You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kuranda mecaz yokmu?

Kuranda mecaz yokmu?

Kıdemli Üye
Kuranda mecaz yokmu?
Kuranda mecaz yok diyenler bu ayetlerin mecazsız olarak hangi anlama geldiğini söyleyebilirmi ?

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir. Siz de onların elbisesisiniz...” (2/187)

Her kim bu dünyada kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır. 17-72

Topluca Allah'ın ipine yapışın , Ali İmran:103

Onlara şefkat kanatlarını ger Hicr: 88

Şehre sor Yusuf: 82

"Onlara elim bir azap müjdele İnşikak 24
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 25-01-2013, Saat:11:04 PM, Düzenleyen: e2828.
Kıdemli Üye
RE: Kuranda mecaz yokmu?
Mecazsız düşününce , insana elbise deyip insanı gardropamı koyacaksınız ?

Bütün görme engellilerin ahirettedemi kör olacağını idda edeceksiniz ?

Hadi bir ip bulunda uhuyla yapışalımmı diyeceksiz ?

Hz muhamed in kanatları olduğunumu iddia edeceksiniz ?

Şehrin halkına değilde toprağınamı soru soracaksınız ?

Azabın müjdeside olur diyecekmisiniz ?

Yukarıdaki konudaki ayet meallerini bu şekildemi düşünüyorsunuz , kuranda mecaz yok diyenler buyrun , arap dili zaten mecazın en yoğun olduğu dildir ...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kuranda mecaz yokmu?
Kuranda mecaz komple yoktur diyen olmaz, bunu diyecek olan da Allah her yerdedir e ve Allah arşın üstündedir e aynı anda inanmak zorundadır ki bu bir çelişkidir.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kuranda mecaz yokmu?
bir başka sitede kuran ve sünnette mecaz hakkında aldığım cevap:
Alıntı:Mecâz : Sözlükte "bir yeri yürümek suretiyle geçmek, yol katetmek" anlamındaki cevz(cevaz) kökünden isim veya masdardır. İstılâhi mânada ise; asıl mânanın kastedilmesine engel olan bir kârine ile ve bir alâkanın varlığı sebebiyle gerçek anlamının haricinde başka bir mânada kullanılan kelime veya terkibe mecaz denir.

Mecâz lafızda olduğu gibi terkibte ve cûmlede de olur. İslâm âlimleri arasında dilde ve Kur'an'da "hakikatin varlığı konusunda bir ihtilâf bulunmamaktadır. Çünkü Kur'ân'ın büyük bir kısmı bu tür kelime ve ifadelerden oluşmaktadır. Hakikat bildiren lafızlar asıl mânaları dışında anlam taşımayan, takdim-tehir ifade etmeyen ve olumsuzluk kabul etmeyen lafızlardır.
(Suyûtî, el-İtkân (Bugâ), II, 753; Ebu’l-beka, el-Kulliyyât, s. 361)

Dilde varlığı reddedilemeyen mecâzın, Kur'an'da mevcut olub olmadığı tartışmalıdır. Kur'an, Arab dilinin kurallarına ve ifade şekillerine uygun olarak geldiğinden mecâz, istiare, kinaye, teşbih, temsil, telmih ve hazif gibi dil olguları ile edebî sanatların Kur'ân'da da yer alması tabîdir. Bu gerekçelerle dilcilerin ve İslâm âlimlerinin çoğunluğu Kur'an'da mecâzın varlığını kabul etmiştir.

Peygamber'in (s.a.v.) bazı mecâzi ifadeleri ve ashabın bunlara göre ortaya koyduğu davranış şekilleri mecazın varlığının bir başka delilidir.

Ramadanda imsak vaktinden söz eden âyetteki (Bakara 187) "beyaz ve siyah ip" kelimelerini hakiki mânalarıyla alıp yastığının altına siyah ve beyaz renkteki ipleri koyarak vakti belirlemeye çalışan ve daha sonra konuyu Rasulullah'a (s.a.v.) arzeden Adî b. Hâtim'in (r.anh) durumu, mecaz konusu için çok açıktır. Nitekim Adî'yi dinleyen Rasul-u Ekram, bunların "gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığı" anlamına geldiğini ifade etmiştir. (Buhârî, Tefsir, 2, Savm, 16)

Yine Nebi (s.a.v.)'in Rasûlullah'ın hanımlarının sorduğu, "Hangimiz sana daha önce kavuşacağız?" sorusuna "eli en uzun olan" şeklinde cevab vermesi (Buhârî, Zekât, 11), onların da bu cevabla "cömertliğin" kastedildiğini anlaması, Rasulullah'ın günlük hayatında mecâzın yer aldığını göstermektedir.


İbn Teymiyye, muteşabihatı mecazi anlamlarıyla tefsir eden kelamcıları sert bir uslupla tenkit etmesine rağmen, Kur’an-ı Kerim ve hadislerde adı geçen cennet nimetlerinin tamamını “mecazi” kabul eder.

İbn Abbas (r. anhuma) ‘Cennette olan nimetlerin dünyada sadece adlarının olduğunu’ söylemektedir.
Allah Teala cennette şarap, süt, su, ipek, altın, gümüş ve diğer nimetlerin olacağını haber vermektedir. Bunların, dünyadaki karşılıkları ile bir takım benzerlikleri olmakla beraber büyük farklılıkları da vardır.
Nitekim cennette kendilerine nimet verilenler “Bu tıpkı daha önce dünyada iken bize verilen rızık gibidir” dediklerinde “Bu rızık onlara dünyadakine benzer olarak verilmiştir.” (Bakara 25) denilecektir. Cennet nimetleri dünyadakilere benzeseler de onların aynıları değillerdir. Tıpkı belli açılardan bazı unsurlar birbirlerini çağrıştırdıkları gibi bazı nimetlerin isimleri de birbirlerine benzemektedirler.” (İbn Teymiyye, el-İklil fi’l-Muteşabih ve’t-Te’vil, Kahire, 1367, s. 12)

İbn Teymiyye; Sıfatlar ve muteşabihatın, zahiri anlamları çerçevesinde anlaşılmalarında ısrar etmiş , aksi bir anlama usulune(mecazi) dair ne sahabe ne de tabiundan nakledilen bir rivayet olmadığını, akılla bu işi yapmaya kalkışmanın ise onu, nasslar üzerinde bir otorite olarak kabul etmek anlamına geleceğini söylemiştir.
(Muhammed Ebu Zehra, İbn-u Teymiyye, Kahire, 2000, s. 218.)

İbn Teymiyye ; Muteşabihatı, mecazi manada anlamayı aklın nasslar üzerinde hakimiyet kurması olarak algılamakta ; cennet nimetlerini kıymetlendirme babında İbn Abbas’tan yaptığı rivayeti ise aklıyla Ahiret Hayatı’nın belli bir konusuna tahsis etmekten geri durmamıştır.
Sahabe, sıfatlar hususunda sessiz kalmış, muteşabihata mecazi mana verilmeyeceğine dair de bir kanaat belirtmemiştir. Onlar muteşabih ayetlerin anlamlarını Allah Teala’ya havale etmişlerdir.


Selef, “Şari’nin kelamından neyi kastettiğinin kullara gizli olması” anlamına gelen “muteşabihat”ı anlarken iman ve tasdikle yetinmeyi yeterli görmüş, keyfiyeti beyan etmekten uzak durmuştur. Nitekim İmam Malik kendisine “Rahman, Arş’a istiva etmiştir.” (Ta ha 5)ayetindeki “isteva” kelimesinin tefsirini soran kişiye, “İstiva malumdur. Keyfiyeti ise bilinmemektedir. Bu konuda soru sormak bidattır. Zannederim ki sen kötü niyetli bir adamsın.” dedikten sonra çevresindekilere“Onu yanımdan çıkarın” diye emretmiştir. (Muhammed Abdulazim ez-Zurkani, Menahilu’l-İrfan, Beyrut, 2001, II, 231)


Kur'an'da mecazların varlığını kabul etmeyenler; Zahirîler'den Dâvûd ez-Zahirî ve oğlu Ebü Bekir İbn Dâvûd ez-Zâhirî, Şâfiî'lerden İbnu'l-Kâs, Mâlikî'lerden İbn Huveyzmindâd ve Mu'tezile'den Ebû Muslim el-İsfahânî gibi ilk dönem âlimleridir.
Bunlara göre mecaz yalanın kardeşidir; nitekim söz söyleyen kimse meramını hakikatlerle dile getirmekten âciz kaldığı zaman mecaza sığınır, bu ise Allah için muhaldir. (Zerkeşî, el-Burhân, Beyrut 1415/1994, II, 377; Suyûtî, II, 703)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kuranda mecaz yokmu?
Kuranda mecazı komple reddeden biri değilim, bununla birlikte tüm müteşabihlere mecaz denmesi de selefin yolu olmayan bir aşırılıktır.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Kuranda mecaz yokmu?
Allah'ın kitabın da mecazın işi yok.. bu kitabın hepsi hakikattir... böyle örnekler üzerinden mecaz var mı yok mu diye bir tartışmaya gitmek usul açısından hatadır... fakat ben yine de verdiğin bir kaç örneğine değineyim....

Topluca Allah'ın ipine yapışın , Ali İmran:103

Sen bu cümleyi parçalara ayırır da sadece ''ip'' yazısına görürsen o zaman mecaz var zannedersin... ayette Allahın ipi geçiyor... Allahın ipini Allahın ipi olarak anlarsan bu bir hakikattir mecaz değildir.. ama -ip- olarak okursan o zaman mecaz var zannedersin..

Şehre sor Yusuf: 82

Karye/kasaba lafzı, el-ictima=toplanmayı ifade eden bir kelimedir, yani bunun ihtivasında o topluluk vardır dolayısı ile mecaz değildir... karye asıl anlamı topluluk demektir... topluluk olduğu için bu kasaba-köy olarak ifade edilmiş...

Kuran açık bir kitaptır, hakikkattir... sen bunlara mecaz dersen kalkar biriside namaza-zekata mecaz var der bununla şunlar kastediliyor der ortada ne kitap kalır ne din...
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Kuranda mecaz yokmu?
tevkifi olan bu dil de bile mecaz vardır diyenlerin bir delili yok, sen neden bahsediyorsun... sen anlamadın diye orada mecaz var mı, diyecez... arapça da müştereke olan lafızlar vardır, sen cenah lafzının sadece kuş kanadı olduğunu mu zannediyorsun... üstelik ayette kanatlarını indir, diyor senin anladığın kanat olsa burada indirme lafzı gramer açısından batıldır... her hakikat kendi mahalline göre değerlendirilir... sizin mecaz dediğiniz şey ya bir şeyin kendi mahallini karıştırdığınız için orada mecaz var zennetmeniz ya da müştereke olan lafızları tek anlama hamlederek mecaz zannetmenizden kaynaklanıyor...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.