Zannımca; Musevi Müslümanlar mağaranın kapısına dek Hıristiyan Müslümanlardan habersizdi. Belki Hıristiyanlığın ne olduğu nu bile hiç duymamışlardı. Kapıda konuşan, Hz. İsa’nın Havarisi olduğunu düşündüğüm kişi onları içeri buyur etti. O zaman onun da hikmetli konuşmalarından Allah (c.c.) dostu olduğunu anladılar. Köpekleri konuştuğunda tuhaf bir şeylerin olduğunun farkına vardılar. Fakat bu olağan dışı olayın, açık delilin, Ayet’in kendilerine mi? Yoksa bütüne mi ait olduğunu anlayamamış olabilirler. Ki bu arada uzun konuşmamış da olabilirler.
Mağaranın içinde dua mı ettiler, yoksa diğer gurubun dualarına iştirak mi ettiler tam çözemedim. Ama diğerlerinin farklı bir dinden olduğunu öğrenmişlerse dualarını kendileri yapmış olma ihtimali fazlalaşır. O takdirde Allahtan (c.c.) başarı isteyen ve muhtemelen de Dinleri konusunda doğru tercih için yardım isteyen bu genç yiğitler olabilir. Bu aşamada, açık delile (köpeğin konuşması), rağmen onların dinine geçmemiş ve daha fazla bilgi edinme peşine düşmüş olabilirler.
Uyandıklarında, Havari olduğunu düşündüğüm kişi onlarla ayrı bir zümre gibi konuştu. Bu ayrılık şehirsel bir ayrılık olabileceği gibi henüz Hıristiyanlığa geçmemiş olmaları sebebiyle de olabilir.
Ertesi gün şehre inen Genç Yiğit, hala Yahudi Müslüman’ı olabilir. Eğer Hıristiyan Müslüman’ı olsaydılar, Yahudi hahamları onlarla ilişkilerini keser ve Bunu Peygamber Efendimize (sav) bir soru olarak sormazlardı. Lakin bu olay yine de net değil, çünkü giderken Musevi, geldiğinde aradan bir gün geçmiş gibi düşünmüş olabilirler.
Şehir halkı için onların Musevi olması bir problem değil. Çünkü onlar Museviliği din olarak tasdik ediyorlar. Onların ilgilendiği olayın sıra dışılığı, yani Allahın (c.c.) ayetlerinden bir ayet olmasıdır. Muhtemelen ona papazlar Hz. İsa Hakkında soru sormuşlar, genç de; biz şehirden çıkarken onun bilgisi bize ulaşmamıştı, demiş olabilir.
Genç belki ne olduğunu anlamaya çalışarak, papazların ona yaptığı telkinleri dikkatle dinledi. Papazlar ona; babadan, oğuldan ve kutsal ruhtan bahsettiler. Genç Musevi saydı baktı üç tane. Bir şey demedi veyahut ta ben tek Allaha (c.c.) inanıyorum dedi. Belki yanına aldığı bazı meyvelerle Mağaranın yolunu tuttular. Yol boyunca konuşulanları dikkatle dinledi
Belki mağaradakiler, mağaraya yürüyen kalabalığı görünce mağaraya saklandılar. Belki de dışarı hiç çıkmadılar ki insan doğasına ters olurdu bu.
Sonrasında olay şöyle gelişmiş olabilir; Mağaranın girişine geldiklerinde Genç yiğit kalabalığa dönüp; ben önden gideyim. Bahsettiğiniz durumları haber vereyim. Korkulacak bir şey olmadığını anlatayım, dedi. Genç yiğit mağaraya girdi, halk da dışarıda beklemeye başladılar. Genç Yiğit başından geçenleri anlatarak durumu onlara haber verdi. Nesiller boyu uyumuşlardı. Belki getirdiği meyveleri delil olarak gösterdi.
Sonra Havariye, dışarıdaki topluluk sizin dininiz üzeredir. Yalnız sizden farklı şeyler söylüyorlar demiş olabilir. Havari ne söylüyorlar diye sorunca; Genç yiğit; İsa, Tanrının oğludur diyorlar demiş olabilir. Eğer bu söz söylenmiş ve Havari de bunu duymuşsa dışarıdaki topluluğa lanet okumuştur. Hz. İsa’nın Sahabeleri de gerçeğe şahitlik etmiş ve dışarıdaki topluluğa lanet okumuş olabilirler.
Hıristiyanların “La İlahe İllallah” kelimesi üstünde sabit kalmaları ve yaşadıkları inanılmaz, ikinci apaçık delilden sonra Musevi Müslümanları bu aşamada Hıristiyanlığa geçmiş olabilirler. Çünkü onlar kavimlerinden iddialarını ispat için açık delili şart koşmuşlardı. Köpek konuştuğunda, Hıristiyanlığa geçme konusunda emin olamadılar ve doğru karar verebilmek için Allahtan (c.c.) yardım dilediler. İkinci Apaçık delilden sonra da Hıristiyan Müslüman’ı oldular. Çünkü bu bütünün yaşadığı bir mucizeydi ve Allah (c.c) her iki gurubu da ayırmamıştı.
Halk dışarıda sabırsızlandıkları halde biraz daha bekleyelim diye, diye hayli oyalandılar. En sonunda belki içeri girmemizi istiyorlar diye düşünerek mağaraya girdiler. Ya onlara ulaşamadılar veyahut ta onlara gösterilmediler. Bunun üzerine dışarı çıkıp, aralarında tartışmaya başladılar.