Allah Rasûlü (sav), yemekten önce ve sonra elleri yıkamayı ve yatmadan evvel abdest almayı tavsiye ederlerdi. Hatta mü'minleri imkân nisbetinde dâimâ abdestli bulunmaya teşvik ederlerdi.
Rasûlullah (sav), bir sabah müezzini Bilâl-i Habeşî (ra)'i yanına çağırıp:
"-Bilâl! Hangi ameli yaparak benden önce cennete girdin? Ne zaman (rüyamda) cennete girsem, ayakkabılarının tıkırtısını önümde duyuyorum. Dün gece de (rüyâmda) cennete gitmiştim, ayakkabılarının tıkırtısını yine önümde duydum..." diye sordular.
Bilal (ra):
"-Yâ Rasûlallah, her ezan okuyuşumda, muhakkak iki rekât namaz kılarım. Abdestim bozulduğunda da hemen abdest alır ve üzerimde Allah'ın iki rekât namaz hakkı olduğunu düşünürüm." dedi.
Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
"-İşte bu ikisi sâyesinde (o yüce mertebeye ermişsin)!" buyurdular. (Tirmizî, Menâkıb, 17/3689; Ahmed, V, 254)
İslâm'ın emrettiği abdest, gusül ve diğer temizlikleri incelediğimizde, bunların sıhhat cihetinden pek çok fayda ve hikmetler ihtivâ ettiğini görürüz. En basitinden, insanlar büyük bir ibadet neşvesi içerisinde hem kendilerini ve çevrelerini temiz tutarlar, hem de sıhhatlerini muhâfaza ederler. Zîrâ Rasûlullah (sav) Efendimiz:
"Temizlik imanın yarısıdır" buyurmuştur. (Müslim Tahâret, 1) (Osman Nûri Topbaş, Hak Din İslam, Erkam Yay.)
