![[Resim: r1.jpg]](http://hac.diyanet.gov.tr/images/r1.jpg)
Gönül dostlarım, isim vermeden, birinci ağızdan dinlediğim yaşanmış bir hikayeyi anlatmaya çalışacağım:
Ünlü ve ateizmin yaygın olduğu bir üniversitemizin üç profesörü kutsal topraklara gitmek üzere yola çıkar.
Uçakta iken; karşılaştıkları iman ehli tanınmış yazar ile konuşmalarında, bu yolculuğa nasıl karar verdiklerini şöyle açıklarlar:
İçlerinde birinin babası ölüm döşeğindedir. Oğlunu yanına çağırır ve der ki: '' Oğlum, ben sana hiç yalan söyledim mi?''
Oğlu'nun ''hayır baba'' demesi üzerine, babası : ''Oğlum şu anda öteleri, melekleri görmekteyim, bana inan''; der ve kısa süre sonra ruhunu teslim eder.
Babasının sözleri, oğlunun inançtan nasibini almamış kalbinde kıpırtılara yol açmış, ''acaba?'' sorularını daha çok sorar olmuştu kendine...
Bu düşüncelerini üniversitede iki öğretim görevlisi arkadaşına açar, onların da merakı uyanmıştır.Sonra beraberce umreye gitme fikri oluşur, oraları görüp bir karar vermek isterler..
Böylece çıktıkları yolculukta, takdiri İlahi olarak, karşılarına çıkan takva ehli yazardan iman esaslarını öğrenir, sohbetinden etkilenirler.
Hep beraber Mescid-i Haram'a girişte Kabe-i Muazzama'yı ilk gördüklerinde, babası vefat etmiş olan profesör kendinden geçer; diğerleri de çok etkilenmiştir.
Ondan sonra Rabbimizin nice ikramlarına, lütuflarına mazhar olurlar. Yüce Allah’ın bu çağrısına lebbeyk dememek elde midir? Allah'ın çağrısına onlar da gönülden cevap verirler artık:
''Lebbeyk Allahumme Lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk; İnnel hamde, venniğmete, leke velmülk, La şerike lek”
''Mevlam Davetine uyarak sana geldim. Senin eşin ve ortağın yoktur. Mülk ve nimet senindir. Hamd sanadır. Şerikin yoktur.''
Artık iman nimetine şükürle, zikirle geçecektir günleri...
Dönmeden bir gün önce ,arkadaşlarına sebep olan O profesör'ün gece vakti hıçkırıkları duyulur:
Rüyasında Peygamberimizi (s.a.v.) görmüş ve iltifatına mazhar olmuştur...