RE: İnsan Nedir?
Ayette bahsedilen bilgi sadece eşya ismi değil; ''özü kapsayan bilgi'' olarak nitelendirilmiş. Konuya tefsirlerden bakalım; yine en doğrusunu Allah bilir:
Rabbin meleklere: "Ben arzda bir halife (Esmâ mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi. Onlar da: "Orada fesat çıkarıp kan döken birini mi meydana getireceksin; biz seni hamdinle (bizde açığa çıkardığın varlığını değerlendirme hâliyle) tespih ve kudsiyetini (her türlü eksiklikten berî oluşunu) dillendirmiyor muyuz?" dediler. (Buyurdu): "BEN sizin bilmediklerinizin Aliymiyim!.." (A.Hulusi)
“Sizin bilmediğinizi ben bilirim.”
Yani siz olayın buraya kadar olanını tahmin edebiliyorsunuz, ya da biliyorsunuz. Ama orda olayın bilmediğiniz bir boyutu var. İşte ben olayın bilmediğiniz o boyutunu biliyorum.
Ve yahut ta şöyle anlaşılabilir.
“Siz olayı sadece yüzeysel bir biçimde değerlendiriyor ve malumatını biliyorsunuz, ben ise hikmetini biliyorum, gerekçesini biliyorum, neden ve niçin ini biliyorum.”
Melekler de kendi kapasiteleri ve gördükleri örnekler kadarıyla, "Halife" olacak "insan"ı, o ana kadar yaşam süregelmekte olan cinler gibi değerlendirerek; yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı bir varlık zannetmişlerdi!
31-Ve alleme ademel esmae külleha sümme aradahüm alel melaiketi fe kale embiunı bi esmai haülai in küntüm sadikıyn
[Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.] (elmalı)
Sonra Adem'e (Esmâ'nın programlanışı, Esmâ bileşiminin açığa çıkışıyla yoktan var edilene) bütün Esmâ'yı (Esmâ ül Hüsnâ'sının anlamlarını açığa çıkarmayı ve kavramayı) talim etti (programladı). Sonra melâikeye: "Eğer dediğinizde ısrarlı iseniz bana (Adem'in) varlığındaki Esmâ'nın (özelliklerinin) neler olduğunu anlatın" dedi. (A.Hulusi)
Adem'e isimlerin öğretilmesinden kasıt, İnsanoğluna eşyaya isim koyma yeteneğinin, eşyayı tanımlama yeteneğinin verilmiş olmasıdır. Hatta buradan yola çıkarak insana irade verilmesidir.
Çünkü; Bir şeye isim koymak, bir şeyi soyutlamakla mümkündür. Örneğin hiçbir papağan bir şeye isim koyamaz. Çünkü eşyayı soyutlayamaz. Soyutlamak aslında yukarıdaki bir kelime ile örtüşüyor. “Takdis” ve “tespih”. Aslında tespih ve takdis soyutlamak anlamına gelir. Yüceltmek, ulvileştirmek, onu yüce bilmek.
Soyutlamak için akıl sahibi olmak lazım. Aklınızı muhakemenizi eşya ile ona koyduğumuz isim arasındaki bağlantı üzerinde kullanmanız lazım.
Bir şeye konulan isim o şeyin alameti ise eğer, bir şeye isim koymak için mutlaka muhakeme yeteneği lazım, akıl lazım, kıyas yeteneği lazım ve hepsinden öte irade lazım.
32 - Kalu sübhaneke la ılme lena illa ma alemtena* inneke entel alımül hakım
[Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin".] (elmalı)
(Bunu değerlendiremeyen melâike): "Subhaneke (her an yeni bir şey yaratıp bunlarla da asla kayıtlanmayan ve sınırlanmayansın)! Bizde açığa çıkarttığın ilimden başkasını bilmemiz asla mümkün değil! Şüphesiz ki sen, Mutlak İlim (Aliym) ve bunu bir sistem içinde (Hakiym) açığa çıkaransın!" (A.Hulusi)
33 - Kale ya ademü embi'hüm bi esmaihim felemma embeehüm bi esmaihim kale e lem ekul leküm innı a'lemü ğaybes semavati vel erdı ve a'lemü ma tübdune ve ma küntüm tektümun
[(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi.] (elmalı)
(Hitap etti): "Yâ Adem (yoktan var olmuş, Esmâ ile hayat bulmuş) varlığındaki isimlerin hakikatinden onlara söz et." Adem onlara (varlığını oluşturan Allâh) isimlerinin işaret ettiği mânâlardan haber verince (yani bu isimlerin özellikleri kendisinde açığa çıkınca); Allâh onlara fark ettirdi: "Demedim mi size ben, muhakkak ki bilirim semâlar (şuur boyutu) ve arz (beden) boyutunun gaybını (açığa çıkmamış sırlarını, özelliklerini)... Ve ben bilirim gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı!" (A.Hulusi)
Meleklerin acaba ne gizliyor olduğu sorusu sorulabilir. Yani bu ayette ima edilen melekler bir şeyi mi gizliyorlardı gönüllerinde. Bu ayetlerin hatıra getirdiği nükte şudur.
Melekler;
- Ya rabbi, biz seni tespih ederken, ulularken, yüceltirken, anarken kalkıp ta yer yüzünde bozgunculuk çıkaracak, yeryüzünde fesat, terör ve anarşi çıkaracak, orada kan dökecek birini niçin yaratıyorsun.Derken aslında;
- Ya rabbi, halife bizi seç. Biz hilafete herhalde insandan daha önde geliriz, daha layığız..!Gibi bir his, bir duygu olsa gerek ki, Allah onlara;
- Sizin sakladıklarınızı da, sizin açıklamadığınızı da bilirim.Buyurmaktadır.
M. İslamoğlu
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 08-06-2015, Saat:05:02 PM, Düzenleyen: Zehan.