You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Acemi Üye
İnsan . . .
İnsan...

İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran sonra onlara sayısız nimetler veren Allah (tebareke ve teala)'a hamd olsun. İnsanları İslâm'ın aydınlığa davet eden ve onlara kanat geren Nebi (asv)'ye onun temiz ehl-i beytine ve gece gündüz bu yolda mücadele eden ümmetine olsun.

Allah (tvt) bizlere öncelikle peygamberi tavsiye etmekle birlikte bu ümmetin öncülerini tavsiye etmiştir. Kurtuluş yolunun onların yolu olduğunu birçok kez mukaddes kitabızda bildirmiştir. İşte bu bildiri, insanları onların yolundan gitmeye teşvik etmiştir. Allah (tvt) bizleri hidayet ile şerefli kıldı islam'ı öğretti islam'ı sevdirdi onun davasını dert edinmemizi her halde ve zamanda bütün olaylara islam'ın penceresinden bakmamızı öğretti O'na sonsuz hamd ve senâ olsun.

Uzun bir müddet gerek dünyevi gerek uhrevi çalışmalarımızın olması hasabiyle yazdığımız risaleleri sizinle paylaşamadık. Bazı sorulan sorulara cevaplar hazırladık ancak paylaşmak nasip olmadan elimizdeki cevap ve risaleler bazı sebeplerden dolayı kayboldu. Şuân sitemiz de bulunan risale ve kitapları yeniden bir araya getirip linklendirip indirmenizi sağlayacağız inşaAllah.

Diğer yandan yazdığımız yazıların bir kısmı kesilip adaletsiz bir şekilde islam uslubuna yakışmayacak karalamalar ve tabirler kullanılarak kendilerince cevap yazıp batıl bir itikada sahip olduğumuz öne sürülmüştür. O mesele hakkında bilgisi olanlara risalenin tamamını okumalarını tavsiye ediyoruz. Şayet verilecek cevapları olsaydı risalenin tamamını ele alıp bir harfini bile çıkarmadan cevap yazmaları gerekirdi.

Diğer yandan bir risalemizi ele alarak “Onu tekfir ediyorsanız bunuda tekfir edin” manasını cıkarıp risalenin bir harfini bile almadan akılsızca bir cevap yazılmış ancak kaale alınacak bir yanı yoktur. Çünkü vermek istediğimiz mesaj onların anladığı gibi olmayıp hakkı hakikati göstermekti. Vel Hasıl'ı kelam Akidemiz yazdıklarımız ve savunduklarımızdır.

Ayrıca bütün paylaşımlarımız sadece bu sitede yapılacaktır. Facebook vs diğer sayfalarla bağlatımız olmadığı gibi facebookta yönetilen sayfa müslüman kardeşlerin elindedir. Akidevi Hiçbir problemimiz yoktur. Ancak biz o türlü yerlerden içtinap edip fitneden uzak durduk. Allah (tvt)'da bizi emin kılsın.

Yazılan bütün yazı ve kitaplar sadece Allah (tvt) rızası için hazırlanmıştır. İlim Allah (tvt)'ndır Biz sadece naklettik. Her hakkı Allah (tvt) rızası için vakfedilmiştir. Allah bize ahirette faydalı kılsın. Biz O'ndan geldik yine O'na döneceğiz O ne güzel dosttur, O ne güzel Vekildir.



İNSAN NEDİR?

“İnsan; Ruh ve beden bütününden oluşan benlik şuuruna sahip, akıl, duygu ve arzu karışımı, konuşma ve iş yapma becerisi olan en üstün canlı varlıktır.”


“Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve maddi varlıklar arasında mesuliyeti olan tek canlıdır.” Ayrıca insan kelimesinin iki kökten türetildiği iddia edilmiştir.
İlki; ins, üns, enes’dir. Bu kök insanın beşer cins anlamında erkek ve dişi farklılığına işaret ettiği gibi; üns anlamında da oluşmak, uyum sağlamak, cana yakın olmak manalarına gelir.


İkinci kök ise; nesy’den “nisyan” olduğu ileri sürülmüştür. Bu iki tanımda insanla uyum içindedir. İnsan, beşerdir. Ünsiyet kuran bir varlıktır. Bunu yaşamını devam ettire bilmek için yapar. Yine aynı şekilde insan nisyan eden bir varlıktır. Yani unutan, unutmayı zatının bir özelliği haline getirendir. İbni Abbas’a nispet edilen bir rivayette; “İnsan Allah’a verdiği ahdi unuttuğu için bu ismi almıştır.”der.


Bu unutmanın bu anlamda iki ciheti vardır;
İlki; yaratılış gayesini, sorumluluklarını, Allah’a verdiği ahdini, görevlerini unutması ki bu yerilendir.
İkincisi ise; acıları, hüzünleri, dertleri, kederleri, matemleri, sevinçleri, hayatta başına gelen iyi ve kötü şeyleri unutmasıdır. Bu da olması gerekendir.


İnsan için ayrıca bu niteliklere bakarak şöyle de söylenilmiştir; “ Allah insanı topraktan, çamurdan dolayısı ile maddeden yarattı ve ona kendi ruhundan üfledi. Dolayısı ile insan maddeden ve ruhtan var edildi. İşte insanın negatif durumları maddeden, pozitif durumları ise ruhtan kaynaklanır.”
Bu açıklamadan şunu çıkarabiliriz; insan akıl ve iradesi ile ahseni takvim suretinde yaratılmış ve vahiy eksenli kullanırsa hayra, kullanmazsa esfeli safiline düşen şeytan akıbetli şer, ona kesbi olacaktır.
İşte bu varlık kendisine ilk oku emri ile insana ait okumaları hayatı boyunca durmadan okuyacak...
Vahyin muhatap aldığı insan 65 yerde zikredilmektedir:
·18 yerde “ins”
·1 yerde “insi”
·1 yerde “enasi”
·230 yerde ise “nas” olarak geçmektedir.
Vahiy insanı ayrıca birkaç farklı açıdan de ele alır. Mesela; insanın yaratılışı, yaratılış sürecindeki safhaları, insanın atası Adem’in(asa)bu yaratılış sürecindeki fonksiyonları, insanın donanımları, gücü, yetenekleri, kabiliyetleri, insanın zaafları, eksikleri, sorunları, problemleri, eceli, ölümü… Yüzlerce ayet insanın hep farklı yönlerini inceler ve bizim zihnimizde oluşan insan kimdir? Sorusunun cevabını verir. Bu cevaplar içerisinde bizim üzerinde durmaya çalışacağımız konu ile alakalı iki yön vardır.
·İnsan yetenekleri ile kimdir?
·İnsan zaafları ile kimdir?


İNSAN YETENEKLERİ İLE KİMDİR?


·Eşyaya isim koyma kabiliyetine sahiptir.
“Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra bütün nesneleri meleklere göstererek, «Haydi, eğer davanızda haklı iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin» dedi. (Bakara / 31)
·Sorumluluk sahibidir.
“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi. ( Ahzap /72)


·İyilik yapmayı sevendir.
“Biz insana, ana- babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. Bana ve ana- babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Allah'adır.( Lokman / 14)


·Allah’tan hakkıyla korkanlardır.
“Müminler ancak öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir, yanlarında Allah'ın ayetleri okunduğu zaman bu ayetler imanlarını arttırır, pekiştirir ve sadece Rablerine dayanırlar”.( Enfal / 2)


·Tövbe eden ve günahından pişmanlık duyandır.
“Bu kimseler 'Ey Rabbimiz, inandık, günahlarımızı affeyle, bizleri Cehennem ateşinin azabından koru' derler”. ( Ali İmran / 16)


·Sabreden, direnendir.
“Ey müminler, sabırla ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Hiç şüphesiz Allah, sabredenler ile beraberdir”. ( Bakara /153)


·Haksızlığa karşı yardımlaşanlardır.
“Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman, yardımlaşarak kendilerini savunurlar”. ( Şura /39)
“Biz bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Fakat insan, tartışmaya son derece düşkün bir varlıktır”.( kehf / 54)


·İyiliği emreden, kötülükten alıkoyandır.
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet olsun. İşte kurtuluşa erenler bunlardır”. ( Ali İmran / 104)


·İhtiyaç sahiplerine yardımda bulunandır.
“Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı”. ( Zariyat / 19)
·Affetmeyi seven, kusurları bağışlayandır.
“Onlar bollukta ve darlıkta Allah için mal harcarlar, öfkelerini yenerler ve insanların kusurlarını bağışlarlar. Hiç kuşkusuz Allah iyilikseverleri sever”. ( Ali İmran / 134)



İNSAN ZAAFLARI İLE KİMDİR?

·Kan dökücüdür.
“Hani Rabb'in, meleklere «Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım» demişti. Melekler Rabb sen yeryüzünde kargaşalık çıkaracak, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor, takdis ediyoruz» dediler. Allah meleklere «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi”. ( Bakara / 30
·Mala ve dünyaya hayatına düşkündür.
“Kadınlara, evlâdlara, tartı tartı biriktirilmiş altın ve gümüşe, otlağa yayılmış atlara, küçükbaş hayvanlara ve ekinlere karşı aşırı tutkunluk insanlara cazip gösterildi. Bunlar dünya hayatının nimetleridir. Oysa asıl varılacak yer Allah katındadır”. (Ali İmran / 14)
“Doğrusu o, malı çok sever”. (Adiyat / 8)


·Zayıf yaratılışlıdır.
“Allah yükümlülüklerinizi hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır”. ( Nisa / 28)
·Vefasızdır.
“İnsanın başına bir sıkıntı gelince yatarken, otururken ve ayaktayken bize yalvarır. Fakat sıkıntısını giderdiğimizde başına gelen sıkıntıdan dolay bize hiç yalvarmamış gibi olur. İşte ölçüyü aşanlara, işledikleri kötülükler böylesine güzel gösterildi”. ( Yunus / 12)
·Nankördür.
“Eğer denizde başınıza bir bela gelirse, Allah dışında imdada çağırdığınız ilahlar ortalıkta görünmez olur. Allah sizi kurtarıp karaya çıkarınca O'na sırt çevirirsiniz. İnsan gerçekten son derece nankördür”. (İsra / 67)
·Şımarıktır.
"Eğer insana önce rahmetlerimizi tattırıp sonra onu elinden alsak, o mutsuz bir nanköre dönüşür”. ( Hud / 9)
·Düşmandır.
“O insanı bir meni damlacığından yarattı; fakat o birdenbire pervasız bir tartışmacıya dönüştü”. ( Nahl / 4)
·Cimridir.
“Onlara de ki; «Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsa, bu hazineler tükenir kaygısı ile kimseye bir şey vermezdiniz. Zaten insan son derece cimridir.» ( İsra / 100)
·Acelecidir.
“İnsan iyiliğe kavuşması için dua ettiği gibi aynı yönelişle başına kötülük gelsin diye de dua eder. Gerçekten insan pek aceleci pek, fevridir”. ( İsra / 11)
“İnsanın yaratılışında «acelecilik» mayası vardır. Size ayetlerimi, mucizelerimi yakında göstereceğim; biraz sabırlı olunuz”. ( Enbiya / 37)
·Ümitsizdir.
“Biz insana nimet verdiğimiz zaman sırt çevirir, bizden uzaklaşır. Başına bir kötülük gelince de umutsuzluğa kapılır”. ( İsra / 83)
·Tartışmayı sevendir.
“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi”. ( Ahzap / 72)
“Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirileceğinizden kuşkunuz varsa, biliniz ki, gücümüzü kanıtlamak için sizi önce topraktan, sonra spermadan, sonra embriyodan, sonra yapısı belli- belirsiz bir çiğnemlik et parçasından yarattık. Size belirtmek için dilediğimizi belli bir sürenin sonuna kadar rahimlerde tutarız. Sonra da sizleri çocuk olarak meydana çıkarırız. Böylece yetişip ergenlik çağına gelirsiniz. Kiminizin erken yaşta canı alınır ve kiminiz de ömrünün en kötü dönemine kadar yaşatılır ki, bilirken bir şey bilmez olur”. ( Hac / 5)
“Onlara «Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'ındır.» ( Mümin / 12)


Bu ayetlerde de anlaşıldığı gibi Allah (cc) insanı iki şeyden yarattı:
·Topraktan çıkan besinlerin özünden
·Allah’tan gelen ruhtan



İNSANA AİT BAZI ÖZELLİKLER

·İnsan övünmekten, sevilmekten ve saygı görmekten hoşlanır.
·İnsan eleştirilmekten ve şikayet edilmekten hoşlanmaz
·İnsan daima kendini haklı görür.
·İnsan kendisini olduğundan fazla görür
·Her insanın farklı duygusu, amacı ve çıkarı vardır.
·Her insanın kendine özgü farklı tavrı, davranışı, usul ve üslubu vardır.
·Her insanın kendisine mahsus bir kişiliği vardır.
·Her insanın kendisine ait bir ilgi alanı vardır.
·Her insanın belli bir gücü ve çevresi vardır.
·İnsan hem mükemmel hem de kusurludur.
·Her insan genelde kendi çevresine önem verir. Başkalarına da duyarlıdır.
·İnsan sözden çok eyleme önem verir.
·Her insan bağımsız olmak, diğer insanlardan farklı olmak ve tek olmak ister.
· Her insanın zaafı vardır; ama her insanın bir üstün tarafı vardır.
Hususi olarak davetçiler insanı iyice tanımalıdırlar. Genel manada ise insanoğlu kendini tanımalıdır. Bunun içinde kendine ait bu özelliklerden yola çıkarak sürekli muhasebe ve murakebe etmelidir.
Örneğin; Neleri iyi yapıyorum! , Neleri yapmaktan hoşlanıyorum! Yapamadıklarım nelerdir? Hoşlanmadığım konular ve işler nelerdir? Niçin gönderildim? Kime göre yapmalıyım?
Bu ve buna benzer sorulara cevap aranırsa insanoğlu aldığı yolda başarılı olacaktır.
Bu başarıyı sağlayabilmesi için de ifade ettiğimiz gibi kendini tanıması ile olacaktır. Ve bazı unsurlarla bunu açıklayabiliriz.


·AKIL GÜCÜNÜ TANIMAK
İnsanın kendini tanımasına yardım eden unsurlardan biri zihinsel tercihi ve bu tercihin nedenlerini öğrenmekle gerçekleşir.
İnsan beynini incelediğimizde, iki yarım kürenin corpus callosum denilen özel bağlantı dokuları ile birleştiğini görürüz.
Araştırmacılar ilk kez tek bir insan beyni üzerindeki iki parçanın ayrı ayrı işlediğini görme ve inceleme fırsatı bulmuşlar. Böylece beynin biri sağ diğeri de sol olmak üzere iki parçadan oluştuğunu tespit etmişlerdir.
SAĞ BEYİN: Çok fazla bilgiyi, herhangi bir bilinçli çaba göstermeden anlamlandıran veya çözüm bulmaya çalışmadan otomatikman tutma yeteneğine sahip olan kısımdır.
Sağ beynimiz aynı zaman da şekilleri, yerleri ve uzaklıkları çok iyi anlayabilir.
Sol beynimiz ise, dil, mantıksal değerlendirme konusunda ustadır.


·KİŞİLİĞİ VE DAVRANIŞLARI TANIMAK
İnsanın tanıması gereken ikinci unsur kişiliği ve davranışlarıdır. Bizim başarı elde edebilmemiz için:
·Kişiliğimizi öğrenmemiz gerekiyor. Bu açıdan kişiliğimizi tanımlayabilmek için duygularımızı ve davranışlarımızı gözlemlememiz gerekiyor.
Kendi kendimize şu soruları soralım?
·Kur’anı anlamak istiyor muyum?
·Sünneti yaşamada kararlı mıyım?
·Huyum güzel mi?
·Uyumlu muyum?
·Sosyal münasebetlerim olumlu mu?
·Prensipli biri miyim?
·Çevremde sevilip sayılıyor muyum?
·Kişilik özelliklerim nelerdir?
·Davranışlarımızı olumlu yönde oluşturmamız lazımdır:
·Davranışlarımız doğuştan gelmez,
· Davranışlar davranışları doğurur.
· İnsanların bize karşı sergiledikleri davranışlar, bizim onlara sergilediğimiz davranışlardır.
·Nasıl davranacağımıza kendimiz karar veririz.
·Davranışlarımız insanlarla olan ilişkilerimizi ya olumlu veya olumsuz etkiler.
·Davranışlar çok etkili bir silahtır. Bu nedenle dikkat etmemiz gerekenler:
·Davranışlarımızın ölçüsü nedir?
·Davranışlarımız olumlu mu?
·Davranışlarımdan memnun olmayanlar var mı?
·Davranışlarım İslam ümmetine faydalı mıdır? Veya zararlı mıdır?
·Davranışlarımızda kimi örnek alıyoruz?
·Olumsuz davranışlarımızı düzeltiyor muyuz?


·BİLGİNİZİ TANIMAK
Yola kur’an ile başlayana peygamber ve ilim gereklidir. Bu sebeple bilgisi olmayanlar yolun uzaması ile yorulur, tökezler ve erken pes edip düşebilirler. Onun için mükellefler azıklarını listeleyip tedarik etmelidirler.
İnsanlar bilgi bakımından dört grupturlar:
·Bilir fakat bildiğini bilmez; bu ihmalkardır, o halde ona hatırlatınız.
·Bilmez ve bilmediğini de bilmez; bu akılsızdır, o halde onu bırakınız.
·Bilmez fakat bilmediğini bilir; bu cahildir, buna öğretiniz.
·Bilir ve bildiğini de bilir; bu alimdir, bunu takip ediniz.
Bu eğitim ve öğretim şekli insanları diğer canlılardan ayıran özelliklerdendir. İnsan ile hayvan arasındaki fark örneğin; insan öğrenerek gelişir hayvan ise doğduğunda tabiri caizse proğramlanmış bir şekilde hareket eder.
Bu nedenle insan kendinde ki bu öğrenme iştiyakını ziyadeleştirmelidir. Şu halde insan olarak biz de var olan bilgiyi öğrenme yolunda çaba sarf etmeliyiz. Mesela;
·Ne biliyorum?
·Ne kadar biliyorum?
·Bildiklerim yeterli mi?
·Bildiklerim kaynaklı mı?
·Bilmek istediklerim var mı?
·Bildiklerimle amel ediyor muyum?
Sonuç itibarıyla insan bir damla sudan ama mahiyet itibarıyla ilgi ve alakadan yaratıldı. Ve yeryüzünde muayyen vakte kadar kulluk yapma, kendini tanıma, imar etme vs. şeylere mebni olarak yaratıldı. Şu halde biz kim olduğumuzu, nasıl olduğumuzu, özelliklerimizi, sevdiğimizi ve sevmediğimizi, haddimizi bilerek sırf Allah için varlığımızı ve ona verdiğimiz fıtri misakını ve üzerinde sebat etme sözünü idrak edip yaşamak yegane amacımız olmalıdır. İlahi kelamı muhatap olarak ele aldığımızda konumumuzu iyice öğrenmeliyiz.
“Oku yaratan rabbin Ekrem sahibidir.”
Değil midir? Düşünsene bir? Sen neydin? Kendini tanıdın mı? Cevabın evet ise o zaman senin dışında ve sana müteallik şu koskoca alem(ler)i de buna ekle. SUBHANALLAH!
Rabbim bunca şeyi bize hiç karşılık beklemeden veriyorsa şu halde ben bundan böyle haddimi bileceğim. Rabbim bunca şeyi karşılık beklemeden vermene rağmen, düşünüyorum da her şey bilhakika senin iken sen onu bizim yararlana bilmemiz için sarf ettiriyorsun da onlardan bir ücret istemiyorsun. Örneğin nefes almak için oksijeni bize ücret karşılığında satıversen acaba buna kim dayanabilir. Hangi hazine bunu karşılaya bilir. Düşünmek bile insanı yoruyor ve bu aciz biçare kulun sana söz verip kitabınla hareket edecek ve bundan böyle hayatımı ve hayatları buna şahit kılacağım(z)… ALLAHUMME AMİN
“O kalemle yazıp(eğitim ve öğretimi nesillere faydalı kılmak için zapt etmeyi) öğretti.”
Artık sözün bittiği yerdeyiz. Kalbin ve zihnin zinde olduğu bir hadise… Buna karşı yapacağımız şey öğrenmek ve bu öğretim vasıtalarını kullanarak rabbimizin bize verdiklerini hamd ile tesbih ederek yaşamaktır. Çünkü bu meleklerin bile acziyete düşüp ikrar ettiği hakikatlerdir:
سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
«Ya Rabbi, sen yücesin, bizim senin bize öğrettiklerin dışında hiçbir bilgimiz yoktur, hiç şüphesiz sen herşeyi bilirsin ve her yaptığın yerindedir»
Bu kadar şeyi düşün bir hele… Dön bir daha düşün…
“İnsan bilmiyordu (o) öğretti”
Bunca şeyden sonra düşün; sen bunlarla beraber neler öğrendin neler. Oysa öncesinde hiçbir şey değildin ve o öğretmese idi sen, ben, o, biz hiçbir şey bilmeyecektik.
Ey acayip insan! Kendine geldin mi? Okudun mu? Evet! Evet! Okudu(m)k. Hem de mümkün olan her şeyi…
Evet arkadaşlar! Bu ayetler bize başlangıç olarak yeterdir. Ve bu okuyuşumuz ilk neslin okuyuşu kadar canlı ve samimi olmak zorundadır.
Bizler öğrenirken aynı anda öğrendiklerimizi hayata da yansıtırsak rabbimiz de bize eşyanın hakikatlerini öğretecektir.
Ey Nefis! Bundan böyle onun istediği şekilde bir hayatı yaşayacağım. Eyvah! Ben verdiğim ahdimi unut(u vermişim)muşum…
Rabbim! Sana hamd olsun ki bu haldeyken canımı almadın. Yoksa ben senin huzurunda nasıl durabilirdim.
Ey Müslüman kardeş! Sana bir müjde. İslamın yaşanılabilinir şeklini en güzel yaşayanlar başta peygamberimiz olmak üzere ilk nesil sonra onlardan sonra gelenler sonra onlardan sonra gelenler olduğunu bil ve onlar gibi ol!
Bu da bizim kendimizle olan söyleyişimizdir. Hiç kimsenin yaşayışına ve insanların kilu kallerine de bakıp etkilenmeyin.

KENDİNİZİ DEĞİŞTİRİN
Mükellef müslümanlar her şeyden önce kendilerini değiştirmelidirler. Uzun süren gözlemlerimize dayanarak diyoruz ki özellikle sorumlu düzeyindeki bütün müslümanların kendilerini değiştirmemeleri baş koyacakları dava yolunda önemli bir engel olarak önümüzde durmaktadır.
Her konuda geliştiğini zannedenin gelişmesi durur. Kendini sürekli kemale doğru değiştirmeyen ve değiştiremeyen hiçbir zaman kemale ulaşamaz.
İnsanlar içerisindeki konumunuzun ne olacağını değil, islama nasıl hizmet edeceğinizi düşünün. Bizler yani müslümanlar olarak sistematik eğriliklerimizi görüp düzeltirsek doğrularımızı melekler zaten tesbit edip yazıyorlar.
Mücadele yalnız insan nefsinin alışık olduğu ortam, seviye ve şartlarda verilmez, bir davanın mücadelesi mücadele verenlerin seçim ve tercihlerine bağlı değildir. Dava için mücadele verenler, dava mücadelesinin şartlarına tabidirler. Davanın mücadelesinin şartlarını, seviyelerini, ortamlarını önderlik, ulema ve şura belirler…


Duamızın sonu Alemleri Rabbi Olan Allah'a Hamd'dir.

Yazan; Tewhid we Takwa
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.