You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Küfür Ameli İşlediği Halde Namaz Kılan Birisi Ehl-i Kıbleden Sayılır mı?

Küfür Ameli İşlediği Halde Namaz Kılan Birisi Ehl-i Kıbleden Sayılır mı?

Küfür Ameli İşlediği Halde Namaz Kılan Birisi Ehl-i Kıbleden Sayılır mı?


Küfür Ameli İşlediği Halde Namaz Kılan Birisi Ehl-i Kıbleden Sayılır mı?


Ehl-i Sünnete göre bir insan küfrü gerektiren bir amel işlese kesinlikle dinden çıkar ve Ehl-i Kıble olma vasfını yitirir. Onun namaz kılıyor olması kendisini küfre düşmekten kurtarmadığı gibi bu vasfın kendisinde devam etmesini de gerektirmez. İçerisine düştüğü küfürden tevbe edip vazgeçmediği sürece namazı ona bir fayda sağlamaz. Bu nokta üzerinde ulema arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir.

Burada İmam Aliyyu’l-Kârî’nin bir tespitini nakletmekte yarar görüyorum. O, “Fıkh-ı Ekber” şerhinde der ki:


“Bil ki, kıble ehlinden maksat, âlemin yaratılmış olması, cesetlerin tekrar dirilmesi ve eczasının (cüzlerinin) bir araya getirilmesi, Allah'ın hem bütünleri, hem de parçaları bildiği ve benzeri dinî bakımdan inanılması zarurî olan inançlar üzerinde ittifak eden kimselerdir. Ömrü boyunca, bu âlemin kadîm olduğu, (yani yaratılmamış olduğu) haşrın vuku bulmayacağı yahut Allah’ın parçalara ait bilgisinin bulunmadığı inancı ile ömrü boyunca taat ve ibadetlerle meşgul olan bir kimse kıble ehlinden de­ğildir. Ehl-i Sünnet’e göre, Kıble ehlinden hiç kimsenin tekfir edilmemesinden kastedilen küfrün alâmet ve işaretlerinden herhangi birşey bulunmadıkça kıble ehline kâfir denilemeyeceğidir.”


Aliyyu’l-Kârî’nin bu tespiti gerçektende yerindedir. Bir insan kâinatın kadim olduğuna inansa bu inancı onu kâfir yapmaya yeterlidir. Böylesi birisi ömrü boyunca taat ve ibadetlerle meşgul olsa yinede kıble ehlinden sayılmaz. Burada bizim dikkat etmemiz gereken bir insanın kâinatın kadim olduğuna inanması değil, aksine kendisini küfre sokan bir inanca sahip olmasıdır.
Aliyyu’l-Kârî’nin zikrettiği bu ifade sadece bir örnektir. Biz buna kıyasla kendisini küfre düşürecek ameller işleyen insanların Ehl-i Kıble’den olamayacağı sonucuna ulaşabiliriz.

Çünkü bir insanın Ehl-i Kıble’den sayılabilmesi için -Aliyyu’l-Kârî’nin de belirttiği gibi- kendisinde küfür alâmetlerinden herhangi bir ema­renin bulunmaması gerekmektedir. Aksi halde kıble ehlinden sayılmaz.
Sonuç olarak; bizler kıble ehli olan hiçbir kimseyi işlemiş olduğu günahlar sebebiyle tekfir etmeyiz. Ancak kıble ehli kimselerle de her namaz kılanı kastetmeyiz. Bizim bunun ile kastımız küfür ve şirkten uzak durarak namaz kılanlardır; namaz kıldığı halde şirk ve küfre bulaşanlar değildir.


Bu gün Allah’ın şeriatını kaldırıp yerine beşer mahsulü kanunlar icat eden, Allah’ın hükümlerini arkaya atarak bu kanunlarla hükmeden, onları seven, destekleyen ve korumasını sağlayanlar kimseler namazda kılsalar kıble ehlinden sayılmazlar. Çünkü onlar bu amelleri ile küfre sapmış ve dinden çıkmışlardır. Kıldıkları namazın kendilerine bir faydası olmayacaktır. Yaptıkları bu ameller nedeniyle onları tekfir eden kimselere “Ehl-i Sünnete göre kıble ehli tekfir edilmez” diyerek karşı çıkmak bu kaideyi anlamamaktan başka bir şey değildir. Onlar eğer kıble ehli olsalardı bu küfür amellerini işlemezlerdi. Bu amelleri işlediklerine göre kıble ehli olmaktan çıkmışlardır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 16-11-2013, Saat:12:10 PM, Düzenleyen: Haifa As-Sudani.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.