Totaliter bakış açısı bireysel düşünce özgürlüğünü kısıtladığı için Kutsal Kitaplarda sözü edilen ‘imtihan’ kelimesine ve açıklamasına da otomatik olarak aykırıdır. Bu durumda totaliter din tamamen amacına ihanet ederek onunla ayrışmış bulunmaktadır.
Laiklik ise dini sosyal ve hukuksal alandan alıkoyduğu zaman değil, “Ya bendensin, ya tenten! Hadi başka kapıya…” gibi kaba cümleleri dillerimizden, çirkin ifadeleri yüzümüzden, önyargıyı zihnimizden attığımız zaman zirveye yerleşecek başlıca insani tavır olabilecektir.
Hayalini kurduğum şey laiklikten uzak duruyor, çünkü laiklik dinin sosyal ve siyasal alana karışamayacağını, bireysel eşitliğin sağlanması açısından bunun gerekli olduğunu savunur. Bir açıdan haklı da, ülkeler yönetimi adil olmalıdır. Ama sadece bununla kalmalıdır, çünkü yaşamımız Rabbin kanunları ile geçerlidir.
Bazen başkalarının inançları anlaşılması güç gelir, ya da mantık dışı ve düşüncesizce. Bu bile bir inancı kaba bir tutumla eleştirmek için yeterli değildir.
Her işin kolay ve uğraşıdan yoksun olmasını dilerdik, ancak kışı olmayanın baharı da olmaz. Bazı istisnalar olduğunu savunanlar olabilir, yine de entelektüel kişilere duyulan sempati ve saygı nedeniyle zihinsel emperyalizme tepkisiz kalmak fikri çok daha çılgınca. Ancak birileri tarafından hür seçimimize herhangi bir müdahaleye izin vermediğimiz zaman fikirsel özgürlüğe kavuşabiliriz.
Tam anlamıyla bir özgürlük ya da adalet mümkün olmamakla birlikte, bir anne çocuğunun hür seçimine tabii ki müdahale edebilir. Çocuklarını inançları doğrultusunda ahlaki kurallara uygun olarak yetiştirme görevleri süresince anne babalardan beklentimiz ise dogmatizm duvarına bir taş daha eklemektense, onu yıkmaları olmuştur her zaman. Tabii bu beklentimizi geri planda bırakan üzücü bir nokta da, dogmatik bir ailede büyüyen bireylerin çocuklarını bundan korumak için yeterli bilgiye sahip olamamalarıdır. Daha bilinçli bir toplum anlayışının değeri anlaşılana kadar da olamayacaktır.
Bu durumu değiştirmek ise herkes için gayet muhtemeldir. Bireyleri bu seçimlerinden zorla alıkoyma hakkına kişinin kendisinden başkasının sahip olmaya çalışmasının dünyada meydana getirilebileceğine inanılan ütopik cennet modelinin önündeki baraj olduğu, yine de tarihte olduğu gibi günümüzde de diktatörlüğü benimsemiş kişilerin kendi inançlarını başkasına zorla kabullendirebilmek adına bu yöntemi tercih ettikleri bilinen bir gerçektir.
Bunun dışındakiler ise karşıt görüşlerin itibarını suçlama ve çeşitli adaletsiz oyunlarla düşürmeyi amaçlamaktan öteye geçebilecek anlayış ve olgunluğa erişememektedirler. Düşünceler ve görüşler arasında sözlü taciz, fiziksel şiddet, kırıcı ve aşağılayıcı tartışmalar gibi rahatsız edici ilişkileri ortadan kaldırmayı yalnızca yitirilmiş empati duygusunu yeniden kazanarak başarabileceğimizi, bunun içinde önyargı denen kavramı sadece sözsel değil, zihinsel olarak da ortadan kaldırmamız gerektiğini görüş ayrılığı içinde olanlar dahi bilmektedir.
Dinleri sorgulamadan kabul edenlerin düşürüldüğü en aşağı nokta, aslında dinci entelektüellerin kendilerine tabii olanları yaşamsal amaçları uğruna gerçekleri örtbas ederek kullanmaları, halkın ise bu küçümser davranışlara karşı tavır almak yerine, onların kendilerini nedensiz savaşa dahi sürüklemesine göz yummaları olmuştur.
“Ey din bilginleri, siz dıştan güzel görünen, içi her türlü kötülükle dolu badanalı mezarlara benzersiniz. “ İncil, Matta 23:15
Gerek Haçlı Seferleri, Cihatlar, gerekse çeşitli ‘–leştirme’ girişimleri yalnızca ticari olanakları genişletmek amacıyla düzenlenmiş, genelde de ticaretin geliştiği bölgelere uygulanmış totaliter girişimlerdir. Çünkü Kutsal Kitaplarda yüce Yaratıcı tarafından bildirilmiş hiçbir söz nedensiz savaşa çağırmadığı gibi, zaten savaşan Müslüman, Hristiyan ya da Yahudiler Kutsal Kitaplara dayanarak yapmamışlardır bu işi.
Gülmekten hoşlanan bir toplumun sempatisini kazanmak için gülmek ve güldürmek şart olduğu gibi, halkı da en can alıcı noktasından vurarak kişisel çıkarları uğruna kullanmak gayet basit ve hoş olmayan bir tavırdır.
Tabii ki bu adaletten yoksun davranış biçimlerini kınıyor, desteklemekten ziyade, önüne geçilmesini fazlasıyla arzuluyoruz. Fikirlerin yalnızca saygın bir şekilde dile getirilmesini, karşıt görüşlerin empati kurabilmesini diliyoruz.