Hediyeler ve armağanlar kime veriliyor ve sunuluyorsa bu ona: “Ben de seninleyim, seni seviyorum..” diye şahitlikten ibarettir. Bir kimse mal ile yahut başka türlü bir vasıta ile hayra çalışırsa, o çalışma: “İçimde, gönlümde cömertlik ve iyilikseverlik cevheri var.” demektir. Benim içimde takva ile cömertlikten ibaret bir cevherim vardır ki, zekât ve orucun ikisi de ona şahittir. Oruç der ki: “Allahım! Bu kişi helal lokmayı bile senin emrine uyarak yemedi. Susuzken su içmedi, nasıl olur da harama el atar?” Zekât der ki: “Bu kişi çok sevdiği malından ayrıldı ve onu yoksula verdi, bu adam nasıl olur da hırsızlık yapar?”
Fakat bu işleri, bu iyilikleri, gösteriş için, insanları aldatmak için yapıyorsa, o iki şahit, Hakk’ın ilahi adalet mahkemesinde kabul edilmezler.
Hz. Mevlâna k.s., Mesnevi
Alıntıdır
“Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes
ibadetin bir çok aşamsı vardır.. her bir aşamada sahibine farklı şeyler söyler durur..İbadetin bir aşamsı kalbin Allaha yakınlığıdır orada ibadet münadi olup seslenir der ki , "bak Rabbin sana sesleniyor, seni bir yere davet ediyor, bu işittiğin O Habibin sesi," der... bu sesi işiten kul o sese o kadar aşina ve hayran olur ki, yerde -gökte O'nun sesinden başka bir ses işitemez, duyamaz...Bir an önce Rabin davet ettiği o nadide yere varmak ister O kadar ister ki, bir çöl suya kavuşmayı bu kadar istemez...Abidin ibadeti Mabudundan Mabuduna tebessüm bukleli içi sevda mesajlarıyle dolu davetiye kartıdır...