You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mintanı var, ölüm tutmaz kumaştan

Mintanı var, ölüm tutmaz kumaştan

General
Mintanı var, ölüm tutmaz kumaştan
Mintanı var, ölüm tutmaz kumaştan

Kendini doğuştan gerçeğin mümessili gibi görenlerin, başkalarının gerçekliğine karşı ne kadar ölçüsüz bir kabalık geliştirebildiklerini ibretle izliyoruz.

Yeryüzünün en alçak kişilikleri, insanlara en çok tepeden bakanlar oluyor aynı zamanda. İrtifâ dersini yeniden okumalıyız!

Özgürlüğün esasına "Benim istediğim gibi..." formülasyonlarıyla gidilemeyeceğini idrak edebilmek meğer ne kadar zormuş!

Kendi yalıtılmış hayatlarının içine gömülerek yaşayan ve başka hayatlarla neredeyse hiç teması olmayan insanlar, hayatın bütünü hakkında akıl almaz bir rahatlıkla esip gürlüyor.

Gerçeğin kılığına en kolay giren yalanlara "vehim" diyoruz.

Birilerini sürekli cahil bularak bilge, düşük bularak yüksek, sahte bularak gerçek, boş bularak dolu olabileceğine inanan, acayip pratik insanlıklarla dolu her yer...

Kendini ahlak timsali gören milyarlarca insan, faili meçhul bir ahlaksızlığın hüküm sürmekte olduğu bir gezegende güya mahsur kalmış durumda... Hesap mı yanlış, matematik mi aciz?

Ömür; insan, kalıbının içini insanlıkla doldurabilsin diye...

Tek kârı dünyadan kâm almak olanlar, vaktiniz dolunca kazancınızı nereye götüreceksiniz?

Elma çürüyor, yaprak sararıp dökülüyor, çiçek soluyor, vadesi dolan gidiyor. Her şey hayatın gerçek istikametinin ne tarafa doğru olduğunun bir nişanesi... İstersen gözlerini sımsıkı kapat, çevrene ördüğün karanlık bile bunu biliyor!

"Ölmekten çok korkuyorum" dedi yaşlı adam. "Bari biraz yaşasaydın!" dedi yanındaki.

Kendine bir mezar taşı yaptırıp evinin baş köşesine koymuştu. Ölüm geciken bir misafirdi onun için.

İmam "Mevtayı ömr-ü hayatında nasıl bilirdiniz?" diye sordu cemaate. Biri boşta bulunup "Çok hazır cevaptı" dedi. "İyi o zaman" dedi imam, "lâzım olacak!"

Yine bayram geldi, yine kabristana gideceğiz ve yine kabristan kapısında verdiğimiz selama o taraftan bir "aleykümselam" diyen çıkar diye ödümüz patlayacak.

Kabristan, ölümün gizemli fragmanıdır.

"Öyle konuşuyorsun ki içim kararıyor birader!" dedi biri. "Peki sustuğumda ağarıyor mu?" dedi diğeri.

Her cümlenin sonuna ünlem yerine ibret olsun diye bir servi ağacı dikiyordu.

İki dizi arasına, "Teferrüc eyleyivardım sabahın sinleri gördüm/Karışmış kara toprağa şu nazik tenleri gördüm" diye bir paragraf açsın mı Yunus?

Bir mezar taşı diğer mezar taşının kulağına eğildi, "Buralar hep istimlak edilecekmiş" diye fısıldadı. "Desene sonumuz geldi!" dedi diğeri endişeyle...

"Bir kere yaşadım ama" dedi meczup, "çok kere öldüm!"

gökhan özcan
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.