Sabah ezanı indirdi seni her yere; seni benzerlerinden saklamak için. Rüyalarımdan bir çağrı uyandırdı beni: "Peşine düş ki, kalbine düşsün kar tanesi.". Namaz sonrası, sordum cami cemaatine "her yerde kar tanesi: nerede ki, benim bir tanesi.
"Ahiret sorusu" seninkisi; dedi içlerinden birisi; saçlarında kar sepeti.Yaşlılığına verdim sözlerini; bir damla yaş bıraktım cami avlusuna; kuşlar gibi üşüştü kar taneleri. Hiç biri dokunmadan yaşıma; rüzgara bıraktılar son nefeslerini. Ağladım...
Hiç bir yaş(ım) yere kar olmadan düşemedi. Öyle zemheri, öyle boran, öyle karda kaldı arayışım. Son sözüm: "Nerdesin bi tanesi; bahar düşlerime düşen tek bir kar tanesi.... Yığıldım.
Cami avlusunda bir "adam" izi. İzi süren bir masal dedesi. "Hayatta mı?" diye sorarken; buz kesiyor herkesi. Cevapsızlık konulunca musalla taşına; tutuklu kalıyor herkesin soğuk nefesi. "Kayıp" ilanını gösteriyorlar; Fakat izci ilk bakışta seçemiyor yüzü; çünkü göz yaşları çoktan kar olmuş kapatmış yüzünü.
Dede gözlerinden seçebiliyor adamı. "Bu O; penceremden düşüşünü izlediğim bir kar tanesinin dillendirdiği ve sesi "sıcak çay" deminde ismini sayıkladığı adam bu adam.". Karlar erimeden; Güneş okşamadan bir kartanesini ve su olup toprağın bağrına düşmeden nefesi; bu adamı bulmamız gerek; çünkü aradığı kar tanesi; bizim bahçenin bir kar tanesi.
Masalcı Dede'ye dayanamayıp sormuş genç bir adam: "Kar her yerde; nasıl tanıyabildin adamı; daha doğrusu tanıyormuydun önceden gözlerini?.
Dede elini kalbinin üstüne götürmüş; rüzgar eşlik etmiş masala. Lapa lapa kar yağmaya başlamış. Masalın sonu Dedenin son nefesi olmuş: "Tanımıyorum; fakat her gün o bir kartanesinin tek başına kendini çoğaltıp; bir "kardan adam" yaptığını gördüm. Bittiğinde, son bir kez adamın gözleri diye, rüzgardan dilekte bulunup uçup istediği yere konduğunu gördüm. Dedim ki içimden; "pencerede iken gördüğüm kar tanesinin birini "adam" edeceğini bilseydim; içimdeki kar erimesin diye sıcak çayı içmezdim. İçeceksem de; bir bardak çayı, isterdim ki, ellerinden içeyim: benim de "Bir tanem; kar tanem" diye seslendiğim sabah ezanının gönderdiği olsun saklı kar tanesi.
Masalcı Dede; ismini verdiğinde kardan adamın; Güneş çoktan evindeki adamın gözlerinde doğmuştu. Kardan adamın ellerine tutuşturulmuş bir notu genç bir kız bulup herkesten saklamıştı. Yıllar sonra duyuldu ki; o genç kız saklı olan kar tanesi imiş. Düşülen notla her kış, bir kar tanesi olarak, sabah ezanı ile bir pencereden akıp giderken; bir sıcak çaya seslenirmiş; saklı bir ismi müjdelermiş.
Düşülen not mu?. Bilinen sadece bir nefeslik söz imiş: "Gözlerimde doğduğunda güneş; baharım gelmez bir tanem; sen benim üşüyen tüm yanlarımı adam eden müjdemsin; Sabah ezanının indirdiği çağrının sakladığı kar tanemsin!"
s.hocaoğulları