kuran-ı hakimde geçen mucizevi bir hal olarak da addedilebilecek bir hal olması bakımından hüdhüdün konuşması, iletişim eksiğini anlatan insanın haline bir ayna tutar.
bazı tür kuşlara belli kelimeler öğretilebilir. ancak seri halde konuşma öğrenme ve bu kabileyeti bilinçli şekilde kullanma hali ise bilinen bir hal değildir.
biz kendi ilmimizi bir kuşa aktarırken kullandığımız basitlik öğrenilen şeylerin de niteliğini belirler.
buna göre babacım kelamından anne veya başka bir şey anlatılırken hep kişinin anlayışı öğretilmiştir.
belki de bir kimse bu anlayışların dışında bir anlayışı geliştirmiş ve kendi başına ayakları üstünde duran ve anlayan bir şeyin olmasını dilemiştir.
HZ.SÜLEYMAN aleyhisselatu vesselamın hüdhüdle olan konuşması ve o kuşun emre tabi olarak mevki kazanmış bir varlık olması ona öğretilen dilin de niteliğini belirler.
bize kuşların dili öğretildi. demek ki bizim verceğimiz şeyin çok ötesinde karşımızdakini anlamak için bir alem halkedilmiştir.
belki bir şey öğretmeye değil öğretilmiş şeyleri anlamak için burdayızdır. kişinin talepleri bakımından kendi dışındaki varlıklarla olan iletişiminde esasen onlara verilecek şeylerin bizlerde olmasını istediğimiz şeyler olduğunu anladığımızda bilgi eksiğimizi farkederiz.
yunustaki sonar sistemi varken ona kendi dilimizi öğretmek yerine biz onun lisanını kavrarız. yılanlardaki gece görüşü ısı algılaması da bizi yılana lisan öğretmeye değil onun hal lisanını kavramamız gerektiğini öğretir.
peki bir canlı bunların ötesinde hal lisanı ile ikisine de sahip olabilir mi?
kendisine muhattab olarak yaradanı gören bir alemde, bu alemin sessiz sakinleri ne olurda anlaşılır kelimeler söylemeye başlar. belli bir amaca özgülenmiş iken yardım amacı da gütmeye başlarlar.
bize kuşların dili öğretildi derken, hüdhüdün kendi lisanı ile konuştuğunu varsayarsak, demek ki ilim adına verilenlerin ötesinde bir ilim bir zata tanınmıştır.
rüzgar ve cinler emr-i tasarrufunda olan bir zat kuşlarla da iletişime geçebilmektedir. kuşun ihtiyacı olan havanın kontrolünde olan bu zat aleyhisselam o kuşa hükümdarlığını göstererek ikna eder. ve belki de cinlerin lisanını mevcut alemde bir canlıda oluşmasını sağlayarak iletişimi kurabilir.
cinlerin varlıkları ve bu varlık halinde mahir ifadesi kullanılan ifritlerin varlığı esasen rivayet gereği kuran-ı kerimi tertil üzere okumayı bilen bir kavmin haberlerini verir.
kuran-ı hakimi mahir şekilde oklumak hakkını verrek okumak tabiri ise ALLAH teala ile olan muhabbetin netliği olunca hükümdarlık belirten en küçük emmarede diğer mevcudat kudrete baş eğecektir. zira o kudret kaynağını ALLAH tealadan almaktadır.
tertil ile okumak denen şeyde ağır ağır harf harf okunaklı olarak yani karşındakini anlayarak okumak tabiri eşyayla olan iletişimdeki itinayı gösterir. demek ki itina sahibi olan kul karşı tarafa onun bilgisine ekleyebilecek bir bilgisinin de var olduğunu kabul ettirmiş ve ona farklı bir görev tayini yapabilecek seviyeye gelmiştir.
ilim olarak mevcut halde zaten uçma yetisine sahip olmakla bizden ileri olan bir canlıyı bu yetisini bizim için kullanabilir hale getirme ise sadece güç ile değil sevgi ve alaka ile de ilgili olmalıdır.
zaten var olanı tebdil ise zor yolu değil kolay yolu seçmeyle alakalı gibi durur.
hüdhüdün konuşması ve bunu belli bir amaca özgülemesi emre tabiyeti gibi haller bakımından en üst seviyede ilimdir. hal lisanını dil lisanına çevirmiş bir kimsenin anlayışını yansıtır.
yorumlar bekleniyor.tefekkürler paylaşılırsa bu konu daha rahat anlaşılır diye düşünüyorum.hem de yeni tefekkürlerimiz gelişir inşaallah.
ALLAH teala bizlerden razı olsun.
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)