Konu : Kabir Hayatı -1-
Dünya ile ilişiğimiz kesilip son nefesimizi verdiğimiz an artık her şey bitmiş başka bir hayat başlamış olacaktır. Önümüzde ve arkamızda bizim aynı zamanda korumalığımızı yapan ‘kirâmen kâtibin’ meleklerinin tuttuğu hayır ve şer ile ilgili her türlü hareketlerimizin kaydedildiği defter artık kapanmış olacaktır.
“Üzerinizde muhafızlık eden değerli kâtipler vardır. Onlar yapmakta olduklarınızı bilir ve yazar.” (İnfitar sûresi 11-12. âyetler)
Yalnız geride bıraktığımız hayırlı evlatların yapacağı duâlarla ilgili defter açık kalacaktır.
Ayrıca dünyada iken gösteriş olsun diye değil yalnız Allah rızâsı için yaptırdığı cami, okul, yol, su getirme, köprü, talebe okutma gibi ‘sadakayı câriye’ dediğimiz hayırlar kullanıldığı süre, okuttuğu kişilerin ilminden istifâde edildiği süre, insanlara doğru yolu gösteren yazılarından istifâde edildiği süre bu hayırlardan doğacak olan sevaplar, ölen kişinin defterine kayıt edilmeye devam edecektir. Orada bundan daha iyi kazanç olamaz.
Namazlarını isteyen evindede kılabilir ancak camide cemaat ile kılınmasının daha sevap olduğunu yirmi yedi derece yüksek olduğu kunusunda bir çok hadisi şerif vardır. Cami (mescid) yaptırmanın fazileti ve camilerde cemaatle namaz kılmak ile ilgili âyeti kerimeler şöyledir.
“Allah'ın mescitlerini (camilerini) sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler imar eder. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.” (Tevbe sûresi 18. âyet)
“Namaza çağırdığınız zaman (ezan okunduğunda) onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum olmalarındandır.” (Maide sûresi 58. âyet)
“Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma sûresi 9. âyet)
“Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. (Fetih sûresi 29. âyet)
Peygamber Efendimiz s.a.v. hadisi şerifinde ;
“ Kim yalnız Allah rızası için bir Mescid bina ederse Allah onun için Cennette bir köşk bina eder.” ( Faydul kadir hadis no 8566 )
İşte bu mübarek mabetleri hiçbir çıkar beklemeden yalnız Allah’u tealâ’nın rızasını almak içi yaptıran müminler, amellerinin karşılığını mutlaka ahirette alacaklar ve felâha ereceklerdir. Çünkü baştaki âyeti kerimede bu mescitleri yaptıranlar sadece Allah’ın emirlerini yerine getirenlerdir buyurmaktadır.
Mallarını gösteriş ve riya amaçlı hayır adı altında sarf edenler ile ilgili Kuranı kerimdeki Ayeti kerime şöyle buyuruyor :
“Mallarını insanlara gösteriş için sarf edip, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır.” (Nisâ sûresi 38. âyet)
Cenâbı Allah’ın yap yapma buyruklarına uyan müminler şüphesiz kabirde rahat edeceklerdir. Münker, Nekir ve cehennem melekleri Cenâbı Allah tarafından görevlendirilmiş güçlü, kuvvetli ve acımasız meleklerdir.
“Ey inananlar; kendinizi ve âilenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında iri gövdeli, sert tabiatlı, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler var.” (Tahrim sûresi 6.âyet)
Peygamber Efendimiz s.a.v. hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır ;
“Münker ve Nekir melekleri kabire konan kişiye; Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin nedir? Kitabın hangisidir? Kıblen neresidir? Sorularına cevap isteyecekler.”
Konumuzla ile ilgili diğer hadisi şerif ise şöyledir ;
“Kul kabire konunca ailesini, arkadaşlarını terk eder. Onu kabire getirenlerin ayak seslerini işitir. Ona iki melek gelir (Münker ve nekir). Derler ki: Bu adam Muhammed hakkında ne dersin? (Hz. Muhammed s.a.v.) Mümin kişi der ki: Ben onun Allah’ın kulu ve resulü olduğuna şahadet ederim. Denilir ki: Ateşte kalacağın yere bak, fakat Allah seni o yerden uzaklaştırdı. Onun yerine sana Cennetteki şu yeri verdi. Ve o yeri görür, kabri yetmiş arşın genişler ve içinde güzel kokular ve yeşillikler oluşur. Kıyamet kalkış gününe kadar. Kâfir veya münafık kişiye denilir ki: Bu adam Muhammed hakkında ne dersin? (Hz. Muhammed s.a.v.) der ki: Bilmiyorum insanların dediği şeyi derim. Derler ki: Ne bildin, nede okudun (Kuranı) . Sonra demir bir mızrak ile iki kulağının arasına vurulur. Öyle bir çığlık atar ki konuşanların dışında her yaratık o sesi işitir. Sonra kabir öyle bir sıkıştırılır ki bedenindeki her şey birbirine karışır.” ( Faydul kadir hadis no 2072 )
Yüce Allah’ın ve peygamberin buyruklarına sadık kalan müminler ölüm sonrası görevli melekler tarafından korunurlar.
“Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de sapıttırır.” (İbrahim sûresi 27. âyet)
İslâm ve uygulaması ile ilgisi olmayanlar ise Münker ve Nekir meleklerine cevap veremeyecekler ve ağızlarından sadece, Haa… Haa… Haa… sözlerinden başka bir söz çıkmayacaktır. Peygamber Efendimiz s.a.v. bize hadisi şerifinde böyle buyurmuştur. Çünkü onlar dünya hayatında iken Allah kanunlarını kâle almadıkları için kalpleri ve kulakları mühürlenmişti.
“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.” (Bakara sûresi 6.âyet)
Kabir sorgulanmasından sonra ruhlarımızın bazıları yer yüzünde kalır, bazıları bedenleri terk ederler çeşitli berzah alemlerine giderler.
Zaten vücudumuzu teşkil eden bedenimizin etleri ve diğer organlarımızın element bileşimleri aynen toprakta bulunan elementler ile örtüşmektedir.
“Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine oraya döneceksiniz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağım.” (Taha suresi 55. âyet)
Topraktan yaratıldık ve yine toprak olacağız. Yani toprak bizim yabancımız değildir.
“Toprak bizim anamızdır.” Peygamber Efendimiz s.a.v. bize böyle buyurmuştur.
Çünkü biz cenin halinden ölünceye kadar tatlısı, ekşisi, acısı, sebzesi, meyveleri ve diğer yiyecekleri topraktan temin etmiş idik. Hal böyle olunca bizim fiziki bedenimiz yine toprakta yok olacak, görünen bir varlıktan görünmeyen bir varlık haline dönüşeceğiz.
“Asıl şaşılacak şey onların: (kâfirlerin) Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız? demeleridir.” (Raad suresi 5. âyet)
Aynen dünyaya gelmeden önceki halimiz gibi. Yalnız bir farkla; dünyaya gelmeden önce tertemiz ve günahsız idik. İşte bize geçici olarak refakat ettikten sonra bedenden ayrılan asıl olan ruhumuz kabir sorgulamasından sonra takva derecesine göre berzah aleminde güzel geniş misk kokulu bir makama sahip olacaklar. Eyer ona semavatın kapıları açılmaz ise aşağı alemde cezalarını çekmeye başlayacaktır.
Cenabı Allah müminleri Kuran’ı Kerimden ve peygamberimiz s.a.v.’in yolundan ayırmasın. Hepimize Dünyanın ve ahiretin güzelliklerini nasip etsin. Hepimizi Peygamberimiz s.a.v.’e Cennette komşu eylesin.
Sevgiler ve saygılar… Hoşçakalın…
eger fıkrını degıstırdıysen sılebılırım mesajını