Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
kalp gözü nasıl açılır?
kalp gözü nasıl açılır?
[ Cennet Mekan Abdülhamit Han ]
gülmekten kendimi alamadım. "şunu yapacaksın, bunu yapacaksın"
) benimki muzipçe bir gülümseme .alınmayınız efenim. ama hakkaten uzun vadede bir gülümsetti ))
Ne zaman gizli-açık kendimize tapmaktan vazgeçtik işte o zaman kapılar açılır.
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bütün bunlar, riyazet ve mücahedeyi öğretmektedir. Böylece kalb, insanların düşmanlığından,dünya arzularından ve hislerle meşgul olmaktan kurtulup,temizlenir. Mutasavvıfların yolu budur ve bu, peygamberlik yoludur. Çalışarak ilim kazanmak alimlerin yoludur. Bu da büyük ve kıymetlidir. Fakat peygamberlik yoluna göre muhtasardır. Peygamberlerin ve evliyaların ilmi, bir kimse öğretmeksizin, Allahü Teala tarafından kalblerine akar. Bu yolun doğruluğu tecrübe ile de anlaşılmaktadır. Birçokları bunu söylemekte ve akli deliller bunu bildirmektedir. Eğer bu sana tadarak, duyarak hasıl olmadıysa , öğrenmekle elde edemediyse, aklin delilleri ile de buna eremediysen bari buna inanmayı elden kaçırma ve kabul eyle ki, üç dereceden de mahrum kalmayasın ve kafir olmayasın. Bunlar kalbin şaşılacak hallerinden işaretlerindendir. İnsan kalbinin üstünlüğü bununla anlaşılmış olur. Bu hallerin peygamberle mahsus olduğu zannedilmesin. Zira bütün insanların cevheri, fıtratta buna uygundur. Şöyle ki: «Hiçbir demir yoktur ki, kendisinden saf halinde iken alemin görüntüsünü içine alan bir ayna yapılmasın. Ancak pas, onun cevherine işler ve onu ziyan eder» Bunun gibi, dünya hırsı, şehvet ve günahların galib geldiği ve yerleştiği bir kalb, buna kavuşamaz. Kir ve pas derecesine iner. Biliniz ki, ilk yapacak iş mücahededir. Nefse istemediklerini yaptırmak, çok ibadet yapmak gibi! İrade, istek burada işe yarar. Fakat her eken biçemez, her giden ulaşamaz, her arayan bulamaz. Şu kadar var ki, daha kıymetli olan işin, şartları da çoktur. Onu bulmak daha güçtür. Sofilerden: «İlim, bu yolda perdedir» gibi sözler duyarsın ve bunlara inanmazsın. Bu sözü inkar eyleme ki, doğrudur. Çünkü duygular ve duygu azaları vasıtasıyla hasıl olan ilimlerle meşgul olur, onlara dalarsan, bundan mahrum olursun. Kalb bir havuz gibidir, beş duygu azası da havuza dışardan akan beş dere gibidir. Eğer havuzun dibinden temiz su çıkarmak istersen, bunun çaresi, havuzdaki bütün suyu boşaltman, sonra bu suların getirdiği siyah çamuru çıkarman ve bir daha pis su gelmemesi için bu yolları kesmen ve havuzun dibini, içinden temiz berrak su çıkabilecek şekilde yapmandır. Havuz, siyah çamur ile dolu olduğu müddetçe içinden duru su çıkması imkansızdır. Bunun gibi, kalbin içinden gelen ilim, dışardan gelenlerden kurtulmadıkça, maksat hasıl olmaz. Fakat alim, kendini öğrendiği ilimlerden ayırır, kalbini onlarla meşgul eylemezse, elde etmiş olduğu ilimler ona perde olmaz ve kalb gözünün açılması umulur. Şöyle ki: «Kalb hayallerden ve hislerden kurtulunca, eski hayalleri ona perde olmaz» İlmin perde olmasının sebebi şudur ki, bir kimse Ehl-i Sünnet itikadını öğrenir, münakaşa ve münazaradaki delillerini de öğrenir, kendini tamamen buna verir ve bundan başka hiçbir ilim yoktur diye kabul eder, eğer kalbine başka bir şey gelse «Bu duyduğumun aksinedir. Ona uymayan her şey bozuktur, yanlıştır» derse, böyle bir kimsede işlerin hakikatinin bilinmesi mümkün olmaz. ÇÜNKÜ AVAMA ÖĞRETİLEN İTİKAD, HAKİKATİN SURETİDİR. KENDİSİ DEĞİLDİR. TAM MARİFET OLMALI Kİ ÖZÜN KABUKTAN AYRILMASI GİBİ, HAKİKATLER SURETTEN AYRILSIN
«Gazzâlî-Kimyâ-yı Saâdet»
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi