You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?

Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?

Üye
Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?


Rabbimiz tarih boyunca, çoğu defa birbirine karıştırılan hakla bâtılın arasını açmak üzere, çeşitli dönemlerde insanlar arasından elçiler seçmiş ve onlara insanların tâbi olmaları gereken ölçüleri vahiy etmiştir. Hz. Muhammed, hidayet önderi olarak seçilen son elçi, ona bildirilen Kur’an vahyi de vahiy halkasının son temsilcisi olmuştur.

Hz. Peygamber ve beraberindeki ilk nesil, tüm benlikleriyle, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın insanlığın kurtuluşu için yeryüzüne saldığı son ip (Hablullah) olan Kur’an’a yönelmiş, tasavvur ve şahsiyetlerini onunla inşa etmişlerdir.

“Onlara bir ayet getirmediğin zaman: ‘Sen onu derleyip-toplasana' derler. De ki: Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir, iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.” (A’râf 7 / 203) Kur’ani beyanında ve benzeri birçok ayette de ifadesini bulduğu üzere Hz. Peygamber, kendisine vahyolunan Kur’an’a tâbi olmaktan, onun hükümlerini pratize etmekten başka bir şey yapmıyordu.

Hz. Aişe validemizin, kendisinden Hz. Peygamber’i anlatmasını talep edenlere “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi de, bu gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi.


Hz. Aişe, Allah Resulü’nün (a. s.), Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hali olarak yaşadığını çok iyi bildiği için, Allah Resulü’ne herhangi bir söz nispet edildiğini işittiğinde, hemen o sözü Kur’an’ın süzgecinden geçirir, Kur’an’ın ölçüleriyle örtüşmeyen rivayetleri kesin olarak reddederdi. Bedruddin ez-Zerkeşi’nin kaleme aldığı ve Hz. Aişe’nin Kur’an’a aykırı bulduğu için reddettiği rivayetlerden örneklere yer verdiği “Hz. Aişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler” adlı kitabı, bu konuda önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.


Hz. Aişe’nin, Hz. Peygamber adına Kur’an’a aykırı sözler uydurulmasına geçit vermeyen, Kur’an merkezli bu titiz tutumu, sonraki dönemlerde Müslümanlar arasında hep yaşatılmakla birlikte, özellikle hicri 2 ve 3. yy’larda hadislerin tedvini sürecinde, hadis rivayetlerinin Kur’an’a arzını önceleyen metin tenkidi yöntemi yerine, sened zincirlerinin incelenmesine dayalı sened tenkidi yönteminin öne çıkarılması, bu alanda Kur’an’ın hakemliğini önemli ölçüde devre dışı bırakan bir gelişme olmuştur.


Bu yöntem değişikliğiyle birlikte, hadis rivayetlerinin Kur’an’la örtüşüp örtüşmediği değil, hadis ravilerinin güvenilir olup olmadıkları üzerinde yoğunlaşılmaya başlanmış, bu da gerek farklı fırkaların iyi niyetlerle hadis uydurma tutumunun, gerekse muharref kültürlere mensup kötü niyetli kimselerin Müslüman görüntüsü altında hadis uydurmaya yönelmesinin önünü açmıştır.


Bu büyük kırılmaya, bir de Şafii’nin hadisleri de Kur’an gibi vahy ürünü olarak gören ve böylece Kur’an’ın hakemliğini/belirleyiciliğini buharlaştıran yaklaşımının giderek genel kabul halini alması eklenince, hadis kültürü tamamen Kur’an’ın kontrolü dışına çıkartılmış, “yürüyen Kur’an” olan Allah Resulü adına Kur’an dışı bir kültür ve din anlayışı oluşturulmasına zemin kazandırılmıştır.

Böylece Kur’an temel belirleyici olmaktan çıkarılmış, hadis rivayetleri Kur’an’a arz edilecek ve hadis rivayetleri Kur’an’la değerlendirilecek yerde, yer yer apaçık Kur’an ayetleri hadis rivayetlerine tâbi kılınmaya çalışılmış, böylece İslam’ın yapısı tamamen ters yüz edilmiştir.

Bu söylediklerimizi somut bir örnekle açmak istiyoruz. Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de Hz. İsa’nın akıbeti ile ilgili şu apaçık beyanlarda bulunmuştur:

“Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.

O zaman Allah şöyle dedi: Ey İsa, şüphesiz ki seni öldüreceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim. Hem sana uyanları, kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim.” (Âl-i İmran 3 / 54 – 55)

“Ve Allah demişti ki: Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin? Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen.


Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen her şeyi görensin.” (Maide 5 / 116-117)

Kur’an’da Hz. İsa’nın vefat ettiği, bu şekilde apaçık ifadelerle bildirildiği halde, tarihsel süreçte Ehl-i Kitab’ın muharref kültürünün hadis uydurmacılığı yoluyla Müslümanlar arasında yaygınlaştırılmasıyla, Hz. İsa’nın ölmediği ve kıyamet öncesi yeniden yeryüzüne gönderileceği inançları ortaya çıkmış ve yerleşik hale gelmiştir.

Müslümanların bu konudaki inançlarını Kur’an’ın apaçık beyanları yerine, önemli ölçüde kaynağı muharref kültürlere dayanan rivayetler oluşturur olmuştur.

Tefsir yazarı Elmalılı M. Hamdi Yazır, “Hak Dini Kur’an Dili” adlı ünlü tefsirinde, Âl-i İmran Sûresi 55. ayeti şu şekilde yorumlamaktadır:

“Teveffi kelimesi, ‘vefa’ mastarından alınmış olarak esas lügat ta ‘ıstıfa’ gibi tamamen kabzedip almaktır. Fakat ruh sahiplerine ve bilhassa insanla ilgili olduğu zaman vefat ettirmek, yani eceline yetiştirip ruhunu almak manasında açık ve meşhurdur. Buna göre bir delil bulunmadıkça, başka bir mana ile tevili caiz değildir.

Fakat burada mekir manasıyla ilgisi bulunmak üzere Nisa Suresi’nde “Onu öldürmediler ve asmadılar, fakat (öldürdükleri) kendilerine (İsa’ya) benzetildi” (Nisa 4/154) ayeti onların Mesih Meryem Oğlu İsa Peygamberi öldüremediklerini ve asamadıklarını ve fakat şüpheye düşürüldüklerini açıkça beyan etmiş, Hz. Peygamber’den de: “İsa ölmedi, kıyamet gününden önce size dönecektir” hadisi şerifi de varid olmuş bulunduğundan buradaki ‘seni öldüreceğim’ kelimesinin, az çok zahir dışı bir mana ile tevil olunması gerekmiştir… İslam inancında İsa vefat etmemiştir ve fakat kıyametten önce vefat edecektir. Demek ki İsa’nın son hali de budur.”

Görüldüğü üzere ortada apaçık Kur’ani beyanların bulunduğu bir konuda bile, bu Kur’ani beyanlar yerine konuyla ilgili hadis rivayetleri temel belirleyici kılınmış ve Kur’an’ın apaçık beyanları hadis rivayetleri yönünde tevile tâbi tutulmuştur. Oysa doğrusu, Kur’ani beyanların hadis rivayetlerine göre tevili değil, hadis rivayetlerinin Kur’an’a arzı ve Kur’an’la sağlamasının yapılmasıdır. Başta da belirttiğimiz gibi Hz. Aişe’nin yaptığı tam da buydu.


Müslümanlar olarak, yeniden Kur’an’a yönelmek, Kur’an’ı bilgi, akide ve amelimizin merkezine yerleştirmekten başka çıkar yolumuz yoktur. Hz. Peygamber’i ve onun sünnetini doğru anlamak ve muharref kültürlerin sızmalarına karşı sünneti asli haliyle muhafaza etmek de, Kur’an’a yönelmekten ve Kur’an’ı temel belirleyici/hakem kılmaktan geçmektedir. Tarihsel süreçte yaşanan kırılmaları ve alt üst oluşları başka türlü tamir etmek mümkün değildir.

[1] Muslim, Salatu’l-Musafirin, 139
[2] Hz. Aişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler, Bedruddin ez-Zerkeşi, Kitabiyat Yayınları
[3] M. Hamdi Yazır, Hak dini Kur’an Dili, C. 2, Sh. 371–372, 375–376, Azim Dağıtım

Şükrü Hüseyinoğlu
Degerli halukgta Kullanicisi May 2010 Tarihinden Beri İslami Forum, İslam, İslamiyet
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
"Hz. Aişe validemizin, kendisinden Hz. Peygamber’i anlatmasını talep edenlere “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi de, bu gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi."

bu hadisin geçtiği kitaplardaki diğer hadisleri reddetmek için çokça uğraşan kişiler "işine gelen hadisi al" ekolünün çok güzel örnekleridirler. hadisin kurana arzı işinde ortak ve tek bir akıl mümkün değil, ki tek bir akıla dahi düşülse bu da delil kabul edilemez.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
tabiki önce kuran ondan sonra hadisler sonra alimlerin fetvaları
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ezrak'ul Verd
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
Resulume itaat edin.. Resulum de ki senden yuz cevirirlerse.. ila ahir gibi ayetlerde vurgulanan hakikat sunnet yolu. yani rotamizi belirleyen ve kurani hukumleri acanuygulama metotlarini gosteren efendimiz s.a.v. . Kur'an sunnet icma ve kiyas kaynagimiz bizim. bugun. kuranin bazi ayetlerininsihhatini arastiran ilahiyatcilar var. biz boyle bir fitne cagindayiz. birakalim ilim adami olmayi biz GUZeli al kotu llani birak" kaidesince biz vazifemize bakalim insaallah
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
o ilahiyatçıları bovşerin. bir kere allah buyuruyor kur`anın koruyucu bizzat benim diye. varmı bundan ötesi
Bunu ilk beğenen sen ol.
Karmakarışıklaşmaktayım
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
Tabiki önce Kur'an-ı Kerim. Ama etrafımızda hoca dediğimiz kişiler, ayetlerden çok, kıssalar, hadisler anlatınca ben işkillenmiyor değilim. Yani bazen haşa hadislere daha fazla önem verildiğini düşünmekteyim. Ne Kur'an'a uyunca Peygamberimizin yolundan çıkarız, nede Peygamberimize uyunca Kur'an yolundan çıkarız. 2 si birbiriyle uyum içindedir ancak, Kur'an'ın koruyucusu Allah, diğer hadis kitaplarının koruyucusu kimdir, necidir? Bugüne kadar değişmeden gelmiş hadis var diyebiliyormuyuz kesin olarak? Bu gibi sorular çıkıyor karşımıza. Bu yüzden yukarıdaki arkadaşımızın dediği doğru, hadislerden güzel olanı al, kötüyü alma. Bir çok kişi uydurma hadislerden yanlış yola da sapabiliyor. Bunları göz önünde bulundurmak lazım.
Zaten inancımız olmasa, var olmanın anlamı, anlamsızlıktan başka bir anlama gelir miydi?

Dünyada dost ister isen Hazreti Allah yeter,
Mürşid-i kâmil ister isen Hazreti Kur’an yeter,
Delil ister isen Hazreti Muhammed yeter,
Meşgul olmak ister isen ibadet yeter,
İbret almak ister isen ölüm yeter,
Bunlar da yetmez der isen Nâr-ı Cehennem yeter.

[Resim: ny4qc.gif]

Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
arkadaşlar hadis konuları yine başladı. eğer hadislere güvenmeyecek isek(sahih ve tevatür derecesindekileri kastetmekteyim) kurana da güvenmememiz gereklidir zira kuranı da mushaf haline getiren ve yayan sahabe idi, hadisler de sahabeler kanalı ile ulaştı. hadis alimleri ince eleyip sık dokumuş, yüzbinlerce uydurmadan birkaç bin inci gibi olan hadisi seçip kitaplarına koymuş ki bunların içinde hatalı olan istisnalar da hadis alimleri tarafından yine açıklanmıştır. hadisleri devre dışı bırakmak ister istemez peygamberi dinden devre dışı bırakmak olacaktır ki bunun tek tanımı küfürdür.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?

DİNDE FARZLAR

Her Müslümanın, otuzüç farzı bilmesi lazımdır. Otuzüç farz şunlardır:

İmanın şartı: 6
İslam’ın şartı: 5
Namazın farzı: 12
Abdestin farzı: 4
Guslün farzı: 3
Teyemmümün farzı: 3

İMANIN ŞARTLARI
İman esasları ayrıntılı olarak altı madde halinde sıralanır. Bunlar:

1) Allah’ın varlığına ve birliğine,
2) Allah’ın meleklerine,
3) Allah’ın kitaplarına,
4) Allah’ın peygamberlerine,
5) Ahiret gününe,
6) Kadere, her şeyin Allah’ın takdiri ile olduğuna, inanmaktır.


ALINTIDIR........

Yukarıda görüldüğü gibi,İmanın şartları ve dinimizin FARZLARI
açık ve net olarak bellidir.
Buradan şu hüküm çıkar :
HADİSLER DİNİMİZİN FARZLARI DEĞİLDİR...

Ancak benim inandığım tarz sudur:

Hadisler farz olmamaklarına rağmen :

KUR'ANA VE AKLA UYAN HADİLER BAŞTACIMIZDIR...

Bu konuda başka yazı yazmayacağım......
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kur'an mı Temel Belirleyicidir, Hadisler mi?
yeterince görüş belirttik bu konuda, başka bir konuda yazdığımız üzere uzatmayacağım ve kilitliyorum.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.