You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü

İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü

Uzman
İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
وَفِي الْجُمْلَةِ يَجِبُ أَنْ يُعْلَمَ أَنَّ اسْتِوَاءَ اللَّهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى لَيْسَ بِاسْتِوَاءِ اعْتِدَالٍ عَنِ اعْوِجَاجٍ وَلَا اسْتِقْرَارٍ فِي مَكَانٍ، وَلَا مُمَّاسَّةٍ لِشَيْءٍ مِنْ خَلْقِهِ

İmam Beyhakî anlatıyor: Bu cümlede (İstiva konusunda) şu hususun bilinmesi gerekir.

Yüce Allah'ın istiva etmesi , eğrilikten i'tidal (keyfiyyyet ve kemmiyet) manasında değildir.Bir mekana İstikrar (oturma,yerleşme) manasında da değildir.Yarattıklarından birine değme manasında da değildir.

لَكِنَّهُ مُسْتَوٍ عَلَى عَرْشِهِ كَمَا أَخْبَرَ بِلَا كَيْفٍ بِلَا أَيْنَ، بَائِنٌ مِنْ جَمِيعِ خَلْقِهِ

Fakat Yüce Allah , Nerde (demeksizin) ve Keyfiyyet olmaksızın haber verdiği gibi Arşına istiva etmiştir.Tüm yarattıklarından ayrıdır.


وَأَنَّ إِتْيَانَهُ لَيْسَ بِإِتْيَانٍ مِنْ مَكَانٍ إِلَى مَكَانٍ

وَأَنَّ مَجِيئَهُ لَيْسَ بِحَرَكَةٍ

وَأَنَّ نُزُولَهُ لَيْسَ بِنَقْلَةٍ

وَأَنَّ نَفْسَهُ لَيْسَ بِجِسْمٍ

وَأَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِصُورَةٍ

وَأَنَّ يَدَهُ لَيْسَتْ بجَارِحَةٍ

وَأَنَّ عَيْنَهُ لَيْسَتْ بِحَدَقَةٍ


(Ayet ve Hadislerde belirtilen Allahın) gelmesi bir mekandan diğer mekana gelmesi anlamında değildir.
Onun gelmesi hareket anlamında değildir.
Onun nuzulu (inişi) , nakil (bir yere ulaşma) anlamında değildir.
Onun kendisi cism değildir.
Onun vechi suret(yüz) değildir.
Onun yedi , organ değildir.
Onun ayni , göz değildir.



وَإِنَّمَا هَذِهِ أَوْصَافٌ جَاءَ بِهَا التَّوْقِيفُ، فَقُلْنَا بِهَا وَنَفَيْنَا عَنْهَا التَّكْيِيفَ

Bu vasıflar ancak onun tevfiki iledir.Biz onu tekyif(keyfiyet)'den nefy eder ve söyleriz.

فَقَدْ
قَالَ: {لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ} [الشورى: 11]، وَقَالَ: {وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [الإخلاص: 4]، وَقَالَ: {هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا} [مريم: 65]

Çünk Kuranı Kerimde şöyle demiştir:

-Onun bir misli(benzeri) yoktur(Şûra,11)
-Onun için hiçbir denk yoktur(İhlas,4)
-Hiç sen Allah’ın ismini taşıyan başka birini bilir misin? (Meryem,65)


(El-İ'tikadu Lil Beykakî,1/121)



Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
Allah razı olsun ehli sünnet vel cemaat selefi salihinin görüşü budur
Allah'ı yunanlı Homeros'un yazdığı olimposun tepesinde tahtına oturan Zeus a benzetenlerden yine ona sığınırız...
Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..

Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.


Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
Bismillahirrahmanirrahim

قال الإمام شيخ الإسلام أبو بكر أحمد بن الحسين بن علي البيهقي صاحب التصانيف في كتاب "المعتقد" له:

Birçok eserin müellifi, imam, Şeyhu’l-İslam Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyn b. Alî el-Beyhakî, “el-Mu’tekâd” adlı eserinde der ki:

باب القول في الاستواء" قال الله تعالى: {الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى} وقال: "ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ"، و {وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِه} ، {يَخَافُونَ رَبَّهُممِنْ فَوْقِهِمْ} ، {إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ} ، {أَأَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاء} وأراد من فوق السماء كما قال تعالى: {فِي جُذُوعِ النَّخْل} "بمعنى على جذوع النخل"1 وقال: {فَسِيحُوا فِي الْأَرْض} أي: على الأرض، وكل ما علا فهو سماء، والعرش أعلى السماوات، فمعنى الآية: آآمنتم من على العرش، كما صرح به في سائر الآيات. وفيما كتبناه من الآيات دلالة على إبطال قول من زعم من الجهمية بأن الله بذاته في كل مكان. وقوله: {وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ} إنما أراد بعلمه لا بذاته

“İstivâ hakkında açıklama: Yüce Allah: “Rahmân Arşa istivâ etti” buyurmuştur ve başka yerde de: “Sonra Arşa istivâ etti.”; “O, kullarının üstünde kahir olandır.”; “Üstlerindeki Rablerinden korkarlar.”; “Güzel söz O’na yükselir.”; “Gökte olanın… emin mi oldunuz?” buyurmaktadır. Bu buyruğunda da göğün üzerinde olanı kastetmiştir. Nitekim Yüce Allah: “fî cuzûi’n-nahli / Hurma dallarında” diye buyurmuş olmakla birlikte [buyruk, alâ cuzûi’n-nahli hurma dallarının üzerinde anlamındadır.)Yine Yüce Allah’ın “Fesîhu fî’l-ardi / yerde dolaşın” buyruğu da, ale’l-ard / yerin üzerinde dolaşın demektir. Yukarıda olan her bir şey semâdır. Arş ise semâların en yükseğidir. Buna göre ayet: Siz Arşın üzerinde olandan emin mi oldunuz, demektir. Nitekim bu anlamı diğer ayetlerde çok açık bir şekilde ifade etmiştir. Bizim yazmış olduğumuz bu ayet-i kerîmeler, Cehmiyye mensubu olan kimseler arasından, Allah zatı ile her yerdedir, diyen kimselerin görüşünü çürütmek için yeteri kadar delil teşkil etmektedir. Yüce Allah’ın: “Nerede olursanız O sizinle beraberdir” buyruğu ile O, ilmi ile beraber olduğunu kastetmiş, zatıyla beraberliği kastetmiş değildir.”

شهرة البيهقي وجلالته في الإسلام تغني عن التعريف به، عاش أربعاً وسبعين سنة، ولحق أصحاب الحافظ أبي حامد بن الشرقي. توفي سنة ثمان وخمسين وأربعمائة.

1= سقطت من الأصول، واستدركتها من المخطوطة، وكتاب "الاعتقاد" للبيهقي "ص42".

Bu ibare asıl nüshalardan düşmüş olmakla birlikte ben bunu el yazma nüshadan ve Beyhakî’nin el-İ’tikâd adlı eserinden (s. 42) aktardım.

2=كتاب "الاعتقاد على مذهب السلف أهل السنة والجماعة" "ص42-43

el-İ’tikâd ‘alâ Mezhebi’s-Selef Ehli’s-Sünne ve’l-Cemâ‘a (s. 42-43).

شهرة البيهقي وجلالته في الإسلام تغني عن التعريف به، عاش أربعاً وسبعين سنة، ولحق أصحاب الحافظ أبي حامد بن الشرقي. توفي سنة ثمان وخمسين وأربعمائة.

Beyhakî’nin İslam’daki şöhreti ve üstün değeri onu tanıtmaya gerek bırakmamaktadır. 74 yıl yaşadı. Hafız Ebû Hâmid b. eş-Şarkî’nin ashabına yetişti. 458 yılında vefat etti.(Allah kendisine Rahmet etsin)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü


İmam Hattabî'nin (rahimehullah) sözü: "Bizim, 'Allah Arş'ın üstündedir' sözümüzün manası; Allah Arş'a değiyor, Allah Arş'ta mekân edinmiştir, Allah Arş'ta bir YÖNDEDIR gibi manalara gelmez! Bilakis, bu söz bize bir haber olarak (ayet ve ya hadis) nakle gelmiştir, biz de bunu söyleriz ve keyfiyetsi ondan nefyederiz (keyfiyetsizdir) deriz! Çünkü [O'nun benzeri hiçbir şey yoktur]. Muvaffakiyet Allah'tandır."
[Feth-ul Bari Şerhu Sahih Buharî/13.cild/413.sayfa]

Imam Süleyman el-Hattabi(rahimehullah):

"Müslümanların Allah Arşın üstündedir sözü;
Allah Arş'a değmiş/temas etmiş,
Arş'ı mekan edinmiş/istikrar etmiş
ve ya Arş'ın bir tarafında/yönündedir değildir.


Bilakis Allah u Teâlâ, mahlukatlarının hepsinden ayrıdır. Muhakkak ki bu bir haberdir (ayet-i kerime ve ya hadis-i şeriflerde nakledilmiş bir şeydir) bu bir tevkiftir. Buna kalkıp da kafaya göre mana verilemez. Biz bunu deriz ve Keyfiyeti de yoktur deriz. Çünkü "Onun benzeri bir şey yoktur. O işiten ve görendir"
[el-Hattabi, A'laamul Hadis fi şerh Sahih el Buhari, s.1474]

Hâfız Celâleddîn Süyûtî (rahimehullah):

"Fevk [üst] kelimesi de müteşâbih kelimelerdendir. (O kullarının fevkınde فَوْقَ yegâne kudret ve tasarruf sâhibidir) (En'am, 18), (Fevklerinde فَوْقِهِمْ olan Rablerinden korkarlar) (Nahl, 50) meâlindeki âyet-i kerîmelerindeki fevkaniyet, bir cihet [yön] ifade etmeksizin yükseklik ma'nâsındadır. (...biz onların -fevkinde- فَوْقَهُمْ üstünde kâhir kimseleriz) (Araf, 127) meâlindeki âyetdeki Firavn'ın sözüyle, mekân yüksekliği kasdetmediği açıkça ortadadır.
-
[el-İtkan, Madve Yayınları, c.2, s.20]

Şafi fakihlerinden Ebu Bekr İbn Furak El Esbehani(rahimehullah) (v. 406 h/1015 m):

Bil ki bu haber/hadis (Sen Evvelsin, senden önce hiçbirşey olmamiştir. Sen Ahirsin senden sonra hiçbirşey yokdur. ''Sen Zahir’sin, senin üstünde bir şey yoktur. Ve sen Batın'sın, senin altında bir şey yoktur.''), Allahın - azze ve celle - her şeyin ÜSTÜNDE olması vasfinin, mesafe ve alan anlaminda olmadığının açıklaması hakda dediyimiz sözün doğruluğunu beyan ediyor.
[Ebu Bekr İbn Furak: Muşkilul Hadisi ve Beyanuh: 1/395,Beyrut: Aləmul Kutub: 1985]

Imam Kurtubi (rahimehullah) Aytel kursi de gecen EL ALIY hakkında yaptığı tefsir:

Bununla mertebe ve makam yüceliği kasd edilmişdir, mekan yüceliği değil. Çünki, Yüce Allah mekanda yer tutmakdan münezzehtir.

Taberi bir qrupdan onların şöyle dediğini nakletmişdir: "O, mekanının mahlukatin mekanından yüksek olması ile mahlukatindan yücedir".

İbn Atiyye BU GÖRÜŞ hakkinda şöyle demişdir: "Bu, MÜCESSIMEDEN olan cahillerin görüşüdür ve nakl edilmemesi lazımdır"
[Ebu Abdillah El Kurtubi: El Cami li Ahkamil Kuran: 4/279
Beyrut: er Risale: 1427/2007]

İmam-ı Taberî (rahimehullah)

ayet-i kerimenin [O, kullarının üstünde hükmünü yürüten mutlak hükümrandır, her işi tam hikmetle yapar ve her şeyden haberdardır.] (enam:18) tefsirinde de şöyle demiştir:

"Allah u Teâlâ (huve/O) sözüyle kendi zatını kastediyor. Der ki: O kullarının üstünde zahirdir. Ve (El-Kahir) sözünün manası da yarattıklarının kendisine ibadet ettiği ve itaatkâr olduğu, kullarının üstünde hâkimiyeti olan kişi demektir. Muhakkak ki; (fevka ibadih/kullarının üstünde) dedi, çünkü kendi zat-ı aliyesini onların üstünde hükmedici olarak vasıfladı diye.
Ve bütün KAHİR (hükümdar) olanların sıfatı da hükmettiklerinden daha süt bir mertebede olmaları lazımdır. O zaman bu sözün manası: Allah u Teâlâ kullarına gücü yeterdir ve onları kendisine itaat ettirir.


Onlara gücünün yetmesiyle ve onları yaratmasından ötürü onlardan ÜSTÜNDÜR. Allah u Teâlâ kullarının ÜSTÜNDEDIR ama onlara HÜKMETMEK manasında ve bu sebeple de kulları da ondan aşağıdadırlar."
[Taberî Tefsiri/5.cild/161.sayfa]

İmam Müfessir Lugat Âlimi olan İbrahim bin es-Sirri ez-Zecac (rahimehullah)( H.241) ki:
"Alî (yani Uluv sıfatına sahip olan) bu kelime feil vezninde gelmiştir ama fail manasındadır. Allah u Teâlâ mahlûkatlarına karşı Ali'dir yani kudretiyle onlara karşı üstündür. İlla da ULUV kelimesine bir mekâna yükselmek manası vermek gerekmiyor. Önceden de açıkladığımız gibi Allah u Teâlâ'nın sıfatlarında böyle bir şey caiz değildir."
[Tefsiru Esmaillah el-Husna/ 48.sayfa; Ibn kesir ez-Zecac hakkında diyor ki: "Dinen Fazilet ehliydi ve itikaden de güzel itikatlıydı"
(El-Bidaye Ve'n Nihaye/11.cild/148.sayfa) ]

İmam Ebu Cafer et-Tahavî (rahimehullah):

" Nefi ve teşbihten sakınmayan sapıtır ve tenzihte isabet edemez. Muhakkak ki Rabbimiz Teâlâ vahdaniyet ve ferdaniyet sıfatlarıyla mevsuftur. Mahlûkatlardan hiçbiri O'nun ile aynı manaları taşıyamaz. Sınır (had) ve nihayetten (bitiş) münezzehtir. Aza, parça ve erkânlar gibi vasıflarla vasıflanmaktan yücedir. Diğer varlıklar gibi değildir, ALTI YÖN O'NU KUŞATAMAZ"

[Akidet -ut Tahaviyye/28.sayfa]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
حديث عبد الله بن عمرو بن العاص أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : ( الراحمون يرحمهم الرحمن ارحموا من في الأرض يرحمكم من في السماء

Abdullah b Amr b el-As’ın rivayet ettiği hadise göre Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Merhamet edenlere Rahman olan Allah da merhamet eder Yerde bulunanlara merhamet ediniz ki semadaki de size merhamet buyursun.(Hadisi Ebu Davud ve Sahih olduğunu belirterek Tirmizi rivayet etmiştir. (isnadı Sahih li gayrihi’dir)


وعن أنس أن زينب بنت جحش كانت تفخر على أزواج النبي صلى الله عليه وسلم تقول: زوجكن أهاليكن، وزوجني الله من فوق سبع سماوات. وفي لفظ: كانت تقول: إن الله أنكحني في السماء. وفي لفظ أنها قالت للنبي صلى الله عليه وسلم: زوجنيك الرحمن من فوق عرشه.

هذاحديث صحيح أخرجه البخاري


Enes’in rivayet ettiği hadise göre Cahş kızı Zeyneb Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in diğer hanımlarına karşı övünerek şöyle derdiSaskinizi (Peygamber efendimizle) akrabalarınız evlendirdi Ama beni yedi kat semanın üstünden Allah evlendirdi Bir lafızlada da Şüphesiz Allah semada benim nikahımı kıymıştır derdi.Bir başka lafızda o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Rahman beni seninle Arş’ının üstünden evlendirdi demiştir.Bu sahih bir hadis olup bunu Buhari rivayet etmiştir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü

Buradaki 'Semadakilerden' ifadesinden maksat Mü'minler için sekinet ve meleklerdir.(Tuhfetü'l ahvazî,1924)

Nitekim Hâkim Müstedrekte 'Ehlus Semâ' (Sema ehli de size merhamet etsin) diye geçer.(Hâkim El Müstedrek,7356)

Çünkü onlar, mü'minlere istiğfar ederler. Âyet-i kerîme'de: "Arşı taşıyan ve etrafında bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler. O'na îman edenler, mü' minler için de: "Rabbimiz senin ilim ve rahmetin her şeyi kuşatmıştır, tevbe edip senin yolunda gidenlere mağfiret et, bağışla, onları cehennem azâbından koru!" diyerek mağfiret taleb ederler" (Mü'min 7) buyrulmuştur. Âyette görüldüğü üzere, meleklerin rahmeti, mü'minler için "rahmet ve mağfiret taleb etmeleri"dir.(Kütübü Sitte Tercüme ve Şerhi,1978 ; Tuhfetü'l ahvazî,1924 )


Kadı İbni Cehbel rahimehullah (vefatı m.1333) şöyle der (takribi tercüme): "Bu rivayette Hz. Zeyneb'in "Allahü teala yedi kat üzerindedir" dediğine dair hiç bir delil yoktur. Yedi kat üzerinde gerçekleşen, onun Allahü teala tarafından evlendirilmesidir.

İbn Hacer de bu hadisi Fethu'l Bâri de nakletmiş ve bu kısmın şerhinde şöyle demiştir : İsa b. Tahna'nın Enesten mezkur olarak geçen bir rivayetinde 'Yüce Allah beni Semâda evlendirdi'' şeklinde geçmektedir.

İbn Hacer nakline devam ederek şöyle diyor : Mirkânî -Allah beni gökte evlendirdi- sözü için şöyle diyor : Bunun zâhiri (söylenilen) şeyin muradından başkadır.Allah hulul etmekten, (bir menzile) bir mekana girmekten münezzehtir.(İbn Hacer,Fethu'l Bâri,6984)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
حديث أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيَهْ وَسَلَّمَ قَالَ:
"إِنَّ الْمَيِّتَ يَحْضُرُهُ الْمَلائِكَةُ, فَإِذَا كَانَ الرَّجُلُ الصَّالِحُ قَالُوا: اخْرُجِي أَيَّتُهَا النَّفْسُ الطَّيِّبَةُ كَانَتْ فِي الْجَسَدِ الطَّيِّبِ, أَبْشِرِي بَرَوْحٍ وَرَيْحَانٍ, وَرَبٍّ غَيْرِ غَضْبَانَ, فَلا يَزَالُ يُقَالُ لَهَا ذَلِكَ حَتَّى تَخْرُجَ, ثُمَّ يُعْرَجُ بِهَا إِلَى السَّمَاءِ, فَيُسْتَفْتَحُ لها, فيقال: من هذا؟ فَيُقَالُ: فُلانٌ, فَيُقَالُ: مَرْحَبًا بِالنَّفْسِ الطَّيِّبَةِ, فَلا يَزَالُ يُقَالُ لَهَا ذَلِكَ حَتَّى يُنْتَهَى بِهَا إِلَى السَّمَاءِ الَّتِي فِيهَا اللَّهُ تَعَالَى". وَذَكَرَ الْحَدِيثَ.

رَوَاهُ أَحْمَدُ فِي "مُسْنَدِهِ" وَالْحَاكِمُ فِي "مُسْتَدْرَكِهِ" وَقَالَ: هلو على شرط البخاري ومسلم.
قلت: وهو كما قال، وقد خرجته في "الترغيب" 4/ 188-189"

- Ebû Hureyre radiyallâhu anh’ın rivayet ettiği hadise göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölüm döşeğinde olanın yanında melekler bulunur. Eğer ölen kişi salih bir adam ise bu melekler: Ey temiz cesette bulunan hoş ve temiz nefis! Çık, sana rahat, huzur ve hoş kokuların ve Rabbinin sana gazap etmediğinin müjdesini veriyoruz. O nefis çıkıncaya kadar ona bu sözler söylenir. Sonra o nefis semaya çıkartılır. Onun için semanın kapılarının açılması istenir. Bu kimdir, diye sorulur, filandır denilir. Bu sefer: O hoş ve temiz cana merhaba, denilir. Bu sözler Allah-u Teâlâ’nın kendisinde bulunduğu semaya varılıncaya kadar ona söylenir, durur” deyip, hadisin geri kalan bölümü zikredilmektedir.

Hafız Zehebi Uluv da dedi ki; Hadisi Ahmed Müsned’inde, Hâkim Müstedrek’inde rivayet etmiş olup, Hâkim: Hadis Buhârî ve Müslim’in şartına uygundur, demiştir.

Seyh el Elbani rahimehullah der ki Derim ki: Hadis dediği gibidir. Ben bu hadisin kaynaklarını (et-Terğîb, IV, 188-189)’da göstermiş bulunuyorum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Uzman
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü


Hadis verip duruyorsun ama hadisi anlayacak kapasite lazım önce...

O yüzden Fethul Bariden naklediyorum.

Mirkânî diyor ki : Bunun zâhiri (söylenilen) şeyin muradından başkadır.Allah hulul etmekten, (bir menzile) bir mekana girmekten münezzehtir.(İbn Hacer,Fethu'l Bâri,6984)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İmam Beyhakî'nin İstiva hakkındaki görüşü
أَمَّا بَعْد ُ: فَإِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ وَخَيْرَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ (صلي الله عليه وسلم) وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٍ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٍ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارٍ.

Bundan sonra :

Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allah’ın kelamı,yolların en hayırlısı da Muhammedin yoludur. Amellerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bid’at.her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.MÜSLİM : 3.C.867.N - NESAİ : 3.C.1404.N
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.