Telefonuma aynı anda gelen iki mesajdan birisi GSM operatörümden gelen fatura bilgisi, diğeri de sevgili aday adaylarının birinden gelen mesajdı. İkisini de gördüğümde faturamı daha çok merak edip, onu önce açınca kendimi eski Türk filmlerinde, aşkını paraya satan üçkağıtçı aşıklar gibi hissettim. Üzgünüm Eros ama, büyüdükçe böyle olması gerek sanırım, beni de kaybettin.
Bizdenmiş
Sapık olduğunu düşündüğüm dişçim eşcinselmiş. Sapık değilmiş, sadece bizdenmiş de o yüzden bu kadar samimiymiş.
İki buçuktan üç
Saati sordu, "Üçe yirmi var." dedim. "Neyse, üç oluversin." dedi ve saati üçe ayarladı canım annecim. Çok sıkılmış, anladım ben.
Üniversitenin incisi
Üniversitenin ilk senesinde üçüncü katta bulunan dersliğe dört çay götürmeye çalışan daha sonra gelen asensörü görüp koşturan. Asansöre tam binerken kapının kapanmaya başlamasıyla sola doğru yan yan giden,içerdeki 4 kişinin " Ayyyy aman..!" çığlıklarıyla heyecanlanan ve dört kaynar çayı içeri fırlatan ve içerdekilerin can çekiş sesleriyle birlikte kapının kapanmasını izleyen, yukarda kendisini dövmek için beklediklerini düşünüp doğrudan eve koşan üniversitenin incisi benim. Hey gidi günler hey...
Yaş 42
Yaşım 42, artık para eskisi kadar önemli değil. Güzel kadınlar yüzümün kızarmasına, tedirgin olmama neden olmuyor. Balığa çıkmaktan, yalnız olmaktan daha çok hoşlanıyorum, bana her yer gürültülü geliyor. Hiç kimse ile çıkar ilişkisi kurmuyorum, bu adam ileride bana lazım olur diye düşünmüyorum aslında ileriyi hiç düşünmüyorum. Martılar kuş, çiçekler bitki olmaktan çıktı benim için. Huzurun parasal bir karşılığının olmadığını öğrendim. Hiçkimseden hiçbir beklentim yok artık. Özgürüm.
Askerde eğitimdeyken bizi eğiten astsubay yere nizami bir şekilde uzanamadığımız için bize sinirlenip “Lan oğlum, ne biçim yere uzanıyorsunuz? Yerde Jennifer Lopez mi uzanıyor?” diye bağırırdı. Ah keşke, keşke...
İstemez
5 yaşındaki kuzenime baktım. Sanki elinde birşey varmış da kimseye göstermeden yemeye çelışıyor gibiydi. ''Ne yiyorsun sen öyle çaktırmadan?'' dedim. Parmaklarını uzatıp ''Tırnak, ister misin? dedi. Yok canım sana afiyet olsun. Ben almayayım.
Kahve içme
Kız arkadaşım beni gece 01.00'de evine kahve içmeye davet etti. Gerçekten de kahve içip geldik. Yani kahve içen ben olmasaydım kesin inanmazdım ama sadece kahve içip geldim.
Fark var
Ebru Gündeş Ömer Durak'a evlenme teklif ettiğini söylediği gün nasıl bir gaza geldiysem artık ben de sevgilime evlenme teklifi ettim. Sonuç; Ebru boşandı hayatını yaşıyor; ben hala bu tomrukla beraberim! Demek ki öyle her çalışan kadın aynı değilmiş, fark var dedikleri bu olsa gerek!
Tut elimi
Oğlum gecenin yarısı beni uyandırdı ve korktuğunu, yanımda yatmak istediğini söyledi. Kalktım ve onu neyin korkuttuğunu sordum. Çoktan yanıma süzülmüş olan küçük bey cevap verdi: "Boşver şimdi, anlatırsam korkarsın. Haydi tut elimden, uyuyalım." Sarıldım, tuttum elini, yine 'uyuttu' beni.
Dolma kafa
Yerdeki halıya dolanıp, etrafınıza ''Bakın dolma oldum!'' diye bağırıyorsanız, bilin ki kör kütük sarhoş olmak üzeresinizdir. İşin kötü tarafıysa, o ortamda sevgili adayı olduğunuz kızın ''ayık kafayla'' bulunmasıdır. Ulan alkol!
İşten ayrıldım
İşten ayrıldım ama ne çekmecemin ne de dolabımın anahtarını teslim ettim. Çağıracaksınız işte gene!
Kilolu bunalım
Annem kilo veremedikçe bunalıma giriyor, bunalıma girdikçe yemek yiyor, yemek yedikçe kilo alıyor. Bu kısır döngüyü kırmak isteyen babam şöyle diyor: "Hanım, ya doğru düzgün bunalıma gir de iştahın kesilsin, ya da yemek yediğin için bunalıma gireceğine mutlu ol. Bunalım ile kilo, birlikte hiç çekilmiyor!"
Ameleyim ben amele
Koyu Beşiktaş taraftarı olarak Beşiktaş-Trabzon maçını Trabzonlular Dayanışma Derneği'nde izleyen, Beşiktaş gol atınca çığlık atarak sevinen, dayak yiyeceğini anlayınca polis ayağına yatan ve dernekteki gerçek polislerle karakola doğru yolculuk yapan amele kim bilin bakalım
Düşünen hayvan ''insan''
Çocuğuna sahip çıkmayan babaları görünce; aklıma, yumurtalar üzerinde tam dört ay boyunca hiç kımıldamadan, yemek yemeden duran, eşinin gelmesini sebatla bekleyen baba penguenler geliyor. Tecavüz edenleri görünce; aklıma, dişiye çiftleşebilmek için üç saat kur yapmasına rağmen gönlü olmayan dişi çitadan boynu bükük uzaklaşan erkek çita geliyor. Doğurmakla anne olunduğunu sanan, yavrusunu sokakta bırakan anneleri görünce; yavrularına kendi ayakları üstünde durabilecek hale gelene kadar derisini ikram eden dişi pitonlar geliyor. Birine haberlerde tanık oluyorum diğerine belgesellerde. Kim haberlik, kim belgesellik tartışmalı konu tabi.
Kırık kalpler
Sevgilimle kavga ettik, birkaç gün konuşmadık. Bu arada grip oldu -kendi teşhisi- ve benim triplerimden dolayı yatağa düştüğünü söyledi durdu. Hastalık geçmek bilmeyince doktora gitmiş. Doktor da "Sen hasta değilsin, kalbin kırılmış" demiş! Telefonda bunları dinlerken bir gülme geldi, "Doğru söyle neyin varmış?" dedim. "Kabız olmuşum, ne yani böyle söylemem daha mı romantik?" diye kızıp üste çıktı. Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim valla.
Organize işler bunlar
Gerçekte aldığım, ailemin bildiği, patronumun iş arkadaşlarıma söylediği ve sigortaya beyan edilen maaşım... Hiçbiri aynı değil.
Oha ama
Beni terk eden polis sevgilimi tam unuttum derken 1.200 polis memurunu geçtiğim yola döken Obama, Allah tependen baksın! Aşk acıma son tüyü sen diktin ya, ne diyeyim?
Eski zaman aşkları
Dedemle babaannemi sahile gezmeye götürdüm. Çay içerken ikisinin de sakat olan bacaklarından konu açıldı ve dedem ilk defa bacağının neden sakat olduğunu anlattı. Dedem babaanneme aşık olduğunda ailesi, "Seve seve o topalı mı sevdin? Köyde başka kız mı yok! Davul bile dengi dengine." deyince dedem sevdiği kadına hakaret edilmesine dayanamamış ve tüfeği ayağına dayayıp hiç düşünmeden ateş etmiş. Böylece durumları eşit hale getirmiş ve aynı zamanda da bu aşkın önünde hiçkimsenin duramayacağını anlatmış. Babaannem, "Onun ayağının acısı iki haftaya geçti. Ama kendine bunu yaptığı için benim gönlümün acısı 48 yıldır sürüyor." deyince anladım ki her yeni günümde bildiğimizi zannettiğimiz birçok kavramın aslında elimizde oyuncak olduğunu öğrenmek çok utanç verici, çok...
Ah bu seçimler
Sandık başındayım, muhtarlık için oy kullanacağım. Önceden hazırladığım üzerinde mahallenin muhtar adayının adı yazılı olduğu kağıdı cebimden alıp zarfa koyup sandığa atıyorum. Sonra eve uğramadan markete giriyorum. Kasada parayı kasiyere uzatıyorum. Alınan cevap; "Ben de bu adaya verdim oyumu." oluyor. Ben mi? Beş parasız, eve doğru naş naş!
Dua
Babaannem, "Allah yaşama gücü versin yavrum!" diye dua ederdi. O zaman küçüktüm, idrak edemedim. Nur içinde yat babaanne, anlıyorum şimdi ne demek istediğini. İnsan, yaşamak için ilahi bir güç arıyor bazen...
Bizim şarkımız
Sevgilimle cilveleşiyim diyorum, "Aşkım bizim şarkımız neydi, söyle bakalım?" diye soruyorum. Düşünüyor, "Göksel, yağmur yağıyor şakır şukur?" diyor. Sinirlenmemeye çalışıyorum. "Yağmur yağıyor şıkır şıkır olmasın?" bile demiyorum. Devam ediyorum, "Canım Göksel'i doğru da, şarkı başka..." diyorum. Sessizlik oluyor. "Aşkım bizim şarkımız İstiklal Marşı olsun mu, valla onu hiç unutmam." diyor. Annem hep söyler, elimle koymuş gibi buluyorum...
Elimde bir sıcaklık
Hep bağımsız olmaktan ve yalnızlığın nimetlerinden bahseden ben, dün gece karnımda uyurken patisini elimin üstüne koyan kedimi uyandıramadım. Kedi patisinden de olsa, elimde bir sıcaklığa hasret kalmışım.
Hamster
Oğlumun yoğun ısrarlarına dayanamayarak, istemeyerek de olsa evimize küçük ve sevimli bir hamster aldık. O günden beri kayınvalidem "O mendebur hayvan o evdeyken, ben adımımı atmam!" diyerek bize gelmiyor. Teşekkürler oğlum, seni ve küçük hamster'i çok seviyorum.
Taş saymak
Bizim buralarda, bebeklerin 40. gününde kime benzemesi isteniyorsa, o kişiye 40 tane taş saydırılıp banyo suyuna konur. Ben üniversiteyi bitirene kadar sülalenin bebeklerinin yarısının taşını ben sayıyordum. 11 yıldır bir tane bile saymadım. Ya ben bozuldum ya da sülalede benim yerimi alan biri var. Sormaya da korkuyorum "Yerimi kim aldı?" diye...
İmaj meselesi
Kocam evde yokken çılgınlar gibi ders çalışıyorum. O gelmesine yakın bütün kitapları dolaba yollayıp, bilgisayarın başına geçiyorum. Onun karşısında, ders çalışmadan süper notlar alabilen bir kadın olma derdindeyim. "Tembel karım" diye sevedur sen bakalım...
Falcı geldi hanım
Sevgili iş arkadaşlarım; hepinize teker teker kahve falı bakmamın asıl nedeni, işyerinde şüphelendiğim, aranızda geçen entrikaları çözmekti. Fala inanmayıp, falsız kalmadığınız için sizlere buradan teşekkür ederim. Zira başka türlü nasıl öğrenebilirdim kimin eli kimin cebinde?
Acılardan acı beğen
Sevdiğiniz insan tarafından reddedilmek acıdır... Başkasını sevdiği için reddedilmek daha da acıdır ama bunu yaparken sesindeki soğukluk, aldırmazlık ve ciddiye almazlık kadar hiçbiri acı değildir. Hiçbir şey insana o kadar koymaz.
06/07/2012 İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam, sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım!
Franz Kafka