--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba Dostlar;
‘Bismillah’ diyor, sayılamayacak nimetlerinden dolayı Zülcelâl-i vel İkram olan Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar ediyoruz.
Peygamber Efendimiz Hz. Mahmûd’a hesapsız övgüler; kelimeler adedince salât-u selamlar, O’nun Ehl-i Beytine ve Ashabına da…
Bir güzel yürüyüşü, hep beraber yürüyoruz. Aydan aya sizlerle buluşuyor, kucağımızda biriktirip büyüttüğümüz sevgilerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Aslında paylaşmak isteyip de sizlerle paylaşamadıklarımız veya en azından dergiye yansıtamadıklarımız, paylaştıklarımızdan çok fazla…
Sizlere olan sevgi ve saygımızı, öyle satırla, sayfalara dökebilmemiz mümkün değil!... İnanıyor, hissediyor ve zaman zaman görüyoruz ki bu muhabbet karşılıklı. Yüz yüze görüşmelerde, gelen telefon ve maillerde bu sevgi sıcaklığını yaşamamak mümkün değil!...
Gülistan, bir muhabbet köprüsü oluyor gönüllerimizi birleştiren…
Ve bütün bunları yaparken, inanın, tek beklentimiz; sizlere sunmaya çalıştığımız gerçeklere sahip çıkılması, unutulan değerlerimizin hatırlanıp yaşatılması ve gaflet ve cehalet bataklığına sürüklenmeye çalışılan insanımızın kendine gelmesi…
İki-üç asırlık ağır bir gaflet uykusundan uyanma emareleri gösteren müslümanları, en zayıf, en zelil duruma düşüren de Bedîüzzaman (ks) Hazretlerinin tespitiyle; geçim derdi, ihtilaf ve cehalet oldu. Otuz gün çalışıp yine de geçinemez duruma düşürülen insanın, ne dini kalır, ne de herhangi bir davası!... Seyyid Abdülhakîm Hüseynî (ks) Hazretleri, bu gerçeği ne kadar açık ifade etmiş; “Aç kalan kişinin, ilk yiyeceği dinidir.”
İhtilaf, fitne ve ayrılıkçılık manasına geliyor. Yani, birbirine düşmek. İnsanın şunu diyesi geliyor; görünen ve görünmeyen yüzleriyle, her türlü fitnenin cirit attığı bir yer varsa yeryüzünde, o da bizim ülkemizdir herhalde. Hoş, diğer müslüman ülkeler de bizden aşağı kalmazlar ya, neyse. Peki, neden böyle?...
İç ve dış mihraklar; okumuşunu, kendi değerlerine hizmetçi olarak yetiştirerek, fikri, siyasi ve kültürel uydu yaparak; cahilini de cahil bırakıp eğlence ve günahla kör ederek, vurdumduymaz hale getirmişlerdir.
Meselenin, insanın kanını donduran tarafı ise bu planın, neredeyse yüzde yüz başarıya ulaşmış olmasıdır. Etrafınıza, ailenize, iş yerinize veya okulunuza bakın; etrafınızda kaç tane idealist genç görebileceksiniz? Yakından tanıdığınız, kaç tane hasbi dava adamı var? İlmine ve takvasına bel bağlayabileceğiniz alim var mı mahallenizde, köyünüzde?...
Hep tanıtmaya ve anlamaya çalıştığımız, şu bir avuç Gönül Sultanları ve Dava Adamları olmasa, af edersiniz ama taklitçiler kralı maymunlardan farkımız kalmayacak!...
Osmanlı neden çöktü? İstisnalar hariç, onu ayakta tutan maneviyat erleri ve âlimleri çürüdüğü için. Yerine ne konuldu peki? O zamanın meşhur deyişiyle “Okutur cahili ederiz echel” tarzında bir eğitim. (Yani, bu yeni okullarda okuyan cahil, bir şey bildiğini zanneden zır cahil olur.)
Artık tarihimizi de doğru düzgün anlama, hatalarını ve sevaplarını kabullenme akıllılığını gösteren bir anlayışa ihtiyacımız var. İdeolojik tartışma dönemleri geçti, şimdi akıllı olma ve gerçekçi hareket etme zamanı. Dünyaya nizâmât veren ceddimizin nerelerde hatalar yaptığını bilmek zorundayız. Basit günlük çekişme ve suni gündemlerden uzak durmalıyız. Hatta müslümanlar ve bu vatanı, milleti sevenler olarak, kendi gerçek gündemimizi oluşturabilmeliyiz.
Bütün bunlar neyle olur? Sadece çok sohbet, bol lakırdı yapmakla mı? Sadece oturup zikir ve fikirle meşgul olarak mı? Sadece, çok çalışıp güçlü olmakla mı?...
Hayır efendim, hayır. Bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir. Bütün bunların anahtarı ilimdedir. İlim olmazsa bunların hiçbiri tam ve kararında olmaz. Ve netice de hiçbir zaman elde edilemez.
Hak ve hakikat ilminin aydınlatmadığı kalpten hayır gelmez. Doğru bilgiye ve akl-ı selime dayanmayan hiçbir beşeri sistem ayakta durmaz, ayağa da kalkamaz. Kısacası, cehaletle hiçbir yere varılmaz.
Sağlık ve selametle kalınız.
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’ dan yarattı.” (‘Alak Suresi, 1-2)
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)

giderayak işlerim var bitirilecek,