Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Kabir sualleri
Kabir sualleri
Affınıza sığınarak yazınızın bir bölümüne itiraz edeceğim:
Alıntı:İslam’ın şartları nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Kelime-i şehadet getirmek
Eşhedü en la ilahe ill ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü demek. Manası şudur:
(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.)
Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.
2- Namaz kılmak
3- Zekât vermek
4- Oruç tutmak
5- Hac etmek
İslamın şartı beştir gibi basmakalıp bir ifade yukarıdaki gibi hep tekrarlanır ki yanlıştır.
İslamın şartı BİR dir:
Eğer bir hıristiyan müslüman olmak istiyorsa:
Kelime-i şehadet getirir ve müslüman olur. Kişi O tek ve BİR şartı yerine getirmiştir ve müslüman olmuştur.
Namaz,oruç,zekat ve hac ŞART değildir, BORÇTUR, BORÇ.
Müslüman kişi namaz,oruç,zekat ve hac BORÇLARI ile mükelleftir.
Bu borçlarından ,yapabildiklerini yapar, yapamadıkları için Yüce Yaradanının affına sığınır.
Sualleriniz için önce teşekkür ederim.
1) Gayet tabiidir ki bir insanın her türlü BORCUNU ödemesi ŞARTTIR.
Ancak borçların ödenmesinin şart olmasına rağmen,borçlar bazen ödenebilir bazen aciz kalınır ödenemez.Bazen bir kısmı ödenebilir ,bir kısmı ödenemez.
Borçların ödenmesinin şart olması ,BORCU BORÇ OLMAKTAN ÇIKARMAZ.
BORÇ BORÇTUR.
Namaz,oruç,zekat ve hac BORÇTUR. Bu borcun ödenmesi ŞARTTIR.
Ancak insanlar bu borcu ödeyebilirler,ödeyemezler,bir kısmını ödeyip,bir kısmını ödeyemezler ,tüm bunlar o kişi ile Allah arasındadır.
Eğer namaz ,oruç,zekat ve hac islamın ŞARTIDIR derseniz, bunlardan birini
yapmayan veya yapamayan, örneğin namazlardan bir kısmını kılıp ,bir kısmını kılamayan kişiler artık müslüman olamazlar,şart yerine gelmediği için
kafir olurlar ki bu islami inanca ve kurallara aykırıdır.
2)Neler düşünmüşler de 5 şart demişler onu ,kimler düşünüp söylemişlerse onlara sormak gerekir,ne düşündüklerini ben bilemem. Ancak İSLAMIN ŞARTI 5 TİR
düşüncesinin YANLIŞ olduğunu biliyorum.
Selam Kardeşim
PEKİ SORUYORUM SANA ALLAH (C.C.)BİZİM YAPTIMIZ İBADETLERE İHTİYACI VARMI SENCE
Allah'ın Bizim İbadetimize İhtiyacı varmı ki Kur'an'da Şiddetli ve Israrla Terk Edeni Cehennem Gibi Dehşetli Bir Cezayla Tehdit Ediyor?
Sual: Çok tenbellerden ve târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı Hakk'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'anda çok şiddet ve ısrar ile ibadeti terkedeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir ceza ile tehdid ediyor. İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'aniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı, nihayet şiddeti gösteriyor?
Elcevab: Evet Cenab-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın, manen hastasın. İbadet ise, manevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde isbat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi' ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar manasız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'anın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidatı ve dehşetli cezaları ise; nasılki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için; âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de; ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı Ezel ve Ebed'in raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve manevî bir zulüm eder. Çünki mevcudatın kemalleri, Sâni'a müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadet ile tezahür eder. İbadeti terkeden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez, belki de inkâr eder. O vakit ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedanî ve birer âyine-i esma-i Rabbaniye olan mevcudatı; âlî makamlarından tenzil ettiğinden ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, camid, perişan bir vaziyette telakki ettiğinden, mevcudatı tahkir eder; kemalâtını inkâr ve tecavüz eder. Evet herkes, kâinatı kendi âyinesiyle görür. Cenab-ı Hak insanı kâinat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş. O âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine göre gösteriyor. Meselâ; gayet me'yus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve me'yus suretinde görür; gayet sürurlu ve neş'eli, müjdeli ve kemal-i neş'esinden gülen bir adam, kâinatı neş'eli, güler gördüğü gibi; mütefekkirane ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcud ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terkeden adam; mevcudatı, hakikat-ı kemalâtına tamamıyla zıd ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder ve manen onların hukukuna tecavüz eder. Hem o târik-üs salât, kendi kendine mâlik olmadığı için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder. Onun mâliki, o abdinin hakkını, onun nefs-i emmaresinden almak için, dehşetli tehdid eder. Hem netice-i hilkatı ve gaye-i fıtratı olan ibadeti terkettiğinden, hikmet-i İlahiye ve meşiet-i Rabbaniyeye karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Onun için cezaya çarpılır.
Elhasıl: İbadeti terkeden, hem kendi nefsine zulmeder; -nefsi ise, Cenab-ı Hakk'ın abdi ve memluküdür- hem kâinatın hukuk-u kemalâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet nasılki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemalâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlahiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur.
İşte bu istihkakı ve mezkûr hakikatı ifade etmek için, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan mu'cizane bir surette o şiddetli tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-ı belâgat olan mutabık-ı mukteza-yı hale mutabakat ediyor.L.182
kemalk Adlı Kullanıcıdan Alıntı:SEVGİLİ KARDEŞİM YALIN,
Sualleriniz için önce teşekkür ederim.
1) Gayet tabiidir ki bir insanın her türlü BORCUNU ödemesi ŞARTTIR.
Ancak borçların ödenmesinin şart olmasına rağmen,borçlar bazen ödenebilir bazen aciz kalınır ödenemez.Bazen bir kısmı ödenebilir ,bir kısmı ödenemez.
Borçların ödenmesinin şart olması ,BORCU BORÇ OLMAKTAN ÇIKARMAZ.
BORÇ BORÇTUR.
Namaz,oruç,zekat ve hac BORÇTUR. Bu borcun ödenmesi ŞARTTIR.
Ancak insanlar bu borcu ödeyebilirler,ödeyemezler,bir kısmını ödeyip,bir kısmını ödeyemezler ,tüm bunlar o kişi ile Allah arasındadır.
Eğer namaz ,oruç,zekat ve hac islamın ŞARTIDIR derseniz, bunlardan birini
yapmayan veya yapamayan, örneğin namazlardan bir kısmını kılıp ,bir kısmını kılamayan kişiler artık müslüman olamazlar,şart yerine gelmediği için
kafir olurlar ki bu islami inanca ve kurallara aykırıdır.
2)Neler düşünmüşler de 5 şart demişler onu ,kimler düşünüp söylemişlerse onlara sormak gerekir, düşündüklerini ben bilemem. Ancak İSLAMIN ŞARTI 5 TİR
düşüncesinin YANLIŞ olduğunu biliyorum.
Selam Kardeşim
Yani insan oğlunun YÜCE YARATANA karşı olan borcunu,kendisine şart koşmasında çok büyük sakıncalar olduğunumu söylüyorsunuz ?
Veya bunları YARATANA karşı büyük sorumluluk kabul edip ve bunu insanlara,islama şart görmesi diğer müslümanların kafir olmasına sebebmidir,bu sorumluluğu şart görmesi kötü mü iyi mi ?
Birde her kılmadığım namaz için azap görecekmiyim ? Borçlu ölürsem hesap görcekmiyim ? Affedilirsem düzenli kılan ile aramızda nasıl bir fark olacak ?
Temeli şart olanın yüzeyi neden şart değildir ?
Şimdiden tşk ederim cevaplar için..
Dinimize yöneliş kelime-i Şehadet ile oluyor,dinimize giren kişi namaz,oruç,zekat,hac ile mükellef kılınıyor.
Mükellef kılındığı şeyleri yapmazsa borçlu oluyor,şart olmasa borcun olması mantıksız kalıyor,şartsız borca borç demek çok garip geliyor,çünkü borç şartlı şekilde üstümüzde olur,eğer şartlı olmasaydı borcum olup olmadığı yanlız bana kalırdı,kendimi borçsuzda ilan ederdim ve ister öder ister ödemezdim,ki bu tek taraflı bencillik söz konusu olurdu ve borcumu yok sayardım,bu durumda borcu doğuran şart oluyor,ki borcumu ödemeyi kendime şart bileyim.
Buna göre borcun asıl olarak şart olduğunu buluyoruz.
Ana mercekden başlarsak Şart şartı doğuruyor,yani kelime-i şehadet müslümanlığı doğuruyor,müslümanlık namaz,oruç,zekat,hac doğuruyor.
Buna göre ana mercek İslam,İslamın şartı şart doğurduğuna göre hepsini içine alıyor ve sonunda ana merceği İslam olan şartlar ortaya çıkıyor.
Yok hayır====namaz,zekat,oruç,hac şart değil borç dersek,şartı kabullenmemiş oluruz,nitekim borcu borç yapan şarttır.Şartı kabul etmemek borcu kabul etmemek gibi oluyor.
Bu durumda borcu borç yapan şartları kabul etmezsek ana merceği ortadan kaldırmış oluruz,çünkü bu şartları doğuran ana mercektir.
Kelime-i şehadet ile müslüman olan,doğurduğu şartları kabul ediyor.Çünkü ana mercek şartı,diğer şartların uygulanmasını istiyor.
Buna göre ortaya çıkan ana merceği İSLAM olan 5 şart çıkıyor..
Yani :
Müslüman(Kelime-i Şehadet)+ Namaz + oruç + zekat + hac = İslam(ana mercek)
Peki şartlarını yerine getirmeyen ne oluyor? Tabiki Kafir olmuyor,ki bu ağır bir suçlamadır.
Bunu Rabbim bilir,cezasını sadece YARATAN biliyor..
Doğrusunu ALLAH(c.c) bilir..
Alıntı:HIMMM KEMAL KARDEŞİM ŞİMDİ SEN DİYOSUNKİ SİZ KELİMEİ ŞAHADETİ GETİRİN GERİSİNDE ALLAH IN AFFINA SIĞININ
PEKİ SORUYORUM SANA ALLAH (C.C.)BİZİM YAPTIMIZ İBADETLERE İHTİYACI VARMI SENCE
Kardeş unutmayalım,tartıştığımız konu namaz vo oruç müslümanlığın ŞARTI MIDIR?
Her inanarak kelime-i şehadet getiren kişi müslüman olur.
Her müslüman kişi namaz ve oruçla mükelleftir ,yani bunları yapması Allaha olan borcudur. Sizin dediğiniz gibi kelime-i şehadet getiren kişi namaz ve oruç borcunu
ifa etmiyorsa gayet tabii Allahın affına sığınacaktır,ancak affedidip,edilmeyeceğini allah bilir. Bu gün ülkemizdeki müslümanların yarıdan fazlası namaz ve oruç vazifelerini yerine getirmiyorlar,öbür tarafta nasıl bir muamele ile karşılaşacaklar Allah bilir ,ancak bu namaz kılmayan ve oruç tutmayan milyonlarca kişiye sorduğunuzda bunlar kelime-i şehadet getirir ve elhamdülillah müslümanım derler.
Bu insanlar müslüman değil mi sizce ?
İkinci sorunuz anlamsız ve konu ile ilgisi yok.Cevabı Kur'anda var.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi