You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...

Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...

Ezrak'ul Verd
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
Değerli kardeşimiz; “Klasik dönemdeki Maya dininin üç temel özelliği; çok tanrıcı (politeist), natüralist (atmosferdeki olayları ilahlaştırma) ve düalist olmasıdır. Düalistliğin de iyi ile kötü ikilemi yapılmakla birlikte, “Hayır ve şerr Allah’tandır” ilkesine sahiptir. İyilik ilahları ile kötülük ilahları sürekli bir çatışma içindedir; fakat gün ve gece, yaşam ve ölüm, dölleyen ve döllenen nasıl birbirlerinden tümüyle ayrılamazlarsa, bunlar da birbirlerinden tümüyle ayrı değildiler (yin ve yang gibi). İnsanların gelecekleri de bu çatışmadan nasibini alıyordu." "Eski Mayalar’ın din adamlarının uygulamaları onların birer şaman olduğunu da göstermektedir. Mayalar, sonradan Kızılderililerde görülen Amerika Şamanizmi’nin özgün hallerinden birini oluşturmuşlardır. Asya Şamanizmi’yle pek çok bakımdan paralellik gösteren Maya Şamanizmi’nin en önemli farklarından biri;" -Asya Şamanizmi’nde transa geçmede uyuşturucu maddelerin kullanılmamasına karşın, Maya Şamanizm’inde halüsinojen ve psikoaktif maddelerin kullanımıdır." "Popol-Vuh ya da Pop Wuh Kişe-Mayalar’ın kutsal kitabıdır. Adı “zamanların kitabı” ya da “olayların kitabı” anlamına gelen Popol-Vuh, Mayalar’da kadim
zamanlardan beri aktarıla gelmiş sözlü tradisyonun yazıya geçirilmesiyle oluşmuştur. 18. yy.’da rahip Francisco Ximenez tarafından İspanyolca’ya çevrilmiştir. Kitapta evren, Tanrı, evrenin oluşumu, dünya çağları, evrendeki ilkeler, inisiyasyon vs. hakkındaki bilgiler sembolik bir anlatımla sunulmustur.

"Elyazması kitabın birinci kısmı yaratılış konusunu içerir. İkinci kısımda ise Hunahpú et Ixbalanqué adlarındaki ikiz kardeşlerin öyküsü bulunur ki, bu öykü inisiyasyon sınavları ve aşamaları sürecinin sembolik anlatımı olarak yorumlanır.” Maya dini hakkında verdiğimiz bilgiler, daha geniş olarak farklı kaynaklardan araştırılabilir. Ancak görüldüğü üzere politeist ve naturalist olan bir dinin semavi, ilahî kaynaklı olması düşünülemez. Öte yandan, bu dinî geleneğin Maya medeniyetinde yüzyıllarca şifahi olarak aktarıldığı ve daha sonra yazıya geçirilerek Popol-Vuh kitabının meydana getirildiği göz önüne alındığında, bir ihtimal semavi kaynaklardan kendilerine ulaşan bir öğretinin daha sonra tahrife uğrayarak, ilahi kaynaklı yapısını kaybettiği de düşünülebilir. Ayrıca, Popol-Vuh kitabının Yaratılış bölümünde anlatılanlar, Tevrat’ın Tekvin bölümünü de çağrıştırmaktadır. Ancak, bu konunun tam tespiti, dinler tarihi araştırmacılarının çalışmalarına bağlıdır. Bizim şimdilik söyleyebileceğimiz, hâlihazırda bilinen Maya dininin semavi kaynaklı olmadığı, dolayısıyla Maya kehanetlerinin de ciddiye alınmaması gerektiğidir. Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
mahfi kardeş, mezkur ayetleri tekrar aktarmanıza luzum yok. o ayetle direkt olarak ilgisi olmadığını defaatle söyledim. kıyamet değil; kıyamet öncesi helaklar.. bu helaklar bir devir de olan şeyler değil; şartlar oluştuğunda her dönem olan sahnelerdir. bu Allah subhanehu ve tealanın sunnetidir sunnetullahtır, nasıl ki ateş yakarsan ısı yayar nasıl ki su içersen serinlersin toplumlar azınca da sunettullah devreye girer..
ikinci olarak sorularla islamiyet sitesinden alıntıladığın bilgide tamamen rölatif bilgi zaten o site bir çok meselede tasssub içerisinde cevap veriyor. burada ilahi bir kitap varken bir takım araştırmacılardan yapılan yorumlar kimseyi bağlamaz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 06-12-2012, Saat:11:14 AM, Düzenleyen: kalemşör.
Ezrak'ul Verd
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
Ikinci olarak dedigin kisma cevaben ben o sitedeki icerikleri zevkle okuyorum. Hatta heyetinde bulunan bazi kisilerin yasam tarzini biliyorum. neyse mesele bu degil. Kardes kiyamet alametlerinin zuhurunu inkar eden yok. insanlari silkindirmek maksadiyla gelen ilahi ikazlari nasslar araciligiyla ogreniyor, bazilarinin ciktigini da musahede ediyoruz. sizin burada aktardiklariniz belli akimlarin akisleri. yani kendi arastirmanizdan ziyade onlarin kaliplasmis fikirlerinin tesiri altinda kalmissiniz. bu benim gorusum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
Aslında bu tarz itirazlara cevap vermek istemem fakat taklide en çok karşı olanlardan birisi de benim sizin dediğiniz şeklin dışında bir menhecim var. kalıplaşmış fikirler nerede bilmiyorum, yanlış görüyorsanız bunu delillendirmeniz gerekir. bunu yapma ehliyetinizin olmadığı durumlar da sukut etmelisiniz. yani ben öyle yaparım..
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
İmpossible bırak bu nebi resul tartışmalarını bunlar muhtelefun fih meseleler, süleyman aleyhisselamın bu bilgileri edindiği yer onun güneşin doğduğu yere ve battığı yere kadar gitmesidir.. cinlerin özelliklerini araştır gel, sen.. onların bir insanın cesedinin diri yoksa ölü mü olduğunu anlayamayacak kadar şuursuz varlıklar değil.. süleyman aleyhisselamın yaptığı yolculukları okumadığın için olayı anlayamıyorsun... oku ondan sonra itiraz et...

::Zülkarneyn (Süleyman) Aleyhisselam'ın seyahatleri-1:::
Kıyametin ne zaman kopacağını değil, dünyanın kıyamet öncesi son çağa ne zaman gireceğini bilen bir kişi varsa, Kur'an-ı Kerim'e göre bu özelliklere sahip ve bu haberi verebilecek te...k kişinin, Zülkarneyn Aleyhisselam olduğunu söylemiştik. Tabi ki bu sözümüzün doğruluğu veya yanlışlığı, Kur'an-ı Kerim'deki Zülkarneyn Aleyhisselam gerçeğini araştırmamızla mümkün olacaktır. Efendimiz Resulullah (s.a.v.)'in ahir zamanda çokça okumamızı ve düşünmemizi tavsiye ettiği Kehf suresinde, Zülkarneyn Aleyhisselam'dan ve bu güzel müslümanın yaptığı ilk iki yolculuktan şöyle bahsedilmektedir.,
"Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şey için bir yol (sebeb) verdik. Böylelikle, bir yol tutmuş oldu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında da bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." Dedi ki: "Kim zulme saparsa biz onu azablandıracağız, sonra da Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırıverir. Kim de iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan da kolay olanını söyleyeceğiz." Sonra (yine) bir yol tutmuş oldu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için ona karşı bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. İşte böyle, onun yanında olan herşeyi (geçmiş ve geleceği kapsayan) ilmimizle büsbütün kuşatmıştık. (18-Kehf 84...91)"
Uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız ve Rabbimizin lutfuyla bazı gerçekleri anladığımız bu ayet-i kerimeler hakkında, Kur'an-ı Kerim'in anlam ve ayetler bütünlüğü içinde delillere dayalı çok geniş izahlar yapmamız gerektiğini biliyorsak da; şimdilik bu önemli konuda çok kısa ve genel bir açıklamada bulunacağız. Zülkarneyn Aleyhisselam'ın bu iki yolculuğu, uzun asırlardır doğuya ve batıya doğru yaptığı yolculuklar olarak anlaşılmış, bu güzel müslümanın önce batıya sonra da doğuya yöneldiği zannedilmiştir. Ancak ayet-i kerimelerin beyanına sadık kalırsak, tesadüfi değil bilinçli bir yol tutan Zülkarneyn Aleyhisselam'ın doğu veya batı gibi bir yöne değil, güneşin doğduğu ve battığı bir yere gittiği zikredilmektedir.
İyi ama güneşin doğduğu ve battığı yer neresidir?
Güneşin doğduğu veya battığı yer, insanın bulunduğu noktayla ilgili olan görece bir yer değil midir? İnsanın bulunduğu konuma veya bakış açısına göre, güneş dünyanın her yerinde doğup, her yerinde batmıyor mu? Aklı başında bir insana gündüz vakti "Haydi, en kısa zamanda güneşin battığı yere doğru git" dediğimiz zaman, bu kimse nereye yönelecektir? Görece olarak değişebilen milyonlarca batma yerinden bir yere, en kısa bir yere gitmeye niyetlense bile batıya değil doğuya yönelmesi gerekecektir. Çünkü batıya giderse güneşin batması gecikecek ve o günkü konumu itibariyle güneşin battığı yere daha geç ulaşacaktır.
O halde bir yol tutan,
bilinçli olarak tuttuğu bu yol ile güneşin battığı yere varan Zülkarneyn Aleyhisselam'ın vardığı bu yer neresidir? Güneş dünyanın her noktasından doğup, her noktasından battığına ve şanı yüce Rabbimiz bu ayette çok olasılıklı muğlak bir yerden bahsetmediğine göre, ayet-i kerimedeki "Güneşin battığı yer" ifadesiyle, nereye işaret edilmektedir? Bu yer tek bir yer olduğuna göre, güneşin battığı veya batacağı tek bir yer neresidir? İşte bu önemli sorumuza ayetleriyle cevap veren Kur'an-ı Kerim, bizlerin ufkunu genişletmekte ve bizlerin dikkatini güneşin gerçekten batacağı bir yere, görece olarak da hiç değişmeyecek olan tek bir yere çekmektedir.,
"Güneş, köreltildiği (dürülüp, sönmeye başladığı) zaman, (81-Tekvir 1)"
Kıyametten önce güneşin körelmeye, dürülüp-sönmeye başlaması, görece olarak değişmeyen tek bir yerde gerçekleşecek olan son güneş batımıdır. Binlerce yıldır dünyanın bir tarafındaki insanlar güneş battı derken, diğer bir tarafındaki insanlar güneş doğdu diyorlarken; bu son güneş batımı, dünyada kalan son insanlar için bir daha doğumu olmayacak gerçek bir batımdır. Çünkü bu güneş batımı dünyevi bir ufukta değil, "Onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu" ifadesinde işaret edildiği gibi kara bir gözede yani günümüz tabiriyle bir karadelikte gerçekleşecektir.
Ayetlerin işaret ettiği bu gerçeklikleri,
Kur'an-ı Kerim'deki zaman mekan bütünlüğünü dikkate alarak değerlendirecek olursak, gidilen bu farklı yerin (zaman-mekan bütünlüğü içinde) farklı bir zaman olduğunu da anlayabiliriz. Daha açık bir ifadeyle kendisine her şey için bir yol, bir sebeb verilen Zülkarneyn Aleyhisselam, bu sıradışı lutufla her insanın gerçekleştiremeyeceği çok özel yolculuklar yapıyor ve günümüz insanlarına bile hayal gibi gelen zamanda seyahat olayını yaşıyordu. Çünkü şanı yüce Rabbimiz bu çok özel kuluna, çok özel bir lutufta bulunmuş ve ona gitmek istediği her yer için bir yol, bir sebeb vermişti. Ve insanoğlunun öncelikli merakı yarınlara yönelik olduğu için, Zülkarneyn Aleyhisselam'ın ilk seyahati de yarınlara yani güneşin batmakta olduğu zaman ve mekana yönelik olmuştu.
Hiç kuşkusuz ki Kur'an-ı Kerim'e göre şaşırtıcı veya gerçekleşmesi mümkün olmayan bir olay değildir bu!. Mesela dünya yaşantısında Allah'a ve Allah'ın ayetlerine iman etmeyen kafirler bile öldükten yani perdeler kalktıktan sonra bu İlahi gerçeklikle karşılaşacaklar ve kıyamet kopmasına, dağlar un-ufak olmasına, helak edilen dünya ve dünya yaşantısı çok gerilerde kalmasına rağmen Rabbimiz huzurunda başları öne eğilmiş olarak "Rabbimiz gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız.. (32-Secde 12)” diye yalvaracaklardır. Kıyamet koptuktan sonra bile dünya hayatına geri dönmek yani zaman ve mekanda geriye gitmek isteyen bu kimseler, herşeye Kadir Rab gerçeğiyle karşılaşan ve istedikleri bu şeyin, Allah'a göre kolay ve mümkün bir şey olduğunu bilen kimselerdir.
Tabi ki bunları söylerken,
Zülkarneyn Aleyhisselam'ın yaptığı bu seyahatlerin, her şeye kadir Rabbimizin emrine dayalı mucizevi seyahatler olduğunu ve imani bir yaklaşımla kabul görmesi gerektiğini ifade etmiyoruz. Çünkü Zülkarneyn Aleyhisselam'ın zaman ve mekandaki bütün seyahatleri, emre değil ilme dayalı seyahatlerdir. Şayet şanı yüce Rabbimiz bu güzel müslümana her şey için bir emir veya bir kelime vermiş olsaydı, emre veya kelimeye bağlı işlerde sebeb aranmaz, bu işler sebebe muhtaç işler olmazdı. Oysa ayet-i kerimelerde beyan edildiği gibi Rahman olan Rabbimiz Zülkarneyn Aleyhisselam'a her şey için bir emir veya kelime değil, her şeye bir sebeb yani sebeblere bağlı ilmi bir yol vermiştir. Nitekim İlahi emre değil ilmi sebeblere bağlı bir olay olan Ashab-ı Kehf kıssasında, düşünenler ve hidayete tabi olanlar için bu ilmi sebebler açıklanmakta, üçyüz yıl zamanın kıyısına çekilme olayının, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği beyan edilmektedir. Öncelik verdiğimiz ve anlaşılmasını istediğimiz iki deniz arası meselesinden sonra, İnşallahu Teala Ashab-ı Kehf olayını da işleyecek ve Zülkarneyn Aleyhisselam'ın da bu olaydaki aynı ilmi sebeblere bağlı kalarak zamanda seyahati nasıl gerçekleştirdiğini dünya insanları ile paylaşmaya çalışacağız.
Bu söylediklerimizin birçok kesim tarafından anlaşılmaması veya reddedilmesi bizleri hiç rahatsız etmese de; düşünen bazı kardeşlerimiz tarafından makul ve mantıklı açıklamalar olarak görülmesi, bizleri gerçekten rahatsız etmektedir. Çünkü bizlere göre mantık, kesinlikle ve kesinlikle bir hak ölçüsü değildir. Herhangi bir olayın veya herhangi bir ayetin onlarca mantıki açıklaması olmasına rağmen, sadece bir tane hak gerçekliği vardır. Ve bunları bilen, Allah'ın razı olacağı din adına yazmaktan ve konuşmaktan hiç hoşlanmayan, böylesine ağır bir yükümlülüğe hiç hevesli olmayan bizler, Rabbimizin ayetlerine mantıklı bir açıklama getirmekten ve bu açıklama haktır demekten Allah'a sığınırız. Bizleri önemseyip-önemsememeleri hiç umurumuzda olmayan dünya insanlarının ilgisini çekecek olsa bile, suskunluğun huzurlu gölgesinde yaşamak varken niye böyle bir şey yapalım ve başımıza ebedi bir dert alalım ki?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: Maya takviminde 21 Aralık 2012 kehaneti...
Eğer yazımı baştan sona okusaydın anlayarak cevabı orda görürdün !! Ayrıca bana karşı uslubunda yumuşaklık kullan ben senin sokakta tartışdığın erkek arkadaşın değilim !!!

Ben sana ayet sundum sen yine itiraz ettin ve hep ediceksin...
Parmaklarını kulaklarından çek ellerinide gözlerinden anlamana yardımcı olur ....
Delilsiz konuşuyorsun ve konuşacaksın...
Bırak rasul nebi.... diyorsun ya onu anlamadan diğer konuyu hiç anlamazsın ...
sen = Cahil ve cesursun.......

Ve son olarak akıl edip düşünenler için...
İmpossible bırak bu nebi resul tartışmalarını bunlar muhtelefun fih meseleler, süleyman aleyhisselamın bu bilgileri edindiği yer onun güneşin doğduğu yere ve battığı yere kadar gitmesidir.. cinlerin özelliklerini araştır gel, sen.. onların bir insanın cesedinin diri yoksa ölü mü olduğunu anlayamayacak kadar şuursuz varlıklar değil.. süleyman aleyhisselamın yaptığı yolculukları okumadığın için olayı anlayamıyorsun... oku ondan sonra itiraz et...
14- Süleyman'ın canını aldığımızda ancak değneğini kemiren bir kurt onun öldüğünü cinlere fark ettirdi. Onun ölüsü yere düşünce belli oldu ki, eğer cin'ler gaybı bilselerdi, o onur kırıcı angaryaların sıkıntısını çekmeye devam etmezlerdi.

Rivayete göre Hz. Süleyman can verdiğinde elindeki değneğe dayanmış ayakta duruyordu. Son derece ağır işlere koşmuş olduğu cin'ler ise öteye-beriye koşuşuyor, bu ağır işlerini yapıyorlardı. Hiçbiri efendilerinin öldüğünü fark etmemişti. Bu arada bir böcek söylendiğine göre bir tahta kurdu çıkageldi. Bu böcek ağaçları kemirerek besinini sağlar. Yaşadığı yörelerde evlerin çatılarını, kapılarını ve direklerini oburcu bir iştahla aşındırır. Bu yüzden Mısır'ın bazı bölgelerindeki köylerde halk, evlerini yaparken kereste kullanmaktan kaçınır. Çünkü bu böceğin ağaç türünden olan bütün yapı bölümlerini kemirip yok edeceğini iyi bilirler.

İşte bu böcek tarafından kemirilen Hz. Süleyman'ın değneği aşınınca ölü vücudu yere yığılıverdi. Ancak o zaman cin'ler O'nun öldüğünü anlayabildiler. Yukarıdaki ayetin o bölümünü bir daha okuyalım.

"Onun ölüsü yere düşünce belli oldu ki, eğer cin'ler gaybı bilselerdi, o onur kırıcı angaryaların sıkıntısını çekmeye devam etmezlerdi."

İşte bazı müşriklerin taptıkları cin'ler bunlardı. Görüldüğü gibi bunlar, yüce Allah'ın kullarından birinin buyruğu altında çalışıyorlar ve bunun yanı sıra "yakın" gaybın bilgisinden bile yoksundurlar. Oysa sözü edilen müşrikler onlardan "uzak" gayblere ilişkin bilgi edinebileceklerini umuyorlardı!
Ve aŞk İnsanın aLnına Dokundu !

SubHane RabbiyeL aLa...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 06-12-2012, Saat:05:15 PM, Düzenleyen: İmpoSsibLe.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.