You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Batının, meclisler halinde topladıkları, birkaçyüz papazın konsüllerinde kendi fikirlerini din diye kabul ettirmeleri, kutsal kitaplar aralarındaki tutarsızlık, zırvalar ve farklar ile çığırından çıkartılan hıristiyanlığın halini görüp haklı olarak Hıristiyanlık aleyhine gelişmesi gereken tepkilerini, şartlanmaları nedeni ile islamiyete de bulaştırmaya çalışmaları kendilerinin çıkmazı olmakta ve ayrıca hıristiyanlığın bu saçma fikirlerinin yayılması, insanların ateizme sapmasına yol açmaktadır. Bu nedenle Hıristiyan alt yapısı ateizmin birinci ve tedavisiz sebebi olmuştur.
Teslis varmı yokmu?, İsa tanrı mı tanrının oğlumu?, Ruhül kudüs ne?, Meryem İsa'nın mı tanrının mı annesi olsun ! - 50 incili kaça indirelim?. Konuşulan konular bunlar. Üstelik halen tartışmalar bitmemiş, içine düştükleri bu tezatlardan kurtulma yollarını bütün çirkeflikleriyle şimdi de aramaktadırlar.
008
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
Gerçek ateizmin kaynağı da bizzat Roma Kilisesidir!
Gerçek ateizmin kaynağı da bizzat Roma Kilisesidir.
Canını adında bir papaz, çok sofu ve oldukça gizemli bir tarikat olan "Karmelitler"e kabul edilmişti. 1606'da Vanini, Karmelit keşişi olarak hukuk doktoru olmuştu. 1608'de Padua'ya, buradaki üstün başarısından dolayı da 1611 'de Venedik'e atanmıştı. Ama ne olduysa bundan sonra olmuştu. 1612'de Karmelitler'le bozuşan genç adam, ingiltere'ye kaçmak zorunda kalmıştı. Fikir ve din suçlusu sayılan Vanini burada Hıristiyanlığın Tanrısı'nı (İsa) kabul etmediğini ilan etmiş ve bu görüşlerini yaymak için Hollanda'ya, Liyon'a ve Paris'e gitmişti. Bu arada iki kitap yazmış ve bunlar 1615-16'da yayınlanmıştı. Özellikle ikinci kitabı. De Admirandes'de öne sürdüğü fikirler günümüzde kendisini keskin Ateist sanan bir çok tatlı su entelektüelin dudaklarını uçuklatacak mahiyetteki fikirlerle doludur.
Vanini, "Sonsuz olan Maddedir, Ruh değildir". Benzer şekilde "cin, peri ve şeytanın bizzat Kilise tarafından uydurulmuş gerçekte varolmayan yaratıklar" dır demiştir,
"Beleş" yaşamak isteyen papazların halkı korkutmak amacıyla böyle yalanlar söylediklerini yazar. Kutsal Kitapta yer alan "Doğuş" olayıyla alay eden Vanini, kendi görüşünü şöyle özetlemişti: "İnsan hayvandan gelmedir, onun ileri bir aşamasıdır, temizidir. Sizler de Doğa'dan başka hiçbir güce sakın tapmayın. En büyük ve tek güç madde ve doğadır." Vanini görüşlerini anlattıktan sonra var gücüyle Hıristiyanları "Dinsizleştirmeye" adamıştı kendisini. Vanini'nin söz konusu kitapları Vatikan'ın "Vaşak Kitaplar" listesindedir hâlen, hem de aradan 400 yıl geçmiş olmasına rağmen.
Papazlıktan dönme Ateist Vanini bunları yazdığı zaman (1614) ne Darvin vardı evrim kuramını geliştiren, ne Karl Marx vardı Madde'ye felsefi sonsuzluk kazandıran, ne de günümüzün modası "Doğa Tapıcısı" yeşiller ve çevreciler.
009
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
Dinlere saldırıyorlar
Dinlere saldırıyorlar,
Avrupalı ilim adamları, tarihçiler, hattâ hıristiyan din adamları, bugün elde mevcut Tevrât ve İncîllerin bozuk olduklarını ilân ederken, ruh bilgilerinden haberleri olmayan, din bilgisi olarak, yehûdîlerin ve papasların İncîli değişdirmeleri ile meydâna çıkmış hıristiyanlık ile, islâm düşmanlarının yazdığı birkaç uydurma kitâbdan başka sermâyeleri bulunmayan din düşmanları da, Tevrât ve İncîllerdeki bozuk yerleri ileri sürerek, bütün dinlere saldırıyorlar.
Avrupalılar, akıl ve mantık dışı olan bozulmuş hıristiyanlığa karşı isyân ettiler. Hıristiyanlığa karşı yapılmış olan hücûmlar, İslâmiyete karşı yapılamadı. Çünki İslâm dîni, teblîg edildiği günden beri, bütün temizliği ve sâfiyyeti ile durmaktadır. İçinde akla, mantığa ve ilme ters düşecek hiçbir fikir ve bilgi yoktur. Kur'an-ı kerim indirildiğinden beri, bir noktası bile değiştirilmeden, aynen muhâfaza edilmiştir.
Bunu gördükleri için, saldırılarında islamla alakası olmayan, hoş görünmeyen ve çoğu zaman batının desteklediği terör odaklarını, sahte tarikatları ve şii, vehhabi gibi sapık fırkaların tamamen keyfi uygulamalarını islamiyete bulaştırma çabasındadırlar. Hıristiyan misyonerlerin yanlış düşünce ve propaganda ürünü bu davranışları hıristiyanlığı ve yahudiliği kabul etmeyen, dinleri terk etmekten başka çıkışı kalmayan insanları ateizme yönlendirmektedir.
010
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
325 senesinde Büyük Konstantinin emri ile toplanan İznik meclisi,
-364 senesinde Ludicia meclisi,
-381 de İstanbul meclisi,
-397 senesinde Kartaca ruhban meclisi,
-421 İstanbul
-431 de Efesus [Efes] meclisi,
-451 de Kadıköy meclisi
Çeşitli zamanlarda yapılan incil versiyon değişiklikleri ve düzeltilmiş yeni baskılar, insan müdahalelerini göstermekte ve her insanın aklını karıştırmakta. Aklı başında olanlar ilahi olmayan bu fikir kırıntılarına karşı çıkarak dinsizliği seçmek zorunda kalmakta.
011
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Ateist ve Hıristiyan ayrımı şu nedenle gerekmiyor,
Kafalarında azıcık irice, beyaz sakallı, moruk şeklinde tanrı fikirleri var. Ahiret fikirleri hayal ürünü.
Halbuki Kuranı kerim, Ömürlerini bir kere bile baştan sona okumayı beceremedikleri kitap ile mücadele ettiklerini sanarak geçiren ateistlere ve kafirlere güzel(!..) bir gelecek bildiriliyor. Herşey açıklanıyor, sıkılmadan, daralmadan baştan sona okumayı başarabilirlerse onlar da görebilirler.
Koyu inatları ve kibirden kaynaklanan taassubları, kafalarında bulunan hayalin dışında hiçbirşey kabul etmeyen yapıları hakkında da uyarılar var.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar Allahü teâlânın ayeti kerimelerine şüpheci nazarlarla bakmaktadırlar.-22/55
Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar.--22/72
Kitapta, Yapılan tercihte hata olduğu, zandan başka dayanaklarının olmadığı, yapılması gerekenlerin gözardı edilmesi nedeni ile bu yanlış tercihin sonucunda karşılaşılacak olaylarla ilgili devamlı bilgilendirme ve uyarı var.
012
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Yazılan kitaplar,
İslâm âlimleri, islâm dînine zıd ne kadar görüş, fikir, felsefî düşünce ve akîdeler var ise, hepsine cevaplar vermişlerdir. Bu arada bozulan Îsevîliğin yanlışlıklarını da, açığa çıkarmışlardır.Papazlar, İslâm âlimlerinin kitaplarına cevap verememişlerdir.İslâm âlimlerinin, bâtıl dinleri red için yazdığı kitaplar pek çoktur. Bunlar arasında, hıristiyanlara cevap veren, (Tuhfet-ül-erîb), (İngiliz câsûsunun itirafları), (Dıyâ-ül-kulûb), (İzhâr-ül-hak), (Es-sırât-ül-müstekîm), (Şems-ül-hakîka)ve (Îzâh-ul-merâm), fârisî (Mizân-ül-mevâzîn), (İrşâd-ül-hiyârâ)fransızca (Er-reddül-cemil)kitapları meşhûrdur.Bunlardan Harputlu İshak Efendinin hazırladığı (Dıyâ-ül-kulûb)u, bilhâssa protestan papazlarının İslâmiyete karşı yazmış oldukları haksız yazılarına ve iftirâ'larına cevaptır.
Bugün ellerde bulunan(Kitap-ı mukaddes)de mevcut ilim, akıl ve ahlâk dışı yazılar meydandadır. Buna karşılık İslâm âlimlerinin akla, ilme, fenne ve medeniyete ışık tutan yazıları da dünya kütübhânelerini doldurmaktadır. Bu hakîkati görmemek, bilmemek, günümüz insanı için özr olamaz.Şimdi, Muhammed aleyhisselâmın getirdiği İslâm dîninden başka din arayanlar, âhirette sonsuz azâbdan kurtulamıyacaklardır.
Dawkins gibilerin peşin hükümleri, önyargıları doğruya ulaşma yolunda engel olmuştur.
013
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Kur'anı kerim akıl sahiplerine hitap ediyor. Diğerlerinin bunları duydukça nefretlerinin artacağı bildiriliyor.
Akıl ile zeka farklıdır.
Zekâ, sebeb ile netîce arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamakdır. İçgüdüden yukarı, akldan aşağı, bir şü’ûr basamağıdır.
Zekâ, düşünebilmek kuvvetidir. Fekat, düşüncelerin doğru olması için, akl lâzımdır. Zekî insan, düşüncelerinin doğru olabilmesi için, bir takım prensiplere muhtâcdır. Bu prensipleri idâre eden akldır.
İnkarcıların akıllarının örtülmesinin sebebi gereksiz nefretleri.
Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde ikaz ve ihtarı açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. 17/41
Mutlak ve esas cehalet, marifetullahtan mahrum kalmak, Allah’ı tanıyamamak anlamında kullanılıyor.
“Ma kaderullahe hakka kadrihi”, ayeti kerimesinde bildiriliyor, gerçek manada Allahın kudret ve azametini takdir edemediler, anlıyamadılar.
Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.
Tezekkür kelimesinde hem hatırlama manası var, hem de yapılan bir nasihattan, verilen bir öğütten istifade etme manası var.
“Ulul elbab” diyor. Yani akıl sahipleri “Lüb” demek bir şeyin özü hülasası demek.
Yine anlamak için basiret şart koşuluyor. Akıl sahiplerinin anlayacağı vurgulanıyor.
Akıllarını kullanamadıkları için doğruyu bulamayanların kalpleri hastalıklı olarak tarif ediliyor.
Kalblerinde hastalık olanlara gelince, onların Kur’anı azimüşşanı dinlemeleri, onların küfür ve inkarlarını daha da arttırır. Onlar kafir olarak ölür giderler. Bu çok değer verdikleri dünyayı onlar hüsran içinde terk ederler.9/125
014
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Kuranı kerimde muhatab alınanlar, inatçılar ve doğru düşünemeyen kibirliler, ateistler değildir. Kur’anı Kerim onların sorumluluk sınırlarını ve akibetini bildiriyor, kendilerine çeki düzen vermeleri için uyarıyor, ancak onların bu uyarılara kapalı olduğunu, pek çoğunun bunu önemsemeyeceğini ve bu inatları neticesinde onların bu yolda sabit kalması için kendi hallerine bırakılıp yardım edilmeyeceğini, bunun kendi tercihleri olduğunu da ayrıca belirtiliyor. Yani inanmayacakları bildirilen bu kısım insanların sorumluluklarınında kalkmadığı ilan ediliyor.
Kendilerine kitap verilen yahudi ve hıristiyanlar, haklı olduğunu gösterecek, her türlü mucize ve delili, her türlü belgeyi getirsen, onlar yine de sana tabi olmazlar.
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler. 6/111
015
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: İmanın kiymeti
Kâfirleri azâb ile korkutman veyâ korkutmaman müsâvîdir. Onlar îmân etmezler. 2/6
“Kâfirler, yani inkâr edenler hakkında, herhangi bir korkutma ve îkâzda bulunsan da, bulunmasan da fark etmez; Onlar inanmazlar.” Yani bu îkâzların, bu uyarıların, onlar için tesîrli, etkili olmaz. Onlar, Allahü teâlânın kendilerine daha önce gösterdiği bütün hakîkatleri, gerçekleri göz ardı etmiş, bunları gizleme yoluna giderek, hakîkatleri görmek istememişlerdir. Haddizâtında onlar, önceki davranışlarının sonucu olarak böyle bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Onların inkârları, son derece inâdî, bilinçli bir inkârdır. Bu bakımdan, Cenâb-ı Hak, “onların îmân etmeleri, inanmaları söz konusu değildir artık” buyuruyor.
016
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
Hükmü kesinleşmiş olanlar inanmayacak
1- Hükmü kesinleşmiş olanlar inanmayacak
Onlara bütün ayetler, mucizeler, en inandırıcı haller onların gözünün önüne serilse bile, onlar can yakıcı, elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyeceklerdir.
Burada kendi tercihlerinin inkar yönünde olacağının bilinmesi söz konusu edilmiş. Ne yapılırsa yapılsın bu inatla hayatları son bulacak denmekte.
Bunun bilinmesi tembel bir öğrencinin sınıfta kalacağını bilmek gibi. Elbette zorlama yok ancak doğruyu tercih etmediklerinden buna yanaşmayacakları kesin olduğundan bazıları açıklanmıştır.
2- İnanmasında bir fayda bulunmayanlara fırsat verilmeyecek ve onlar her durumda isyan edecek
Kendi seçimleri ile baş başa bırakılanlar her ne kadar inanabileceklerini, bazı deliller isteyebileceklerini, bunun kendi iradelerine bağlı olduğunu iddia etseler de sonuçta neyi görürlerse görsünler can yakıcı azabı görene kadar iman etmeyecek ve bu tercihlerinde direnecekler denmekte.
Haklarında hüküm kesinleşmiş olanlar elbette Ebu leheb gibi ilan edilmişse inanmayacağını herkes bilir ancak bu durum henüz akibeti belli edilmemişlerin hayatta kaldıkları sürece kendi iradelerini olumlu yönde kullanmalarına engel teşkil etmez.
Bunlar açıklanmış iken kişi hangi tarafa yatkın olduğuna bakarak durumunu tahmin etmesi mümkün olabilir.
(Allahü teâlâya başkalarını ortak edenler, Allah istese idi, biz müşrik olmazdık dedikleri zaman, onlara, hüccet-i bâliğa Allahındır. Allahü teâlâ istese idi, hepinize hidâyet ederdi, diye cevap ver!)
Bunları bilen insanın kendi tercihini iyiden yana yapması gerekir.
Allahu teala herkesi inandırmak zorunda değildir, insan inanıp inanmamakta serbest bırakılmıştır. Akıl ve deliller verilmiş inanması istenmiştir.
Hakikati, istikameti, Allahın razı olduğu yolu onlara apaçık bildirsin, izah etsin, diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Cenab-ı Hak dilediği kimseyi dalalete düşürür, sapıttırır. Dilediği kimseye de hidayet verir. Allahü teâlâ istediğini yapacak güçtedir ve Onun bütün işleri hikmetlidir. Lüzumsuz ve abes, manasız bir işi yoktur.14/4
017
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.