İnsan yaşlanınca ne güzelliğinin, ne kariyerinin, ne birikimlerinin, ne de markalı eşyalarının bir kıymeti kalacaktır. Kişinin yaşlılıkla beraber vücudu yorgun düşecek, hastalıklara yakalanması kolaylaşacaktır. Bu durumda üzerindeki kıyafetler, bindiği araba, oturduğu ev gençliğindeki gibi ona aynı derecede haz vermeyecektir. Kısacası Rabbimizin Kuran’da haber verdiği üzere dünyaya ektiği ekin zamanla kuruyacak ve çer-çöp olacaktır.
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöpoluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. (Hadid Suresi, 20)
Dünyanın bu acizliği görünen bir mucize olarak apaçık ortadayken insanların büyük bir bölümünün bu durumun farkında olmadan yaşamaları elbette şaşırtıcıdır. İnsanı uzun emellere kaptırıp, Allah’ı anmaktan uzaklaştıran şeytan, bu insanların vicdanlarının körelmesine sebep olmaktadır.
Bu insanların dünyaya bağlılıklarından dolayı unuttukları bir gerçek olan ölüm, müminler için bekledikleri ve Allah’a kavuşmak için geçiş anıdır. Allah’ı unutan insanlar içinse ölüm bir sondur. Bu yüzden de onlar için bir azap, gerçek kabul ettikleri dünyadan bir kopuştur.
Ömrünü Allah’ın değil de kendi kuralları ile geçiren insanlar ahirette eşi benzeri olmayan bir pişmanlığı yaşayacaklardır. Geriye baktığında çalışıp çabalayarak elde ettiklerinin o gün bir kıymetinin olmadığını anlayacak, Allah’ı unutarak yaşadağından dolayı alacağı karşılığı farkedecektir. İşte bu, insanın her zerresini kuşatan bir acı ve pişmanlık anıdır.
İşte bunların, ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların onda (dünyada) bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur. (Hud Suresi, 16)
İnanan kimseleri, dünyada çoğu insanın düşüncesizce ve şükürsüz yaşamaları etkilememelidir. Bu Allah’ın bir kanunudur; yeryüzünde insanların büyük bir bölümü imanı yaşamayacak, Allah da imtihanın bir gereği olarak onlara verdiği nimetlerde arttırmalar yapacaktır.
Rabbimiz tüm evreni O’nun varlığının farkına varalım, sadece O’nu sevelim ve sadece O’ndan korkalım diye yaratmıştır. Tüm evren ve yaratılmışlar nasıl ki Allah’a secde ediyorlarsa, insan da yaratılışına uygun Rabbine boyun eğmeli ve O’nun için yaşamalıdır.
"Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın." (Taha Suresi, 16)