![[Resim: 2krn2e.jpg]](http://i55.tinypic.com/2krn2e.jpg)
(O mutlu olsun diye masallar anlatırdım. Dinlemeyi severdi bilirdim.)
.
.
.
İçim(iz)deki çocuğa;
Hatırlıyorum gözlerinin mabedinde maviye doğmamıştı bu kez sabahlarım. Büyümüşlüğün ölü kokusu toprağımıza değdiği anda fotoğraflarımda ağlamaklı sokaklarımda yalnız kelamlarımda belki biraz ihtiyar kalmıştım.
Ve hatırla çocuk;
Gökyüzüyle aynı kokardı avuçlarım. Ne zaman uğrasam saçlarının kalem sızılarına kırılırdı parmak uçlarım. Kendine çekerdin ellerimi ama tutmaya kıyamazdın.
Şimdi takvimden koparılan tüm yaprakları kusmak istiyorum güz'ün gölgesine. Yepyeni bir ütopyanın hayaline ısmarlıyorum gözlerimi. İçi dolu; senin baktığın yerlerle senin oyanadığın evciliklerle senin düşlerinle dolu...
Ben ki aynamın yüzüme vuran dehlizlerine bakınca boğuluyorum artık. – Kaybolan insanlığa kaybolan masumiyete yas tutmak için mi siyaha bürünüyor gözbebeklerimiz bu kez?- Bilmiyorum...
Lâl kalmış fotoğrafların tozlu çerçevelerinde unutuyorum dünya gerçeğinden habersiz gülüşümü. Dilimden parmak uçlarıma sızan kelimelerde yabancılaşıyorum saklambaç hevesime. Müziği son ses açıp hiçbir şey duymak istemeyen hallerimle deli bir baş ağrısı çekerken sözlüğüme yeni giren kelimelere; aşka ayrılığa elvedaya gömüyorum çocukluk ömrümü.
Uykusuna geç kalmış bir rüya oluyorum bazen de. O zamanlarda annemin sesiyle ‘'çok koşma terlersin hasta olursun'' u çalıyor sanki tüm radyolar. Ve biliyorum bir şeyler eksik sen eksiksin... Öyle noksan ki evimize en yakın parklar.
Akrebin zehri yelkovana hükmettikçe fısıltılı sövmeleri gün yüzüne çıkıyor zamanın. Yılların gölgesinde ipe asılıyor nice terbiyeli yüklemler. Kendi soğuğundan üşüyüp kendi karanlığından korkarken ‘karanlık' yıldızsız gecelerde unutuluyor hafızalara kazınmış suretler...
Büyüyorsun çocuk...
Aşk'ı öğrenmeden veda'yı ezberletiyor sana hayat. Ve imgeleri talan ediliyor tüm satırların. Henüz kapanmamış parantezlerden yasal bir masal düşüyor yeryüzü boşluklarına. Suskun mu suskun nefesleniyor ölümü masal. Ve masal ‘'veda'' denen işkencenin koynunda.
Sen büyüdükçe dizelerin yokuş sonlarında uçurum kenarlarında eskitiyorum kalem uçlarımı. Ki şiire adanan tüm harflerin koynunda aralıksız nefesleniyorum. Üç noktalar değiyor parmak uçlarıma. Avuçlarımda soru işaretlerimle; bana aşkı bana ayrılığı bana ‘hoşçakal'ı öğreten ruh katillerimi arıyorum.
/Sen hâlâ masal dinlemek istiyorsun. İnadına şiir'e hevesleniyorum./
Şimdi masalları unut ve dizelerimde kendini aramaktan vazgeç çocuk! Çünkü hayallere şiir yazamıyor artık kalemlerim gerçeklere masal anlatamıyor kelâmlarım.
Ki masallar gerçekliğini yitirdi sen büyüyünce... Şimdi ‘'şiir'' tek gerçek...
Aşk yalan belki artık... ‘'Aşk'a inanan çocuk'' hep gerçek...
Büşra Topbaşlı
![[Resim: 10za6gn.png]](http://i51.tinypic.com/10za6gn.png)