Küsecek kadar uzun olmayan ömür
Küsmek taşınması zor bir zırh; ağır çünkü. Bir adam düşünün kahvaltıya zırhıyla oturuyor, zırhıyla yürüyor sokaklarda, masasında zırhıyla çalışıyor ve akşam olduğunda kurşun ağırlığında adımlarla dönüyor evine. Zırhını çıkarmadan geçiyor televizyonun karşısına ve uykunun ağırlığı zırhının ağırlığına eklenince bir yastık çekip başının altına, zırhıyla uyuyor.
Küsmek taşınması zor bir zırh; ağır çünkü. Üç günden sonra belini büküyor insanın. Üç gün üç yıl. Üç yüz yıl. Üç bin yıl üç gün. Bu yüzden Yaratıcı üç günden fazla taşınmasına izin vermiyor bu ağır zırhın. Elçisiyle uyarıyor taşıdıkları ağırlığın altında ezilen insanları: “Birbirinize kin beslemeyiniz, birbirinize haset etmeyiniz ve birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun. Bir Müslüman’a, kardeşini üç geceden fazla terk etmesi helal olmaz…”
Peki ya haksızlığa uğramışsa küsen. Ya hak etmediği bir sözle anılmışsa gıyabında. Sahabi hanımlardan Ümmü Derda’ya biri gelip şöyle demişti: “Bir adam Abdülmelik’in yanında sana dil uzattı.” Ne yaptı Ümmü Derda bu söz üzerine sizce? Kendisine laf taşıyanı taltif mi etti? Ya da hakkında ileri geri konuştuğu ileri sürülen şahsı kötülemeye mi başladı hemen? Cevabın ihtişamına bakın: “Bizde olmayan bir şeyle ayıplanmamız ha! Bunun ne önemi var! Bizde olmayan şeylerle ne kadar övülmüştük. Olsa olsa söylenenler yüzünden günahlarımızdan arınmışızdır.”
Küs kalmaya izin yok. Küslüğü seyretmeye de! Duvarda asılı duran “Kitap”ı indirip okumanın tam zamanı: “Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucurat, 10.) “Allah’tan korkun, (iyilik ve adaletle) aranızı düzeltin.” (Enfal, 1.) Allah Elçisi’nin amcasının oğlu tefsir bilgini İbn Abbas, şöyle tefsir ediyor âyeti: “Bu Allah’tan korkmaları ve aralarını düzeltmeleri için Allah’ın müminleri bir sıkıştırmasıdır…”
Allah Elçisi’nin arkadaşlarından Ebu’d-Derda anlatıyor: Peygamber buyurdular ki: “Size namaz, oruç ve sadakanın derecesinden daha üstün olan bir şeyi haber vereyim mi?” Sahabiler: “Evet, söyleyin,” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas): “İnsanların arasını düzeltmektir. İnsanların arasını bozmak ise, o (dini) kökünden kazır.”
Ara bozucuların silahını ellerinden almak, onların sözlerine kulak vermemekle olur. Aksi takdirde farkına varmaksızın iftiraya ortak olur insan. “Şaşırtıcı derecede büyük iftiranın ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sormuştur Hz. Peygamber de, sahabiler, “Allah ve Resulü daha iyi bilir,” diyerek kulak kesilmişlerdir Kâinatın Efendisi’ne: “Aralarını bozmak için insanlar arasında söz taşımaktır.”
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...