Sevgili arkadaşlar,
Geçenlerde bir cenazede .
Cenaze namazı sonrası ,imamın daha önce dikkatimi çekmeyen bir
uygulaması bu defa dikkatimi çekti.
İmam oradaki insanlara :
Merhuma haklarınızı helal edin diyor...
Ve bunu 3 defa tekrarlıyordu...
Geride kalanların haklarını helal etmelerinin ,ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞU
3 DEFA ISRARLA helallik istenmesinden anlaşılmaktaydı..
Bu vesile ile dinimizdeki '' KUL HAKKI '' kavramı üzerinde düşünmeye başladım...
Önce KUL HAKKI NEDİR ..? Bilmemiz gerekiyordu:
1) Bir kulun, bir başka insanın malını veya parasını haksız yere
alması, çalması, gasp etmesi,
2) Bir kulun, bir başka yaratılmışa zarar vermesi..
3) Bir kulun başka kulları rahatsız etmesi
4) Bir kulun , bir başka kulun kalbini kırması..
Gibi durumlardır diye düşündüm...
Dinimizde, kişinin Yüce Yaratana karşı işlediği hata ve kusurların,
yani ibadetlerindeki eksik, hata ve kusurlar ile dini akaide karşı
özensizlik, hata ve kusurların ,Kişinin işlediği sevaplarla mizan
edilerek, rahmani rahim olan Yüce Allah tarafından affedilebileceği
bildirilmişken.....
Kul hakkı söz konusu olduğunda önce...
Kişiye ,hakkını yediği kuldan helallik alıp almadığının sorulacağı
bilinmektedir...
KUL HAKKI ' nın neden bu kadar önemli olduğunu düşünmeye başladım. Yüce Allah neden kul hakkına bu kadar önem veriyor
affını zorlaştırıyordu..??
Bu nedeni anlayabilmek için KUL HAKKI ' nın hiç yenmediği bir
toplum düşünmek gerekliydi..
Bir şehir düşündüm, hayal ettim, bu şehirde hiçbir kişi ,diğer bir
kişinin hakkını yemiyor, zarar vermiyor, rahatsız etmiyor ve
kime kimsenin kalbini kırmıyor...
Ne olurdu bu şehirde..??
Evet...Bu şehirde karakollarda polisler, mahkemelerde hakimler,
savcılar, avukatlar, akşama kadar boş boş otururlardı,
çünkü kimse kimseden şikayetçi değil...
Tüm ülkede KUL HAKKI 'nın yenmediğin, düşünürsek...
O ülkede polisler, hakimler, savcılar, avukatlar olmazdı...
Böyle meslekler bile olmazdı..
Bu durumun, diğer ülkelerde de olduğunu düşünürsek...
Artık ordulara, askerlere, silahlara bombalara, füzelere
gerek kalmayacak, yeryüzü cennet gibi sulh, huzur ve sükun
içinde bir yer olacaktı...
Buradan şunu anladım ki....
Kur'anı kerimdeki bir ayeti veya islami bir kavramı anlayabilmek için
önce şunu bilmemiz gereklidir...
Her ayet İNSANI daha iyi bir insan yapabilmek,
Toplumu daha barışçı, sulh, sükun ve huzur içinde yaşamasını
hedefleyen bir gaye, bir amaç için gelmiştir.
Bu nedenle düşünürüm ki...
Kur'anı ve ayetlerini tefsir ederken ayetin ne nedenle geldiği,
ne sağlamak istediği, sebep ve gayesinin ne olduğunu araştırmadan
incelemeden...
ayet cümlesindeki kelimelere, ayetin LAFZİ manasına bakarak
yorum yapmak...
ZARFA BAKIP, MAZRUFA ULAŞAMAMAK...
Zarfı okuyup, içindeki mektubu okuyamamak olur diye düşünürüm...
Sevgili arkadaşlar.. Yazım ve düşüncelerim eleştirilerinize açıktır..
Selam ve dua ile...