You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yeni Üye
inkar etmek
selamun aleykum kardeşlerim abilerim.
kendimden ve ALLAH'tan utanarakta olsa bu suali sormak zorundayım
ben 41 yaşındayım yıllardır dinimizin gereklerini yerine getirmedim boşa yaşadım
hatta bir dönem inkar ettim
ama birkaç aydır namaza baladım sürekli dinimizi araştırıyorum hanefi mezhebindenim
kuranı kerim' in türkçe melalini okudum en kısa zamanda ALLAH nasip ederse kur an derslerine başlamak istiyorum
yani kulluk görevlerimi yapmak için elimden geleni yapmak istiyorum
ancak ben müslüman doğmuş sonra dini vazifelrini yapmamış hatta inkara kadar gitmiş bir kişi olarak şuanki imanım pişmanlığım ne derece sahihtir
bu konuda kendime sürekli eziyet ediyorum
daha önce yaptıklarım için affedilemeyeceğimi düşünüyorum
dularımın ibadetlerimin bana faydası olurmu?
çok pişmanım ama çok geç kaldımmı bilmiyorum bu konuda lütfen bilgisi olanların yardımını rica ediyorum
ALLAH razı olsun
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: inkar etmek
Yâ beniyyezhebû fe tehassesû min yûsufe ve ehîhi ve lâ te’yesû min revhillâh(revhıllâhi), innehu lâ ye’yesu min revhillâhi illel kavmul kâfirûn(kâfirûne).

Ey oğullarım! (Haydi) gidin de, Yûsuf’la kardeşinden bir haber araştırın; hem Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Çünki kâfirler topluluğundan başkası, Allah’ın rahmetinden ümîd(ini) kesmez.'


***

siz tevbe edip pişman olmuşsanız bu çok önemli..
Allahın rahmeti sizin günahınızdan daha büyüktür!
Allah dilemiş ki siz inanmış ve vazifeleriniz yapmaya başlamışsınız.
unutmayın;böyle düşünmeniz şeytanın vesvesesedir.

Allah ibadetlerinizi ihlaslı ve daim etsin inş..
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-03-2014, Saat:09:50 PM, Düzenleyen: Nazlıcan.
Profesör
RE: inkar etmek
aleykum selam

aklınıza takılan sorularınızı burda rahatça sorabilirisiniz müsterih olun,
bilen arkadaşlar yanıtlıyacaktır.
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: inkar etmek
inkar ettiğini boşa yaşadığını söylerken nasıl samimiysen

tövbe edip,pişman olup iyi ameller işleme konusunda da aynı samimiyette olup olmadığını anlayabilirsin

sen içinde bu pişmanlığı yaşayıp ve eski hatalarına dönmemekte gayret ediyorsan

bil ki Allahı çok bağışlayıcı bulacaksın

hepimiz az ya da çok hep hata yapıyoruz hep günah işliyoruz ama işte önemli olan bu hatamızın farkına varabilmek ve doğru yola ulaşabilmektir


Allahın kapısından başka kapı yok

önemli olan bunu bilmektir

bunu kim bilebilirse Allah onu içindeki o pişmanlıkla o suuçluluk duygusuyla ortada bırakmayaaktır

Allah kullarının kendisine tövbe etmesini bekler her zaman

kullarını affetmek ister

Allah bize kendimize acıdığımızdan daha çok acıyandır

halböyleyken Allaha yönelip tövbe eden insanın dağlar kadar da günahı olsa Alllah tövbe edip halini düzeltenleri affedeceğini buyuruyor

ve Allah sözünden dönmez.
AKLI YETEN GÖRDÜGÜNE İNANIR
YÜREGİ YETEN GÖRMEDİGİNE

Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-03-2014, Saat:10:04 PM, Düzenleyen: Z4F3R_.
Kıdemli Üye
RE: inkar etmek
Peygamberimiz (asm), Hayber kalelerinden bir kaçını muhasara altına almıştı. Bu sırada önüne davarlarını katmış birinin İslâm ordusuna doğru geldiği görüldü. Bu adam, Hayber Yahudilerinden Âmir'in Yesâr adını taşıyan Habeşli kölesi idi. Davarlarını güder dururdu. Hayber kalelerinin kuşatıldığı sırada, Yahudilerin silahlarına sarılmak istediklerini görünce, "Ne yapmak istiyorsunuz?" diye sormuştu. Yahudiler, "Şu kendini 'Resûl' diye ilân eden adamı öldürmek istiyoruz." cevabını vermişlerdi. "Resûl" kelimesini duyan Habeşli Yesâr, bir an duraklamış, bu kelimenin âdeta şefkatli bir el gibi kalbini kapladığını hisseder olmuştu.

Yesâr sadece, Yahudilerin beyanlarıyla iktifa etmek istemiyor, meseleyi kaynağından öğrenmek istiyordu. İşte bunun için davarlarını önüne katarak, Hz. Resûlullah (asm)'ın huzuruna çıkageldi:

"Sen neler söylüyor ve nelere dâvet ediyorsun?" diye sordu. Resûl-i Ekrem,

"İslâmiyete dâvet ediyorum. Allah'tan başka ilâh bulunmadığına ve benim de O'nun Resûlü olduğuma şehâdete, Allah'tan başkasına ibâdet etmemeye çağırıyorum." buyurdu. Yesâr, bu sefer,

"Peki, ben, dediğin gibi iman eder ve şehadette bulunursam bana ne var?" Resûl-i Ekrem,

"Eğer bu iman ve bu şehadet üzere olursan Cennet var!"1 dedi.

Bunun üzerine Yesâr, hemen orada Müslüman oldu. Resûl-i Ekrem, ona bu iman ve şehadet üzere ölürse Cennete gireceğini söylemişti. Amma Yesâr müteredditti. Yaşadığı muhitte insanlar makam ve mevkilerine, zenginlik ve fakirliklerine, güzellik ve çirkinliklerine göre muamele görüyorlardı. Güzel olmayana, hele köleye kimse itibar etmezdi. Bu sebeple,

"Yâ Resûlallah! Ben Habeşî (siyah tenli) çirkin yüzlü ve fakir bir adamım, bir köleyim! Bu halimle Yahudilerle çarpışır ve ölürsem yine Cennete girer miyim?" dedi.Resûl-i Ekremden Yesâr'ı sevince boğan bir cevap geldi:

"Evet, Cennete girersin!"2 Yesâr bu sefer,

"Yâ Resûlallah! Şu davarlar bana emânettir. Şimdi ben onları ne yapayım?" diye sordu. Peygamberimiz,

"Onları karargâhtan çıkar. Onlara doğru ufak taşlar at ve bağır! Onlar, sahiplerinin yanına dönecektir." diyerek Yesâr'a yol gösterdi. Yesâr hemen kalktı. Yerden bir avuç kum alıp davarlara doğru savurdu:

"Haydi, artık sahibinize dönünüz." dedi. Davarlar, sanki biri tarafından güdülüyormuş gibi, topluca gidip sahiplerinin yanına vardılar.3

İslâmiyetle şereflenen Yesâr, artık o andan itibaren Allah yolunda çarpışan bir mücahid olmuştu. Mücahidler safında düşman arasına cesurca dalıyordu. Çok geçmeden Hayber kalelerinden atılan taşlarla şehid oldu. Böylece, bir vakit namaz kılma fırsatını bulamadan Cennete uçan Müslüman ünvanını aldı.4

Üzeri örtülü idi. Yerde uzatılmıştı. Cenazeye bakan Hz. Resûlullah (asm)'ın bir ara yüzünü çevirdiğini farkeden Sahabîler merakla, "Yâ Resûlallah! Ondan yüzünüzü niçin çevirdiniz?" diye sordular. Resûl-i Ekrem Efendimiz sebebini şöyle izah etti:

"Şehid, vurulup yere düştüğü zaman Cennet hurilerinden iki zevcesi gelip yüzünden tozları silerler ve 'Allah, seni toza toprağa bulayanın da yüzünü toza toprağa bulasın! Seni öldüreni, öldürsün!' derler. "Allah, bu kuluna ikram edip, onu hayra sevk etti. Allah'a hiç secde etmediği halde, Cennet hurilerinden ikisini, onun başucunda gördüm!"5

İşte, ihlaslı az amel ve işte ebedî saadet, sonsuz mükafat ve ecir! Bu hadise bize, hal, hareket ve sözlerimizde en mühim unsurun ihlas ve samimiyet olduğu dersini veriyor. Ayrıca bu hadisede görüyoruz ki, Peygamber Efendimiz (asm), iman ve İslâma dâvette insanlar arasında asla içtimaî mevkii ne olursa olsun fark gözetmiyordu. Evet, Yesâr kara kuru ve çirkin yüzlü bir köle idi. Üstelik içtimaî seviyenin o zaman insanları nazarında en düşük tabakası sayılabilecek bir mevkide idi. Bütün bunlara rağmen Efendimiz (asm), onu hakir görmüyor, küçümsemiyor; 'Müslüman olsa ne olur, olmasa ne olur' gibisinden herhangi bir küçümseme eseri göstermiyordu. Aksine gayet ciddi bir şekilde ona İslâmiyeti anlatıyor, böylece de ebedî saadeti elde etmesine vesile oluyordu. İslâm ve imana hizmette bulunanların da aynı ölçü ve düşünceyle hareket etmeleri gerekir.

Kaynaklar:

1. İbn-i Kesîr, Sîre, 3:361.

2. A.g.e., 3:362.

3. Sîre, 3:359.

4. A.g.e., 3:359.

5. Sîre, 3:359.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-03-2014, Saat:10:26 PM, Düzenleyen: hallac-ı mansur.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.