Abdullah İbn Mes’ud (r.a.) anlatıyor: Bir keresinde Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem)’ın huzuruna Yahudi biri geldi ve şöyle dedi: Ey Muhammed! Allah, gökleri bir parmağında, yer tabakalarını bir parmağında, bütün ağaçları bir parmağında, diğer mahlûkâtı da bir parmağında tutarak: “Ben, bütün kâinâtın padişahıyım” diyor, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), azı dişleri görülecek şekilde tebessüm ederek “Allah’ı gereği gibi bilemediler âyetini okudu. Buhari, Tevhid 19
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Isbatu Sıfatı’r Rabb Azze ve Celle إثبات صفات الربّ عز وجلّ
Abdullah İbn Mes’ud (r.a.) anlatıyor: Bir keresinde Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem)’ın huzuruna Yahudi biri geldi ve şöyle dedi: Ey Muhammed! Allah, gökleri bir parmağında, yer tabakalarını bir parmağında, bütün ağaçları bir parmağında, diğer mahlûkâtı da bir parmağında tutarak: “Ben, bütün kâinâtın padişahıyım” diyor, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), azı dişleri görülecek şekilde tebessüm ederek “Allah’ı gereği gibi bilemediler âyetini okudu. Buhari, Tevhid 19
Allah (c.c.), şöyle buyurmaktadır: “Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyâmet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.” Zümer, 39/67.
Kuteybe b. Saîd→ Leys→ Saîd b. Ebî Saîd→ Saîd b. Yesâr, Ebû Hüreyre (ra)
“Ebû Hüreyre (ra) şöyle anlatıyor: Resulullah buyurdular ki: ‘Temiz şeylerinden kim ne tasadduk ederse, -ki Allâh sadece temizi kabul eder-Rahman onu sağ eliyle alır, bu sadaka bir tek hurma olsa dahi o Rahman’ın avucunda dağdan daha iri oluncaya kadar büyür, tıpkı sizin bir tayı veya bir boduğu büyütmeniz gibi.”Müslim, Zekât, 19, 63, No: 1014.
“Gözlerimizin önünde ve vahyimiz gereğince gemiyi yap… Hûd, 11/37.
“…(Ey Mûsâ) gözümüzün önünde büyüyesin diye senin üzerine benden bir sevgi koydum. Tâhâ, 20/39.
Rabb’inin hükmüne sabret, çünkü sen gözlerimizin önündesin… Tûr, 52/48.
(Kendisine karşı) nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükâfat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Kamer, 54/14.
Allah Rasülü sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah size gizli kalmaz Şüphesiz Allah’ın bir gözü kör değildir bu sırada eliyle gözüne işaret etti-Ancak Mesih Deccal’in sağ gözü kördür Sanki gözü pörsümüş bir üzüm tanesi gibidir Ahmed (2/37/131) Buhari (3407 ayrıca bakınız 3439/3441/5902/6999/7026/7128 Müslim (169) Ebu Davud (4757) Tirmizi (2235/2241) Beğavi Şerhus Sünne (4255/4256) ve diğerleri İbn Ömer’den hadis sahihtir.
Ebu Hureyre Hz.Peygamber sallahu aleyhi ve sellem’in şu ayeti okuduğunu ifade etmiştir: Allah sizi mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor Şüphesiz Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.Nisa:4/58 Ebu Hureyre bu ayeti okurken iki parmağını kullanmıştır Ebu Yunus (dedi ki) Ebu Hureyre baş parmağını kulağına şahadet parmağını gözünün üstüne koydu demiştir. (Ebu Davud Sünne 18
Yalnız Rabb’inin celâl ve ikrâm sahibi yüzü bâki kalacaktır.” Rahmân, 55/27.
O’nun yüzünden başka her şey helâk olacaktır…” Kasas, 28/88. Ayrıca bkz. Kehf, 18/28; En’âm, 6/52; Bakara, 2/115; Rum, 30/38; İnsan, 76/9; Leyl, 92/20.
Peygamber sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: (Allah’ım) Senden yüzüne bakma lezzetini ve seninle buluşma şevkini bana lutfetmeni diliyorum (Ahmed (5/191) Taberani Mu’cemu’l-Kebir (4803/4932)
Allah azze ve Celle’nin (Vech) sıfatı Hakkında İbn Huzeyme rahımullah şöyle der: Deriz ki sözümüz anlaşılır ölçülü her akıllı kişinin anlayacağı bir sözdür.Yaratana Vech’in kullanılması her akıl-fikir sahibine göre Yaratanın yüzünün Ademoğlunun yüzüne benzemesini gerektirmez Ey Akıl sahipleri bu konuda dikkatli olun Yaratanımız (c.c) bazı isimleri lafız olarak bazı mahlukatına veriyor Kitap Sünnet ve arapçada olduğu gibi Mesela:Kerim Şahid Kebir Vahid Vali Vekil Mevla ve benzerleri gibi Ey Akıl sahibi Arapçayı bilen ne demek istediğini anlayan teşbihi kavrayan aklı selim sahibi birinin aklına bu iki yüzün birbirine benzediği gelir mi Ben Allah’ın sıfatlarını kabul etmeyen Cehmiyye’nin şu kadarını da akledeceğini sanmıyorum: Birisi ona Senin yüzün domuz maymun ayı köpek eşek katır’a v.b (yüzlere) benziyor dese kızar edep dairesinden çıkar yüzünü saydığımız yüzlere benzetene söver belki ana babasını da ekler Arap insan yüzünü bunlara benzetmeyince bizim Allah’ın yüzünü benzettiğimiz nasıl söylenir.Hal böyle olunca Allah’ın kitabında Nebi’sinin hadisinde söylediği şeyleri söyleyen hadiscilere Allah’ı mahlukata benzettiklerini söylemek yanlıştır yalandır iftiradır.Kitap ve Sünnete muhalefettir arap dilinden anlamamaktır.Biz ve Hicaz Tıhame Yemen Irak Şam Mısır alimlerimiz deriz ki: Allah’ın kendisi için belirttiği sıfatları dilimiz ile ikrar kalbimiz ile tasdik eder yüzünü mahlukatın yüzüne benzetmeyiz.(İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid ve İsbatı Sıfati’r-Rab.10-11-22-24-25-35)
“Gökte ve yerde olanı Allah'ın bildiğini bilmez misin? Bunlar hiç şüphesiz Kitap'dadır ve şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır. Hac, 22/70
Cabir İbn Abdullah Hazreti Peygamberden şu hadisi rivayet ederken der ki: Allah’ın elçisi herhangi bir iş için bize istihare yi Kur’andan bir süre öğretir gibi öğretirdi ve derdi ki: İçinizden biri bir işe niyet ettiği zaman fazladan ayrı olarak iki rek’at namaz kılsın ve sonra şu duayı okusun: Ey Allah’ım senin ilminle kudretinle senden ve senin büyük fadlından hayırlı olanı istiyorum Çünkü sen kadirsin ben değilim sen bilirsin ben bilmem sen bilmeyenleri bilicisin(Buhari’VIII.168 k.Tevhid)
Osman İbn Ebi’l As müslüman olduğu günden beri vucudunda beliren bir ağrıdan Hazreti Peygamber sallahu aleyhi ve sellem’e şikayette bulunmuştu:Hazreti Peygamber sallahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi Elini vucudunun ağrıyan yeri üzerine koyarak üç defa bismi’llah ve yedi defa da bulunduğun şeyin şerrinden Allah’a ve kudretine sığınırım de (Müslim Kitabu’s-Selam no:67)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah ey Adem diye buyuracak, Adem emret Rabbim emrine hazırım diyecek. Ona şöyle bir sesle nida edilecek: Şüphesiz Allah sana soyundan gelenler arasından cehennem ateşine gidecekleri çıkartmanı emretmektedirÂdem Ey Rabbim diyecek, cehenneme gidecek kafile de ne oluyor? (Yüce Allah) buyuracak ki: Her bin kişiden dokuzyüz doksandokuz kişi işte gebe olanın karnındakini düşüreceği, küçük çocukların saçlarının ağaracağı zaman o zamandır. “Sen insanları sarhoş görürsün, halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” (el-Hac, 22/2)” Bu insanlara çok ağır geldi. Öyle ki yüzleri değişti, ey Allah’ın Rasûlü dediler. Hangimiz o tek kişi olacak ki? Bunun üzerine Rasûlullah (s.a) şöyle buyurdu: “Ye’cuc ile Me’cuc’dan dokuzyüz doksandokuz kişi ve sizden bir kişi”Buharî, Enbiya, Kıssatu Ye’cuc ve Me’cuc, (Fethu’l-Barî, VI, 382), Rikak, Tevhid bahislerinde; Müslim, İman, Babu kavlihi: yekulullahu li Âdeme... (Nevevî, III, 97)
Ve Allah Musa ile özel bir sürette ve kati olarak konuştu (Nisa 4/164)
Musa Tayin ettiğimiz vakitte gelibde Rabbi de onunla konuşunca (Araf 7/143)
Bana el-Hakem b. Muhammed Abdullah İbn Abbas’tan Peygamber sallahu aleyhi ve sellem şöyle derdi:Allah’ım sana teslim oldum sana inandım sana güvendim sana yöneldim senin için dövüştüm senin izzetine sığındım Beni doğru yoldan saptırmayacak senden başka ilah yoktur Sen Ölmeyen dirisin cinler ve insanlar hep ölürler.Ebu Bekir el-Beyhaki Esma ve’s-Sıfat.s.111.2
Bana el-Hakem b. Muhammed et-Taberî bildirdi ki -bunu ben Mekke'de iken ondan yazdım dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne bildirdi ve dedi ki: "70 senedir idrâk ettiğimiz şeyhlerimiz ki bunlardan birisi de Arar b. Dinar'dır. (hepsi de)'Kur'ân Allah'ın kelâmıdır ve mahlûk değildir demişlerdir.Halku Efâli'l-Ibâd ve’r-Redd ale'l-Cehmiyye.s.11
Affân dedi ki: De ki O Allah birdir." (İhlâs) (âyeti) mahlûktur, diyen kâfirdir. Halku Efâli'l-Ibâd ve’r-Redd ale'l-Cehmiyye.s.18
Ali b.Abdillah (b. el-Medînî) dedi ki:"Kur’ân Allah sözüdür.Onun mahlûk olduğunu söyleyen kâfirdir, arkasında da namaz kılınmaz." Halku Efâli'l-Ibâd ve’r-Redd ale’l-Cehmiyye.s.18
Ebû Abdillah (el-Buhârî) dedi ki: Yâhûdî, hıristiyân ve mecûsîlerin sözlerine baktım Onların küfürlerinde bile (Cehmiyye' den) daha sapığını görmedim.Ve küfürlerinden haberdâr olmayanlar dışında onları tekfir etmeyenin cehaletine hükmederim. Halku Efâli'l-Ibâd ve’r-Redd ale’l-Cehmiyye.s.19
Ve Abdurrahman b. Affân dedi ki: Süfyân b. Uyeyne'yi, el-Merîsî'nin öldürüldüğü [sene] içinde işittim. Ibn Uyeyne, oturduğu yerden öfkelenerek kalktı ve şöyle dedi: Yazıklar olsun size Kur’ân Allah kelâmıdır. (Bu hususta) insanlarla sohbet ettim ve onları idrâk ettim.İşte Amrb. Dînâr, işte İbnü'I-Münkedir" ...böylece Mansûr, el-A'meş ve Mis'ar b. Kidâra'a kadar zikretti. İbn Uyeyne (sonra) dedi ki:"İ'tizâl, râfizîlik, kader konusunda konuştular ve ictinâb-i kavimle emrettiler. Biz Kur’ân’ın ancak Allah kelâmı olduğunu bildik. Allah'ın laneti bundan gayrisini söyleyenin üzerine olsun. Bu söz hiristiyanların sözüne bile benzemez. Onlarla oturmayınız, sözlerini de dinlemeyiniz. Halku Efâli'l-Ibâd ve’r-Redd ale'l-Cehmiyye.s.19
“…O yücedir, büyüktür. Bakara, 2/255.
“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O yücedir, büyüktür. Şûrâ, 42/4.
“O, kullarının üstünde tek hâkimdir. En’âm, 6/61.“Üstlerindeki Rabb’lerinden korkarlar ve emredildikleri şeyi yaparlar. Nahl, 16/50.
Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur.Arş’ı su üzerinde idi.Hûd, 11/7.
Amr İbnü’l-As (r.a.)’ın Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem)’dan şöyle rivayet etmiştir: Amr İbnü'l-As (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: ‘Allah mahlukatın miktarlarını, semavat ve arzı yaratmazdan elli bin sene evvel yazdı. Arş’ı da su üzerinde idi’. Müslim, Kader 16
Katade b.en-Numan,ın rivayet ettiği hadise göre o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,i şöyle buyururken dinlemiştir : Allah mahlukatı yaratmayı bitirdikten sonra Arşı üzerine istiva etti.Ravileri sika olup hadisi Ebu Bekir el-Hallal,es-Sünne adlı eserinde rivayet etmiştir.Hadisin senedi Buhari,nin şartına göre sahih tir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,in ashabından bir takım kimseler Yüce Allah,ın Sonra semaya istiva etti :buyruğu hakkında şöyle dedikleri nakledilmiştir :
Şüphesiz Yüce Allah,ın Arşı su üstünde idi.Sudan önce hiçbir şey yaratmamıştı.Diğer mahlukatı yaratmak isteyince,sudan bir duman çıkarttı.O duman yükseldi.Sonra suyu kuruttu ve onu arz yaptı.Daha sonra arzı ayırdı.onu yedi arz haline getirdi ve nihayet şunları söyledi.Aziz ve Celil olan Allah yaratmayı istediği şeyleri yaratıp bitirince Arş,ın üzerine istiva etti. Bunu İbn Cerir et-Taberi Tefsir,inde ve Beyhaki es-Sıfat,ta rivayet etmiştir.Senedi ceyyiddir.Beyhaki (s.379-380) de yer almaktadır.İbn Huzeyme de aynı şekilde (s.243) de rivayet etmiştir.
Mücahid,den dedi ki : İbn Abbas,a : Bir takım kimseler kader hakkında ileri geri konuşuyorlar denilince,şöyle dedi : Bunlar kitabı yalanlıyorlar.Eğer onlardan birisini saçlarından yakalayacak olursam onun perçemini yolarım.Şüphesiz Allah,hiçbir varlığı yaratmadan önce Arşı üzerinde idi.Sonra yaratıkları yarattı ve kıyamet gününe kadar ne olacaksa hepsini yazdı.İşte insanlar da takdir edilip bitirilmiş bir işe uygun olarak haraket etmektedirler. Hadisin senedi Sahih tir. El-Acurri bu hadisi eş-Şeri,a adlı eserinde (s.293) el-Lalekai es-Sünne (I,91/b) de İbn Kudame de el-Uluv adlı eserinde (169/a) de tahric etmiş bulunmaktadır.
İbn-i Abbas ( r.a.) şöyle anlatıyor: Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem)’ın ashabından birisi ki bu zat ensardandı-şunları haber verdi:“Bir gece bizler Rasulullah ile birlikte oturuyorken bir yıldız kaydı. Bunun üzerine Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem) konuyla ilgili bilgi edinmek istedi ve “Cahiliye döneminde böyle bir durumla karşılaştığınızda nasıl bir yorum yapıyordunuz?” diye sorunca, Biz bu gibi durumlarda: “Ya büyük bir zat öldü, ya da büyük bir zat doğdu derdik.” diye cevap verdiler. Sonra Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem)şöyle devam etti: “Bu yıldız birisinin ölümü veya doğumu için atılmaz. Ancak Rabbimiz azze ve celle bir işe hükmettiğinde Hameletü’l-Arş (Arş’ı taşıyan melekler) Allah’ı tesbih ederler. Sonra onlardan sonra gelen semâ ehli (melekler) Allah’ı tesbih eder. Sonra onlardan sonra gelen semâ ehli (melekler). Ta ki bu tesbih Dünya Semâsı’na kadar ulaşır. Sonra altıcı semâ ehli, yedinci semâ ehline “Rabb’ınız ne dedi?” diye sorduklarında onlar durumu haber verirler. Her semâ ehli bu haberi alır, taki haber Dünya Semâsı’na ulaşır da şeytanlar bu haberi çalmaya uğraşırlar bu arada da taşlanırlar. Onlar çaldıkları bu haberleri dostlarına ulaştırırlar. Şeytanların aslını bozmadan, olduğu gibi getirdikleri haberler haktır ancak onlar (kâhinler) bu haberleri tahrif edip, üzerlerine de eklemede bulunurlar. Müslim, Selâm 124; Tirmizî, Tefsîr 35; Zehebî, s.18.
İbn Ebî Şeybe, bu hadisin yorumuyla ilgili olarak şunları söylemektedir: Bu hadis gösteriyor ki, Allah’ın emirleriyle ilk karşılaşan varlıklar Hameletü’l-Arş’tır. Diğer semalardaki melekler ise, daha sonra bir silsile halinde bu emre vakıf olmaktadırlar. Hameletü’l-Arş’ın, mahlukât içinde Allah’a en yakın olmaları, Arş’ın Allah’a onlardan daha yakın olduğunu göstermektedir. Çünkü bu melekler Arş’ı ayaklarından tutarak taşımaktadırlar. İbn Ebî Şeybe, Kitabu’l-Arş. s. 81, 82.
Ebû Hureyre ( r.a.)’tan. Rasulullah (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu; “Her kim Allah’a ve O’nun Resulüne iman eder de namaz kılar ve ramazanda oruç tutarsa, onu Cennet’e koymak Allah üzerine bir hak olur. O kimse ister Allah yolunda cihad etsin, isterse içinde doğduğu toprağında, otursun. Bunun üzerine ashab: Ey Allah’ın Rasulü! (Bu haberi) halka müjdelemez miyiz? demişlerdi. Rasulullah şöyle buyurdu: Cennet’te yüz derece vardır ki, Allah onları Allah yolunda cihad eden mücahidler için hazırlamıştır. İki derece arasındaki mesafe, gökle yer arasındaki mesafe gibidir. Siz Allah’tan cennet’i dilediğinizde Ondan Firdevs’i isteyin! O, Cennet’in efdalidir ve Cennet’in en yücesidir. (Muhammes b. Füleyh babasından şunu da aktarmaktadır)Firdevs’in üstünde Rahman’ın Arş’ı vardır. Cennet’in ırmakları da Firdevs’ten akar. Buhari, Tevhid, 22
İbn Ebî Şeybe (ö. 235/849), Kitabu’l-Arş adlı eserinde Arş’ın hususiyetlerine dair şu bilgileri aktarmaktadır: Kur’an’da, Arş yirmi bir âyette zikredilmiştir. Arş’tan, Kur’an’ın çokça bahsetmesi, bize onun, Allah katında yüksek bir değerinin olduğunu göstermektedir. Zira Allah (c.c.), bir çok âyette büyük ve yüce Arş’ın sahibi olduğunu belirterek, kendisini övmüş ve bu yüce Arş’ın sahibi olmayı, Rabb ve İlâh olmanın temel şartlarından saymıştır. Şöyle ki, “Eğer yerde, gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Arş’ın sahibi Allah, onların nitelemelerinden yüce (münezzeh)dir.” Enbiyâ, 21/22. “Yedi göğün Rabb’i ve büyük Arş’ın Rabb’i kimdir? de.” Mü’minûn, 23/86. “Hak pâdişah olan Allah, pek yücedir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, Kerîm Arş’ın sahibidir.” Mü’minûn, 23/116. “Yüce Arş’ın sahibidir.” Büruc, 85/15. Allah Teâlâ, bu âyetlerde Arş’ın büyük, kerîm ve yüce bir varlık olduğunu belirtmiştir. Arş’ın büyük olması, diğer yaratılmışlara nispetledir. Zira Allah, O’nu mahlukâtın en büyüğü olarak yaratmış ve İstivâ sıfatını Arş’a has kılmıştır. Arş yücedir, çünkü Allah, O’nu diğer mahlukâttan ayırarak, katında bulunan yüksek bir yere koymuş ve bir çok âyette Rahmân sıfatıyla birlikte zikretmiştir. Örneğin, “O Rahmân Arş’a istivâ etmiştir”Tâhâ, 20/5. buyurmuştur. Kur’an ‘da Arş’ın, Allah’ın Rahmân sıfatıyla birlikte zikredilişinin önemli bir nedeni vardır ki bu da, Allah’ın, Rahmân sıfatıyla mahlukâtın en büyüğünü istivâ edip kuşatmakla, onlara sürekli rahmetiyle muamelede bulunduğunu ifade eder. İbn Ebî Şeybe Kitabu’l-Arş, s. 85, 86.
İmam el Eş’ârî de şöyle demektedir: Göklerin üzerinde Arş bulunup,Allah da O’nu istivâ ettiğinden dolayı dır ki, Allah, “Gökte olanın sizi yere batırıvermesinden emin misiniz?” buyurmuştur. Gök (sema), yükseklik demektir. Arş ise göklerin üzerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla Allah, “Gökte olanın sizi yere batırıvermesinden emin misiniz?” derken aslında gökleri değil, Arş’ı kastetmiştir. Bu durumda âyetin manası, “Arş üzerinde olanın sizi yere batırıvermesinden emin misiniz” şeklinde olmaktadır. Eş’ârî, el-İbâne,‘an Usûli’d Diyâne, 106, 107.
Hz. Ebû Bekr (r.a.), Hz. Peygamber vefat edince şöyle demiştir: Her kim Muhammed’e kulluk ediyorsa bilsin ki O, ölmüştür. Kim semadaki Allah’a kulluk ediyorsa, bilsin ki O, diridir ve asla ölmeyecektir. Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Osman, Kitabu’l-Arş, Beyrut, 1464/2003, s. 35.
Süleymân et-Temîmî rahımullah şöyle demiştir: “Şayet bana ‘Allah nerededir? diye sorulsaydı, elbette ki semadadır derdim. Eğer ‘sema yaratılmadan önce Arş neredeydi?’ diye sorulsa, suyun üzerindeydi derdim, ‘peki su yaratılmadan önce Arş neredeydi?’ şeklinde bir soru sorulsa, o zaman bilmiyorum derdim.” İbn Ebî Şeybe, Kitabu’l-Arş, s. 80.ayrıc bkz:Buhari ef-Ali’l ibad ver Redd Alel-Cehmiyye
Ömer b. el-Hattâb (r.a.), bir keresinde yaşlı bir kadına (ki, rivayetlerden bu kadının Havle bint-ü Sa’lebe olduğu anlaşılmaktadır) rastladı. Kadın, Ömer (r.a.)’i durdurdu ve O’nunla sohbet etti. Bu arada Hz. Ömer’in yanında bulunan bir adam: “Ey mü’minlerin emiri, sen yanındaki bu kadar insanı, şu yaşlı kadın için mi bekletiyorsun deyince
Hz. Ömer: “Yazıklar olsun sana. Sen, bu kadının kim olduğunu biliyor musun!? O, yedi kat semanın üzerinde bulunan Allah’ın, şikâyetini işittiği ve hakkında; “Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin birbirinizle konuşmasını işitir. Çünkü Allah işitendir görendir(Mücâdele, 58/1.)âyetini indirdiği bir kadındır.”Cüveynî, Ebû Muhammed Abdullah b. Yûsuf, Risâle fî İsbâti’l-İstivâi ve’l-Fevkiyye, Nşr. Ahmed Muâz ‘Ulvân, Riyad, 1419/1998, s. 60
Cüveynî, Ebû Muhammed Abdullah b. Yûsuf (ö. 434-438/1024-1046)’sıfatlar konusunda şöyle der:
Allah’ın “İstivâ” sıfatını istîlâ, “dünya semasına inmesini” hükmünün ve ya emrinin inmesi, Yedi” nimet ve kudret manasında te’vil edenler, Allah’ın bu sıfatlarını Zatına layık manâlar olarak algılamayıp, mahlukatta araz olarak bulunan bir kısım organlar gibi düşünmüşlerdir. Sonuçta bu sıfatları te’vil ederek Allah’ın Zatına nispet ettiği vasıfları inkâr etmişlerdir. Şüphesiz bu sıfatları te’vil edenler de, bizler de, Allah’ın Hayat, Sem’, Basar, İlim, Kudret ve İrade sıfatlarını ispat ediyoruz. Muhataplarımızın da kabul ettiği gibi, Allah’ın Hayat, Sem’, Basar sıfatlarını, bizim kendi cismimizle var olan arazlar gibi olduğunu düşünmüyor, bunların, Allah’ın Zatına lâyık bir takım manâlar olduğunu kabul ediyoruz. Allah’ın zatî sıfatları, nasıl sabit ve fakat keyfiyetleri nasıl bilinmiyorsa; O’nun fevkiyyeti (üst yönde olması), Arş’ı istivâ etmesi vb. haberî sıfatları da, aynen diğerleri gibi sabittir ve keyfiyetleri bilinemez.
Şu halde bizler, Allah’ın Basar ve Sem’ sıfatlarının keyfiyetini nasıl bilmiyor ve varlıklarını kabul ediyorsak, aynı şekilde Allah’ın üst yönde olmasını ve Arş’ını İstivâ etmesini de kabul etmeliyiz. Çünkü varlıklarının sabit olması ve mahiyetlerinin bilinememesi açısından Basar ve Sem’ sıfatlarıyla Fevkiyyet ve İstivâ sıfatları arasında bir fark yoktur. Bunların hepsi, Allah’ın azamet ve yüceliğine layık manâlardır.
Şayet İstivâ vb. haberî sıfatları te’vil edenler, bize, “sizler İstivâ sıfatını te’vil etmemekle teşbihe düşüyorsunuz” derlerse onlara şöyle cevap veririz; “Sizler de, Sem’ ve diğer zatî sıfatları ispat etmekle teşbihe düşüyorsunuz. Zira bunların, Allah’ın Zatı’nda varlığını kabul etmekle, O’na bir takım arazlar nispet etmiş oluyorsunuz”. Eğer “Hayır biz, bunların araz olduğunu söylemiyor, aksine Allah’ın Zatı’na lâyık manalar olarak kabul ediyoruz” derlerse, biz de, İstivâ ve Fevkiyyet hakkında aynı şeyleri söyleriz. Yani sizler nasıl ki, Hayat ve Sem’ gibi sıfatları te’vil etmemekle teşbihe düşmüyorsanız, bizler de, İstivâ, Nüzûl, Yed, Vech, Kadem, Dahk ve Taaccub gibi haberî sıfatları te’vil etmemekle teşbihe düşmeyiz. Zira siz, zatî sıfatların araz olmadığını söylüyorsanız, biz de haberî sıfatların, insanlarda bulunan organlar gibi olmadıklarını ifade ediyoruz. O halde Sem’ ve Basar gibi zati sıfatlar, Allah’a nispet edilirken teşbih olmuyor da, haberî sıfatların nispetinde niçin olsun? Şu halde haberî sıfatları te’vil etmek, hiç de tutarlı değildir. Bu durumda ya, her iki sıfat çeşidini de, teşbihi gerektiriyor diye te’vil edersiniz ya da ikisini de olduğu gibi kabul edersiniz. Haberî sıfatlarda, Allah’a cismiyyet izafe etmeleri açısından teşbih gerekiyorsa, zatî sıfatlarda da, Allah’a bir kısım arazlar nispet etmeleri açısından teşbih gerekir. Eğer biz, bu sıfatların bir kısmını olduğu gibi kabul eder, diğer bir kısmını te’vil edersek, bu durumda kitabın bir kısmına iman etmiş diğer kısmını ise inkâr etmiş oluruz. Cüveynî, Yûsuf, Risâle fî İsbâti’l-İstivâi ve’l-Fevkiyye, s.72,73, 74, 75.
Allah azze ve celle’nin Uluv Yücelik sıfatı hakkında İbn Huzeyme Rahımullah şöyle der: Çoçuk ergen kadın hür köle alim cahil bütün müslümanlar dua ederken başını göğe kaldırıp ellerini yukarı tutuyor aşağıya değil ayetlerde geçen mefhumlar hep göğü yükseği yukarıyı ifade ediyor Firavun bile Musa’ya Allah’ın gökte olduğunu bildirdi.(Ali İmran III/55 Nisa IV/158 Nahl XVI/49 Fatır XXXV/10 Secde XXXII/5 gibi İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid ve İsbatı Sıfati’r-Rab.110-112-115)
Yine bu konuda İbn Huzeyme rahımullah şöyle der:Hafız ebu Abdillah el-Hakim dedi ki:Muhammed b.Salif b.Hani,yi şöyle derken dinledim:İmamların imamı Ebu Bekr Muhammed b.İshak b.Huzeyme,yi şöyle derken dinledim:
Allah,ın yedi semasının üzerinde mahlukatından ayrı olarak Arşa istiva ettiğini kabul etmeyen bir kimse tövbe etmesi istenecek bir kafirdir.Tövbe ederse mesele yok aksi takdirde boynu vurulur ve kokuşarak kıble ehline ve zimmet ehline eziyet vermemesi için de bir çöplüğe atılır. (senedi sahihtir) Bunu el-Haravi de Zemmu-l-Kelam (VI.124/b) de bir başka yoldan İbn Hani,den diye rivayet etmiştir.o sika birisidir.
İbn Huzeyme der ki:Allah’ın nefsi ilim sıfatı vechi Kur’an ve hadislerde belirtildiği gibidir.Bunlar isbatlanırken önce ilgili ayetler sonra sağlam haberler dile getirilir.Çünkü bu ilim ancak kitap ve sünnetle bilinir.Görür işitir ancak mahlukatınki gibi değildir Cehmiyye’nin İlahı görmeyen duymayan putlar gibi olmalıdır Allah’ın el sıfatı vardır iki eli de sağdır.Biz Allah (c.c)’ın haber verdiği arşında istiva ettiğine inanır Cehmiyye’nin yaptığı gibi kelimelerini değiştirmeyiz Onlar Yahudilerin yaptığı gibi kelimeleri değiştiriyor istivayı istevla yapıyorlar Hıcaz Irak alimleri Rabbin her gece dünya semasına indiği’ni rivayet ettiler Nebi bildirmediği için keyfiyetiyle uğraşmadılar Biz bu haberlere inanır tasdik ederiz.Bütün ümmeti Muhammed iyisi kötüsü mü’mini münafıkı ve bazı kitap ehli Sırat Köprüsü kurulmadan önce Rablerini çeşitli tezahürlerle görürler Nebi (sallahu aleyhi ve sellem) mü’minlerin Allah’ı görmesini mehtablı gecede ayın görülmesine benzetti Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar Rabbine bakar ayetinde kastedilen kıyamet gününde Allah’ın has kullarıdır.Esabı (Parmaklar) Yedeyn (iki el) Vech (yüz) ayneyn (iki göz) konularında söylenenler gibi olacağını düşünün Allah’ın kitabında anlattığı Nebi’sinin dilinden açıkladığı Yaratanın sıfatlarına iman konusunda göğsünüzü açması ve size hidayet etmesi sebebiyle uyanık olun Allah’ın yardımıyla hadisciler ve sünnetin takipcilerinin yolunun iyi güzel doğru olduğunu bilin Sizi Müşebbihe diye adlandıranların cehaletini anlayın Allah’ın sıfatlarını yok sayan Cehmiyye bu teşbihi bilmiyor.(İbn Huzeyme Kitabu’t-Tevhid ve İsbatı Sıfati’r-Rab.11-25-21-46-47-53-82-87-101-9-125-172-178-180)
Ebu’l-Hasan el-Eş’ârî şöyle demiştir: Şayet biri çıkar da “siz Allah’ın yüzü olduğunu mu söylüyorsunuz? diye sorarsa ona, şöyle deriz Evet biz, bid’atçilerin aksine bunu söylüyoruz ve delil olarak da “Ancak Rabbinin celâl ve ikrâm sahibi yüzü bâkî kalacaktır. Rahman, 55/27. âyetini ileri sürüyoruz. Eş’ârî, Ebu’l-Hasan Ali b. İsmâ’îl, el-İbâne ‘an Usûli’d Diyâne, Tah. Hüseyin Mahmud, Kahire tsz. s. 124.
Selef’in mezhebi, Allah’ın bizzat kendinin ve Rasulünün, O’nu tahrifsiz ve ta’tilsiz, nasıl olduğunu belirtmeksizin ve benzetme yapmaksızın vasıflamalarıdır. Allah, yücelerin yücesidir. O, her şeyin üstünde ve her şeyden yücedir. O, Arş’ın üstünde, semanın da üstündedir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi