sen hiç açken günah işledin mi
hele bir soluklan ve düşün
bunu bir düşün gölgesinde bu şiirin
kelimeler birikiyor avazımda
parça parça tüfenk tüfenk kelimeler
onları sana sunmak isterim cümleler
kurmak isterim sakınamam yarasalardan
halk çığlıklarından yarasalar
gün ışırken kamaşan gözleriyle
çarpıyorlar hayatımın sarsak taraflarına
kelimeler dökülüyor bağırsaklarımdan
mağaralarına dönerken yalpalıyorlar biraz olsun
bir teselli oluyor bu olsun
gökdelenlerin ölgün karaltılarına değsin bir aydınlık
borçlu yazılan uykularıma bir rüya
her sabah söylenmeyen şafak türküleriyle
diyarbakırda ve başka yerlerde batılı
yarasalar çekiliyor kanım ve işçiler
bir günü pazularıyla devirmiş eve dönmektedirler
devrilmektedirler bir günün daha altına
başı yastığa değmeden uyur
bir gün daha çocuğunu sereserpe terli
kendisine bağışlayana doğru bir anne
buruşuk gözlerim dünyayı ütülemektedir
buruşuk gözlerim kapanmaktadır yaslı
verilecek bir hesabı olmanın bulantısız berraklığı
göğsümün vadilerinde doğurgan yankılarla
cesametli bir şelale olarak bazen bazen bir sızıntı
akıyor ve bırakıyor beni tarihin girdabına
başımı döndürüyor asırlar süren açlığımız
başımı döndürüyor bu dinmeyen yorgunluk
anneler diliyorum vatanımın bereketli kucağına
yavrularıma bereketli vatanlar serpiyorum
ağrılı avuçlarımla
beni yanlışa komayın burada
türk şiirinin bu tenha ve tozlu köşesinde
avam niyetine konuşuyorum
organik gıdalar tüketmeyen
sözlerimi bir sinek vızıltısı kadar olsun
zannetmiyorum umursayan ama duyumsayan
akan kanla atan kalple gürüldeyen imanla
ekmeğinin peşinde vatanının
allahının peşinde avam niyetine
demek ki türkülerim yakılmalı demek ki
folklor malzemesi olmamalıyım doktoralar
sempozyumlar yapılmamalı hakkımda
hamit dayının kırışık yüzüne sinmeliyim
buruşturarak kaldırımları reklam tabelalarını
eyüpten cağaloğluna yürürken altmış yaşında
her bir adımda biraz daha ışıyan biraz daha
aydınlatan istanbulu muşu ağrıyı
hamit dayının coğrafyalar biçen yüzüne
otobüsleri ve tramwayı hükümsüz kılan
kendi tarihini kendi akıtan ve sözünü kuran
allah herkese bir yol çizmiş yiğenim
o yolda eğri mi yürüyeceksin doğru mu
mesele o
insan açken günah işlemez kardeşim
ya da girer büyük bir günaha
çehresini karartacak kadar büyük
mecrasını doğrultacak kadar ya da
tövbekâr
Abdurrahman Nur