalkıp da gaybi bir takım gerçekleri örneğin; kalplerden geçeni bilebildiğini veyahut ileride olacak birtakım olayları bilebileceğini öne sürerse işte bu kimse (kendisine vahiy geldiğini iddia etmiş olacağından) her ne kadar: “Ben ilahım” demese de Allah’a ait olan bir sıfatı kendisinde gördüğü için ilahlık taslamış ve dolayısıyla tağut olmuş olur.
Çünkü bu kişi Kur’an`ın vahyin kesildiğine dair haberini yalanlamakla kalmamış, aynı zamanda da Allah’a ait olan gaybı bilme yetkisini kendisinde görmekle Allah’a asi olmuş ve böylece kendisini ilah konumuna getirmek suretiyle tağutlaşmıştır.
İşte bu kişiler her ne kadar müslüman olduklarını söyleseler, namaz kılsalar, oruç tutsalar, hacca gitselar, zekat verseler de Allah’a karşı iftira atmak suretiyle tağutlaşmış ve dolayısıyla kafir olmuşlardır. Kim bunlara itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya bunlara itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse o da kafir olmuş olur. Bu şekilde inanmayıp amel etmeyen kişi de müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de kafirdir. Çünkü bu kişi Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemiştir.
Yukarıdaki örneklerde bir mü’minin Allah’ın koyduğu ölçüleri değiştiremeyeceğini ve bu ölçüleri değiştirenlere de mü’min diyemeyeceğini net bir şekilde gördük.

Allah (c.c) mü’mini bir başka ayette şöyle tarif ediyor:

“Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe ve sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı kalplerinde hiçbir sıkıntı bulunmadan teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa: 65)

Allah (c.c) kendi nefsine yemin ederek diyor ki: “Bir kişi herhangi bir konuda Rasulullah’ın getirdiği hükümlere başvurmazsa hatta başvurduğu halde verilen hükümden dolayı kalbinde bir sıkıntı duyarsa bu kişi mü’min değildir. İnsanın mü’min ve müslüman olabilmesi için insanlar arasında vuku bulan ihtilaflarda Kur’an ve sünnetin hükmüne başvurması ve o hükümlere zahiren ve batınen tam bir teslimiyet göstermesi gerekir.”


TAĞUT VİDEO

izle : :: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
= Tağut ::
indir : İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#5
22-07-2012, Saat:07:03 PM
5- GÜNÜMÜZ İNSANLARININ TAĞUTA MUHAKEME KONUSUNDA İLERİ SÜRDÜKLERİ İDDİA
Günümüzdeki bazı kişiler şöyle diyebilirler: “Bizim yaşadığımız devlette şeriat hakim değildir. Eğer tağutun mahkemesine başvurmazsak hakkımızı alamayız. Hakkımızı almak için de tağutun mahkemesine başvurabiliriz.”
Bu gibi kişilere şöyle denilir: “Birisi sizden hakkınızı alsa ve: “Bana namaz kılmadan hakkınızı alamazsınız” dese, siz bu hakkınızı almak için ona namaz kılarsanız ALLAH katında Müslüman kalabilir misiniz?”
Elbette: “Müslüman kalamayız. Çünkü; namaz ibadettir ve ibadetler de yalnızca ALLAH’a yapılır. Başkasına namaz kıldığımızda onu ilah seviyesine çıkarmış oluruz” dersiniz. O halde düşünmez misiniz ki acaba ALLAH tağutun mahkemesine başvurulduğunda kafir olunacağına dair niçin hüküm vermiştir?
Tağutun mahkemesine başvurulduğunda sadece ALLAH’a ait olan hüküm verme yetkisinin ALLAH’tan başkasına verilmesi söz konusudur. Çünkü hüküm vermek yalnızca ALLAH’a aittir. ALLAH (c.c) sadece kendi hükmüne itaat edilmesini emretmiştir. Kendi hükmünden başkasına itaat edenlerin kimin hükmüne itaat ediyorlarsa ona ibadet ettiklerini apaçık bir şekilde:

“Hüküm vermek yalnız ALLAH’a aittir. Kendisinden başkasına değil yalnız O’na kulluk etmenizi emretti.”(Yusuf:40) ayetinde apaçık bir şekilde bildirmiştir.

Öyleyse her ne kadar kalben tağutu sevmediğinizi ona düşman olduğunuzu iddia etseniz bile hareketiniz bunu yalanlamaktadır. Zira gerçekten tağuta düşman olmuş ve onu kalbinizle inkar etmiş olsaydınız ister hakkınız gitsin ister gitmesin tağutun mahkemesine başvurmazdınız.
Mesele hak-hukuk meselesi değil, mesele yalnız ALLAH’a ait olan hüküm verme yetkisinin ALLAH’ tan başkasına veril mesidir. Bu ise şirkin ta kendisidir. ALLAH (c.c) Nisa suresinin 60. ayetinde tağuta muhakeme olmayı isteyenlerin iman iddialarının geçersiz olduğunu ve şeytanın bunları: “Tağuta muhakeme olmayı istediğiniz halde müslüman, mü’min kalabilirsiniz” diye vesvese vermek suretiyle derin bir sapıklığa saptırdığını bildiriyor.

Bu söylediğimiz şeyler şu ayetler dikkatlice okunduğunda iyice anlaşılmış olacaktır.
ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
“Kendilerine doğru yol açıkca belli olduktan sonra mürted olup tekrar küfre dönenlerin yaptıklarını şeytan kendilerine hoş göstermiştir. Çünkü onlar ALLAH’ın indirdiklerini hoş karşılamayanlara:
“Biz size ileride bazı hususlarda itaat edeceğiz” dediler.
Halbuki ALLAH onların gizlediklerini biliyor. Ya melekler yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırken halleri nice olacak?
”Çünkü onlar ALLAH’ı gazablandıracak şeylere uydular ve O’nun rızasını hoş karşılamadılar. Bunun üzerine ALLAH da onların amellerini boşa çıkarıverdi.” (Muhammed: 25-28 )

ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor:
“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emr olunmuşken tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.” (Nisa:60 )

İslam’a girmek için birinci şart olan “tağutu red” konusunu net bir şekilde açıkladık. Şimdi de ikinci şart olan ALLAH’a imanın nasıl olacağını açıklamaya çalışalım. Bunun için bir sonraki konuya bakınız
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#6
22-07-2012, Saat:07:04 PM
6- BEN MÜSLÜMANIM DİYEN MÜSLÜMAN MIDIR ?
“Allah’a ibadet ediyorum” diyen her kişinin ibadetini Allah acaba kabul eder mi?
Nuh (a.s)’dan Rasulullah’a kadar insanların çoğu Allah’a inandıklarını ve O’na ibadet ettiklerini iddia etmişlerdir. Fakat Allah onların ne ibadetlerini ne de imanlarını kabul etmiştir. Onların yaptıkları ibadetleri geçersiz saymış ve onlara gerçek imanı ve ibadeti öğretmek için rasuller göndermiştir. İnsanların Allah katındaki değeri ibadetlerinin çokluğuyla değil de yaptıkları ibadetlerin Allah’ın razı olduğu ve istediği şekilde olmasıyla ölçülür. Nitekim Rasulullah (s.a.s) zamanındaki ehli kitap Allah’a (c.c) çokça ibadet etmelerine ve O’na iman ettiklerini iddia etmelerine rağmen Allah (c.c) onların ne imanını ne de ibadetini kabul etti. Hatta onları müşrik ve kafir olarak isimlendirdi.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“De ki: “Ey kitap ehli! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz.” (Maide: 68)

Gerek Rasulullah (s.a.s) zamanındaki müşrikler, gerek Rasulullah’tan önceki müşrikler Allah’ın yaratıcı olduğunu, her şeyi yoktan var ettiğini ve rızık verici olduğunu kabul ediyorlardı. Fakat Allah (c.c) onların bu inançlarına rağmen müslüman olmadıklarını, bilakis müşrik olduklarını ve sonsuza kadar da cehennemde kalacaklarını bildirmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Ey Muhammed! De ki: Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım yeryüzü ve oradakiler kimindir?”
”Allah’ındır” diyecekler. “O halde hiç düşünmez misiniz?” de.
“Yedi göğün Rabbi ve yüce arşın Rabbi kimdir? “ de.
“Allah’dır” diyecekler. “O halde hiç sakınmaz mısınız (korkmaz mısınız)?” de.
‘Öyleyse herşeyin hakimiyet ve mülkiyeti elinde olan, dilediğini koruyan fakat kendisinden hiçbir şey korunmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyin” de.
“Allah’dır” diyecekler. “O halde nasıl aldanıyorsunuz?” de.
“Doğrusu biz onlara hakkı getirdik. Fakat onlar yalancıdırlar.” (Mü'minun: 84-90)

Allah (cc) ancak istediği şekilde olan imanı, istediği şekilde olan İslamı, istediği şekilde olan ibadeti kabul eder. O halde Allah’ın istediği şekildeki iman, İslam, ibadet nedir ve nasıl olmalıdır? Allah bunları bize bildirmiş midir? Bildirdiyse nerede bildirmiştir ? Bunları nereden öğrenebiliriz?


ÖLÇÜ

Bunları ancak Kur’an ve sünnetten öğrenebiliriz.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka dostlar edinerek onlara uymayın.Pek az öğüt dinliyorsunuz.” (A'raf: 3)

Yani; Allah’ın Rasulullah’a indirdiği Kur’an ve sünnete uyun, demektir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“İhtilafa düştüğünüz her meselede hüküm verecek olan Allah’tır.” (Şura: 10)

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Allah ve Rasulü bir şeye hükmettiği zaman inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçme hakkı yoktur. Allah’a ve Rasulüne başkaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur”(Ahzab: 36)

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:
“Kim bizim emrimize uymayan bir iş işlerse onun ameli geçersizdir.” (Buhari-Müslim-Ebu Davud (Tac: C.1 Kitap ve sünnete sarılmak bah.) (Nevevi kırk hadis))

Rasulullah Veda hutbesinde şöyle buyuruyor:

“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah’ın kitabı (Kur’an) ve benim sünnetimdir.”( Buhari-Müslim (Cem'ul Fevaid: c.1 Kitap ve Sünnete sarılma bah.) )
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Arzusu benim getirdiğime tabi olmadıkça hiçbiriniz iman etmiş olmaz.” (Müslim-Beyhaki )

O halde Allah’ın kitabı, Rasulullah’ın sünnetine göre iman nedir, küfür nedir, İslam nedir, müslüman kimdir, müşrik ve kafir kimdir, Allah’ın kabul ettiği ibadet nedir? Şimdi bunları inceleyelim. Bunlar için diğer konulara bakınız.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#7
22-07-2012, Saat:07:05 PM
7- İSLAM'IN RÜKUNLARI
1- Kelime-i Şehadet getirmektir. Yani ALLAH'tan başka hakkı ile gerektiği gibi ibadet edilecek hiçbir mabud, ilah yoktur ve Muhammed (s.a.v.) onun elçisidir demektir.

2- Namaz kılmak

3- Zekat vermek

4- Oruç tutmak

5- Hacca gitmek (ALLAH'ın evini haccetmek)

Kelime-i Şehadetin delili ise Yüce ALLAH'ın şu sözüdür:
"ALLAH O'ndan başka hakkı ile ibadet edilecek hiç bir ilah olmadığına şahitlik etmiştir. (Öylede) Melekler ve ilim ehli olanlar dosdoğru ve adaletli olarak buna şahitlik etmişlerdir. O izzet ve hüküm sahibinden başka hakkı ile ibadet edilecek bir ilah yoktur." (Ali İmran Suresi 18. ayet)

(Şehadetin) manası ise: ALLAH'tan başka hakkı ile gerektiği gibi ibadet edilecek başka bir ilah yoktur demektir. "Başka bir ilah yoktur" sözü; ALLAH'ın dışındaki bütün ibadet edilen her şeyi iptal eder (hükmünü kaldırır). "ALLAH'tan başka" sözü; bütün ibadet çeşitlerinin yalnızca, tek olarak ALLAH'a ait olması demektir. O'nun ibadetlerde kendisinin bir ortağı olmadığı gibi mülkünde de bir ortağı yoktur. Bu şehadetin açıklaması ve tefsiri Yüce ALLAH'ın şu sözleridir.

"Hani İbrahim babasına ve kavmine beni yaratan ALLAH hariç sizin ibadet ettiklerinizden beriyim. Muhakkak ki O, beni doğruya iletecektir. (ALLAH) İbrahim'in bu sözünü kendisinden sonra gelecek olanlar belki hakka, doğruya yönelirler, dönerler diye baki kılmıştır." (Zuhruf Suresi 26-28. ayetler)

Ve şöyle buyurmuştur:
"De ki: Ey kitap ehli! (Yahudiler ve Hıristiyanlar) sizinle bizim aramızda ortak olan kelimeye geliniz. (O kelime ki) ALLAH'tan başkasına ibadet etmeyeceğimiz, ona herhangi bir şeyi ortak koşmayacağımız, ALLAH'ın dışında birbirimizi Rabler edinmeyeceğimiz (Kelime-i tevhittir). Eğer yüz çevirir, gerisin geriye dönerlerse (onlara) şahit olun! Biz Müslüman olanlarız deyin" (Ali İmran Suresi 64. ayet)

Muhammed (sallALLAHu aleyhi ve sellem)'in ALLAH'ın Rasulu, elçisi olduğuna delil ise, Yüce ALLAH'ın şu sözüdür:

"Muhakkak ki size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki; sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli, merhametlidir." (Tevbe Suresi 128. ayet)

"Muhammed ALLAH'ın Rasulu" şehadetinin manası ise şudur: Emrettiği şeyleri yerine getirmek, haber verdiği şeyleri doğrulamak, yasakladığı ve nehyettiği şeylerden kaçınmak, ALLAH'a onun getirdiğinden başka bir şeyle ibadet etmemek demektir.

Namazın, zekatın ve tevhidin tefsirine delil ise, Yüce ALLAH'ın şu sözüdür:

"Onlar yalnızca ALLAH'a ibadet etmek ve dini (ibadeti) sadece ona halis kılmak, batıldan hakka meyleden kişiler olmak, Namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardır. Zira dosdoğru inanç ve din işte bu dindir." (Beyyine Suresi 5.ayet)

Oruç ibadetinin farziyetine delil ise, Yüce ALLAH'ın şu sözüdür:

"Ey İman edenler! Sizden öncekilere yazıldığı (farz kılındığı) gibi size de oruç yazılmıştır.Umulur ki (ALLAH'ın azabından) korkarsınız, sakınırsınız." (Bakara Suresi 183. ayet)

Hac ibadetinin farziyetine delil ise, Yüce ALLAH'ın şu sözüdür:

"ALLAH'ın kulları üzerinde evine gitmeye gücü yetenler için hac etmeleri bir hakkıdır. Eğer kim inkar eder, küfrederse Muhakkak ki ALLAH bütün alemlerden müstağnidir (onlara ihtiyacı yoktur). (Ali İmran Suresi 97. ayet)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#8
22-07-2012, Saat:07:05 PM
8- KULUN RABBİNİ BİLMESİ

Sana rabbin kim? diye sorulduğu zaman şöyle cevap ver : Benim Rabbim Allah'tır. O ki beni ve bütün yaratılmışları (alemleri) nimeti ile terbiye eden, yetiştiren Allah'tır. O benim kendisine ibadet ettiğim, O'ndan başka hiç bir ilahın olmadığı Allah'tır. Buna delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Hamdın her türlüsü alemlerin Rabbi olan Allah içindir. (Fatiha Suresi: 2)

Allah'ın dışındaki her şey (yaratılmış) bir alemdir. Bende bu alemden (yaratılmışlardan) biriyim.Sana Rabbini ne ile, nasıl tanıdın, bildin? diye sorulduğu zaman şöyle cevap ver: O'nu (varlığına delalet eden) eylemleriyle ve mahlukatlarıyla bildim. Gece, gündüz, güneş ve ay onun ayetlerindendir. Yedi kat gök ve yedi kat yer ve aralarındaki her şey onun mahlukatlarındandır. Buna delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Gece ile gündüz, güneş ile ay (Allah'ın varlığına delalet eden) onun ayetlerindendir. Güneş ve ayı (Rabler edinip) secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin. Eğer Allah'a ibadet ediyorsanız." (Fussilet Suresi 37. ayet)

Ve şöyle buyurmuştur:
"Muhakkak ki sizin Rabbiniz olan Allah, gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmış ve sonrada arşın (tahtın) üstüne yükselmiştir. Gündüzün aydınlığını, onu süratle takip eden gece ile örten, güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğdiren O'dur. Böyle de her şeyi yoktan var etmek ve yarattıkları üzerinde tasarruf ve hüküm sahibi olma hakkı (yalnızca) Allah'ındır. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah hayrı bol olandır." (Araf Suresi 54. ayet)

Rab; ibadet edilendir. Buna delil ise yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin. Umulur ki (böylece Allah'ın azabından) kurtulmuş olursunuz. O Rab ki sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü de sağlam bir çatı yaptı. Gökyüzünden yağmuru indirip onunla sizin için çeşitli meyveleri rızık olarak çıkardı. Öyle ise siz bunları bildiğiniz halde Allah'a ortak koşmayın." (Bakara Suresi 21-22. ayetler)

(Büyük tefsir alimlerinden) İbn-i Kesir (Allah ona rahmet etsin) şöyle buyurmuştur. İbadete müstahak olan bu kadar çeşitli mahlukatı yaratan, Allah'tır.

İbadet Çeşitleri: Allah'ın yapılmasını emrettiği; islamın şartları, imanın şartları ve ihsan gibi ibadetlerdir. Öyle ise dua, korku, ümit etmek, tevekkül etmek, isteyerek yönelmek, çekinerek korkmak, itaat ederek sakınmak, bilerek korkmak, yönelmek, yardım dilemek, sığınmak, imdat dilemek, kurban kesmek, adak adamak, yardımını beklemek hep ibadet çeşitlerindendir. Bunlar gibi Allah'ın emrettiği bütün ibadetler yalnızca Allah için yapılır. Bu ibadetlere deliller ise Yüce Allah'ın şu ayetleridir.

Dua: "Muhakkak ki mescitler (ibadet yerleri) yalnızca Allah'a aittir. Dolayısıyla Allah'tan başka birine dua (ederek ibadet) etmeyin."(Cin Süresi: 18)

Kim Allah'tan başkasına dua eder yada duasında Allah'la beraber başkasını da ortak koşarsa, yada duasının bir kısmını başka bir şeye niyazda bulunmak için harcarsa şirke düşer, kafir olur. Buna delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Kim Allah'la beraber başka bir ilaha (mabuda), ilahlığına hiç bir delili olmadığı halde dua edecek olursa, muhakkak ki onun cezası (hesabı) Rabbin katında olacaktır. Şüphesiz ki kafirler iflah olmayacaklardır." (Müminun Suresi: 117)

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:"Dua ibadetin beyni (özü)'dür."

Ve Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Sizin Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin de dualarınıza cevap vereyim, icabet edeyim. Muhakkak ki bana ibadet etmekten kibirlenenler hakir ve küçük düşürülmüş olarak cehenneme gireceklerdir." (Gafir Suresi 60. ayet)

Korku: Bu ibadete delil ise Yüce Allah'ın şu ayetidir:

"Eğer iman eden kimseler iseniz, onlardan (kafirlerden) değil benden korkun" (Ali İmran Suresi: 175. ayet)

Ümit Etmek: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Kim Rabbi ile karşılaşmayı ümit ederse salih amel işlesin ve Rabbine yapmış olduğu ibadetlerde ona kimseyi ortak koşmasın" (Kehf Suresi 110. ayet)

Tevekkül Etmek: Bu ibadetin delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür: "Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter" (Talak Suresi 3. ayet)

İsteyerek Yönelmek, Çekinerek Korkmak, İtaat Ederek Sakınmak: Bu ibadetlere delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Şüphesiz ki Onlar hayırlı işleri yapmada acele ederler, ve bize korku ve istekle dua ederler. Onlar bize karşı (emirlerimize) itaat ederek sakınırlar" (Şu'ra 18)

Bilerek Korkmak: Bu (ibadete) delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Onlardan değil, asıl benden bilerek (gerektiği gibi) korkun" (Bakara Suresi:150. ayet)

(Allah'a) Yönelmek: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"(Her işinizde) Rabbinize yönelin ve (nefislerinizle) O'nun (emirlerine, dinine) teslim olun." (Zümer Suresi 54. ayet)

Yardım Dilemek: Bu (ibadete) delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Yalnız sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz" (Fatiha Suresi 5. ayet)

Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Yardım dilediğin zaman Allah'tan yardım dile"

Sığınmak: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"De ki: İnsanların Rabbi ve Hükümranı olan Allah'a sığınırım" (Nas Suresi 1-2. ayet)

İmdat Dilemek: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Rabbinizi imdada çağırdınız da (O da hemen akabinde) sizin bu çağrınıza cevap vermişti(karşılık vermişti). (Enfal Suresi 9. ayet)

Kurban Kesmek: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"De ki: Benim namazım, kestiğim kurban, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun (bu ibadetlerde) hiç bir ortağı yoktur. Ben bununla (bu ibadetleri yapmakla) emrolundum ve ben ilk Müslüman olanım." (Enam Suresi 162-163. ayetler)

(Peygamber efendimiz) sünnetinde şöyle buyurmuştur:" Allah kendinden başkası için kurban kesene lanet etmiştir."

Adak Adamak: Bu (ibadetin) delili ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:

"Onlar adaklarını yerine getirirler ve şerri, kötülüğü yaygınlaşmış olan (o) günden korkarlar" (İnsan Suresi 7. ayet)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#9
22-07-2012, Saat:07:08 PM
9- İSLAM
İslam; Allah’ın emirlerine boyun eğip kayıtsız şartsız itaat etmek, zahiren ve batinen bunlara teslim olmaktır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafur’dur, Rahim’dir. Allah’a ve rasulüne itaat edin’ de. Şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran 31 32)

Allah (c.c) kabul ettiği İslam’ı kitabında şöyle açıklıyor:

“Tağutu reddedip Allah’a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır.”( Bakara: 256 )

Ayette geçen: “Kopmak bilmeyen sağlam kulp”tan kasıt; Allah’ın razı olduğu İslam’ın ta kendisidir.
Bu ayetten anlaşılıyor ki kişinin kopmak bilmeyen sağlam kulpa sarılabilmesi yani müslüman olabilmesi için sadece Allah’a iman etmesi yeterli değildir. Bundan önce “tağutu reddedip” inkar etmesi gerekir. Tağutu reddetmeden müslüman olmak mümkün değildir.
Allah (c.c) yukarıdaki ayette bizlere; İslam’ın geçerli olabilmesi için yani müslüman olabilmemiz için, kişi de özellikle bu iki şartın aynı anda bulunmasının gerekli olduğunu apaçık bir şekilde bildiriyor. Bu iki şarttan; birincisi “tağutu inkar” ikincisi ise “Allah’a iman”dır.”
Şüphesiz tağutu bilmeyen kişi tağutu reddedemez. Tağutu reddedemediği için müslüman da olamaz. İmanı da bilmeyen kişi iman edemez. Velev ki iman ettiğini iddia etsin. Çünkü imanı bilmediğinden dolayı iman iddiası geçersizdir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emir olunmuşken tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.”( Nisa: 60)

Allah (c.c) bu ayette; müslümanlık iddiasında bulundukları halde müslüman olarak kabul etmediği bazı kimselerden bahsediyor. Onlar bütün rasullere indirilen kitaplara ve Rasulullah’a (s.a.v) indirilen Kur’an’a inandıklarını söyledikleri halde tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki Allah (c.c) tağutu reddetmeden iman ve İslam iddiasında bulunan bir kimsenin iddiasının boş ve geçersiz bir iddia olduğunu belirtiyor. Aynı kalpte Allah’a iman ile tağuta muhakeme olma isteği bir arada bulunamaz. Çünkü ayette; (Tağutu inkar etmekle emr olunmuşlardı.) buyrulmuştur Fakat şeytan onları; tağuta muhakeme olmak istedikleri halde mü’min ve müslüman kalabileceklerine dair vesvese vermek suretiyle derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. (Şeytan onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.) ayetinin anlamı işte budur.

Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyuruyor:

“Tağuta kulluk etmekten kaçınıp Allah’a yönelenlere müjde vardır.”( Zümer: 17)

Bu ayeti kerimede Allah (c.c); müjdelenecek bazı kimseleri bizlere tanıtıyor ve bunların; tağuta kulluk etmekten kaçınmak suretiyle sadece Allah’a yönelen kişiler olduğunu belirtiyor. Yine ayette; insanların kurtuluşa erebilmeleri için tağuta ibadetten kaçınmaları emrediliyor. İslam’ın Allah katında geçerli olabilmesi için öncelikle tağutun inkar edilmesinin gerekli olduğu şartını yine bu ayette açık bir şekilde görmekteyiz.

Yine Allah (c.c) bize bütün Rasullerin çağrısını şöyle bildiriyor:

“Muhakkak ki her topluluğa bir rasul gönderdik. Allah’a ibadet etmelerini tağuta kulluk etmekten kaçınmalarını emrettik.”( Nahl: 36 )

Bu ayette; bütün rasuller ümmetlerine Allah’a (cc) yapılan ibadetlerin geçerli olması için tağutu inkar edip ondan kaçınmalarını ve daha sonra Allah’ın istediği şekilde Allah’a iman ederek ibadet etmelerini emrediyorlar.O halde tağutu çok iyi bilmeliyiz ki reddedebilelim. Zira daha önce söylediğimiz gibi tağutu bilmeyen onu reddedemez.Tağutu reddetmeyen kişi ise her ne kadar iman ve İslam iddiasında bulunsa bile Allah o kişinin imanını ve İslamını asla kabul etmez.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#10
22-07-2012, Saat:07:09 PM
10- İMANIN ŞARTLARI
İmanın şartları altıdır. Kim bunlardan bir tanesine dahi Allah’ın istediği şekilde iman etmezse mü’min olamaz.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ey inananlar! Allah’a, rasulüne, rasulüne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitablarını, rasullerini ve ahiret gününü inkar ederse şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.”(Nisa: 136 )

Allah’a (c.c) imanın geçerli olabilmesi için de şu altı şarta eksiksiz olarak iman edilmesi gereklidir.

Bu şartlar ise:

1 - Allah’a İman: Allah vardır ve kemal sıfatlara sahiptir. Yarattıklarının hiçbirine benzemez. Hiçbir şey O’nun dengi ve benzeri değildir. Alemlerde, yerde ve gökte yalnız O yasama (kanun koyma) hakkına sahiptir. Bütün ibadetler yalnızca O’na yapılır.

2 - Meleklere İman: Meleklere Allah’ın (c.c) Kur’an’da, Rasulullah’ın (s.a.s) sahih hadislerinde onları vasfettiği şekilde iman etmek lazımdır ve bu iman şöyle olmalıdır: Melekler Allah’ın kullarıdır. Onlarda dişilik ve erkeklik yoktur. Nurdan yaratılmışlardır. Bir an bile Allah’a karşı isyan etmez, günah işlemezler. Devamlı Allah’a ibadet ederler. Kur’an-ı Kerim’de ve sahih hadislerde isimleri zikredilenlere isimleriyle; (Cebrail, Mikail, İsrafil, Malik, Rıdvan gibi) isimleri zikredilmeyenlerin de hepsine birden iman edilmesi gerekir.

3 - Kitaplara İman: Allah katından gelen kitaplara Kur’an-ı Kerim’de ve sahih hadislerde ismi zikredilenlere ismiyle; (Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur) zikredilmeyenlere ise genel olarak iman etmek gerekir. Kur’an’ın dışındaki diğer kitaplar tahrif edilmiş olduğu için onlara Allah (c.c) katından geldiği şekliyle iman edilmesi gerekir. Kur’an ise Allah tarafından korunmak suretiyle kıyamete kadar baki kalacak ve yalnızca O’na bağlananlar kıyamet gününde kurtuluşa ereceklerdir.

4 - Nebi ve Rasullere İman: Kur’an-ı Kerim ve sahih hadislerde ismi zikredilenlere ismiyle, ismi zikredilmeyenlerin ise hepsine birden iman edilmesi gerekir.

5 - Ahiret gününe İman: Ölüm, berzah (ölümden kıyamete kadar olan olaylar), hesap, mizan, cennet, cehennem, kabirde azab veya mükafat göreceklerin acı ve lezzeti beden ve ruhlarıyla duyacaklarına ve en önemlisi öldükten sonra dirilmeye iman edilmesi gerekir.

6 - Kaderin Hayır ve Şerrin Allah’tan olduğuna İman.

Kadere imanın geçerli olabilmesi için şu dört şeye mutlaka inanılması gerekir:

Birincisi: Allah’ın ezeli ve kadim ilmine iman etmek. Allah (c.c) ezeli ve kadim olan ilmiyle ne olacağını bildi ve bu ezeli ilmiyle bildiği şeyleri yazdı.

İkincisi: Allah’ın olmasını dilediği şeyin mutlaka olacağına, olmamasını dilediği şeyin mutlaka olmayacağına gökte ve yerde meydana gelen bütün hareketlerin ve sessizliklerin Allah’ın izniyle olduğuna iman etmek.

Üçüncüsü: Allah’ın bütün mahlukatı yarattığına ve kainatın içindeki herşeyin Allah’ın yaratmasıyla ve takdiriyle meydana geldiğine iman etmek.

Dördüncüsü: Hayır ve şer ancak Allah’ın takdiri iledir. Dolayısıyle kendisine isabet eden şerri başkasına isabet edebileceği halde kendisine isabet ettiğini zannetmemek, kendisine isabet eden hayrın bir tesadüf sonucu kendisine isabet ettiğine inanmamak.

Allah (c.c) kader hakkında şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki Biz, herşeyi (önceden tesbit edilmiş) bir kaderle yarattık.” (Kamer: 49 )

Herşey Allah’ın takdiri iledir. İnsanların yaptığı işleri de Allah yaratır. Yalnız insanlar yaptıkları işleri kendileri yapmış olmaları sebebiyle yaptıklarından sorumlu tutulurlar. Çünkü Allah her insana iyiyi kötüden ayırabilme kabiliyeti vermiş ve hayrı emredip şerri yasaklamıştır.

Allah (c.c) kıyamete kadar olacak herşeyi ve bütün insanların yapacakları şeyleri Levhi’l mahfuzda yazdı. Allah için zaman kavramı olmadığı için bütün bunları ilmiyle yazdı. İnsanları yaptıkları amellerde zorlamadı. Allah’ın (c.c) bütün bunları yazması ezeli ilminden dolayıdır. Buraya kadar mü’min ve müslüman olabilmek için ne gibi şartların gerekli olduğunu öğrendik. Şimdi de imanımızı koruyabilmek için ne yapmamız gerektiğini inceleyelim.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi