You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

kalp gözü nasıl açılır?

kalp gözü nasıl açılır?

General
RE: kalp gözü nasıl açılır?
evet bazı insanların suretlerini farklı görmelerde olabiliyormuş. bi ablanın yaptığını duymuştum bende niyetlerinden dolayı bazı insanların suretini hayvanlar gibi yansımş ablaya .
"Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır."

[ Cennet Mekan Abdülhamit Han ]
Bunu ilk beğenen sen ol.
.
RE: kalp gözü nasıl açılır?
çoğu arkadaş kalp gözü açılmış gibi yorum yapmış, başlığı açan arkadaşa yardımcı olmak adına gülücük gülmekten kendimi alamadım. "şunu yapacaksın, bunu yapacaksın" gülücük) benimki muzipçe bir gülümseme .alınmayınız efenim. ama hakkaten uzun vadede bir gülümsetti ))
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: kalp gözü nasıl açılır?
Kalp gözü ne zaman açılır?
Ne zaman gizli-açık kendimize tapmaktan vazgeçtik işte o zaman kapılar açılır.
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: kalp gözü nasıl açılır?
Bil ki: Bakırı altın yapacak formül hiçbir koca karının sandığında bulunmadığı, ancak padişahların hazinesinde bulunduğu gibi ebedi saadet kimyası da her yerde bulunmayıp Allahü Teala' nın Rububiyet hazinesinde bulunur. Allahü Teala'nın gökteki hazineleri, melek cevherleri, yerde ise peygamberlerin kalbleridir. O halde bu kimyayı peygamberlerden başkasında arayan yanılmış olur. İşinin sonu bir şeye yaramaz. Ömrünün sermayesi, zan ve hayal olur. Kimyadan maksat noksan sıfatlar olan lüzumsuz şeylerden arınmak ve soyunmak; kemal sıfatlar olan lüzumlu şeylerle örtünmek ve süslenmektir. Bütün bu kimyanın esası, yüzünü dünyadan çevirip Allahü Teala'ya dönmektir. Nitekim Peygamber Efendimize (aleyhisselam) şöyle bildirdi: «Rabbinin ismini zikret ve her şeyden yüz çevirip O'na dön» Her şeyden kesilmek uzak olmak, bütün varlığıyla ona dönmek demektir. Hulâsa kimya budur. Tafsili ise uzundur. Bir kimse riyazet eder kalbi gazab, şehvet ve fena huyların elinden, bu dünyanın aşağı hallerinden kurtarır, yalnız bir yerde oturur, gözlerini yumar, duygularını çalıştırmaz, kalbini alem-i melekut ile münasebete geçirir. Devam üzere dili ile değil, kalbi ile söyler. Allah... Allah... derse öyle olur ki kendinden haberi olmaz. Bütün alemden de haberi olmaz. Allahü Teala'dan başka hiçbir şey bilmez. Böyle olunca, uyanık da olsa, o pencere açılır; diğerinin rüyada gördüklerini, o uyanık iken görür. Meleklerin ruhları güzel suretlerde ona görünür. Peygamberleri de görür. Onlardan istifade eder. Yardım görür. Yerdeki ve gökteki melekutu ona gösterirler. Kendisine bu yol açılan kimse, anlatmaya vasfetmeye sığmayan büyük işler, haller görür. Bunun hakkında Resulullah(sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz «Yer yüzü benim için toparlandı, doğusunu batısını gördüm» buyurdu. Allahü Teala buyurdu ki: «Bunun gibi İbrahim'e (aleyhisselam) yakin sahiblerinden olması için, göklerin ve yerlerin melekutunu gösterdik» Şöyle ki: Allahü Teala buyurur: «Rabbinin ismini zikret ve bütün bağlantılardan kesil, O'na dön» Yani, bütün şeylerden temizlen, ayrıl, bütün varlığınla ona kendini ver, dünya tedbirleri ile uğraşma ki, O senin işini doğru yapsın. Ve yine buyurur: «Doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka ilah yoktur. Her işine O'nu vekil eyle» O'nu vekil eylersen, elini çek ve insanlara karışma, onlarla uğraşma. Müşriklerin tekzib, ve ezâsına sabret! Onlardan uzak dur, cezalarını Allahü Teala'ya bırak.
Bütün bunlar, riyazet ve mücahedeyi öğretmektedir. Böylece kalb, insanların düşmanlığından,dünya arzularından ve hislerle meşgul olmaktan kurtulup,temizlenir. Mutasavvıfların yolu budur ve bu, peygamberlik yoludur. Çalışarak ilim kazanmak alimlerin yoludur. Bu da büyük ve kıymetlidir. Fakat peygamberlik yoluna göre muhtasardır. Peygamberlerin ve evliyaların ilmi, bir kimse öğretmeksizin, Allahü Teala tarafından kalblerine akar. Bu yolun doğruluğu tecrübe ile de anlaşılmaktadır. Birçokları bunu söylemekte ve akli deliller bunu bildirmektedir. Eğer bu sana tadarak, duyarak hasıl olmadıysa , öğrenmekle elde edemediyse, aklin delilleri ile de buna eremediysen bari buna inanmayı elden kaçırma ve kabul eyle ki, üç dereceden de mahrum kalmayasın ve kafir olmayasın. Bunlar kalbin şaşılacak hallerinden işaretlerindendir. İnsan kalbinin üstünlüğü bununla anlaşılmış olur. Bu hallerin peygamberle mahsus olduğu zannedilmesin. Zira bütün insanların cevheri, fıtratta buna uygundur. Şöyle ki: «Hiçbir demir yoktur ki, kendisinden saf halinde iken alemin görüntüsünü içine alan bir ayna yapılmasın. Ancak pas, onun cevherine işler ve onu ziyan eder» Bunun gibi, dünya hırsı, şehvet ve günahların galib geldiği ve yerleştiği bir kalb, buna kavuşamaz. Kir ve pas derecesine iner. Biliniz ki, ilk yapacak iş mücahededir. Nefse istemediklerini yaptırmak, çok ibadet yapmak gibi! İrade, istek burada işe yarar. Fakat her eken biçemez, her giden ulaşamaz, her arayan bulamaz. Şu kadar var ki, daha kıymetli olan işin, şartları da çoktur. Onu bulmak daha güçtür. Sofilerden: «İlim, bu yolda perdedir» gibi sözler duyarsın ve bunlara inanmazsın. Bu sözü inkar eyleme ki, doğrudur. Çünkü duygular ve duygu azaları vasıtasıyla hasıl olan ilimlerle meşgul olur, onlara dalarsan, bundan mahrum olursun. Kalb bir havuz gibidir, beş duygu azası da havuza dışardan akan beş dere gibidir. Eğer havuzun dibinden temiz su çıkarmak istersen, bunun çaresi, havuzdaki bütün suyu boşaltman, sonra bu suların getirdiği siyah çamuru çıkarman ve bir daha pis su gelmemesi için bu yolları kesmen ve havuzun dibini, içinden temiz berrak su çıkabilecek şekilde yapmandır. Havuz, siyah çamur ile dolu olduğu müddetçe içinden duru su çıkması imkansızdır. Bunun gibi, kalbin içinden gelen ilim, dışardan gelenlerden kurtulmadıkça, maksat hasıl olmaz. Fakat alim, kendini öğrendiği ilimlerden ayırır, kalbini onlarla meşgul eylemezse, elde etmiş olduğu ilimler ona perde olmaz ve kalb gözünün açılması umulur. Şöyle ki: «Kalb hayallerden ve hislerden kurtulunca, eski hayalleri ona perde olmaz» İlmin perde olmasının sebebi şudur ki, bir kimse Ehl-i Sünnet itikadını öğrenir, münakaşa ve münazaradaki delillerini de öğrenir, kendini tamamen buna verir ve bundan başka hiçbir ilim yoktur diye kabul eder, eğer kalbine başka bir şey gelse «Bu duyduğumun aksinedir. Ona uymayan her şey bozuktur, yanlıştır» derse, böyle bir kimsede işlerin hakikatinin bilinmesi mümkün olmaz. ÇÜNKÜ AVAMA ÖĞRETİLEN İTİKAD, HAKİKATİN SURETİDİR. KENDİSİ DEĞİLDİR. TAM MARİFET OLMALI Kİ ÖZÜN KABUKTAN AYRILMASI GİBİ, HAKİKATLER SURETTEN AYRILSIN


«Gazzâlî-Kimyâ-yı Saâdet»
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 24-12-2015, Saat:04:30 PM, Düzenleyen: dakik.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.