Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
KİTAPLARDAN KESİTLER
KİTAPLARDAN KESİTLER
Gafleti eyle heba, hail değildir meydan.
Hani sultan süleyman, hani iskender han?
Sat hezar ömrü sürur ile geçir sen bir an.
Ne güle, bülbüle bakî a gözüm bağ-ı cihan,
Kime yâr oldu muradınca felek-i devr-i zaman.
Ey can! Yok olacak bu âleme ibretle bak. Gafletten kurtul, meydan boş de-ğildir
Sultan süleyman ve iskender han neredeler? Yûzbin senelik ömrü neşe içinde geçirsen de, aslında hepsi "bir an"dan ibarettir.
A gözüm! Cihan denen bu bahçe ne güle, ne bülbüle kalacaktır. Zaten felek, kime isteğine göre yâr olmuştur.
A'mâk-ı Hayâl
*Konuşulan yerden değil başka açıdan oraya bak. O vakit gerçeği bulursun*
*Bir gün senin ağladığını görmüş. O ve orada bulunup ağladığına tanık olan başkaları, ağlamanın sebebini sormuşlar. Sen şu cevabı vermişsin, "Otuz seneden beri inandığım bir mesele vardı. Biraz önce karşıma çıkan bir delil sayesinde bu meselenin benim inandığım gibi olmadığını anladım. Bu yüzden ağlıyorum. Şimdi oluşan kanaatimin de önceki gibi olmasından korkuyorum" Bu senin sözündür. Aklın ve fikrin mertebesini bilen bir kimsenin sükunet bulması veya rahat etmesi imkansızdır. Özellikle Allah'ı bilme hususunda. Kişinin Allah'ın mahiyetini gözlemle, ilmi nazarla bilmesi imkansızdır.*
*Bütün peygamberlerin öldüklerini gördüm. Çünkü onları birbirinden ayrı olarak gördüm. Hakikati talep ettim. Bana denildi ki; Yoldan ayrılıp fena bulmadıkça göremezsin. Çünkü suretin kemali, miraç ve akıl ehline görünmez.*
*Bir mü'min Allah'tan başkasını dost edinirse, hiç şüphesiz dostluk makamını bilmiyor demektir. Allah'tan başka dost yoktur. Bu makam büyük bir makamdır ve durumu tehlikelidir.*
*Halktan uzak olduğun oranda Hakka Zahiri ve Batini olarak yaklaşırsın.*
Hakem bulunmadığında ise, tartışma ve niza ortaya çıkar, her hasım kendisinin haklı olduğunu iddia eder. Allah gerçeği görsünler diye hasımların kalp gözünü açmış olsa idi ve Allah' ın ' gözetleyen hakim ' olduğunu , terazinin O' nun elinde bulunduğunu, yükselten ve alçaltan olduğunu görselerdi, tartışma ve niza olmazdı.
Öyleyse alemde tartışmanın gerçekleşmiş olması, herkesin hüküm sahibi olan terazi ve ölçüyü elinde tutandan perdelenmiş olduğunu gösterir.
Alemde bir insanın tartıştığını gördüğünde, onun Allah' tan perdelenmiş olduğunu bilmelisin !
(Şeyh-ül Ekber Muhyiddîn İbn'ül Arâbî kaddesallahuesrarahum fütuhat-anekdot)
vardır ki yüz bin dünyaya sahip olsa dincelmez, rahatlaşmaz. Şu halk, bir işe-güce koyulmuş, bir zenaate,
bir alış-verişe girişmiş, bir sanat, bir mevki sahibi olmuş, bilgi elde etmiş, yıldız bilgini olmuş, daha da başka
bilgileri öğrenmiştir amma hiç de rahata kavuşmamıştır; çünkü dilenen, istenen şey elde edilmemiştir.
Sevgiliye dil-ârâm-gönül huzûru, can rahatı derler ya; gönül onunla rahatlaşıyor, huzura kavuşuyor demek;
başkasıyla nasıl esenleşir, nasıl rahata kavuşabilir ki? Bütün bu hoşluklar, dilekler, merdivene benzerler.
Merdiven basamakları, oturup kalınacak yer değildir, geçilip gidilecek yerdir. Ne mutlu o kişiye ki daha
çabuk geçip gider, daha çabuk uyanır, anlar da uzun yol kısalır ona; merdiven basamaklarında harcatmaz
ömrünü(Fîhi Mâ Fîh-فيه ما فيه)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi