You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

-İKRA-
İsrail'in sonu
Bütün dünyanın gözü önünde katliam yapan İsrail'in sonu yakın mı?

Mehmet Ali Bulut'un düşündürücü bir yazısından alıntı:

İsrail, yine yapacağını yaptı. Kim sayesinde? Basiretsiz, ahmak ‘müslümanlar(?)’ sayesinde….
Beni asıl kahreden İslam dünyasının tutumu!
Arap ne yapıyor?
Arab’ın pek de umurunda değil. Siyah petrolden gelen dolarları harcamakla meşguller. Yoksa çoktan bu iş halledilirdi. Hiç birisi İsrail ile alışverişlerini bile kesmediler. Paralarını Amerika’daki Yahudi bankalarında tutmaya devam ettiler ve ediyorlar. Dubai’nin ana patronları da Yahudiler….
Filistinliler de feryatlarının muhatapsız olduğunu biliyorlar ama ne yapsınlar.
Televizyonda o kanlı sahneleri, İsrail’in pervasızlığını, Filistin’den yanaymış gibi görünen bir takım boş boğazların laf kalabalıklarını duyunca içim yanıyor.
Öteden beri okudukça ürperdiğim, canımı sıkan o ayet aklıma geldi:
‘Asa rabbukum en yarhamekum!’ (Buna rağmen belki de Rab size acır!)
Bunda canını sıkacak ne var diyeceksiniz. Anlatayım.

Bu ayet, İsra suresinin 8. ayeti. Hani şu, Hz. Peygamber’in, Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya getirilip oradan Mirac’a yükseltildiğini açıklayan ayetle başlayan sure.
Dileyen açıp baksın.
Surenin ilk ayeti, belirttiğim gibi Hz. Muhammed(asv)in Kudüs’e yaptığı gece yolculuğunu anlatır. Fakat, tuhaftır, normalde insan zihni, hadisenin sonrasının anlatılmasını beklerken, birden bire konu değişir ve adeta, Cenab-ı Hak, ‘Mescid-i Aksa demişken, gelin size onun etrafında kopacak hadiseleri de haber vereyim’ der gibi, “Biz Musa’ya kitap verdik ve dedik ki (Amerika dahil) benden başkasını vekil edinmeyin”
İnsan yine kendi kendine, bekliyor ki Kur’an İsrail oğullarının macerasını anlatacak.
Ama yine olmuyor. Zihin Hz. Musa’nın kıssasının anlatılmasını beklerken, bu kere de Kur’an, hiç akla gelmeyecek bir yöntemle Nuh’un zürriyeti’nden gelenlere sesleniyor ve “siz nankörlük etmeyin” diyor!
Sonra Kur’an yeniden konuya dönüyor ve İsrail oğullarının bütüncül macerasını aktarmaya başlıyor. Bugünkü tarihinden sonra olacakları da tabii… İşte canımı sıkan o mübarek ayet, bu sürecin sonunda zikrediliyor!
Kısaca diyor ki, “Biz İsrailoğllarına verdiğimiz kitapta, kendilerine yeryüzünde iki kere iktidar vereceğimizi, onların da bu iktidarı bir zorbalık ve bozgunculuğa dönüştüreceklerini yazdık.”
Malum, ilk İsrail iktidarı Davut peygamberle başlar. Talut liderliğinde Calut’a (Golyat’a) karşı girişilen savaşta İsrailoğulları bölgenin zorba kavmi olan Filistinlileri yenerek (o gün taş ve sapan kullanan taraf İsrailoğullarıydı, teknolojik üstünlük Golyattaydı. Ama Davut, Golyat’ı sapan taşıyla öldürdü. Ne ilginç değil mi?. Tarih tersinden tekerrür ediyor sanki) o topraklara yerleştiler.
Süleyman Mabedi’ni (bugünkü ağlama duvarı o mabede ait) inşa ettiler. Büyüdüler, geliştiler ve muazzam teknolojilerle büyük ordular oluşturdular. Seba melikesi Belkıs’ın tahtinin getirilmesi olaylarını hatırlayın.
Bir süre sonra azgınlıkları dört bir yana sirayet etti. Sataşacak kimse kalmayınca birbirlerine düştüler. Devlet kuzey ve güney İsrail diye ikiyle ayrıldı.
Tabii bozgunculuk yapmakta boş durmadılar. Amalikalılarla savaşıp dururken, dönemin Amerikası olan Babil (Güney Irak) kralı Nebukadnezar, ordusuyla gelip Kuzey İsrail’i tar umar etti ve Süleyman Mabedini yıktı. Halkını zincire vurup Babil’e götürdü.
Ardından Ninova (Kuzey Irak) hükümdarı güney İsrail’e saldırdı ve o da onu haritadan sildi. Halkını da köleler edinip getirdi ve Kuzey Irak’a yerleştirdi. Tevrat’ın Ester bahsi, onların macerasını anlatır.
Böylece ilk iktidarları feci ve kanlı bir şekilde sona erdi.

Şimdi tekrar İsra suresine dönelim ve Kur’an’ın bu hadiseleri nasıl aktardığını görelim:

“Kitapta İsrailoğulları'na şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa (iktidar olup) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. Ve nitekim o iki vaadden ilkinin zamanı geldiğinde, son derece zorlu ve güçlü kullarımızı (yani Babillileri ve Ninovalıları = yani Iraklıları) üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir sözdü ve gerçekleşti” ‘İsra, 4-5)
Şimdi gelelim Körfez savaşına ve Irak’ın işgal edilmesine!
Bu da mı Kur’an’da var diyeceksiniz biliyorum ama, var.
Şimdi, 2 bin 600 yıl önce İsrail’i yıkanların Iraklılar olduğu (Ninova-Babil) gerçeğini göz önüne alarak şu ayeti okuyun:
“Sonra onlara (devletinizi yıkanlara) karşı size RÖVANŞ (kerre) hakkı verdik. Sizi servet, mal ve (yeryüzüne dağılmış) çocuklarınızla (Siyonist diyaspora, masonlar, roteryenler, lionslar, bnaberinler, ticari örgütlenmeler, sayısız gizli stklar, neoconlar, tapınak şövalyeleri vesaire vesaire…) destekledik. Sizi sayıca da çoğalttık”
(Bu ayet, İsra Suresi’nin 5. ayeti. Kur’an, ‘Sizi sayıca çoğalttık’ diye tercüme ettiğim kelimeyi ‘nefîra’ diye kullanır. Evet ‘nefira’ kelimesi hem ‘neferler, fertler’ demektir, hem de ‘aşırı nefret’ demektir. Bu demek oluyor ki,”Ey İsrailoğlları siz çoğalıp fesat ve vahşetinizi çoğalttıkça ben de size nefreti çoğaltacağım. Herkesin sizden nefret etmesine sebep olacak işler yapacaksınız!”)
Hiç unutmuyorum, Saddam, İran’la yaptığı 8 yıllık savaş’ın ardından böbürlenip ‘Bizim köklerimiz Babil’e dayanır. Biz 2 bin 500 yıllık bir medeniyetin kalıntılarıyız” cinsinden sözler sarf etmişti.
Ben o sözleri duyunca “eyvah” demiştim, “demek ki intikam zamanı yaklaştı!”. 2 sene sürmedi. Amerik’a, Saddam’ı bahane edip Iraklılar’ın tepesine bindi.
(Şah da 79’larda ‘biz Perslere dayanıyoruz’ demişti. Bizimkilerin de kökleri ta Hititlere kadar çıkmıştı ya bir ara. Tek, Müslüman olmasınlar da ne olursa olsunlar!)
Nebukadnezar işgaliyle Kudüs’ün mabetleri yıkıldığı, kütüphaneleri yakıldığı, evlerinin içine girildiği, kadınlarının ırzına geçildiği, insanlar hunharca telef edildiği gibi Iraklıların mabetleri yıkıldı, kütüphaneleri yakıldı, kadınları aşağılandı ve halkı insan değilmiş gibi telef edildi…
Tarih ve diplomasinin dilini okumayı bilmeyenler bunun bir petrol savaşı olduğunu sandılar. Bir hatırlayın bakalım bu savaş niçin başlatılmıştı. Hani uzun menzilli silahlar vardı Saddam Irak’ında. Hani, toplu imha silahları vardı. Hani nükleer başlıklı füzeler vardı…
Hiç biri çıkmadı. Zaten olmadığını onlar da biliyorlardı. Ama mukadderat böyle tecelli edecekti. Ve iş gelip İsrail oğullarına dayanacaktı. Nitekim herkes biliyor ki Ortadoğu’da huzur yoksa bunun baş müsebbibi İsrail’dir. Çünkü bütün bu vahşetlerin mimarı Siyonist İsrail’dir ki bu zulüm ve işkencelerle bir yandan gücünü gösteriyor fakat aynı zamanda akıbetini hazırlıyor.
Altıncı ayet, İsrail oğullarını açık bir şekilde ‘barış’a çağırıyor. Ve diyor ki: “(Bütün bu taşkınlık ve bozgunculuğunuza rağmen) eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir”
Eğer benim çevresini mübarek kıldığım Kudüs’ün etrafında, barışı tehdit etmeye devam eder ve huzuru bozarsanız. İkinci ve son vadimi gerçekleştiririm. Son vaad (ahiret) geldiği zaman, (yine Babil ve Ninovalılar gibi öyle güçlü kullar göndeririz ki) yüzlerinizi daha da 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler.'

İşte Kur’an’ın ifadesiyle İsrail’i bekleyen akibet!
Ama canımı sıkan ayet, bu akibetin olmayabileceğini hatırlatıyor!

Bir hadis’te, Yahudiler zulüm ve bozgunculukta o kadar pervasız ve o kadar insafsız hale gelecekler ki sonunda Allahın vadi gelecek. O zaman geldiğinde, taşlar bile arkasında saklanan Yahudiyi ele verecek, deniliyor.
Kabbalacılar da bunu kabul ediyor ve ona son savaş anlamına Armageddon diyorlar. Sonun başlangıcı için de en geç 2012 tarihini veriyorlar. Kur’andaki ‘güçlü kullarımızı yeniden üzerinize göndeririz’ ifadesinde adı geçen ‘güçlü kulların’ da Hz. ‘Nuh’un çocukları’ diye bilinen Türkler olduğunu da biliyorlar.
Önünde sonunda Türkiye’nin İsrail’e müdahale edeceğini bildikleri için de sürekli Türkiye’yi, ‘koltuk altında’ tutmaya çalışıyorlar. Amerika’nın ve Avrupa’nın marifetiyle tabii… (Bakın Tevratın Şifresi kitabı)
Kabalacı siyonistler o savaşta tar u mar olacaklarını biliyorlar. İsrail’de taş üstünde taş kalmayacağını da biliyorlar. Ama elde ettikleri teknoloji ile o savaşın öncesindeki sebeplere müdahale ederek neticeyi değiştirmeye çalışıyorlar. Peki ön sebepleri değiştirerek sonucu değiştirmek mümkün mü?
Evet mümkün.
İşte korkuyorum ki, bunu başaracaklar ve zulümleri yanlarına kar kalacak.
İslam dünyası’nın bu vurdumduymazlığı, bu izzetsizliği, bu müptezel çaresizliği, kader-i ilahiye ‘bu müslümanlar her şeye müstahak’ dedirtecek fetvayı verdirecek diye korkuyorum.
Zira mukadderat, özellikle de insan iradesine taalluk eden mukadderat, her daim söylendiği gibi çıkmaz. O mukadderatın ön koşullarının gerçekleşmesi de lazımdır ki tahakkuk etsin.

İslam ümmeti, fani ve aşağılık bir geçici ömrün telaşına düşmüş. Rahatını bozmak istemiyor. Kimse acıyı kendi acısı bilmiyor.

‘Vehen’ yüreklerimize çöreklenmiş. O yüzden de hepsi birlikte hareket etse, tükürükle boğacakları 6 milyonluk bir İsrail önünde per perişanlar!

İşte şu izzetsizlik korkuyorum ki Cenab-ı İzzet’in izzetine dokunacak da daha önce İsrailoğullarında olduğu gibi “Duribet aleyhimuzzilletu vel meskenetu Ve bâu bigadabin minellah” itabına çarpılacağız, “Hadi öyleyse kahrolun gidin. Şu zilletinizle ne haliniz varsa görün!” diyecek diye korkuyorum.
Çünkü bakın, bütün o zulüm ve vahşetleri işleyeceklerini hatırlattığı ayetlerin sonunda Cenab-ı Hak, İsrail oğullarına şöyle sesleniyor:

“Kimbilir belki de Rab yine de size merhamet eder!” (İsra 8)

Hadi bakalım sizin canınız sıkılmasın!
...................................................

Yazı böyle...Yalnız sonlarının geleceğine dair ümidim, yine yazarın bir paragrafında gizli:

(Önünde sonunda Türkiye’nin İsrail’e müdahale edeceğini bildikleri için de sürekli Türkiye’yi, ‘koltuk altında’ tutmaya çalışıyorlar.)

Bu yazı 2008 yılında kaleme alınmış,Türkiye artık o kadar 'koltuk altında' değil. Tepkimizin şiddetli kalması İlahi kader açısından da önemli yazara göre. Düşünelim...

Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ruhumuz Yeter...
RE: İsrail'in sonu
israilin arkasinda amerika var zaten ona guveniyolar yoksa teke tek savasa girsek her turlu yeneriz onlari
&& Ağlamak istiyorsanız sakın yapmayın. Çünkü bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için, Yaşayan birileri mutlaka vardır !!! &&
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: İsrail'in sonu
Belki de Rabbimizin merhamet edecekleri (kurtulacak kişiler) aşağıdaki hadiste bahsi geçen kişilerdir.

Gargat ağacı

[Resim: gargataac2.jpg]

Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: "Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür" diyeceği ifade ediliyor. (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25).

Bir tarih profesörü, yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın, gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi. “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” denmiş.Cevabında: 'Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil. Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar' dedi.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
.
RE: İsrail'in sonu
Ayetin indirildiği "dönem-zaman"ile alakalı bir durum olabilir mi? Tabiki Kur'an-ı Kerim tüm zamanları kapsayan bir mucize..Ama bunuda çıkartabiliriz belkide..Meali iyi okuyup anlayabilmeliyiz aslında


“Kimbilir belki de Rab yine de size merhamet eder!” (İsra 8)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 22-07-2014, Saat:04:13 PM, Düzenleyen: Mihman.
Üye
RE: İsrail'in sonu
Eşşek işte bunlar sanki biz hadisi okumadık benim ilk bakacağım yer gargat ağacının arkası gülücük

bu arada ihh canlı kalkan oluşturuyor golan tepelerinden filistine girmeyi düşünüyor + mavi marmarıyı yola çıkarmayı düşünüyor
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: İsrail'in sonu
Zeynep yazar bu işe vakıf bir insan, ayeti yanlış yorumladığını zannetmiyorum.Ayet, İsrailoğullarının ikinci bozguna uğrayacaklarını (önümüzdeki zaman diliminde) ama Rabbimizin merhamet edebileceğini söylüyor, tabii zalimlere edecek diye yorumlamamak lazım.
İçimizi rahatlatmak için hadis paylaştım, ben naçizane öyle yorumladım, bu hususta bilgili arkadaşlara havale edelim...
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.