* İtalyan:“Kocamı öldürürüm...”
* İspanyol:“Kocamı da sevgilisini de öldürürüm...”
* Alman:“Kendimi öldürürüm...”
* Japon:“Önce kocamın sevgilisini, sonra kendimi öldürürüm...”
* İngiliz:“Viski ne güne duruyor?...”
* Rus:“Votkalarla sarhoş olurum...”
* Amerikalı:”Alacağım nafakayı hesaplamaya başlarım...”
* Fransız:“Dünyada erkek mi yok, hemen boşanırım...”
* Arap:“Muska yazdırırım...”
* Türk:“Kocam beni aldatmaz...”
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
kadınlar ne ister?
* Dünyanın en güzel kadını olduklarını bütün erkeklerin idrak etmesini isterler... Kendileri henüz üç dört yaşlarındayken bunu idrak etmişlerdir...
* Çok seviliyor olmaları yetmez, adamın yollarında sürünmesini, uğurlarında ölüp gitmesini isterler... “Hadi be, bir kere öldün mü benim için” diyeni kulaklarımla duydum...
* Kendilerinden başka bütün kadınların yeryüzünden yok olmasını isterler... Hadi fazla abartmış olmayayım, anneleri ve Feriştah’a benzemesi şartıyla bir arkadaşları kalabilir.
* Her daim kavga etmek isterler. E haklılar, insan havasız susuz yaşayabilir mi?...
* Kocalarının zengin, yakışıklı, kültürlü, başarılı, dürüst, güvenilir, sadık ve kılıbık olmasını isterler... Bu kadar meziyet kafi. Adamın kafasına kakılacak birkaç eksiklik olmalı...
* Anlaşılmaz olmayı, aynı zamanda anlaşılmayı isterler... Anlayan varsa beri gelsin...
* Bütün kadınlar tarafından kıskanılmak isterler... Zaten bütün kadınlar bütün kadınları kıskandıklarından, lüzumsuz bir istek...
* 24 saat alışveriş etmek isterler... Aslında bu çok önemli bir husus... Kadınların yarısı yokluktan, öteki yarısı dükkanlar 24 saat açık olmadığından bu isteğini gerçekleştiremez. Hal böyle olunca, gelsin bunalım...
[Ben yazdıysam ne olayım...
Yazarı Bilinmiyor]
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
ben evlenıyorum... az sonra
(Düşünsenize... Evinize televizyondaki programdan bir gelin gelmiş...)
-Evet anne, işte geliniiin?...
-Vay başıma gelenler, bu kim oğlum?...
-Hiç naz etme anne... Kaç kişinin arasından, kız beni seçti... Ne doktorlar, ne pazarlama müdürleri istedi de, gitmedi...
-Nerde tanıştınız, ne zaman anlaştınız, nasıl evlendiniz oğlum?...
-Prime Time’da tanıştık...
-İyi de oğlum, böyle pat diye “aha gelinin” olur mu?... Kimdir, nedir, necidir?... Hem sen iki aydır nerelerdesin?...
-Anne formalitelerle uğraşıyordum... Evlenmek kolay mı bu devirde?... İyi bir sponsor bulduk, evlendik işte...
-Peki kızımız ne iş yapar?...
-Kameraların karşısında yapmayacağı iş yoktur anne... Yani bir duygu sömürüsü yapar, parmaklarını yersin... Çok hamarattır...
-Eee... Niye durup dururken ağlıyor bu kız şimdi?...
-Önemli değil... Programda alışkanlık oldu, yakında atar...
-Peki... Geçin oturun bakalım...
-Anne kısa bir reklam arası verelim, sonra konuşuruz......
-Gelin kızım bir bardak su verir misin bana?...
-Televizyon firmasıyla anlaşmamızda bu yok anne, kusura bakma...
-E oğlum nasıl evlilik bu böyle?...
-Bu reyting evliliği anne... Öyle her istediğin olmaz... Programın akışı neyse o...
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
kadının biri...
Kadının biri internette faaliyet gösteren çöpçatanlık sirketlerinden birine müracaat etmiş...
Mesajında, kocası olacak kişide bulunmasını istediği vasıfları şöyle sıralamış:
“-Yakışıklı, terbiyeli, komik, sportmen, çekici, bilgili, iyi şarkı söyleyen, güzel dans eden, istediğim zaman bana güzel hikayeler anlatan, oyunlar oynayan, evde olduğumda da hep benimle kalan biri olsun...”
Ertesi gün, şirketten cevap gelmiş:
“-Hanımefendi, talebiniz ve şartlarınız incelenmiştir... Koşullarınıza uygun koca adayı bulmanın mümkün olmadığına, ancak sizin de zaten bir kocaya değil, Digitürk’e ihtiyacınız olduğu kanaatine tarafımızca varılmıştır... Bizce hemen abone olun... Saygılarımızla...”
konuyu yalnıs sectım degıstırmeye fırsat vermedn yorumlamıslar yaaaaaaa.bu ne hız