You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İbni Arabi'nin Rasulullahı Sollama Zırvası

İbni Arabi'nin Rasulullahı Sollama Zırvası

General
İbni Arabi'nin Rasulullahı Sollama Zırvası
İBNİ ARABİ'NİN RASULULLAH'I (s.a.v.) SOLLAMA ZIRVASI

[Resim: Jesus-Heaven-05.jpg]
İbn Arabî, Fusûs'unda açıkça şöyle demektedir:

"Velilik peygamberlikten (nubuvvetten) daha büyüktür, hattâ risâletten de daha kâmil (bir makam)dır".

İşte O'nun (İbn Arabi) sözü:

Nubuvvet makamı bir berzahtadır ki
Rasulun az üstünde, velînin altında...


Ve onun ashabından (onun görüşünü benimseyenlerden) bâzısı bunu te'vîle kalkışarak;
"bu peygamberin veliliği nubuvvetinden üstün demektir", veya;
"aynı bunun gibi Rasulun veliliği de resûllüğünden üstün demektir" derler.

Veya, onun veliliğini Allah ile beraber olduğu hâl, resûllüğünü ise, yaratıklarla beraber olduğu hâl şeklinde anlatır ki, bu apaçık cehaletten başka bir şey değildir.
Çünkü, Rasûlullah mahlûkat ile konuşurken, risâleti onlara tebliğ ederken velilikten kopmuş değildir. Aksine o bu halde iken de, diğer hallerinde de Allah'ın velîsidir. Çünkü o, Allah'ın dostudur ve hiçbir halinde Allah'ın düşmanı değildir. Risâleti tebliğ ederkenki hâli, namaz kılarkenki, Allah'a duâ ederken O'na seslenirkenki hâlinden aşağı değildir.

Peki ya o ta'zîmkârın şu sözü hakkında bizim zoraki te'vîlci ne diyecek?

O (İbn Arabi), diyor ki:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gümüşten bir kerpiçtir, kendisi ise altından ve gümüşten iki kerpiç. Ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kerpicinin zahirî ilim; kendi iki kerpicinin altın olanının bâtınî ilim, gümüş olanının ise zahirî ilim olduğunu, bu ilimleri aracısız aldığını iddia ediyor ve

Fusûs'unda şunu açıkça söylüyor:

Velilik rütbesi nübüvvet rütbesinden daha büyüktür. Çünkü velî vasıtasız olarak alır, nebî ise vasıtalı olarak alır. Böylece kendisini peygamberden daha meziyetli hâle getiren faziletin (yâni veliliğin), hem kendisinde, hem peygamberde bulunan özellik (zahirî ilim makamın) dan daha büyük olduğunu söylemiş oluyor.

Kısacası o, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hiçbir hususta tabî olmamaktadır.

Çünkü kendi iddiasına göre o, zahirde tabî olduğu Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in talîmatını Allah'tan almaktadır.
Muctehidin içtihadının başka bir müctehide, Rasûl'un sözlerinin başka bir rasule muvafık olması gibi.

Binâenaleyh ne haber yoluyla bilinen hakikatlerde, ne de şer'î hakikatlerde onun Rasul'e uyması, ondan bir şey alması asla söz konusu değildir.
Evet o, peygamberle bir Musa ve İsâ ilişkisine aynı şeriata bağlı iki âlim ilişkisine falan razı değildir. Kabul ettiği kendi şeriatını Allah'tan bâtınen aldığı iddiasındadır. Öyle olunca, onun Allah'tan şeriat alış biçimi, Rasul'un alış biçiminden daha tumturaklı olmaktadır!

Onun, Rasul'den daha seçkin olduğu ve Rasul'un bu bakımdan ona muhtaç olduğu husus ise "altın kerpiç makamıdır".

İddiası şu:

Kendisi altın kerpici (ilmi)ni, Rasul'e vahyi getiren meleğin aldığı kaynaktan almaktadır.

Şimdi bir bu herifin haline, bir de sonraki bâzı âlimlerin onu ta'zîm edişine bak!

Gazâlî açıkça şunu ifâde etmektedir: (buraya dikkat sayın tasavvufçu arkadaşlarım)

"Velîlik rütbesinin, nubüvvet rütbesinden daha yüce olduğunu kim iddia ederse, onu öldürmek bence yüz kâfiri öldürmekten daha sevimli bir iştir. Çünkü onun dine vereceği zarar daha büyüktür".

(Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye; mecmu'ul feteva 4. Cilt SELEF İLE MUTEAHHİRİN'İN YOLU)


************************************************** **

[Resim: sufi.jpg?w=360&h=452]
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu;

Benimle peygamberler zumresinin benzeri, şu kimsenin benzeri gibidir: O kişi bir ev yaptırmış ve binayı tamamlayıp süslemiş de yalnız bir tuğlası eksik kalmış. Bu vaziyette insanlar binaya girip gezmeye başlarlar. Ve (o eksik yeri görüp)hayret ederek: Şu bir tuğlanın yeri boş bırakılmış olmasaydı! derler. İşte ben, o (yeri boş bırakılan) kerpicim; ben Hatemun-Nebiyyinim (Peygamberlerin sonuyum) (Buhari, Menakıb, 18)

(İman Üzerine. İbn Teymiyye, Pınar Yay.s.77)

İbn Arabîi aslında duvardaki boşluğun bir değil iki kerpiçlik yer olduğunu, ne ki biri altın biri gümüş olan bu iki kerpiçten hatem u'l-enbiyâyı (nebilerin sonuncusu) temsil eden gümüş kerpici ALLAH Rasulunun gördüğü halde “hatem u’l-evliyâ (velilerin sonuncusu)’yı temsil eden altın kerpici göremediğini bu hadisiyle belli ettiğini söyler. Halbuki bu ikisi birden olmayınca nübüvvet duvarı asla tamamlanmayacaktır der.

Eserinde nebilerin sonuncusu olan Rasulu temsil eden kerpicin gümüş, velilerin sonuncusu (hatemül-evliyâ)yı temsil eden kerpicin de altın olmasını nubuvvetin zahir, velayetinse batın oluşuyla açıklar. Hatem'ul evliyânın İbn Arabî’nin kendisi olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur sanırız.

Tahavi akaidi şarihi yukarıdaki satırları kastederek der ki; Verdiği örnekte nefsini altın kerpiç, ALLAH Rasulu’nü gümüş kerpiç olarak gösterenden daha kafir kim olabilir?


ALLAHın Rasullerine inen bize de ininceye kadar iman etmeyeceğiz (En’âm/124) diyen kimselerin küfründen daha beterdir.

İbn Arabî bir şiirinde şöyle der: Nubuvvet makamının mevkii Rasûlun üstünde ve velinin altında bir yerdir.
(Şerhu Akidetu’t-Tahaviye,II/743). (Buhari.C:7 s.3331,3332)


İbn Arabî gibi ya "Benden sonra peygamber yoktur" sözünün sahibinin (Peygamberimizin) doğru söylediğine inanarak veya başka bir endişeye dayanarak kendilerini peygamberlik sevdasına kaptırmayanlar ve bu iddia ile ortaya çıkmayanlar peygamberlikten bile daha yüksek bir derecenin cazibesine kapılarak velilerin sonuncusu, peygamberlerin sonuncusundan daha büyüktür. Çünkü peygamberler ancak bir aracı vasıtası ile ALLAH’tan bilgi alabilirken veli bu bilgiyi aracısız olarak doğrudan doğruya alabilmektedir demişlerdir.
(İman Risalesi. M. İslâmoğlu. S98,99; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm, s.154-155,193; İbn Arabî ile ilgili ayrıntılı bilgi için: İmam İbn Teymiyye Külliyat C:2s. 163)

Velinin Peygamberden üstünlüğünün bir diğer sebebi de dinin onun eliyle tamamlanmış olmasıymış.
[Resim: ibn_arabi.jpg?w=345&h=321][Resim: Ibn_arabi.png]
Shaykh (!) Muhyiddin Ibn Arabi,


(İman Üzerine, İbn Teymiyye, Pınar Yay. S.192; Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslâm.s.193; Bkz: Said Nursi’nin; vahyin vasıtalı ilhamın vasıtasız oluşuna dair görüşleri. İlmi ve Hukuki Açıdan Nurculuk Davası. Said Nursi. S.291)
DİNİ DOĞRU ANLAMAK AHMET Y. ÖZÜTOPRAK
[Resim: 35993910_tn9_0.jpg]

Alıntı:Sual:

İbn Arabi, "Velilik Peygamberlikten daha büyüktür” demiş midir? İbn Arabi'nin bu sözdeki amacı nedir?

Cevab:

İbn Arabî’nin, açıkça velayetin risaletten üstün olduğunu söylediğine dair bir ifadesine rastlayamadık.

Sorularla İslamiyet Editör

***

Bu konu hakkında verilebilecek en güzel cevap, bu olsa gerekir. İnşâallah, akıl edenlerden olursunuz...

Selâm ve dua ile.

Oğulun babasının avukatlığını yapması caiz midir ?


Şimdi size Fusus'tan sayfa numaralarıyla küfür ve şirk inancını içeren ifadeleri sunacağım. Bunu siz okuyun anlamaya çalışın . "Belki akıl edenlerden olursunuz"
[Resim: images?q=tbn:ANd9GcS5XrqhGcXwBrQtCNrtbBY...Sjc0DAAsZA]
Fusus Ul-Hikem - Muhyiddin-i Arabi, M.E.B. Yayınları

2
“Aynı olduğu halde eşyayı ızhar edeni tesbih ederim.
Benim gözüm, Onun vechinden başkasına bakmadı.

Kulağım Onun kelamından başkasını işitmedi.”
(el-Futuhat, c.II, s. 604)

“Onların cennetine tatlılığından dolayı “azab” denir. Bu azap sözü onda gizli olan lezzet için bir
kabuk gibidir. Kabuk ise özü koruyan bir şeydir.”
“Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da
onlar için bir cennettir.
Ancak onların cennetleri Huld cennetlerinin nimetlerine benzemez. İkisi de birdir ama aralarında
tecelli farkı vardır.”
(Fususu’l-Hikem, s.94)


Abdulkadir Geylani'nin İbnu'l Arabi'nin geleceğini haber vermesi (S.8-9)

Seyyid Abulkadir Geylânî'nin "benden sonra Mağrip diyarından aziz bir zât zuhur edecektir, bu hırkayı ona teslim ediniz" diye vasiyet ettiği hırkanın Abdulkadir'in veresesi tarafından kendisine verildiğini sonra onu manevî oğlu Sadruddin Konevi'ye teslim ettiğini FasI ul-hitap adlı eserinde yazmaktadır.

Muhyiddin Arabi'nin Hz. Muhammed (a.s)'e iftirası (S.11)

Fusûs ul-hikem, Muhyiddin-i Arabi'nin 627 hicret yılında Şam'da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu gerçek bir rüyan'ın ilhamıyla yazılmıştır. Şeyh o gece mâna âleminde Hazret-i Peygamber'i görüyor, elinde bir kitap tutmuş, kendisine hitap ederek, "bu, Fusûs ul-hikem kitabıdır. Bunu al ve halkın faydalan*ması için muhteviyatını açıkla" diyor.
Şeyh de Yüce Peygamber'in bu manevî işaretine uyarak hemen Cenab-ı Peygamber'den aldığı emir ve ilham çerçevesi içinde, kitap muhtevasını, artıksız ve eksiksiz olarak, olduğu gibi naklediyor, daha doğrusu Hazret-i Peygamber'den aynen nakil ve tercüme ediyor.

Fusus ul-Hikem'in bir hadis kitabı gibi telaki edilmesi yalanı (S.12)


Fusûs ul-Hikem'in doğrudan doğruya Hazret-i Peygamber tarafından Şeyh-i Ekber'e talim ve telkin edilmiş bir eser olduğuna göre, Şeyhin taraftarlan bu hususta şüphe ve tereddüde mahal olmadığını ve Şeyh'e hâşâ yalan isnatı varit olamayacağını söyliyerek mevzu ve gayesi iman ehlinin irşadına matuf olan bu eserin biı hadîs kitabı gibi telâkki edilmesi gerekli bulunduğunda ittifak etmişlerdir.

Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep o'dur. Yalanı (S.13)

Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep O'dur.O'nun dışında, O'nun varlığı haricinde hiçbir varlık tassavur edilemez. Çünkü Vücut birdir.

Arabi , yalanlarına Hz. Muhammed'i alet ediyor.(S.19)

627 hicret yılı Muharrem ayının son günlerinde, Şam'da (bulunduğum sıralarda) Tann Peygamberi Hazret-i Muhammed'i gerçek bir rüya âleminde gördüm. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana buyurdular ki, bu Fusûs ul-hikem = (Hikmetlerin özü) kitabıdır. Bunu al ve halka açıkça anlat da bu hikmetlerden herkes faydalansın.

Arabi, Allah'ı (haşa) kendine kul ediyor. Şirki (S.83)

Allah beni över, ben de Onu. O bana kulluk eder, ben de Ona,
Bir halde ben Onu ikrar eder ve eşyadaki çokluk ve değişiklikiği görünce inkâr ederim.
Bizden nasıl vazgeçebilir? Ben Ona müsaade eder ve Onu zuhur alanına çıkarırım.



"Bir vakit olur ki, kul şüphesiz rab olur." İftirası (S.95-96)

ŞİİR
Bir vakit olur ki Kul şüphesiz Rab olur. Başka bir vakitte de iftirasız kulluk ve derekesine iner.
Kul kulluk derekesine inerse Hak ile genişler. Rab olursa yaşayışı daralır.
Kul oluşundan dolayı nefsinin aynını görür, dilekleri şüphesiz Hak'tan genişler.
Rab oluşundan dolayı da Mülk ve Melekûl âlemlerindeki bütün mahlûkların kendisinden bir şey istediklerini görür.
Halbuki onların dileklerini yerine getirmekten zâtiyle âcizdir. Bundan dolayı bazı arifler bu yüzden ağlarlar.
O halde sen Rabb'ın kulu ol, Onun kulunun Rabb'ı olmaya bakma; sonra bu ilgi sebebiyle ateşe ve erimeye mahkûm olursun.

"Sen kulsun ve sen Tanrı'sın." İftirası (S.101)

Sen kulsun ve sen Tanrı'sın; kulluğun kimin kulu olduğunu bildiğin içindir.
Sen Tanrısın ve kulsun; çünkü sözleşmenle kendini Tanrı'ya bağladın.
Şahsın taşıdığı her akideyi o akideden başka inancı olanlar çözebilir.


"Küfür ve isyan ehli cehenneme girse de orada lezzet vardır." Yalanı (S.104)

ŞİİR

Hakk'ın yalnız va'dinde sadık olması tarafı kaldı. Ceza tehdidinde sadık olduğuna dair açık bir alâmet yoktur.
Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir.
Ancak onların cennetleri Huld cennetlerinin nimetlerine benzemez. İkisi de birdir amma aralarında tecelli farkı vardır.
- Onların cennetine tatlılığından dolayı azab denir. Bu azab sözü onda gizli olan lezzet için bir kabuk gibidir. Kabuk ise özü koruyan bir şeydir.

"Tek varlıktan başka varlık yoktur. Nur ve zulmet aynıdır." Yalanı (S.152)

---- Var olan kimdir? Varlık nedir? Varlıkta bir belirme vardır. O beliren var olan zâtın kendisidir.
Onu umumîleştiren, hususleştirmiş oldu. Onu hususî gören de umumîleştirmiş oldu.
Tek varlıktan başka varlık yoktur. Şu halde Nur ile Zulmet aynıdır.
Bu hakikatten gafil olan kimse, nefsinde perdeler bulur.


"Biz Allah'ın insan kılığına giren belirtileriyiz." Yalanı (S.190)

ŞİİR
Eğer o olmasaydı veya biz olmasaydık, olan şeyler olmazdı.
Şu halde biz hakikatte kullarız. Allah da muhakkak bizim mevlâmızdır.
Sen veya ben insan dediğimiz vakit, biz onun aynı, yani insan kılığına giren belirtisi oluruz.
Şu halde sen insan sıfatı ile perdelenme, sana bir delil de gösterdi.
İster Hak ol, ister halk ol, Allah ile Rahman olursun.


"Allah Firavunu pak ve temiz öldürdü." Yalanı (S.300-301)

Nasıl ki Firavun suda boğulurken Allah'ın kendisine verdiği iman sayesinde Musa onun için de göz nuru oldu. Şu halde Allah, (bu yüzden) Firavun'un pak ve temiz öldürdü. Çirkin ve fena amellerinden onda bir şey kalmadı. Çünkü Allah onun ruhunu yeni bir günah işlemeden önce ve imana geldiği anda kabz etti. Halbuki İslâm (Yani Hakk'ı teslim ve tasdik) evvelce geçmiş olan günahları ortadan kaldırır. Allah, bu İlim ve mazhariyeti dilediği kimse için âyet ve alâmet kıldı. Tâ ki hiç kimse İlâhî rahmetten umutsuzluğa düşmesin. Çünkü kâfirlerden başka hiç kimse Tanrı rahmetinden umut kesmez.
Şu halde Firavun eğer umutsuzlardan olsaydı imana yanaşmazdı. Demek ki, Firavun'un eşi Asiye'nin kendi hakkında "O, benim ve senin için göz nuru olsun, onu öldürmeyin, ola ki yakında bize faydası dokunur" dediği gerçekleşti ve iş böyle oldu. Gerçi her ne kadar Musa'nın Firavun mülkünü ve adamlarım öldürmeye muktedir bir Nebi olduğuna (kan ve kocadan) ikisinin ve şuuru yoktu. Fakat Allah, Musa ile her ikisine de menfaat verdi.
(Fusus ul-Hikem - Muhyiddin-i Arabi, M.E.B. Yayınları, İst-1992)




Muhyiddin İbn Arabi'nin diğer küfür sözleri ise şöyledir :


"Vakit olur ki kul Rabb olur, şüphesiz, vakit olur ki kul, kul olur şeksiz.”
(Muhyiddin İbn Arabi, Fususu'l-Hikem, 90. Bosnevi, 1, 433)

"Bizler Allah'ın zahiri suretleriyiz, O'nun tecellisiyiz. Alem ve kevn aslında bir hayal olduğu için biz O'yuz."
(Muhyiddin İbn Arabi, Fususu'l-Hikem, 159. Bosnevi, 345)

“Halık (yaratıcı) ile mahluk bir tek şeydir.”
(Muhyiddin İbn Arabi, Fususu'l-Hikem, 78)

“O’ bana hamdeder, be de O’na, O’ bana ibadet eder, ben de O’na. Bir hal içinde O’nu ikrar eylerim, a’yanda ise O’nu inkar eylerim.”
(Muhyiddin İbn Arabi, Fususu'l-Hikem, 83. Bosnevi, 1, 384-385)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-12-2012, Saat:12:07 AM, Düzenleyen: karadamlalar.
General
RE: İbni Arabi'nin Rasulullahı Sollama Zırvası
۞ Fususu,l-Hikem kitabı üzerine ve İbn Arabi,yi Tekfir Eden Alimler ۞
[b]Fususu'l-Hikem[/b] : İbn Arabi bu kitabında Tevhid Akidesini iptal edici ve insanın vücudunun Allah'ın vücudunun bir sureti, hatta bütün alemlerin O'nun sureti olduğunu, alemlerin O'nun vücudunun ayn'ı olduğunu söyler. Daha kitabının başında Allah'ın Rasulü'nü (sallallahu aleyhi ve sellem) yalan, dalalet ve küfrüne şahid tutmaktan utanmayan bu İsmailileşmiş ve Batınileşmiş bid'at ve dalalet önderi, kitabında tüm peygamberleri yalanlayıcı ve hatta Kur'an,ı tekzib edici meselelere değinir.

Bunun için yüzlerce muctehid, fakih, muhaddis, usulcü ve ilim ehli onu tekfir etmişlerdir. Bunun için ayrıntılı bilgi almak isteyen Burhanuddin el-Bikai'nin Tenbihu'l-Gabiyyi İla Tekfiri İbn Arabi ile Şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi'nin Mevkıfu'l-Akli ve'l İlmi ve'l-Alimi Min Rabbi'l-Alemin ve İbadihi el-Murselin (c.3,190,274) Daru İhyai't-Turas el-Arabi, 3.bsk.1413/1992) adlı eserine başvurabilirler.


Burhanuddin el-Bikai, Tenbihu'l-Gabiyyi İla Tekfiri İbn Arabi adlı kitabında İbn Arabi,nin bu inancı yüzünden İbn Arabiyi Tekfir edenlerin isimlerini zikretmiştir bizde bu isimleri burada zikrediyoruz :


1-۞Zeynuddin el-Iraki
2-۞Ebu Zur,a Veliyuddin Ahmed İbn Zeynuddin
3-۞İmam el-Mizzi (H.654/724)
4-۞Yusuf İbnu,z-Zeki Abdurrahman İbn Abdilmelik Ebu,l-Haccac Cemaluddin
5-۞İmam Ebu Ali İbn Halil es-Sukuti
6-۞İz İbn Abdusselam
7-۞İbn Ebi,l-Kasım es-Sulemi
8-۞Şihabuddin Ahmed İbn Yahya İbn Ebi Halce et-Telamsani el-Hanefi
9-۞Bedruddin Huseyn İbnu,l-Ehled Seyfuddin İbn Abdullatif İbn Balaban es-Suudi es-Sufi
10-۞Takıyuddin Ebu,l-Feth Muhammed İbn Ali el-Kuşeyri İbn Dakik el-İyad (H.625-702)
11-۞Ebu,l-Feth el-Ya,muri
12-۞es-Salah Halil es-Safdi
13-۞Ebu,l-Feth İbn Seyidi,n-Nas
14-۞Muhammed İbn Muhammed İbn Ali İbn Yusuf (İbnu,l-Ceziri) eş-Şafi
15-۞İmaduddin İsmail İbn Kesir
16-۞Takiyuddin Ebu,l-Hasen Ali İbn Abdi,l-Kafi es-Subki
17-۞Kutbuddin İbnu,l-Kastallani
18-۞İmaduddin İbn Ahmed İbn İbrahim el-Vasiti
19-۞Burhanuddin İbrahim İbn Mu,dad el-Cu,beri
20-۞Zeynuddin Ömer İbn Ebi,l-Harem el-Kittani eş-Şafi
21-۞Müfessir Ebu Hayyan Muhammed İbn Yusuf el-Endulisi
22-۞et-Takiyy el-Hisni
23-۞Takiyuddin el-Fasi
24-۞Bahauddin es-Subki
25-۞Alleme Şemsuddin Muhammed el-Ayzeri eş-Şafii
26-۞Şerefuddin İsa İbn Mes,ud ez-Zevavi el-Maliki
27-۞İmam Nuruddin Ali İbn Ya,kup el-Bekri eş-Şafii
28-۞Alleme Necmuddin Muhammed İbn Akil el-Balisi eş-Şafii
29-۞Cemaluddin Abdullah Yusuf İbn Hişam
30-۞Lisanuddin Muhibb İbn,l-Hatib el-Endelusi el-Maliki
31-۞Şemsuddin Ebu Abdillah Muhammed el-Mevsıli eş-Şafii
32-۞Şemsuddin Muhammed İbn Ahmed el-Bisati el-Maliki
33-۞(Mısır kadısı) İmam Şuhabuddin Ebu,l-Fadl Ahmed İbn Hacer
34-۞Şeyhulislam Siracuddin Ömer İbn Reslan el-Bulkini
35-۞Allame Burhanuddin es-Sefakisi
36-۞İmam Şemsuddin Muhammed İbn Ahmed İbn Osman ez-Zehebi
37-۞Seyfuddin İbnu,l-Mecd Ali el-Hariri
38-۞et-Tac el-Baranbari
39-۞İbrahim er-Rakki
40-۞Ebu Zeyd Abdurrahman İbn Muhammed el-Hudari İbn Haldun
41-۞İmam Radiyuddin Ebu Bekr İbn Muhammed İbn Salih el-Cibliyy (İbnu,l-Hayyat eş-Şafii)
42-۞Kadı Şihabuddin Ahmed İbn Ali en-Naşıri
43-۞Alauddin Muhammed İbn Muhammed el-Buhari el-Hanefi

Bu İmam ve muctehidler tarafından İbn Arabi Tekfir edilmiştir .

(el-Bikai,Tenbihu'l-Gabiyyi İla Tekfiri İbn Arabi (s.135-183)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.