1935 senesinde Kudüs'te toplanan misyonerler konferansında, misyoner teşikilatının başkanı Samaul Zouimer, açış konuşmasında şunları söyledi:
“Sizden Müslümanları Hristiyan yapmanızı istemiyorum. Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam’da uzaklaştırmak. Doğumdan ölümüne kadar boynuna haç hiç takmasınlar, kilisiye gitmesinler, vaftiz olmasınlar ama Hristiyan gibi yaşasınlar. Bunu çağdaşlık adı altında temin edebilirsiniz. Onları Allahı ve Peygamberi tanımaz bir kişi haline getirin. Müslüman milletleri ayakta tutan ahlak, hayai iffet duygularından koparın. Eğer bunda başarılı olursanız, İslam memleketinin sömürge haline gelmesi için, fetih yollarını açan ileri karakollar kurmuş olursunuz. Sevk etmeye çalıştığınız yolda yürümeleri için İslam ülkelerindeki beyinleri buna göre hazırlamanız gerekir. Bu ise Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmaktan başka bir şeyle mümkün değildir.
Eğer siz onlardan Allah ve Peygamber tanımaz bir nesil hazırlarsanız, büyük işlerle ve idallerle uğraşmazlar. Rahatı, tembelliği, parayı ve nefsini severler. Arzularını ve şehvetini tatmin için her çareye başvururlar. Hatta öyle hale gelirler ki, şehvet ve arzuları hayatının tek hedefi olur. Bir şey öğrenirse arzu ve isteklerine nail olmak için öğrenir. Malını şehveti için harcar. En yüksek makama gelse de nefis, arzu ve şehvetinin esiridir. Bu uğurda her şeyini feda eder. Ve onları emperyalist siyasetimiz için satın almak kolay olur.
Ey misyonerler!
Ancak Müslümanları bu hale getirdiğiniz zaman vazifenizi başarılı bir şekilde tamamlamış olursunuz.”
9. Lui 13. yüzyılda Haçlı seferlerinde Müslümanlara esir düşmüş bir müddet Kahire’de El-Mansur hapishanesinde kalıp fidye ile kurtulmuş ve şöyle demiştir:
“Biz Müslümanları silahla yenmeği başaramayacağız. Eğer onlara karşı zafer kazanmak istiyorsak inançlarıyla savaşmalıyız. Çünkü bu inanç kalplerinde bulunduğu müddetçe onlar hezimete uğratılamazlar."
Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve dünyanın bir çok yeri o günden (Osmanlı'nın çöküşünden) bu tarafa huzur bulamamıştır. Bu durumu bugün dünya itiraf etmektedir:
En büyük Türk ve Osmanlı düşmanı olan Sırplar: "...biz en huzurlu günlerimizi Osmanlı döneminde yaşadık."
Miloseviç'in zulümlerinden bıkan halkın gösteri ve mitingler tertip ederek ellerinde "Osmanlının bize tanıdığı hak ve özgürlükleri tanı yeter, fazlasını istemeyiz." yazan pankartlar taşıdıklerı yakın tarihte görülmüştür.
ABD'li bakan Algore: "Osmanlı Ortadoğuya huzur ve sukün getirmişti. Azınlıklara hüsnü muameleyi biz onlardan öğrendik."
Ürdün yüksek mahkemesi başkanı Udek: "Filistin'den Osmanlı gitti, huzur bitti!"
Belçika'da yayınlanan tirajı yüksek haftalık KINACK dergisi: "Osmanlı ölürken bile güzeldi. Balkanlardan Osmanlı gitti huzur bitti!"
Demişlerdir.
Şunu iyi bilmek gerekir ki Türkiye kadar dışarda düşmanı içinde haini bol olan ülke yoktur!
Bu ülkenin kıymetini bilip, birlik beraberlik ve din çervesinde koruyalım.
Çünkü:
Milyarlarca düşmanımız var!
Çünkü:
Milyonlarca vatan hainimiz var!
Çünkü:
Düşmanların ve hainlerin hedefi Müslümanlığı ve Türkiye'yi bitirmek! Yavaş yavaş misyonerlik faliyerleriyle bizi dinden soğutmak. Hristiyan olmasak da Müslümanlığı unutturmak! Bunun için ellerine geçen hiç bir fırsatı tepmemektedirler.
Son olarak:
Allah, Türkleri ve Müslümanları korusun!
Kimseye fırsat vermeyelim!
Birde son olarak yazdığın vardıya ( Allah, Türkleri ve Müslümanları korusun! ) Türkleri ve müslümanları ?? Müslüman dediğimiz İslam topluluğu , ümmeti bir bütün değilmi ? Türk, müslüman diye ayırdığına göre. Hem Müslümanları korusun hemde türkleri. O kısım işte olmamış. Her türk müslüman değildir, her müslümanda türk değildir ! Irk ayrımı yapmakta doğru değildir.
Allah