Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
Kafir çocuklarının ahirette ne olacakları bildirilmektedir.
Peygamberler (aleyhimüssalevatü vetteslimat) gönderilmesinin faideleri ve aklın yalnız başına Allahü tealayı tanıyamayacağı ve dağda büyümüş ve cahillik zamanında yani Peygamber gönderilmemiş olan zamanlarda yaşamış kafirlerin ve kafir memleketlerinde ölen kafir çocuklarının ahiretde ne olacakları bildirilmekdedir:
Bu münasebetle Mektubatı Rabbani 259. Mektubu siz kardeşlerimin bilgisine sunmak istedim.
Allahü tealaya sonsuz hamd olsun ki, bizleri müslüman olmakla şereflendirdi. O, doğru yolu göstermeseydi, kim bulabilirdi? Onun Peygamberlerine (aleyhimüssalevatü vesselam) inanırız. Hepsi doğru söylemiştir.
Allahü tealanın, insanlara Peygamberleri (aleyhimüssalevatü vesselam) göndermesi en büyük nimettir.
Bu iyiliğin şükrü, hangi ağız ile yapılabilir?
Hangi kalb, onları göndermenin iyiliğini kavrayabilir?
Hangi vücud ve aza, o iyiliklere şükür olabilecek bir şey yapabilir?
O büyük insanların mübarek varlıkları olmasaydı, bu alemi yaratanın varlığını, biz kısa akıllı insanlara kim gösterirdi?
Eski yunanlıların ilk felesofları, [ve her zeman, her yerde bulunan fen taklidcileri] o kadar zeki ve kurnaz oldukları halde, yaratanın varlığını anlayamadılar. Bu kainat, böyle gelmiş, böyle gider, canlılar da birbirlerinden meydana gelip ürer. Bu böylece devam eder, dediler.
Cahillik devri geçip, yeni Peygamberlerin (aleyhimüssalevatü vetteslimat) davetlerinin nurları ile, alem aydınlanınca, sonra gelen yunan felesofları, o nurların ışıkları ile uyanarak, üstadlarının sözlerini red etti. Bir yaratanın bulunduğunu kitaplarına yazdılar ve bir olduğunu ispat ettiler. O halde, insan aklı, o büyüklerin nurları ile aydınlanmadıkça, bunu bulamıyor. Peygamberler (aleyhimüssalevatü vettehıyyat) olmadıkça, bizim düşüncelerimiz, doğru yola yaklaşamıyor.
Ebu Mensuri MaTüridi (rahmetullahi aleyh) ve yetiştirdiği büyükler, acaba neden Allahü tealanın varlığını ve birliğini, aklın yalnız başına bulabileceğini söylediler?
Dağda, çölde yetişip de putlara tapanların, Peygamberlerden haberi olmasa bile Cehenneme gideceklerini söylediler. Akılları ile bulmaları lazım idi, dediler. Biz böyle anlamıyoruz. Bunların kendilerine, hakikat duyurulmadıkça, kafir olmayacaklarını söylüyoruz.
Bu haber de, Peygamberler (aleyhimüssalevatü vettehıyyat) ile gönderilmektedir. Evet, Allahü teala, aklı, doğru yolu bulmak için yaratmış ise de, yalnız başına bulamaz. Akla, o yol haber verilmedikçe, şiddetli azap yapılmaz.
Şöyle Sual edilye: Dağda yetişip, hiçbir din duymayıp puta tapan müşrikler, Cehennemde sonsuz kalmazsa, Cennete girmesi lazım gelir. Bu da olamaz. Çünki müşriklere, Cennet haramdır, yani yasaktır. Bunların yeri Cehennemdir.
Nitekim, Allahü teala, Maide suresi yetmişbeşinci ayetinde, İsa aleyhisselamın mealen, (Allahü tealadan başkasına tapanlar, başkalarının sözlerini Onun emirlerinden üstün tutanlar, Cennete giremez. Onların konacağı yer Cehennemdir) dediğini beyan buyurdu. Ahirette Cennet ile Cehennemden başka yer de yokdur. (Araf)da kalanlar, bir müddet sonra Cennete gideceklerdir. Sonsuz kalınacak yer, ya Cennettir, ya Cehennem! Bunlar hangisinde kalacaktır?
Cevab: Buna cevap vermek çok güç! Kıymetli yavrum! Biliyorsun ki, çok zaman bunu, bana sormuşdun. Kalbe rahat verecek bir cevap bulunmamışdı. Bu suali, hal etmek için, (Fütuhat-i mekkiyye) sahibinin [Muhyiddini Arabi]: (Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), kıyamet günü, bunları dine davet eder. Kabul eden Cennete, etmeyen Cehenneme sokulur) sözü, bu fakire iyi gelmiyor.
Çünki ahıret, mükafat yeridir, hesab yeridir. Emir yeri, iş yeri değildir ki, oraya Peygamber gönderilsin! Çok zaman sonra, Allahü teala, merhamet ederek, bu meselenin hallini ihsan eyledi. Şöyle bildirdi ki, bu müşrikler, ne Cennetde, ne Cehennemde kalmayacak, ahıretde dirildikten sonra, hesaba çekilip, kabahatleri kadar mahşer yerinde azap çekecektir. Herkesin hakkı verildikten sonra, bütün hayvanlar gibi, bunlar da, yok edileceklerdir. Bir yerde sonsuz kalmayacaklardır.
Bu cevabımız Peygamberlerin (aleyhimüssalevatü vetteslimat) huzurunda söylenseydi, hepsi beğenir, kabul buyururdu. Her şeyin doğrusunu Allahü teala bilir. Herkesin aklı, birçok dünya işlerinde bile, şaşırıp yanılırken, iyiliklerine, merhametine son bulunmayan sahibimizin, Peygamberleri ile haber vermeden, yalnız akılları ile bulamadıkları için, kullarını sonsuz olarak ateşte yakacağını söylemek, bu fakire ağır geliyor. Böyle kimselerin sonsuz olarak Cennette kalacaklarını söylemek, nasıl çok yersiz ise, sonsuz azab çekeceklerini söylemek de, öyle yersiz oluyor.
Nitekim, itikadda ikinci imamımız Ebül-Haseni Ali Eşari, bunların Cehenneme girmeyeceklerini söylüyorsa da, bu sözünden, Cennette kalacakları anlaşılıyor. Çünki, ikisinden başka yer yoktur. O halde, cevabın doğrusu bize bildirilendir.
Yani mahşer günü, hesapları görüldükten sonra, yok edileceklerdir. Bu fakire göre, kafirlerin çocukları da böyle olacaktır. Çünki Cennete girmek, iman iledir. Ya kendisi iman etmiş olacak veya imanlının çocuğu olduğu için, yahud ana-babası birlikde mürted (Müslüman iken dinden çıkan, kâfir olan kimse) olunca, kendisi Dar-ül-islamda kaldığı için imanlı sayılmış olacaktır.
Dar-ül-islamda bulunan müşriklerin çocukları ve zimmilerin(İslâm devletindeki gayr-i müslim vatandaş.) çocukları da Dar-ül-harpteki kafirlerin çocukları gibidir. Çünki bu çocuklarda iman yoktur. Bunlar Cennete giremez. Cehennemde sonsuz kalmak da, tekliften sonra, inanmamanın cezasıdır.
Çocuk ise, mükellef değildir. Bunlar hayvanlar gibi, diriltilip, hesapları görüldükten sonra, yok edileceklerdir.
Eskiden, bir Peygamberin vefatından sonra, çok vakit geçip, zalimler tarafından din bozulup, unutulduğu zamanlarda yaşayıp, Peygamberlerden haberi olmayan insanlar da kıyamette böyle sonradan, tekrar yok edileceklerdir.
Ey yavrum! Bu fakir, çok geniş ve çok derin düşünüyorum da, Peygamberimizin (aleyhi ve ala alihissalatü vesselam) haberi yetişmeyen, yer yüzünde, hiçbir yer kalmadığını anlıyorum. Bütün dünyanın, Onun davet nuru ile, güneş gibi aydınlandığı görülüyor. Hatta, duvar arkasında bulunan, Yecuc ve Mecuca bile ulaşmış bulunuyor.
İnançla geril ve saygı duy..
kalmasın el uzatmadığın ve alaka duymadığın
mahzun bir gönül... "
M.F.G
BİR HİCRET YALNIZLIĞA BÜRÜNÜR...
giderayak işlerim var bitirilecek,