You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yeni Üye
RE: Merhabalar
Günümüzde ''duymamak'' kelimesi bana ilginç geldi. Eski zamanlarda bu dediğiniz geçerli olabilir evet ama yaşadığımız çağ iletişim çağıdır. Herkesin elinin altında milyonlarca internet sitesi ve binlerce kitap var.
Hala çok ilkel kavimler var (Amishler) ama bunlar tüm insanlığı temsil etmiyor elbet.
Belli bir yaşa gelmiş her insan İslam kelimesini en az bir kere duymuştur ve hangi kavramı karşıladığını iyi-kötü eksik- fazla biliyordur diye düşünüyorum.
Şu şanslı olmak meselesine gelince ;
Din kavramı aslında şanslı olmak veya şanssız olmaktan mı ibarettir ?
Suriye , Afganistan, Irak, Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş buralarda doğanlar insanlar neden ''şanslı'' Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya vs. gibi ülkelerde doğanlar neden ''şanssızdır'' ?
Biz neyi doğru yaptık onlar neyi yanlış yaptı ?
Peki ya Japonya Çin gibi ülkelerde doğanlar ultra şanssız mı ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: Merhabalar
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Merhabalar
Önemli olan imandır. Diğer peygamberleri de Allah göndermiştir. Hristiyan olup da iman eden kişi zaten bizim peygamberimizi mutlaka duyacak ve araştırmak isteyecektir.

Teşbihte hata olmaz, Windows XP kullanan birisi Windows 8 diye bir işletim sistemi olduğunu da mutlaka bilir. Windows 8'i seçmek XP kullanana zor gelebilir belki, hatta Windows 8 kurmak için bilgisayarını da değiştirmek zorunda kalabilir. Ama en stabil sistemin Windows 8 olduğu da ortadadır. Dediğim gibi bu sadece bir benzetme.

Bir gün Windows bir işletim sistemi tasarlasa ve "Bu ürettiğimiz son işletim sistemi. Artık tüm yazılım ve donanımlar bu sisteme göre olmalıdır" dese kim bunu duymazdan gelebilir? Bilgisayarı olmayanlar zaten bu uyarıdan mesul değil. Ama insan bilgisayarını ilk aldığında XP yüklü olsa da son sürüme güncellemesi gerektiğini düşünebilmelidir. Zaten insanlar bunu yapamayacak olsa Windows'u üretenlerin böyle bir talebi olmazdı. Bilgisayarı olanlar çok şanslı. Çünkü en azından Windows nedir biliyorlar.

Son kez söylüyorum, teşbihte hata olmaz gülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-07-2015, Saat:12:22 PM, Düzenleyen: cngy11.
Acemi Üye
RE: Merhabalar
Hoş geldiniz. gülücük

Öncelikle şunu söylemeliyiz ki doğrusunu Allah bilir demek, sıkışınca verilen bir cevap değildir. Bir insan hele ki uhrevi konularda, Allah'ın hikmetinin tecelli ettiği konularda herşeyi kavrayamayabilir. Allah'ın ihsan ettiği akıl ile yorumlarız ama doğrusunu gene de Allah bilir demekten de geri durmayız.

Bunu söyleme gereği hissettim çünkü Allah'ın hikmetini pasifize edip sadece görünen nedenlerin peşinden gitmeyi yanlış buluyorum. Binaenaleyh, eğer bir yaratıcıya inanıyorsan zaten bunun sen göremesen bile bir rahmet olduğu, veya imtihan sırrına yaraşır bir vaziyet arzettiği kesindir. Yaratıcı, eksik ve kusurlu iş yapmaz.
Allah bir iş yapıyorsa bizlerin aklı ermese bile o iş ya rahmet ya adalet ya da bir hikmet üzerine vuku bulmuştur.

Bir konuyu sadece bir nedene veya birkaç nedene bağlamakta olmaz. Tasavvur ettiğin zaman, ben sana adım atabilmen için neler gerek desem bana kastan, enerjiden dem vurursun onlarca şey sayarsın. Ama bu nedenler bunlarla sınırlı sayılmaz. Şayet senin adım atmana güneşin dünya ile olan mesafeside, samanyolu galaksisinin olağandışı hareket etmemeside hizmet eder. Ama taktir edersin ki aklına gelmez bunlar, gelmemesi bu nedenlerin önemsiz olmasını mı gerektiyor?

Şayet bunlar saçmalık, bunlar olmasa zaten ben sana saydığım nedenlerden söz açamazdım ki dersen.. O zaman Allah'ın hikmetini göz ardı edip zahiri sebeplere neden takılı kaldığını sorarım bende sana. Çünkü Allah'ın dilemesi olmasa fikir dahi yürütemiyor olacaktın.

Anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir umarım. Yani nedenleri saymaya ilerden başlamak demek geride onları doğuran nedenlere gölge düşürmek demek. Sen zahiri nedenleri asıl neden kabul ederken en doğrusunu Allah bilir diyen birine verecek başka cevabın yok muydu tarzında karşılık verirsen, aslında söylenmesi gereken şeylerin başında bu olduğunu sana izah etmeyi borç bilirim.

Bunları izah ettikten sonra artık küçük beynimle Allah'ın hikmet dairesine giren bir soruya kendi aklımın yettiğince cevap verebilirim.

İslam Allah'ın insanların üzerine hak kıldığı bir dindir. Her kavme bir peygamber tayin edip onları ona tabii olmaya çağırmıştır. Hz. Muhammed(s.a.v) son peygamberdir ve tebliğ etmekle vazifelendirildiği din tüm insanlığa gönderilmiştir ve tebliğin doğru şekilde ulaştığı her insan bu çatı altına girmelidir.

Ortada bir hüküm var ve müslüman çocuklarının ufaktan bunlara alıştırılmayıp aman canım ilerde aklı başına gelince kendi seçsin demek çocuğunu ateşe atmaktır. Şayet buluğ çağından itibaren o kararı verene kadar ölmeyeceğini kimse garanti edemez, o aradaki ibadetleride yapılmamış olacağından ileride yine mesuliyet altına girecektir. Onun için Müslüman olan çocuğunu müslüman gibi yetiştirir.

Hristiyan olanda hristiyan gibi yetiştirir. Ama o çocuk aklı başına geldiğinde atıyorum 20 yaşında ve islamiyetle tanıştı, araştırdı ve tabii oldu. Müslüman olup evladına dinini öğretmeyen birinin çocuğu da 20 yaşında islami hükümlere itaat etmeye başladı. Bu ikisini islam aynı kefeye koymuyor. İlkine diyor ki sen artık tertemizsin geçmiş günahların silindi bu sana müslüman olarak doğmayışından ileri gelen bir rahmettir. Diğeri ise o yaşa kadarki eksik ibadetlerinin mesuliyeti altına giriyor.

Eğer hristiyan veya yahudi buluğ çağına girmeden öldüyse cennete gider çünkü akli baliğ olmamış, sorumluluk altına girmemiştir ona sual edilmez.

Şu soru aklına gelebilir. Eğer buluğ çağından islamiyeti kabul etmeye karar verene kadarki zaman aralığında öldüyse onun suçu neydi belki de dönecekti yanlışından nerden belli?

Kardeşim Allah kimsenin keyfini beklemez. Eğer tebliğ doğru bir şekilde ulaşmadıysa ve arayış içine girmesine mani olunduysa amenna, inşaAllah ona göre muamele görecektir. Ama islamın hak din olmasını öğrenip, araştırıp reddettiyse cehennemliktir.

İnsanların dini yaşaması esastır çevre ayıplayacak diye, eski alışkanlıklarını bırakacak diye islama tabii olmayı reddediyorsa haketmiştir kardeşim. Allah müslümanlara bu dünyada rahat yaşamayı vaad etmiyor. En başta hükümlerime uyun diyor.

Onun için bir hristiyan ve yahudi de, müslüman da bu durumdan aynı derecede sorumludur. Kaç yıl sonra olursa olsun, islamiyeti seçen hükmü kaldırılmış din üzerine doğana tüm günaharının silinme rahmeti sunuluyor.

60 yaşındaki hristiyan islamiyeti seçtikten hemen sonra ölse günahsız cennete gidiyor. 60 yaşındaki müslüman kaç sene ibadet etmiş ölse mahkeme i kübra da çetin bir sorgu suale tabii oluyor. Cennet mevzusu hesaba kalıyor.

İşte bu hristiyanın sen mi ben mi olacağımız Allah'ın taktirindedir. Yoksa aklına binbir türlü soru gelir, nakis beyinlerin verdiği cevap ise insana hak gibi gözükür.

Son cümlemden şunu diyebilirim ki, Allah'a inanan bunu her zaman hayra, inanmayan ise şerre yorar. Onun için deriz ki, biz bilemesek bile Allah her şeyin en doğrusunu bilir ve kimseye en ufak bir haksızlık yapmaz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Merhabalar
Hoş geldiniz. gülücük

Öncelikle şunu söylemeliyiz ki doğrusunu Allah bilir demek, sıkışınca verilen bir cevap değildir. Bir insan hele ki uhrevi konularda, Allah'ın hikmetinin tecelli ettiği konularda herşeyi kavrayamayabilir. Allah'ın ihsan ettiği akıl ile yorumlarız ama doğrusunu gene de Allah bilir demekten de geri durmayız.

Bunu söyleme gereği hissettim çünkü Allah'ın hikmetini pasifize edip sadece görünen nedenlerin peşinden gitmeyi yanlış buluyorum. Binaenaleyh, eğer bir yaratıcıya inanıyorsan zaten bunun sen göremesen bile bir rahmet olduğu, veya imtihan sırrına yaraşır bir vaziyet arzettiği kesindir. Yaratıcı, eksik ve kusurlu iş yapmaz.
Allah bir iş yapıyorsa bizlerin aklı ermese bile o iş ya rahmet ya adalet ya da bir hikmet üzerine vuku bulmuştur.

Bir konuyu sadece bir nedene veya birkaç nedene bağlamakta olmaz. Tasavvur ettiğin zaman, ben sana adım atabilmen için neler gerek desem bana kastan, enerjiden dem vurursun onlarca şey sayarsın. Ama bu nedenler bunlarla sınırlı sayılmaz. Şayet senin adım atmana güneşin dünya ile olan mesafeside, samanyolu galaksisinin olağandışı hareket etmemeside hizmet eder. Ama taktir edersin ki aklına gelmez bunlar, gelmemesi bu nedenlerin önemsiz olmasını mı gerektiyor?

Şayet bunlar saçmalık, bunlar olmasa zaten ben sana saydığım nedenlerden söz açamazdım ki dersen.. O zaman Allah'ın hikmetini göz ardı edip zahiri sebeplere neden takılı kaldığını sorarım bende sana. Çünkü Allah'ın dilemesi olmasa fikir dahi yürütemiyor olacaktın.

Anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir umarım. Yani nedenleri saymaya ilerden başlamak demek geride onları doğuran nedenlere gölge düşürmek demek. Sen zahiri nedenleri asıl neden kabul ederken en doğrusunu Allah bilir diyen birine verecek başka cevabın yok muydu tarzında karşılık verirsen, aslında söylenmesi gereken şeylerin başında bu olduğunu sana izah etmeyi borç bilirim.

Bunları izah ettikten sonra artık küçük beynimle Allah'ın hikmet dairesine giren bir soruya kendi aklımın yettiğince cevap verebilirim.

İslam Allah'ın insanların üzerine hak kıldığı bir dindir. Her kavme bir peygamber tayin edip onları ona tabii olmaya çağırmıştır. Hz. Muhammed(s.a.v) son peygamberdir ve tebliğ etmekle vazifelendirildiği din tüm insanlığa gönderilmiştir ve tebliğin doğru şekilde ulaştığı her insan bu çatı altına girmelidir.

Ortada bir hüküm var ve müslüman çocuklarının ufaktan bunlara alıştırılmayıp aman canım ilerde aklı başına gelince kendi seçsin demek çocuğunu ateşe atmaktır. Şayet buluğ çağından itibaren o kararı verene kadar ölmeyeceğini kimse garanti edemez, o aradaki ibadetleride yapılmamış olacağından ileride yine mesuliyet altına girecektir. Onun için Müslüman olan çocuğunu müslüman gibi yetiştirir.

Hristiyan olanda hristiyan gibi yetiştirir. Ama o çocuk aklı başına geldiğinde atıyorum 20 yaşında ve islamiyetle tanıştı, araştırdı ve tabii oldu. Müslüman olup evladına dinini öğretmeyen birinin çocuğu da 20 yaşında islami hükümlere itaat etmeye başladı. Bu ikisini islam aynı kefeye koymuyor. İlkine diyor ki sen artık tertemizsin geçmiş günahların silindi bu sana müslüman olarak doğmayışından ileri gelen bir rahmettir. Diğeri ise o yaşa kadarki eksik ibadetlerinin mesuliyeti altına giriyor.

Eğer hristiyan veya yahudi buluğ çağına girmeden öldüyse cennete gider çünkü akli baliğ olmamış, sorumluluk altına girmemiştir ona sual edilmez.

Şu soru aklına gelebilir. Eğer buluğ çağından islamiyeti kabul etmeye karar verene kadarki zaman aralığında öldüyse onun suçu neydi belki de dönecekti yanlışından nerden belli?

Kardeşim Allah kimsenin keyfini beklemez. Eğer tebliğ doğru bir şekilde ulaşmadıysa ve arayış içine girmesine mani olunduysa amenna, inşaAllah ona göre muamele görecektir. Ama islamın hak din olmasını öğrenip, araştırıp reddettiyse cehennemliktir.

İnsanların dini yaşaması esastır çevre ayıplayacak diye, eski alışkanlıklarını bırakacak diye islama tabii olmayı reddediyorsa haketmiştir kardeşim. Allah müslümanlara bu dünyada rahat yaşamayı vaad etmiyor. En başta hükümlerime uyun diyor.

Onun için bir hristiyan ve yahudi de, müslüman da bu durumdan aynı derecede sorumludur. Kaç yıl sonra olursa olsun, islamiyeti seçen hükmü kaldırılmış din üzerine doğana tüm günaharının silinme rahmeti sunuluyor.

60 yaşındaki hristiyan islamiyeti seçtikten hemen sonra ölse günahsız cennete gidiyor. 60 yaşındaki müslüman kaç sene ibadet etmiş ölse mahkeme i kübra da çetin bir sorgu suale tabii oluyor. Cennet mevzusu hesaba kalıyor.

İşte bu hristiyanın sen mi ben mi olacağımız Allah'ın taktirindedir. Yoksa aklına binbir türlü soru gelir, nakis beyinlerin verdiği cevap ise insana hak gibi gözükür.

Son cümlemden şunu diyebilirim ki, Allah'a inanan bunu her zaman hayra, inanmayan ise şerre yorar. Onun için deriz ki, biz bilemesek bile Allah her şeyin en doğrusunu bilir ve kimseye en ufak bir haksızlık yapmaz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: Merhabalar
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürü kendime bir borç bilirim. Yazdıklarınız gayet açıklayıcı ve güzel.
Yukarıdaki yazılarda genelde Hristiyan ve Yahudiler üzerinden örnekler verilmiş. Peki ya Allah inancı olmayan bir kitaba bir peygambere bağlı olmayan iyi bir Budist için de cennet kavramı var mıdır ?
Fakat yine de anlayamadığım bir çok konu var. Mesela bir Hristiyan 60 yaşına kadar kendi dinini yaşayıp daha sonra Müslüman olursa 60 yılı temizlenir diye anladım yazdıklarınızdan. Yanlışım varsa düzeltirsiniz.
Yani garip geldi Müslüman bir ülkede doğan bluğ çağından itibaren hesaba çekiliyor ama öbür tarafta çok daha farklı bir durum söz konusu. Siz bunu Allah' ın hikmeti- kararı- gibi nedenlere bağlamışsınız ama inançsız kabul edilen biri için elbette bu sebepler bağlayıcı değildir.
Elbette bluğ çağına girmeden ölenler direk cennete gider ifadesi de son derece karışık ve sorgulamaya açık olduğunu düşünüyorum.
Bana şayet seçim hakkı tanınsaydı ben ebedi bir hayat için kısacık dünya hayatını istemez ve ölmeyi isterdim ama bunun seçimi de bana bırakılmıyor. Yaratıcı benim adıma karar veriyor ve istediği şeyleri yapmazsam beni cezalandıracağını söylüyor.
İmtihan meselesine gelince;
Kimisi 8 yaşında tecavüze uğrayarak imtihan ediliyor
Kimisi petrol milyarderinin oğlu olarak imtihan ediliyor
Kimisi İsrail de doğup Yahudi olarak imtihan ediliyor
Kimisi çöpten ekmek toplamakla,
Kimisi savaşla
Kimisi paraya
Çoğaltılabilir elbet
Ortak noktaya baktınız mı hepsinin sonu cennet veya cehennem.
Ama kimseye nasıl imtihan edileceği sorulmuyor.
Kendi açımdan değerlendireyim. Benim annem babam memur. Standartların biraz üstünde bir hayat standartımız var demek mümkün.
Ben isterdim ki ( ve tabi ki birçok kişi de ) şartları daha iyi olan daha geniş imkanları olan bir ailede doğmuş olayım ve orta imtihan edileyim.
Tabii Ortadoğu coğrafyasındakiler ne düşünüyorlardır kim bilir...
Demek istediğim odur ki insanlar doğarken her bakımdan birbirinden inanılmaz farklılıklar içerir ( Irk, dil, din, cinsiyet, ailesinin maddi ve sosyal konumu.. ) ve bunları kendileri seçmiyorlar. Kimseye sorulmuyor bak dünyaya gideceksin ama ne istersin diye ?
Onun içindir ki bu rastgele düzende cennet cehennem kavramının işlevini yitirdiğini düşünüyorum.
Bu durumda beni Tanrı' nın olmayışına veya olsa bile insanları yaratıp bir köşeye çekildiği düşüncesine itiyor.
Bir eksiğim yanlışım oldu ise affola
Saygılarımla...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-07-2015, Saat:02:40 PM, Düzenleyen: skyoteleee.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.