On yaşında annesini kaybeden şehzâde Abdülhamîd, Perestû Kadınefendi’nin himayesinde iyi bir eğitim gördü. sadrâzam Safvet Paşa’dan; tefsîr, hadîs, fıkıh Osmanlı târihi öğrendi. Spor ve at biniciliğini Lala Sâdık Ağadan öğrendi
Şaziliyye tarîkatini Mehmed Zafîr Efendi Kâdiriyye tarîkatını Rumeli kazaskeri Ebü’l-Hüdâ Efendi’den öğrendi.iyi bir hattat ve marangozdu.
Marangoz atölyesi ve çiftlikleri vardı. Koyun besletti, mâdenler işletti. servetini, din ve devlet hizmetlerine sarfetti.
Zekâsı ve politik kabiliyetiyle amcası sultan Abdülazîz, onu Mısır ve Avrupaya götürdü.Şehzâde Abdülhamîd, zamanını ibâdetle, ilimle ata binmek, silâh kullanmakla değerlendirirdi. iktisatlı, hayır ve hasenât sahibiydi cömert ve ileri görüşlüydü
basını tâkib eder, her şeyi öğrenirdi. Dedesi sultan Mahmûd’u örnek aldı Çok nâzikti, herkesin gönlünü alırdı Babası sultan Abdülmecîd vefât ettiğinde on dokuz yaşında idi.
Amcası sultan Abdülazîz Han’ın 1876’da şehîd edilmesiyle ağabeyi şehzâde Murâd pâdişâh oldu. rahatsızdı tahtta ancak üç ay kaldı
Velîahd şehzâde Abdülhamîd, otuz dört yaşında iken 31 Ağustos 1876 Perşembe günü Osmanlı tahtına oturdu.
7 Eylül günü Eyyûb Sultan da kılıç kuşanıp kıratına binen şehzâde Abdülhamîd Edirnekapı’dan şehre girip Topkapı Sarayı’na yürüdü. 31 Ağustos 1876 Perşembe günü Osmanlı tahtına oturdu. o artık şehzade Abdulhamit değil sultan Abdulhamitti
halk pâdişâhtan çok şeyler bekliyordu. medreseleri, âlimleri, hastahâneleri ziyaret etti ziyafet verdi. câmilerde, halkla aynı safta namaz kıldı. Sultânı halk seviyordu.
Abdülhamîd Handan önce Rüşdî Paşa sadrâzamdı Bosna-Hersek’de ayaklanmalar olmuş, Karadağ, ordumuzu yenmiş, Sırbistan savaş îlân etmişti. Girid’ huzursuzdu Rusya, Osmanlı Devleti’ni parçalamak istiyordu
Rusya Osmanlı topraklarında hıristiyanları ayaklandırıp, ortalığı karıştırıyor devleti baskı altında tutuyordu. Tek istekleri; Osmanlı Devleti’ni parçalayıp, Balkanlar ile Orta Doğu’da küçük devletler kurmaktı,
İngiltere ve Fransa Osmanlının parçalanacağına kesin gözle bakıyor; İngiltere parçalanmanın Rusya elinden olmasını istemiyordu.çünkü bu Rusların denizlere inip İngiltere’nin Hindistan ve Ortadoğu’daki nüfûzunun tehlikeye girmesi demekti
Sultan Abdülhamîd Han, ilk başta sadrâzam Rüşdî Paşa’nın istifasını kabûl etmedi. Kânûn-i esasî için, komisyon kuruldu. Midhat Paşa ile sadrâzam Rüşdî Paşa’nın arası açılınca, 19 Aralık 1876 da rüştü paşa sadrâzamlıktan istifa etti yerine Midhat Paşa getirildi.
Mithat paşa Sultan Abdulhamitin sadrazamıydı
Kânûn-i esâsî hey’etine başkanlık ediyordu.
hukukçu olmayıp, meşrûtiyet rejimindeki bilgilerden yoksundu kendisine ermeni hukukçu Odyan Efendi hocalık yapıyordu.
Midhat Paşa’nın başkanlığındaki Kânûn-i esâsîde, azınlık dillerinin esmî dil sayılması, pâdişâhın insanları muhâkemesiz sürgüne göndermek hakkının bulunması ve Sultân egemenliğini yok etmek için, anayasanın büyük devletlerin kefaletine alınması” gibi maddeler vardı
Sultan Abdülhamîd kanuni esaside Türkçe’den başka dillerin resmî dil olmasına, insanların sürülmesine ve anayasanın yabancıların kefaletine alınmasına karşı çıkmış Midhat Paşa’ya kabul ettirememiştir
Midhat Paşa rakiplerini uzağa sürgün ettirmek için kanuni esasiye maddeler koydu Sultân’ı kullanarak Kânûn-i esasinin Avrupa kefaletinde olduğuna dâir maddeler çıkardı. Ve 25 Aralık 1876 da Midhat Paşa’nın eseri olan Birinci Meşrûtiyet îlân edildi
Meşrutiyet döneminde Osmanlı ordusu Sırbistan ve Karadağ’da harb ediyordu. Sırbistan Vidin, kuvvetler Osman Nûrî Paşa, Niş’dekiler Ahmed Paşa, Yenipazar’dakiler Ali Paşa ile Mehmed Paşa komutasındaydı ordunun toplamı, yüz bin kişiydi
Meşrutiyette Osmanlı ordusunun başkumandanı serdâr-ı ekrem Abdülkerîm Paşaydı. Vidin kumandanı Osman Nûrî Paşa, Sırpları durdurdu Sırplarca tahkim edilen Zayça kasabasını ele geçirdi. Sırp yenilgileri İstanbul’da büyük sevinç uyandırıyordu
serdâr-ı ekrem Abdülkerîm Paşa’ya Belgrad üzerine yürümesi ve Sırplıları barışa mecbur etmesi emiri verildi. Belgradda Abdülkerîm Paşa Sırp ordusunu mağlûbiyete uğrattı.
Osmanlı Belgrad’a girmek üzere iken, Rular Osmanlı hükûmetine ültimatom verdi. Sırplar ve Karadağla iki aylık mütâreke yapıldı.böylece Rusya Balkan ihtilâfının çözülme teşebbüsünü İngiltere’nin elinden aldı
Rusları önlemek için ingilizler konferans teklif etti.Almanya, İngiltere, Avusturya, Fransa, Rusya, İtalya ve Macaristan Osmanlı hâriciye nâzırı Safvet Paşa’nın başkanlığında 23 Aralık 1876 ta istanbulda toplandı
İstanbuldakibTersâne konferansında Bâb-ı âli’ye Tuna ve Bosna-Hersekde ıslâhat için teklifte bulunuldu. Midhat Paşa, Rusya hakkında hükûmet başkanının ağzından çıkmaması gereken sözler söyledi Avrupaya çattı. Harb aleyhinde oy kullananları vatansızlık ve ihanet ile itham etti.
Midhat Paşa halkı harbe kışkırtıyor basını kullanıyor. ihtilâl havası estiriyordu sultana ordunun harb istediğini ve Rusya’nın yenileceğini söylüyor Abdülhamîd Han savaşı şiddetle reddediyordu
Ancak tahta yeni geçmiş harbi önleyecek nüfuzta değildi.
İngiltere’nin teklifi ile Londra’da konferans toplandı 31 Mart 1877’de Rusların teklifleri Bâb-ı âli’ye bildirildi Osmanlı Devleti aleyhinde çok ağır hükümler taşıyan protokolü Pâdişâh Abdülhamit reddetdi
Midhat Paşa İngiltere’den Kânûn-i esâsî’nin garantisini istedi. Osmanlıyı tahttan uzaklaştırıp ailesini getirmek ve Pâdişâh’a tahakküme yeltenmesi üzerine Sultan Abdülhamit tarafından 5 Şubat 1877’de sadrâzamlıktan azledildi sürgüne gönderildi.
Abdülhamîd Han Midhat Paşa’yı sürgüne gönderirken Midhat Paşa’nın Kanün-i esâsî’ye koydurduğu, yüz on üçüncü maddeye göre göndermiştir.
Abdülhamîd Han, devletin savaşa girmesini doğru bulmamış, felâket olduğunu söylemiş Ancak Midhat Paşa, halkı ve erkânı harbe ayaklandırmış ve Rus harbi kaçınılmaz hâle gelmişti.
Abdülhamîd Han, Midhat Paşa’nın; “Rusya ile savaşmamız lâzım!..” raporuna karşı; “Rumeli’nin tamâmiyle elimizden çıkmasına sebeb olacaklar!” diyerek felâketi haber vermiştir
Midhat Paşa’nın en büyük yardımcısı serasker Dâmâd Celâleddîn Paşa idi. Cevdet Paşa Midhat Paşa tüfeği doldurdu. Dâmâd Mahmûd Paşa üst tetiğe çıkardı. Redîf Paşa ateş etti. Bu üç kişi devletin başına felâket getirdi”demiştir
24 Nisan 1877 de Rusya Osmanlı Devleti’ne harb îlân etti. 93 harbi dokuz ay sürdü. Meşrutiyetçilerin mareşal yaptıkları Süleymân Paşa, Şıpka geçidinde gafletle Türk birliklerinin harcanmasına sebeb oldu
93 harbinde meşrutiyetçilerin kahramanı süleyman paşa başkumandan yapıldı. Kendisi yenildi Filibe’ye ve Edirne’ye kaçtı. Edirne’de mütâreke istedi. Rus orduları, doğuda Kars’a girmiş ve Erzurumda durdurulmuş ve barıştan başka çâre kalmamıştı
93 Harbine çok üzülen sultan Abdülhamîd mecliste fikirlerini sordu kethüda Ahmed Efendi ayağa kalktı çok geç soruyorsunuz. Felâketten önce sormalıydınız. Meclis-i meb’ûsân, mağlûbiyetten mes’ûliyet kabul etmez!..” diyerek Pâdişâh’a hakaret etti
Osmanlı Meclis-i meb’ûsân ı Rusya ile harpe sokan Midhat Paşanın tarafdarlarıydı Rusya ile harb istediklerini unutarak Doksanüç harbinde mağlûbiyetden sultan Abdülhamiti mes’ûl tutuyorlardı.