Hoş geldiniz.
Öncelikle şunu söylemeliyiz ki doğrusunu Allah bilir demek, sıkışınca verilen bir cevap değildir. Bir insan hele ki uhrevi konularda, Allah'ın hikmetinin tecelli ettiği konularda herşeyi kavrayamayabilir. Allah'ın ihsan ettiği akıl ile yorumlarız ama doğrusunu gene de Allah bilir demekten de geri durmayız.
Bunu söyleme gereği hissettim çünkü Allah'ın hikmetini pasifize edip sadece görünen nedenlerin peşinden gitmeyi yanlış buluyorum. Binaenaleyh, eğer bir yaratıcıya inanıyorsan zaten bunun sen göremesen bile bir rahmet olduğu, veya imtihan sırrına yaraşır bir vaziyet arzettiği kesindir. Yaratıcı, eksik ve kusurlu iş yapmaz.
Allah bir iş yapıyorsa bizlerin aklı ermese bile o iş ya rahmet ya adalet ya da bir hikmet üzerine vuku bulmuştur.
Bir konuyu sadece bir nedene veya birkaç nedene bağlamakta olmaz. Tasavvur ettiğin zaman, ben sana adım atabilmen için neler gerek desem bana kastan, enerjiden dem vurursun onlarca şey sayarsın. Ama bu nedenler bunlarla sınırlı sayılmaz. Şayet senin adım atmana güneşin dünya ile olan mesafeside, samanyolu galaksisinin olağandışı hareket etmemeside hizmet eder. Ama taktir edersin ki aklına gelmez bunlar, gelmemesi bu nedenlerin önemsiz olmasını mı gerektiyor?
Şayet bunlar saçmalık, bunlar olmasa zaten ben sana saydığım nedenlerden söz açamazdım ki dersen.. O zaman Allah'ın hikmetini göz ardı edip zahiri sebeplere neden takılı kaldığını sorarım bende sana. Çünkü Allah'ın dilemesi olmasa fikir dahi yürütemiyor olacaktın.
Anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir umarım. Yani nedenleri saymaya ilerden başlamak demek geride onları doğuran nedenlere gölge düşürmek demek. Sen zahiri nedenleri asıl neden kabul ederken en doğrusunu Allah bilir diyen birine verecek başka cevabın yok muydu tarzında karşılık verirsen, aslında söylenmesi gereken şeylerin başında bu olduğunu sana izah etmeyi borç bilirim.
Bunları izah ettikten sonra artık küçük beynimle Allah'ın hikmet dairesine giren bir soruya kendi aklımın yettiğince cevap verebilirim.
İslam Allah'ın insanların üzerine hak kıldığı bir dindir. Her kavme bir peygamber tayin edip onları ona tabii olmaya çağırmıştır. Hz. Muhammed(s.a.v) son peygamberdir ve tebliğ etmekle vazifelendirildiği din tüm insanlığa gönderilmiştir ve tebliğin doğru şekilde ulaştığı her insan bu çatı altına girmelidir.
Ortada bir hüküm var ve müslüman çocuklarının ufaktan bunlara alıştırılmayıp aman canım ilerde aklı başına gelince kendi seçsin demek çocuğunu ateşe atmaktır. Şayet buluğ çağından itibaren o kararı verene kadar ölmeyeceğini kimse garanti edemez, o aradaki ibadetleride yapılmamış olacağından ileride yine mesuliyet altına girecektir. Onun için Müslüman olan çocuğunu müslüman gibi yetiştirir.
Hristiyan olanda hristiyan gibi yetiştirir. Ama o çocuk aklı başına geldiğinde atıyorum 20 yaşında ve islamiyetle tanıştı, araştırdı ve tabii oldu. Müslüman olup evladına dinini öğretmeyen birinin çocuğu da 20 yaşında islami hükümlere itaat etmeye başladı. Bu ikisini islam aynı kefeye koymuyor. İlkine diyor ki sen artık tertemizsin geçmiş günahların silindi bu sana müslüman olarak doğmayışından ileri gelen bir rahmettir. Diğeri ise o yaşa kadarki eksik ibadetlerinin mesuliyeti altına giriyor.
Eğer hristiyan veya yahudi buluğ çağına girmeden öldüyse cennete gider çünkü akli baliğ olmamış, sorumluluk altına girmemiştir ona sual edilmez.
Şu soru aklına gelebilir. Eğer buluğ çağından islamiyeti kabul etmeye karar verene kadarki zaman aralığında öldüyse onun suçu neydi belki de dönecekti yanlışından nerden belli?
Kardeşim Allah kimsenin keyfini beklemez. Eğer tebliğ doğru bir şekilde ulaşmadıysa ve arayış içine girmesine mani olunduysa amenna, inşaAllah ona göre muamele görecektir. Ama islamın hak din olmasını öğrenip, araştırıp reddettiyse cehennemliktir.
İnsanların dini yaşaması esastır çevre ayıplayacak diye, eski alışkanlıklarını bırakacak diye islama tabii olmayı reddediyorsa haketmiştir kardeşim. Allah müslümanlara bu dünyada rahat yaşamayı vaad etmiyor. En başta hükümlerime uyun diyor.
Onun için bir hristiyan ve yahudi de, müslüman da bu durumdan aynı derecede sorumludur. Kaç yıl sonra olursa olsun, islamiyeti seçen hükmü kaldırılmış din üzerine doğana tüm günaharının silinme rahmeti sunuluyor.
60 yaşındaki hristiyan islamiyeti seçtikten hemen sonra ölse günahsız cennete gidiyor. 60 yaşındaki müslüman kaç sene ibadet etmiş ölse mahkeme i kübra da çetin bir sorgu suale tabii oluyor. Cennet mevzusu hesaba kalıyor.
İşte bu hristiyanın sen mi ben mi olacağımız Allah'ın taktirindedir. Yoksa aklına binbir türlü soru gelir, nakis beyinlerin verdiği cevap ise insana hak gibi gözükür.
Son cümlemden şunu diyebilirim ki, Allah'a inanan bunu her zaman hayra, inanmayan ise şerre yorar. Onun için deriz ki, biz bilemesek bile Allah her şeyin en doğrusunu bilir ve kimseye en ufak bir haksızlık yapmaz.