You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Acemi Üye
RE: KEHF SURESİ
Soru şu ki; Bu Musevi Müslümanlar hangi aşamada Hıristiyan Müslüman’ı oldular?

Zannımca; Musevi Müslümanlar mağaranın kapısına dek Hıristiyan Müslümanlardan habersizdi. Belki Hıristiyanlığın ne olduğu nu bile hiç duymamışlardı. Kapıda konuşan, Hz. İsa’nın Havarisi olduğunu düşündüğüm kişi onları içeri buyur etti. O zaman onun da hikmetli konuşmalarından Allah (c.c.) dostu olduğunu anladılar. Köpekleri konuştuğunda tuhaf bir şeylerin olduğunun farkına vardılar. Fakat bu olağan dışı olayın, açık delilin, Ayet’in kendilerine mi? Yoksa bütüne mi ait olduğunu anlayamamış olabilirler. Ki bu arada uzun konuşmamış da olabilirler.

Mağaranın içinde dua mı ettiler, yoksa diğer gurubun dualarına iştirak mi ettiler tam çözemedim. Ama diğerlerinin farklı bir dinden olduğunu öğrenmişlerse dualarını kendileri yapmış olma ihtimali fazlalaşır. O takdirde Allahtan (c.c.) başarı isteyen ve muhtemelen de Dinleri konusunda doğru tercih için yardım isteyen bu genç yiğitler olabilir. Bu aşamada, açık delile (köpeğin konuşması), rağmen onların dinine geçmemiş ve daha fazla bilgi edinme peşine düşmüş olabilirler.

Uyandıklarında, Havari olduğunu düşündüğüm kişi onlarla ayrı bir zümre gibi konuştu. Bu ayrılık şehirsel bir ayrılık olabileceği gibi henüz Hıristiyanlığa geçmemiş olmaları sebebiyle de olabilir.
Ertesi gün şehre inen Genç Yiğit, hala Yahudi Müslüman’ı olabilir. Eğer Hıristiyan Müslüman’ı olsaydılar, Yahudi hahamları onlarla ilişkilerini keser ve Bunu Peygamber Efendimize (sav) bir soru olarak sormazlardı. Lakin bu olay yine de net değil, çünkü giderken Musevi, geldiğinde aradan bir gün geçmiş gibi düşünmüş olabilirler.

Şehir halkı için onların Musevi olması bir problem değil. Çünkü onlar Museviliği din olarak tasdik ediyorlar. Onların ilgilendiği olayın sıra dışılığı, yani Allahın (c.c.) ayetlerinden bir ayet olmasıdır. Muhtemelen ona papazlar Hz. İsa Hakkında soru sormuşlar, genç de; biz şehirden çıkarken onun bilgisi bize ulaşmamıştı, demiş olabilir.
Genç belki ne olduğunu anlamaya çalışarak, papazların ona yaptığı telkinleri dikkatle dinledi. Papazlar ona; babadan, oğuldan ve kutsal ruhtan bahsettiler. Genç Musevi saydı baktı üç tane. Bir şey demedi veyahut ta ben tek Allaha (c.c.) inanıyorum dedi. Belki yanına aldığı bazı meyvelerle Mağaranın yolunu tuttular. Yol boyunca konuşulanları dikkatle dinledi

Belki mağaradakiler, mağaraya yürüyen kalabalığı görünce mağaraya saklandılar. Belki de dışarı hiç çıkmadılar ki insan doğasına ters olurdu bu.

Sonrasında olay şöyle gelişmiş olabilir; Mağaranın girişine geldiklerinde Genç yiğit kalabalığa dönüp; ben önden gideyim. Bahsettiğiniz durumları haber vereyim. Korkulacak bir şey olmadığını anlatayım, dedi. Genç yiğit mağaraya girdi, halk da dışarıda beklemeye başladılar. Genç Yiğit başından geçenleri anlatarak durumu onlara haber verdi. Nesiller boyu uyumuşlardı. Belki getirdiği meyveleri delil olarak gösterdi.
Sonra Havariye, dışarıdaki topluluk sizin dininiz üzeredir. Yalnız sizden farklı şeyler söylüyorlar demiş olabilir. Havari ne söylüyorlar diye sorunca; Genç yiğit; İsa, Tanrının oğludur diyorlar demiş olabilir. Eğer bu söz söylenmiş ve Havari de bunu duymuşsa dışarıdaki topluluğa lanet okumuştur. Hz. İsa’nın Sahabeleri de gerçeğe şahitlik etmiş ve dışarıdaki topluluğa lanet okumuş olabilirler.

Hıristiyanların “La İlahe İllallah” kelimesi üstünde sabit kalmaları ve yaşadıkları inanılmaz, ikinci apaçık delilden sonra Musevi Müslümanları bu aşamada Hıristiyanlığa geçmiş olabilirler. Çünkü onlar kavimlerinden iddialarını ispat için açık delili şart koşmuşlardı. Köpek konuştuğunda, Hıristiyanlığa geçme konusunda emin olamadılar ve doğru karar verebilmek için Allahtan (c.c.) yardım dilediler. İkinci Apaçık delilden sonra da Hıristiyan Müslüman’ı oldular. Çünkü bu bütünün yaşadığı bir mucizeydi ve Allah (c.c) her iki gurubu da ayırmamıştı.

Halk dışarıda sabırsızlandıkları halde biraz daha bekleyelim diye, diye hayli oyalandılar. En sonunda belki içeri girmemizi istiyorlar diye düşünerek mağaraya girdiler. Ya onlara ulaşamadılar veyahut ta onlara gösterilmediler. Bunun üzerine dışarı çıkıp, aralarında tartışmaya başladılar.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: KEHF SURESİ
27. Rabbinin Kitabından sana vahyolunanı oku. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. Sen Ondan başka bir sığınak asla bulamazsın.

Ayeti; Allahın (c.c.) sözü, Allahın (c.c.) ilmi üstünde hiçbir şey yoktur, ondan başka bulduğun hiçbir sığınak da seni barındıramaz, koruyamaz, olarak anladım.
Gerçek şu ki Allahın (c.c.) ilminin sonu yok. Ucu bucağı olmayan bir denizden bizim alacağımız olsa, olsa bir kaşık su. O ada ancak çay kaşığı. Buna da şükredelim de nankörlerden olmayalım en azından.


28. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na dua edenlerle beraberliğini sebatla sürdür. Dünya hayatının güzelliğini isteyerek gözlerin onlardan başkasına kaymasın. Kalplerine, Bizi anmaktan yana gaflet verdiğimiz, hevâ ve heveslerine uymuş, İşinde haddini aşmış kimselere de İtaat etme!
29. De ki: (O) Rabbinizden gelen haktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun. Gerçekten Biz, zalimler için etrafını saran duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış bir ateş hazırlamışızdır. Eğer feryat edip yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su İle yardımlarına varılacaktır. O ne fena içecektir ve orası ne kötü bir konaktır!"


Kesin olarak belli ki Kur’an-ı Kerim insan aklının çok üstündedir.
Peki, bu acaba bizden teknoloji olarak çok ilerde olan misal uzaylılar tarafından, peygambere yazdırılmış olamaz mı?

Olamaz. Neden olamaz?
Çünkü burada zamana hükmediş var. Geçmişe ve geleceğe kesinlik mertebesinde bir hükmediş bu. Kader dediğimiz olay. Ne zaman, nerede, ne olacağı, İnsanların hangi tercihlerde bulunacağı belli.

Kureyşliler, en-Nadr b. el-Hâris ve Ukbe b. Ebi Muavt'ı, Yahudi ilim adamlarına göndermeden ve Yahudi din adamları da soruyu sormadan yüzyıllar öncesinde, Rakim ashabı, bir ayet, bir mucize olarak ne kadar uyuyacakları belirlenmiş. Konu kendiliğinden anlatılan bir konu değil. Soruyu, kişileri, zamanı, hasılı her şeyi insanlar ki an itibariyle inanmayan insanlar kendileri belirliyorlar. Ve belirledikleri o Şeyde, hem geçmişe, hem mevcut zamana, hem de geleceğe ait Allahın (c.c.) ayetleri var. Kullanılan takvim sistemleri, İki farklı zümrenin “La İlahe İllallah” kelimesi üzerinde birleşmesi, kitabeleri, hatta köpekleri, hepsinde bir ilim ve bir hikmet var.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: KEHF SURESİ
Zannım o ki Yahudiler, mevzu kitabeyi, şehri işgal eden Sasani Kralından satın aldılar. Sonra kullanmak için bunu sakladılar. Bunu geleceği bildirilen peygambere bir soru olarak sormak amacıyla gizlemiş olabilirler. Bu bağlamda Hıristiyanların hikayeyi sahiplenmiş olmaları daha da hoşlarına gitmiş, sorunun tam anlamıyla ayırt edici bir hale gelmiş olmasına sevinmiş olabilirler. Yiğit Gençlerin hikayesinin sorulması, bunu tekrar kullanamayacakları anlamını da taşımıyor. Çünkü soru hiçbir bilgi içermemektedir. Yiğit gençlerin hikayesi anlatıldığında bu sefer de başka nedenlerle hikayeye sahip çıkmıyor, hakkında yorum yapmıyor olabilirler.

Hıristiyanlar açısından hikayenin geç olarak anlatılması, bunun bir nebze Yahudilerin işlerine yarayacağını düşünmeleri yüzünden olabilir. Genç Yiğit Musevi olduğunu söylemiş veya Hz. İsa’nın tanrının oğlu olduğunu reddetmiş ise Hıristiyanlar ikilemde kalmış olabilirler.

Belki baktılar, Yahudilerden ses seda çıkmıyor, onların bu işten haberi yok deyip, sahiplendiler, kendilerine uyarladılar. Hikaye çıkmadan önce birkaç nesil beklenmiş, şahitler ortadan kalktığında hikayeleştirilmiş de olabilirler. Veya Efes piskoposu, içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak amacıyla, sır olarak saklanan bu hikayeyi kendine uyarlamış da olabilir.

Allah (c.c.) en doğrusunu bilir, bilgimiz ve aklımız ancak bu kadarına yetti.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: KEHF SURESİ
Çalışma neticesinde edindiğim izlenimler;

Mağarada iki zümre vardır. Bunlar Kehf ve Rakim Ashabıdır. Sanılanın aksine Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Rakim Ashabının hikayesidir. Kehf Ashabı anlatılmamıştır. Tarihe geçen Yedi Uyurlar Rakim ashabıdır ve yine sanılanın aksine şehirden kaçarken, muhtemelen de içlerinden biri şehre döndüğünde hala Musevi’dir.

Peygamber (sav) zamanında yaşayan Yahudilerde Rakim ashabı hakkında belge veya belgeden alınmış bilgi vardır. Ve bunu çıkacağı söylenmekte olan peygamber için saklamaktaydılar. Hikaye meydana çıktıktan sonra nedensiz bir sessizliğe büründüler.

Hikaye Hıristiyanlığa, Efes şehrine, onun İmparatoruna ve Piskoposuna uyarlanmıştır. Olayın Mezopotamya civarında, MS 40-60 ila MS 340-360 yılları arasında geçtiği düşünülmektedir.

Kehf Ashabı içinde Hz. İsa’nın Havarilerinden biri ve ashabından bir topluluk ve ümmetinden bir bölüm olabilir. Rakim Ashabından önce mağaraya gelmişlerdir. Sayıları bir zümre teşkil edecek kadardır. Her iki gurubun hakkında bilgisi olan pek az kişi olacağından sayılarının bilinmesi pek mümkün olmayan bir durumdur.

Kehf Ashabı ve Rakim ashabı mağarada birlikte 309 kameri yıl kalmışlardır. Bu, üç aşamalıdır. Yani 300 yıl uyuma sonunda birkaç saniyelik uyanıklık, 9 yılın tamamlanmasına 9 saat kala uyandırılma. Kalan 9 saatlik süre içinde konuşma ve normal uyuma.

309 kameri yıl mağarada geçirdikleri süredir. Buna Şehirden mağaraya ulaşma zamanları eklendiğinde tam olarak 300 Güneş yılı (365 günlük Mısır, Pers, Ermeni takvimine göre) bulunur.

Rakim ashabının kaçtığı kavmin İsrail oğullarına mensup, Allaha (c.c.) şirk koşan, putperest ve 365 günlük Güneş takvimi kullanan bir kavim olduğu düşünülmektedir.

Hikayenin başlangıç ve uyanma bölümleri, kıyımlar ve savaşlar içinde meydana gelmiş olabilir. Böylece konuya vakıf insanlar bu bilgiyi yazıya dökememiş olabilirler.

Kehf ve Rakim ashabının tamamının şehir halkına görünmediği ve bu sebeple şehrin doğru itikat üzere olmadığı düşünülmektedir. Rakim Ashabından şehre inen genç, halen Musevi olduğunu söylemiş ise veya Hz. İsa’nın tanrının oğlu olduğu iddiasını reddetmiş ise, hikayenin çıkışının zaman alması normal karşılanabilir. Hikaye, Hıristiyan bir formata dönüştürülünceye dek beklenmiş olabilir.

Rakim Ashabının ikinci açık delil (309 kameri yıl uyuma) den sonra Hıristiyan Müslüman’ı oldukları düşünülmektedir.

Bu çalışma sonucunda senaryolaştırdığım hikayeyi sitenin ilgili bölümüne koymayı düşünüyorum.
Fast food sevenler oradan takip edebilirler.anladin
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 06-02-2012, Saat:02:37 PM, Düzenleyen: akli.zalim.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.