Yazar bir kıza aşık olur ve kızla konuşur. Kız ona şöyle der: "Bir erkeğe beni dokuzda ara demişsem ve o beni dokuzda ararsa,asla onunla birlikte olmam. Dokuz buçuk olduğunda hala aramamışsa ayaklarına kapanabilirim"
Yazar başka bir kızla çıkmaya başlar. Beraber parkta yürüyüşe çıkacaklardır. Yazar çok kötü bir mavi kazak giyer. Kız eğer o kazağı değiştirmesse onunla çıkmayacağını söyler. Kavga ederler ve yazarımız kazağını değiştirmez. Kız çok kızar ve parka giderler. Yürürlerken kız erkeğin yanına sokulur ve sana kızmadım der. Eğer kazağını değiştirseydin güçsüzlüğünü anlayacak,s eni terk edecektim der.
Kızların psikolojisi ile ilgili önemli şifreler bunlar. Aramayanı sevmek, aldırmaz olanın peşinden koşmak, üzerine düşenden uzaklaşmak... İlköğretimde başlıyor gençler arasında. Onu elde etmek istiyorsan yüz verme.. Onun seni sevmesini istiyorsan kovala kaç yöntemini uygula..Onun sana soğuk olmasını bitirmek istiyorsan sert davran...ve benzeri tavsiyeler.. Hoşlandığımız ya da sevdiğimiz birinin ilgisini, sevgisini kazanmak için bu gibi oyunlara başvurmak ne kadar doğru? Etkili mi? Etkili olmasına etkili ama geçerliliği nereye kadar? Birisini elde etmek için taktiklerle üzerine gitmek, başka insanların kimliğini giyinmek, olmadığımız halde öyleymişiz gibi görünmek doğru mu?
Değil! Çünkü bu şekildeki davranışlarımız ile hem ona hem kendimize yabanpcılaşırız. Bir yabancılaşmanın öyküsü başlar sonra.Düzenbazlıklarla o kişinin sevgisini kazansak da onu arzu eden değilizdir artık. Başta onu isteyen ben gitmiştir. Onu kazanmak için yaptığım sahtelikler beni değiştirmiştir ve ben artık onu seven ben değilimdir. Dolayısıyla onun beni sevmesi de manasını yitirir.
Zaten savaşarak kazanılan aşk zaferleri uzun sürmüyor. Bu şekilde birleşen çiftlerin birlikteliği en fazla 6 ay sürüyor. Peki aşkta hiç cilve yok mudur? Şakalaşma yok mudur? Kaprisler,işveler yok mudur veya yapılması yanlış mıdır? Elbette hayır! Olmalıdır. Tekdüzeliğe katlanamaz aşk. Bürokrasi gibi olmamalıdır. Çiftler birbirlerine daima oyunlar yapmalıdır ama nasıl ve ne zaman? Onun beğenisini kazanmak uğruna yapılan hileler, söylenen yalanlar, bürünülen başka kişilikler bizi bir yere götürmez çünkü dediğim gibi kendimizle birlikte onu da kaybederiz. Yani bu tür üçkağıtçılıklar asla tercih edilmemelidir.Doğru olursak, dürüst davranırsak ve olduğumuz gibi, içimizden geldiği gibi hareket edersek; işte bundan sonra onun sevgisini kazanmışsak, bu zamandan sonra aşkın cilveleri yapılmalıdır. Yani bu devreye geçildikten sonraki her türlü oyun güzel ve gereklidir.
Ama ben sevgimi safça verirsem, ona olduğum gibi gözükürsem benden hoşlanmaz? Çünkü çok fazla iyi olmuş olurum ve bu itici olur? Haksız mıyım? Bunu söyleyen haksız değil ama karşımızdaki bizi olduğumuz gibi sevmeyecekse, sen istediğin kadar numaralar yap. Onunla beraber olsan da bu hemen bitecektir zira kimse uzun süre başkasının rolünü üstlenemez. Birbirimiz için yaratılmışız derler ya, eğer böyleyse zaten o seni sevecektir. Seni sen olduğun için sevecektir. Birbiriniz için değilseniz ki
senin yarışır gibi mücadelelerinle onunla olmaya çalışman bunun işaretidir, onunla olsan da bu kısa süre sonra son bulacaktır. Demek ki taktiklere gerek yok. Neysek o olalım...
Sözüme aynı yazarın aynı kitabından sevdiğim bir söz ile son vermek istiyorum :
"Beni sevmeni istiyorum.
Neden?
Her zamanki basit (!)neden.
Çünkü ben seni seviyorum"
Alıntı...
demek böyleymiş eyvallah