Ahmet Nafiz YAŞAR kaleme aldı,
Efendimiz s.a.v.:
“Müminin ferasetinden sakının; çünkü o Allah’ın nuru ile bakar.”
buyurmuştur.
Peki “feraset” nedir ve bir müslüman, müminin ferasetinden, onun kendisinin bâtınındaki hali bilmesinden niçin ve nasıl sakınacaktır?
Sâdât-ı Kirâm’dan Hâce Abdülhâlik Gucdüvânî k.s. hazretleri Buhara’da mürit ve muhipleriyle velilik halleri üzerine sohbet ediyordu.
Sohbet halkasına elinde tesbih, sırtında dervişlik hırkası, omuzunda seccade olan bir genç de dahil olmuş, can kulağı ile Hâce’yi dinlemekteydi.
Meclistekilerin ilk defa gördükleri bu genç, bir müddet sonra sual sormak için müsaade aldı ve son derece hürmetkâr bir eda ile şöyle dedi:
– Efendim, malumunuz, Hz. Peygamber s.a.v., “Müminin ferasetinden sakının; çünkü o Allah’ın nuru ile bakar.” buyurmuştur. Bu hadis-i şerifin sırrı nedir acaba?
Hâce Abdülhâlik Gucdüvânî k.s. bu gence kısa bir süre heybetle nazar eyledikten sonra sert bir tonla:
– Sen önce belindeki zünnarı kesip imana gel, müslüman ol ki bu hadis-i şerifin sırrı tecelli etsin, buyurdu.
Hâce’nin bu tavrı ve sözleri oradaki herkesi şaşırttı.
Zünnar, papazların, ucunu önden sarkıtarak bellerine bağladıkları örme bir kuşaktı ve tıpkı haç gibi hıristiyanlık alametiydi çünkü.
Halbuki bu genç müslüman bir derviş kıyafeti içindeydi. Nitekim inkâra yeltendi ama yakınında bulunan birkaç kişi gencin üzerindeki hırkayı çıkarınca, düğüm düğüm ederek gizlemeye çalıştığı zünnarının belinde bağlı olduğu görüldü.
Aslında hıristiyan olan bu genç, müminin ferasetindeki isabeti şimdi bizzat yaşayarak öğrenmişti.
Af diledi, zünnarını çözüp attı, kelime-i şahadet getirip müslüman oldu. Bunun üzerine Hâce hazretleri etrafındakilere döndü, buyurdu ki:
– Ey dostlar!
Bu genç zünnarını kesti, müslüman oldu. Gelin sizler de kalplerinizdeki zünnarı kesip iman edin.
Dikkat
Kalpteki zünnar kibir ve gururdur. Bunları çözüp atmadıkça ahdine sadık bir mümin olamazsınız!
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)